Hava Durumu

#Türkiye

Batı Ekspres - Edirne'nin Haber Sitesi - Türkiye haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Türkiye haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Edirne’de Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Medyalama Eğitimi Haber

Edirne’de Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Medyalama Eğitimi

Uçan Süpürge Vakfı tarafından yürütülen ve Avrupa Delegasyonunun desteklediği Sanatla (Türkiye'de Sanat ve Kültür Yoluyla Değişime İlham Verme) Projesi kapsamında, Edirne’de Stylus Kitabevi Kafe’de 14-15 Nisan 2026 tarihlerinde toplumsal cinsiyete duyarlı medyalama eğitimi düzenlendi. Vatandaşların katıldığı eğitimin ilk gününde gazeteci Evrim Kepenek, toplumsal cinsiyete duyarlı medyalama konusunda sunum yaparken; toplumsal cinsiyete duyarlı medya, toplumsal cinsiyete dair temel bilgiler, medyada eşit temsilin önemi ile önyargılar tartışıldı. “FAİLLERİN GİZLENDİĞİ ÖRNEKLER VAR” Türkiye medyasında failin gizlendiği örneklerin bulunduğuna dikkat çeken Kepenek; “Bunu en yakın Emine Bulut cinayetinde görüyoruz. Yaygın basın, bunu bir cinayet üzerinden ele alıyor ve ertesi gün unutuluyor. Neden ve sonuç meselesi ortaya dökülmüyor. Bu cinayetler aslında toplumsal sorun, bir sistem sorunu ve böyle bilgiler o haberlerde yer almaz. Ama cinayet yer alır. Çünkü videosu çok tıklanır. Failler hep gizleniyor. Özellikle ‘tarafından’ kelimesi çok kullanılıyor. Bu kelime aslında faili gizleyen bir kelime. Örneğin; ‘3 kadın öldürüldü’ yazılıyor. Peki bu kadınları kim öldürdü? Erkekleri gizli özneye dönüştürüyor” ifadelerini kullandı. “ÖLDÜRÜLEN KADIN İLE ERKEĞİN FOTOĞRAFINI YAN YANA KULLANMAYIZ” Kepenek, medyada yayımlanan haberlerde kadına yönelik şiddet veya cinayet haberlerinde faillerin romantize edilerek mağdur ve mağdur ailelerini suçlayan bir dilin de kullanıldığını örneklerle açıkladı. Kepenek, haberde fotoğraf kullanımına da dikkat çekerek; “Erkeğin ve öldürülen kadının fotoğraflarını yan yana kullanma da var. Örneğin; biz, öldürülen kadın ve erkeğin fotoğrafını asla yan yana kullanmayız. Hiçbir kadın, kendisini öldüren bir erkekle fotoğrafının yan yana kullanılmasını istemez” dedi. “KİMSENİN FOTOĞRAFI SOSYAL MEDYADAN SORMADAN ALINAMAZ” Türkiye’de meydana gelen kadın cinayetlerinde editörlerin sosyal medya üzerinden öldürülen kadının fotoğrafını alarak haberde kullandığını söyleyen Kepenek; “Bu yanlıştır. Kimsenin fotoğrafını sosyal medya sayfasından sormadan alamazsınız ki burada öldürülmüş bir kadın var. Etik olarak yanlıştır” sözlerine yer verdi. “POTANSİYEL FAİLLER YOL VE YÖNTEM ÖĞRENEBİLİYOR” Kepenek, medyadaki bazı haberlerde kadın cinayetlerinin canlandırıldığını belirterek; “Biz gazeteci olarak olanı anlatmalıyız. Olayı canlandırmak ne? İzleyen aileler, potansiyel failler var. Oradan yol ve yöntem öğrenebiliyorlar” dedi. “HABERCİLİKTE MASUMİYET KARİNESİ VAR” Kadın cinayeti haberlerinde failin isminin kısaltılmasının nedenini de açıklayan Kepenek; “Bu konuda 2 görüş var. Birinci görüş; ‘erkeklerin adını kısaltmayalım, fotoğraflarını da yayımlayalım’ diyor. Biz, hak odaklı habercilik yapıyoruz. Çünkü masumiyet karinesi dediğimiz bir mesele var. En yüksek mahkeme, ‘Evet, bunlar katildir’ diyene kadar. Habercilikte masumiyet karinesi diye bir gerçek var. Binde bir de olsa o erkek katil çıkmayabilir” ifadelerine yer verdi. YARIN SONA ERECEK Kepenek, ayrıca sunumunda gazeteciler ve toplumsal cinsiyeti bir araya getiren filmlerin yer aldığı bir listeyi de katılımcılarla paylaştı. Kepenek, eğitimde mesleğindeki deneyimlerini de paylaşırken; katılımcıların fikir ve deneyimlerini de dinledi. Toplumsal cinsiyete duyarlı medyalama eğitimi yarın gerçekleştirilecek sunum ile sona erecek. UĞUR AKAGÜNDÜZ

