Hava Durumu

#Türkiye

Batı Ekspres - Edirne'nin Haber Sitesi - Türkiye haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Türkiye haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Uzman Doktordan Hantavirüs Yorumu Haber

Uzman Doktordan Hantavirüs Yorumu

Edirne’de görev yapan Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Adil Yılmaz, son günlerde kamuoyunda endişeye neden olan hantavirüs hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Özellikle sosyal medyada yayılan bilgi kirliliğine dikkat çeken Yılmaz, Türkiye’de şu an için paniğe neden olacak bir tablo bulunmadığını söyledi. Hantavirüsün yeni ortaya çıkan bir hastalık olmadığını belirten Yılmaz, virüsün ilk kez 1970’li yıllarda Güney Kore’de görüldüğünü ifade ederek şu bilgileri verdi: “Bu virüsün temel taşıyıcıları kemiricilerdir. Özellikle tarla fareleriyle ilişkilidir. Kedilerle ilgili ortaya atılan bazı bilgiler doğru değil. Tam tersine doğadaki dengeyi koruyan hayvanların azalması kemirici popülasyonunu artırabiliyor.” “TÜRKİYE’DE ÜRKÜTÜCÜ BİR TABLO YOK” Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı verilerine dikkat çeken Yılmaz, 2009-2025 yılları arasındaki istatistiklerde ciddi bir salgın tablosu görülmediğini belirtti. Yılmaz, “2009’dan 2025’e kadar toplam ölüm sayısı 15. Son iki yılda ise ölüm vakası sıfır. Vakalar yıllara göre değişiklik gösteriyor ancak korkutucu bir tablo söz konusu değil” dedi. Virüsün belirtilerine ilişkin de bilgi veren Yılmaz, hastalığın ilk etapta yüksek ateş, kas ağrısı, halsizlik ve titremeyle ortaya çıktığını söyledi. Bazı vakalarda böbrek yetmezliği ve solunum problemlerinin görülebildiğini aktaran uzman doktor, özellikle Amerika kıtasında farklı klinik tabloların görüldüğünü ifade etti. “İNSANDAN İNSANA BULAŞTIĞI KANITLANMADI" Pandemi endişelerine de yanıt veren Yılmaz, hantavirüsün Covid-19 gibi yaygın bulaşıcı bir yapıda olmadığını vurguladı. “Pandemi olması için hastalığın insandan insana bulaşması gerekir. Şu ana kadar hantavirüsün insanlar arasında bulaştığı bilimsel olarak net şekilde kanıtlanmış değil” ifadelerini kullanan Yılmaz, bulaşın daha çok kemiricilerin dışkı ve idrarıyla kirlenen alanlardan kaynaklandığını söyledi. “HİJYEN VE GIDA TEMİZLİĞİ ÇOK ÖNEMLİ” Vatandaşlara önemli uyarılarda bulunan Yılmaz, özellikle gıda hijyenine dikkat edilmesi gerektiğini belirterek “Farelerin yaşayabileceği alanları kontrol altında tutmamız gerekiyor. Özellikle kamp alanları, ambarlar, depolar gibi yerlerde dikkatli olunmalı. Yerde yetişen maydanoz, tere gibi sebzeler çok iyi temizlenmeli. Sirkeli suda bekletilmesini özellikle öneriyorum” dedi. Dünyada yılda yaklaşık 26 bin hantavirüs vakasının bildirildiğini kaydeden Yılmaz, bunların büyük bölümünün Avrupa ve Asya ülkelerinde görüldüğünü söyledi. Uzman doktor, “Tedbiri elden bırakmamalıyız ama korku ve paniğe de gerek yok. Hijyen kurallarına dikkat edildiğinde risk büyük ölçüde azaltılabilir” diye konuştu MEHMET EFECAN HIDIROĞLU