Türkiye'nin En Büyük Adası Gökçeada'da En Büyük Ada Martısı Kolonisi Haber

Türkiye'nin En Büyük Adası Gökçeada'da En Büyük Ada Martısı Kolonisi

ÇOMÜ Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Herdem Aslan ve ekip arkadaşları 2023 yılında Gökçeada Tuz Gölü'nün nezdinde ada halkıyla, çevre koruma bilincini uyandırmak amacıyla bir proje gerçekleştirdi. Proje ardından var olan veriler ve elde edilen yeni veriler çerçevesinde, Gökçeada Tuz Gölü'nde üreyebilen, sağlıklı, ada martısının en büyük popülasyonun varlığı ortaya çıktı. Prof. Dr. Herdem Aslan, 2023 yılında Gökçeada Tuz Gölü'nün ada halkında çevre koruma bilincini uyandırmak amacıyla bir proje başlattıklarını belirterek "Türkiye'nin en büyük adası olan Gökçeada'da, bir Tuz Gölü'müz mevcut. Türkiye'deki şu anda bilinen 59 ulusal öneme sahip sulak alandan bir tanesi. Gökçeada, ada olmasından dolayı anakaradan biraz uzakta. Bu nedenle biraz daha korunaklı bir yer şu andaki şartlarda, günümüzde öyle kabul ediyoruz. Ama Tuz Gölü ve çevresinde insan baskılarından dolayı bazı sıkıntılı durumlar gözlemlenmişti, bu nedenle de orada bilimsel çalışmalar yapmaya başlamıştık. O çalışma kapsamında alanın biyoçeşitliliği nedir, zenginlikleri nelerdir diye 2016 yılında yaptığımız bir çalışmada bölgede tüm dünyada hassas statüsünde sınıflandırılan ada martısının varlığını gördük. Aslında Türkiye'de yaşayan pek çok martı türü var. Ada martısı da önemli bir tür olarak karşımıza çıktı. Biz o çalışmada sadece tür listesi olarak yayınlamıştık. Daha sonrasında 2023 yılında Gökçeada Tuz Gölü'nün nezdinde ada halkıyla birlikte, çevre koruma bilincini uyandırmak amacıyla bir proje yaptık. Turquoise Coast Environment Fund tarafından desteklenen bir STK projesiydi ve aslında halka yönelik bir farkındalık çalışmaydı. O çalışma kapsamında yine adaya yaptığımız bazı bilimsel geziler oldu" dedi. Türkiye'nin en büyük adası Gökçeada'da en büyük ada martısı kolonisi yaşadığına vurgu yapan Herdem Aslan, "O gezilere benim yönetim kurulu başkanı olduğum Su Ekosistemlerini Koruma Derneği'nin üyelerinden, yurttaş bilimine Türkiye'deki en iyi örneklerden biri olan arkadaşımız Murat Uyman da katıldı. Aslında kendisi elektrik-elektronik mühendisi. Çanakkale'de yaşayan doğa düşkünü bir kuş gözlemcisi. Gökçeada yaşayan halka kuşları gösterebilmek, öğretebilmek, onlara kuşların önemini anlatabilmek için Murat bizim ekibimizle birlikte adaya 5 farklı zamanda adaya gelip Tuz Gölü çevresinde kuşları gözlemledi ve o sırada üreyen ada martılarını fotoğrafladı, saydı ve biz bunu rapor olarak sunduk. Tuz Gölü küçük bir alan aslında baktığınızda ve yazın tamamıyla kuruyor, ortaya yazın bir tuz tabakası çıkıyor. Zaten denizle de bağlantısı olduğu için bir şekilde aslında lagün olarak isimlendiriliyor. Burası özellikle göç eden pek çok kuş türü için önemli bir durak. Mesela çok fazla orada flamingolar bulunmaktadır. Çok güzel reklam, ada ile bağlantısı olan herkesin bir reklam yüzüdür bu flamingolar. Ama bizim bu çalışma kapsamında fark ettiğimiz şey, Türkiye'nin en büyük adasında üreyebilen, dünya genelinde hassas öneme sahip ada martısının en büyük popülasyonu yaşıyor. Buna özellikle önem veriyoruz, dikkat çekmek istiyoruz" ifadelerini kullandı. Türkiye'de kaydedilmiş 17 martı türünün olduğunu ve bunlardan en nadir ve zariflerinden bir tanesinin ada martısı olduğunu kaydeden Kuş Gözlemcisi Murat Uyman, "Türkiye'de 17 martı türü kayıt altına alınmıştır. Bu martıların en zariflerinden ve en nadirlerinden birisi de Türkiye'deki yerleşik tür olan ada martısıdır. Koyu kırmızı gagası, koyu yeşilimsi grimsi ayakları ve ince yapısıyla diğer büyük martılardan kolaylıkla ayrılabilir. Son yıllarda dramatik bir şekilde hızlı bir popülasyon düşüşü yaşamıştır bu martı. Dünya Doğa ve Doğal Kaynakları Koruma Birliği'nin 2020 yılında yapmış olduğu değerlendirmede hassas düzeyde tehlike altında olan bir tür olarak kategorize edilmiştir. Bu kategori bu türün korunması için acilen eylem planları oluşturulması gerektiğini belirten bilimsel bir uyarı niteliği taşımaktadır. Ülkemizde 2013-2019 yılları arasındaki tahmini üreyen çift sayısı yaklaşık olarak 70-150 birey arasındadır. Ve Türkiye'de 7 noktada ürediği tespit edilmiştir. Ancak bu 7 noktanın çoğunda artık şu an ürediğine dair yeni veriler gelmemektedir. Ada martısı diğer büyük iri martılar gibi zorunlu olmadıkça hepçil bir martı olmayıp diyeti esas olarak balıklardır ve genellikle geceleri beslenirler" şeklinde konuştu. Ada martısının belirli nedenler yüzünden üreme konusunda bir türlü belini doğrultamadığını aktaran Murat Uyman, şunları aktardı: "2023 yılında yaptığımız bir çalışmada en az 38-44 birey ada martısının ürediğini tespit ettik. Ada martılarının sergiledikleri kur davranışlarını, kuluçkada yatan bireylerini ve yumurtadan çıkan yavrularını üreme döneminde gözlemledik. Kötü tarafı şu ki, ada martılarının ürediği bölge Gökçeada Tuz Gölü Ulusal Öneme Haiz Sulakalan sınırları içerisinde mutlak koruma alanı içerisinde değil. Yeni veriler ışığında Türkiye'nin en büyük adasında, Türkiye'nin yerleşik popülasyonuna sahip en nadir martısının üreyen en büyük kolonisinin, Gökçeada Tuz Gölü'nde bulunduğunu kur davranışlarıyla, yumurtadan çıkan bireylerle, kuluçkada olan bireylerle teyit etmiş olduk. Ve ne yazık ki, bu tür Türkiye'de bir türlü istenilen popülasyon büyüklüğüne ulaşamadı. Gökçeada Tuz Gölü özelinde bunun sebepleri arasında habitat kaybı var, aşırı otlatma var, insan baskısı var, adada üreyen popülasyon olarak daha rekabetçi bir tür olan gümüş martının baskıları var. En önemlisi de üreme alanlarını koruyacak ve popülasyonun daha da büyümesine imkan sağlayacak mutlak bir koruma statüsü yok."

Konfederasyondan Çifte Vatandaşlara Bulgaristan Seçimleri İçin "Sandığa Davet" Haber

Konfederasyondan Çifte Vatandaşlara Bulgaristan Seçimleri İçin "Sandığa Davet"

Bulgaristan'ın erken genel seçim sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Mutlu, ülkede 5 yılda sekizinci seçimin yapılacağını söyledi. Bulgaristan'ın adeta seçim sarmalına girdiğini ifade eden Mutlu, "Seçim sonrasında Bulgaristan'da hükümetler oluşturulamadı, oluşsa da çok kalıcı olmadı. Koalisyonlar oluştu ancak bu koalisyonlar çok sağlıklı işlemiyor ve yürümüyor, bu bizleri üzüyor." dedi. Mutlu, çifte vatandaşların doğup büyüdüğü Bulgaristan'ı sevdiğini dile getirerek, Bulgaristan'da yapılan her seçime önem verdiklerini vurguladı. Seçimlere katılmak için ellerinden gelen gayreti gösterdiklerini belirten Mutlu, şunları kaydetti: "Şimdi sandık sayısına kısıtlama getirildi. Bizlerden korkmaya gerek yok. Bizler, Bulgaristan'ı seviyoruz, Bulgaristan'ın geleceğini düşünüyoruz. Bulgaristan'ın iyiliğini, başarısını ve Avrupa Birliği içerisinde ileri demokrasinin yerleştiği bir ülke olmasını istiyoruz. Bu nedenle de kimsenin korkmasına gerek yok ama maalesef 20 sandığa düşürüldü sayı. Bu, bizleri üzmüştür. Trakya, İstanbul, Bursa, Eskişehir ve İzmir'de derneklerimizle yapmış olduğumuz toplantılarda bunu dile getirdik ama her şeye rağmen Bulgaristan Parlamentosu karar almış, saygı duyuyoruz." Konfederasyon çatısı altında Türkiye'de çifte vatandaşların katılımıyla düzenlenen toplantılar sonucunda deklarasyon yayımladıklarını ifade eden Mutlu, sorun ve taleplerin dile getirildiği deklarasyonun Bulgaristan'daki siyasi partilere iletildiğini belirtti ve "Türkiye'de çifte vatandaşlar için açılacak sandıklara insanımızı davet ediyoruz. Bu konuda çok hassasız. Sandık bölgelerini yayımladık. Herkesin en yakınındaki sandığa giderek oyunu kullanmasını çok arzu ediyoruz." dedi. Türkiye'deki sandıklarda yaklaşık 150 bin çifte vatandaşın oy kullanabileceğini söyleyen Mutlu, imkanı olanların ise 19 Nisan'da Bulgaristan'a giderek kendi bölgelerinde oylarını kullanması çağrısında bulunduklarını dile getirdi. Tüm partilerde Türk adayların olduğunu anlatan Mutlu, şöyle devam etti: "Umarım bu seçimlerden de önceki seçimlerde olduğu gibi bizim insanımız başarıyla çıkacak. Bizim oradaki Türk adaylarımızın seçilebilmesi için öncelikle onlara oy verilmesini çok arzu ediyoruz. Tüm partilerde Türk adaylarımız var, onlara oy verilsin. Bulgaristan Parlamentosunda istediğimiz yeri almak istiyoruz. Bulgaristan vatandaşları olarak Bulgaristan'da birinci sınıf vatandaş statüsünde iyi bir geleceğimiz olsun istiyoruz." Mutlu, Konfederasyon olarak Türkiye ve Balkanlar'daki çifte vatandaşlara hizmet verdiklerini söyledi. Türkiye'nin 52 ilindeki teşkilatları, 300'ün üzerinde dernek ve 12 federasyonla faaliyetler yürüttüklerini anlatan Mutlu, "Balkanlar'da barışın ve kardeşliğin tesis edilmesi yönünde çalışıyoruz. Bulgaristan özelinde o ülkenin asli unsurlarıyız. Oy kullanma hakkımız anayasal haktır. Bu nedenle hem Türkiye'de kurulacak sandıklarda hem de Bulgaristan'a da gidip oyumuzu kullanmayı arzu ediyoruz. İnsanımızın da duyarlılık göstereceğine inanıyorum. Avrupa Birliği içerisinde Bulgaristan demokrasisine katkı sağlayarak vatandaşlık görevimizi yerine getirmek istiyoruz." diye konuştu.

Muhtarlar Buluşması Gala Yemeğiyle Sona Erdi Haber

Muhtarlar Buluşması Gala Yemeğiyle Sona Erdi

Türkiye Muhtarlar Konfederasyonu tarafından Edirne’de düzenlenen “Huzurlu Mahalle, Huzurlu Köy, Güçlü Türkiye Muhtarlar Buluşması” gala yemeğiyle son buldu. Havsa yolunda bir restoranda düzenlenen gala yemeğine Edirne Vali Yardımcısı Sıdkı Zehin, Edirne Belediye Başkan Yardımcısı Cenk Ergüden, çeşitli kurum temsilcileri ve muhtarlar katıldı. Gala yemeği sonrası muhtarlar buluşmasını değerlendiren Türkiye Muhtarlar Konfederasyonu Genel Başkanı Kadir Delibalta; organizasyonun beklenenden daha verimli geçtiğini söyledi. Muhtarlar buluşmasını birçok farklı bölgelerde farklı konularla gerçekleştirdiklerini belirten Delibalta, Edirne’deki buluşmanın konusunun tarım olduğunu söyleyerek şunları ifade etti: “Umduğumuzdan daha verimli, hızlı ve beklediğimiz karşılığı aldık. Bizim amacımız önce Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin muhtarlarının arasında kaynaşmayı geliştirmek. Zaten var olan kaynaşmamızı daha da iyi pekiştirmek, bölgeler arası farklılıkları iki gün için bir arada durarak minimize etmek. Ayrıca devletimize ne faydamız olur noktasında her gittiğimiz yörenin, ilin ne sorunu varsa o sorunu parmak basıyoruz. Mesela Hatay'da depremi, Elazığ'da birlik beraberliği konuştuk. Kadın sağlığı seminerinden, kadın cinayetlerine, AFAD'la alakalı iş birliklerine, uyuşturucuyla mücadele, çevreyle alakalı konuları konuştuk. Edirne bir tarım kenti olduğu için tarımın sorunları, hayvancılığı konuştuk. 10 tane masa kurduk. İşin akademisyenleriyle Ankara'dan Tarım Bakanlığı’ndan danışmanlar geldi. Muhtarlarımız da zaten tarım ve hayvancılık konularında son derece bilgililer. Bu çalışmalar sonucunda raporumuz oluşturulacak ve Ankara’ya gidecek. Sonuçların inşallah bir katkısı olur. Bu anlamda bakan yardımcımızın da katılımı çok anlamlı oldu. 81 vilayetin rengini Edirne’de buluşturduk” dedi. ŞENER ŞENTÜRK

Muhtarlar Edirne’ye Hayran Kaldı Haber

Muhtarlar Edirne’ye Hayran Kaldı

Türkiye Muhtarlar Konfederasyonu ile T.C. İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü iş birliğinde düzenlenen “Huzurlu Mahalle, Huzurlu Köy, Güçlü Türkiye” programı kapsamında Edirne’ye gelen muhtarlar, kenti gezerek değerlendirmelerde bulundu. Farklı illerden gelen muhtarlar, Edirne’nin tarihi mirası, şehir düzeni ve insanlarının sıcak yaklaşımından övgüyle söz etti. “EDİRNE’YE İLK DEFA GELDİM” Edirne’den övgüyle bahseden Türkiye Muhtarlar Konfederasyonu Kastamonu Muhtarlar Derneği Başkanı Muammer Yapıcıoğlu, “Edirne, ecdadın çok büyük miraslarını taşıyan, düşmana geçit vermemiş Anadolu’nun önemli bir parçasıdır. Kastamonu Muhtarlar Derneği Başkanı olarak ilk defa Edirne’ye geliyorum. Şehrin camileri, tarihi dokusu ve kültürel yapısı beni gerçekten etkiledi. Muhtarlarımızın ve halkımızın son derece cana yakın olması da ayrı bir memnuniyet oluşturdu. Şehrin genel yapısı, düzeni ve bütünleşmiş şehir dokusu oldukça dikkat çekici. Esnafı ve alışveriş noktalarını da ziyaret ettik, gerçekten çok memnun kaldık. İnşallah Edirne’den güzel izlenimlerle ayrılacağız. Bugün, Türkiye Muhtarlar Konfederasyonu tarafından düzenlenen ‘Huzurlu Mahalle, Huzurlu Köy’ toplantısına katılıyoruz. Türkiye’nin 81 ilinden gelen muhtarlarımızla burada bir aradayız. Hem ülkemizi tanıma hem de muhtarlarımız arasında kaynaşma açısından çok verimli bir program gerçekleştiriyoruz. Bu vesileyle başta Genel Başkanımıza, İçişleri Bakanımıza, bakan yardımcılarımıza ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Ayrıca ev sahipliklerinden dolayı Edirne Valimize, Edirne milletvekillerimize ve belediye başkanlarımıza şükranlarımı sunuyorum” dedi. “SELİMİYE İNSANI BÜYÜLÜYOR” Edirneli muhtarları ve Edirne halkını da evliyalar diyarı ve şehitler diyarı olan Kastamonu’ya davet ettiğini belirten Yapıcıoğlu şu ifadeleri kullandı: “Selimiye Camii ve Eski Cami’yi de ziyaret ettik. Selimiye Camii’nin ihtişamı, duruşu ve mimarisi gerçekten insanı büyülüyor. Eski Cami ise tamamen tarih kokan bir yapıya sahip. Cuma namazımızı Eski Cami’de kıldık, Selimiye’yi de ziyaret ederek dualar ettik. Selimiye Camii’nin dokusu hiç bozulmadan, aslına uygun şekilde restore edilmesi gerçekten çok kıymetli. İçeri girdiğinizde insanı etkileyen, büyüleyen bir atmosferi var. Bu tür tarihi yapıların korunması ve yaşatılması büyük önem taşıyor. Restorasyonlar elbette gereklidir ancak bu çalışmalarda dokunun korunması en önemli husustur.” “15 TORUNUMU EDİRNE’Yİ GÖRMEYE GETİRECEĞİM” Edirne’ye 15 torunu ile tekrardan geleceğini belirten Ankara Gölbaşı Hacı Hasan Mahallesi Muhtarı Mehmet Mükerrem Çelik, “Şöyle değerlendireyim; ben Türk milletinin başkentlerinin hepsini çok severim. Edirne de Türk milletine başkentlik yapmış şehirlerimizden birisidir. Bugünkü Türkiye Cumhuriyeti’nin başkenti Ankara’da muhtarım. Tarihi gördük, Edirne’yi gezdik. Şehrin misafirperverliğini de yakından gördük. Muhtar arkadaşlarımızla da ortak fikrimiz; şehir temiz, düzenli ve huzurlu bir yapıya sahip. Gerçekten güzel bir yaşam ortamı var. Tüm Edirnelilere hayırlı ve huzurlu bir yaşam diliyoruz. Edirne’ye tekrardan gelmek istiyorum ve hatta şöyle bir karar aldım: Bir minibüsüm var. Allah nasip ederse 15 torunumla birlikte buraya gelip tarihi yerleri gezdirmek istiyorum. Özellikle tabyaları, Selimiye Camii’ni ve diğer tarihi alanları onlara da göstermek istiyorum. Allah nasip ederse, bundan sonraki ziyaretlerde de zamanımıza uygun güzel eserlerin yapılmasını ve bu değerlerin yaşatılmasını diliyorum” ifadelerine yer verdi. “EKSİKLERİ VAR AMA ÖZÜNDE GÜZEL BİR ŞEHİR” Edirne’de gördüğü bir eksikliğe değinen İstanbul'un Çatalca ilçesine bağlı Binkılıç Mahalle Muhtarı Nazan Kurtan, “Edirne’ye daha önce de birçok kez geldim. Özellikle Ramazan aylarında kadınları cami gezilerine getiriyoruz, o vesileyle de sık sık geldim. Daha önce turla da gelmiştim. Organik tarım konusunda da çalışmalar yapıyorum. Yaklaşık 25 yıldır bu alandayım. Bu bölgelerde organik tarım yapılabilir mi, su ve doğa temizliği nasıl, bunlarla ilgili araştırmalar da yaptık. Edirne, Osmanlı’dan kalan çok güzel bir şehir. Ancak biraz daha gelişmesi gerektiğini düşünüyorum. Tarihi dokuyu koruyarak gelişim sağlanmalı. Az önce geçerken de bazı tarihi yapıların yanından geçtik. Mesela eski bir ev vardı; aslında korunması gereken bir yapıydı. Belki tapu açısından bir durumu vardır ama ben olsam o yapıyı koruma altına alır, çok daha güzel bir hale getirirdim. Eksikler var ama Edirne’nin özünde çok güzel bir şehir olduğunu düşünüyorum. İnsanları da benim köyümün insanlarıyla çok benzer. Kültür olarak birbirimize çok yakınız; yemeklerimiz, kıyafetlerimiz, konuşma tarzımız ve yaşam biçimimiz oldukça benziyor” diye konuştu. MERT ERİŞKİN

KBÜ’den Savunma Sanayisine Otonom Robot Köpek Projesi Haber

KBÜ’den Savunma Sanayisine Otonom Robot Köpek Projesi

Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) 1501 Sanayi Ar-Ge Destek Programı kapsamında kabul edilen "Çok Amaçlı Görev Planlama için Otonom Robot Köpek Tasarımı ve Geliştirilmesi" projesi ile yerli ve milli bir çözüm ortaya konulması hedefleniyor. Proje, Karabük Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Araştırma Görevlisi Ali Art’ın sahibi olduğu AI ARD Robotik A.Ş. tarafından, İstanbul Teknik Üniversitesi bünyesindeki Aware Robotik iş birliğiyle yürütülecek. İki yıl sürecek çalışma kapsamında farklı görevleri yerine getirebilen otonom robot köpek geliştirilecek. Projenin özellikle zorlu ve riskli alanlarda kullanılmak üzere tasarlandığını belirten Ali Art, dört ayaklı robotların engebeli arazilerde tekerlekli sistemlere göre daha etkin görev yapabildiğini ifade etti. Dünyada bu alanda faaliyet gösteren firma sayısının sınırlı olduğunu vurgulayan Art, yüksek maliyetler ve ihracat kısıtlamaları nedeniyle yerli çözümlerin öneminin arttığını dile getirdi. Yapay zekâ tabanlı olarak geliştirilecek sistemin; algı, sensör füzyonu, pekiştirmeli öğrenme ve hibrit kontrol mimarisi gibi ileri teknolojileri içereceği belirtildi. Proje kapsamında elektronik kart tasarımı, aktüatör ve güç aktarma sistemleri ile görev kontrol ve kullanıcı arayüzü gibi kritik bileşenler geliştirilecek. Çalışmanın, Türkiye’nin mobil robotik ve otonom sistemler alanındaki Ar-Ge kapasitesine katkı sağlaması hedeflenirken, Karabük Üniversitesi Teknokent bünyesinde yürütülen bu tür projelerle akademik bilgi birikiminin teknolojiye dönüştürülmesi ve sanayi iş birliklerinin güçlendirilmesi amaçlanıyor.

Edirne'deki Nevruz Ateşi Millet Bahçesinde Yakıldı Haber

Edirne'deki Nevruz Ateşi Millet Bahçesinde Yakıldı

Edirne’de Nevruz coşkuyla kutlandı. Söğütlük Millet Bahçesi’nde Edirne Valiliği tarafından düzenlenen programa vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi. AK Parti Edirne Milletvekili Fatma Aksal Nevruz kutlamalarıyla ilgili olarak yaptığı konuşmada; “Bugün Edirne'de bu güzel söğütlük millet bahçesinde baharın gelişini, doğanın canlanışını sizlerle birlikte kutlamaktan duyduğum memnuniyeti ifade ediyorum Nevruz bizim Orta Asya'dan Avrupa'ya Balkanlar'dan Kafkasya'ya oradan Anadolu'ya kadar hep birlikte kutladığımız ortak kültürel mirasımız. Nevruz'un aynı zamanda birliğimize, beraberliğimize, huzurumuza vesile olmasını diliyorum" ifadelerini kullandı. Edirne Belediye Başkan Yardımcısı Onur Öktem, Edirneliler ve tüm Türk dünyası için baharın müjdeleyicisi Nevruz’un sevgi, mutluluk ve barış getirmesini diledi. “NEVRUZ, UYANIŞ VE BİRLİĞİN SİMGESİDİR” Programda konuşan Edirne Valisi Yunus Sezer, Nevruz’un yalnızca bir mevsim değişimi değil, aynı zamanda köklü bir kültürel miras olduğunu vurguladı. Sezer konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “Bulunduğumuz Söğütlük Millet Bahçesi, Arda’nın, Tunca’nın ve Meriç’in bereket kattığı çok özel bir noktadır. Hemen arkamızda Selimiye Camii’nin manevi atmosferiyle bu güzel bayramı kutluyoruz. Nevruz; Orta Asya’dan Balkanlar’a kadar uzanan geniş bir coğrafyada milletimizin aynı anda uyanışını simgeler. Baharla birlikte toprağın canlanması gibi, bizler de kültürümüzü ve değerlerimizi yeniden hatırlıyoruz.” Sezer, Nevruz’un geçmişten bugüne gelen gelenekleri yaşatmadaki önemine de değinerek, “Çocukluğumuzda yumurta tokuşturduğumuz, oyunlar oynadığımız bu bayram, aslında bizi biz yapan değerleri hatırlatan önemli bir mirastır. Bugün de aynı heyecanı yeni nesillere aktarmanın mutluluğunu yaşıyoruz” dedi. “NEVRUZ, UYANIŞ VE BİRLİĞİN SİMGESİDİR” Programda konuşan Edirne Valisi Yunus Sezer, Nevruz’un yalnızca bir mevsim değişimi değil, aynı zamanda köklü bir kültürel miras olduğunu vurguladı. Sezer konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “Bulunduğumuz Söğütlük Millet Bahçesi, Arda’nın, Tunca’nın ve Meriç’in bereket kattığı çok özel bir noktadır. Hemen arkamızda Selimiye Camii’nin manevi atmosferiyle bu güzel bayramı kutluyoruz. Nevruz; Orta Asya’dan Balkanlar’a kadar uzanan geniş bir coğrafyada milletimizin aynı anda uyanışını simgeler. Baharla birlikte toprağın canlanması gibi, bizler de kültürümüzü ve değerlerimizi yeniden hatırlıyoruz.” Sezer, Nevruz’un geçmişten bugüne gelen gelenekleri yaşatmadaki önemine de değinerek, “Çocukluğumuzda yumurta tokuşturduğumuz, oyunlar oynadığımız bu bayram, aslında bizi biz yapan değerleri hatırlatan önemli bir mirastır. Bugün de aynı heyecanı yeni nesillere aktarmanın mutluluğunu yaşıyoruz” dedi. “EDİRNE TARİHİN VE GELECEĞİN ŞEHRİ” Programda konuşan İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan ise Edirne’nin tarihsel ve stratejik önemine dikkat çekti. Turan, konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “Bugün büyük bir heyecanla Edirne’deyiz. Burası sadece bir şehir değil, adeta tarihin emaneti. Mimar Sinan’ın izlerini taşıyan, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan çok kıymetli bir mirasa sahip. Edirne, Avrupa’ya açılan kapımızdır ve bu yönüyle son derece stratejik bir konumdadır.” Nevruz’un anlamına da değinen Turan, “Nevruz; yeniden diriliş, uyanış ve umut demektir. Bu bayram, ayrışmanın değil birliğin simgesidir. 86 milyonun ortak değeridir. Aynı bayrak altında yaşayan, aynı toprakları paylaşan bir millet olarak bu değerleri birlikte yaşatmak zorundayız” dedi. Türk Polis Teşkilatı’nın 181. kuruluş yıl dönümünü de hatırlatan Turan, emniyet güçlerine teşekkür ederek, “Bu millet her zor anında polisinin yanında olduğunu bilir. Emniyet teşkilatımız, bu ülkenin huzurunun teminatıdır” ifadelerini kullandı. MEHMET EFECAN HIDIROĞLU

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.