Bakan Bayraktar, Kırklareli'nde Konuştu Haber

Bakan Bayraktar, Kırklareli'nde Konuştu

Bayraktar, Babaeski ilçesinde ENKA 850 megavat Doğal Gaz Kombine Çevrim Santrali açılışında yaptığı konuşmada, enerjide kalkınmanın, milli güvenliğin ve bağımsızlığın en temel unsurlarından biri olduğunu söyledi. Son 5-6 yılda pandemiyle birlikte dünyada başlayan krizler döneminin, son olarak İran merkezli yaşanan savaşla farklı bir boyuta ulaştığını ifade eden Bayraktar, enerjide arz kaynaklı büyüyen kriz ortamında tüm ülkelerin vatandaşlarına kesintisiz, güvenilir ve uygun maliyetli enerji temin etmek için büyük mücadele verdiğini kaydetti. Türkiye'nin bu süreci yakından takip ettiğini, riskleri doğru okuyarak fırsata dönüştürmek için kararlı adımlar attığını vurgulayan Bayraktar, şöyle konuştu: "Şunu açık bir şekilde ifade etmek isterim, son yıllarda uyguladığımız politikalar sayesinde Türkiye, enerji krizlerinden en az etkilenen, bu krizlere en dirençli ülkelerden biri haline gelmiştir. Altyapı yatırımlarımız, kaynak çeşitlendirme politikamız ve proaktif yaklaşımımız sayesinde vatandaşlarımızın enerjiye kesintisiz erişimini sağlayabiliyoruz. Doğal gazda depolama kapasitemizi artırdık, LNG altyapımızı güçlendirdik, yeni tedarik anlaşmalarıyla kaynaklarımızı çeşitlendirdik. Aynı zamanda vatandaşlarımızı küresel fiyat dalgalanmalarına karşı korumak için önemli destek mekanizmalarını da devreye aldık." Bayraktar, Türkiye'nin her geçen gün kalkındığını ve refah seviyesinin yükseldiğini belirtti. Bununla bağlantılı olarak enerji talebinin de her geçen yıl arttığını dile getiren Bayraktar, "Türkiye olarak sanayisi büyüyen, nüfusu artan ve kentleşmesi süren bir ülkeyiz. Geçtiğimiz 23 yılda 3 kat artan elektrik talebimizin, önümüzdeki 30 yılda da en az 3 kat büyüyeceğini tahmin ediyoruz. Zira tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de önemli bir elektrikleşme trendiyle karşı karşıyayız." diye konuştu. Yapay zeka, veri merkezleri ve elektrikli otomobillerin kaliteli ve kesintisiz elektriğe ihtiyaç duyduğunu aktaran Bayraktar, sürekli artacak elektrik talebini yönetmek için mevcut durumla yetinemeyeceklerini belirtti. Planlı, akılcı ve uzun vadeli adımlar atmanın zorunlu hale geldiğini belirten Bayraktar, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Bu yıl Milli Enerji ve Maden Politikamızın 10. yılında, ülkemizin uzun dönemli enerji planlamasını güncelliyoruz. Daha dirençli, daha esnek ve daha sürdürülebilir bir enerji sistemi inşa etmek için kapsamlı bir dönüşüm sürecindeyiz. Türkiye'nin bu yeni enerji mimarisinde yenilenebilir enerji yatırımlarını daha da artıracağız, doğal gaz ve elektrik altyapımızı çok daha güçlendireceğiz, nükleer enerji projelerimizi hayata geçireceğiz, enerjimizi verimli kullanacak enerji yoğunluğumuzu her yıl iyileştireceğiz, dijitalleşme ile enerji sistemimizi daha akıllı hale getireceğiz. Aynı zamanda uluslararası iş birliklerimizi geliştirerek Türkiye'yi enerjide merkez ülke yapma hedefimiz doğrultusunda ilerlemeye devam edeceğiz." Bayraktar, enerji politikalarını şekillendiren üç temel önceliklerinin arz güvenliği, enerjide dışa bağımlılığın azaltılması ve 2053 net sıfır hedefi olduğunu vurguladı. Yatırımların hız kesmeden sürdüğünü aktaran Bayraktar, şunları kaydetti: "Son 20 yılda enerjide çok büyük bir dönüşümü hayata geçirdik. Bugün geldiğimiz noktada elektrikte kurulu gücümüz 125 bin megavatı aşmış durumda ve bunun yüzde 63'ü yenilenebilir enerji kaynaklarından oluşuyor. Güneş ve rüzgar enerjisinde adeta tarihi bir atılım gerçekleştirdik. Sadece 13 yılda bu alanlarda kurulu gücümüzü 41 bin megavatın üzerine taşıdık. Önümüzdeki dönemde de bu yatırımlarımız hız kesmeden devam edecek." Bayraktar, yenilenebilir enerji kaynaklarının doğası gereği kesintili kaynaklar olduğunu belirtti. Geçen yıl Avrupa'da yaşanan ve 60 milyon insanın hayatını etkileyen kesintilerin, yalnızca yenilenebilir enerjiye bel bağlamanın risklerini gösterdiğini ifade eden Bayraktar, bu noktada doğal gaz çevrim santrallerinin öneminin büyük olduğunu dile getirdi. Türkiye'nin enerji dönüşümünde doğal gazı kritik bir "geçiş yakıtı" olarak konumlandırdıklarını belirten Bayraktar, "Hem 2053 net sıfır emisyon hedeflerimize ulaşmamıza katkı sağlıyor hem de arz güvenliğimizi teminat altına alıyor. 125 bin megavatı aşan toplam kurulu gücümüzün yaklaşık 25 bin megavatı, yani 5'te 1'i doğal gaz santrallerinden oluşuyor. 2025 yılının tamamında ürettiğimiz 363 milyar kilovatsaat elektriğin yüzde 23'ü, yani 83 milyar kilovatsaati doğal gaz santrallerimiz tarafından üretildi. Türkiye Ulusal Enerji Planı kapsamında hedefimiz, artan talebin karşılanmasında ve kesintili yenilenebilir enerjinin dengelenmesinde 2035 yılına kadar doğal gaz kapasitemize ilave 10 bin megavat yeni kurulu güç eklemektir." ifadelerini kullandı. Açılışı yapılan tesis hakkında da bilgi veren Bayraktar, 852 megavat kurulu güce sahip santralin sadece Kırklareli için değil, tüm Marmara Bölgesi için stratejik yatırım niteliği taşıdığını söyledi. Marmara Bölgesi'nin Türkiye'nin sanayi ve üretim üssü olduğunu aktaran Bayraktar, bölgenin elektrik tüketiminin en yoğun olduğu yer olduğunu ifade etti. Bayraktar, Türkiye’nin yıllık 60 milyar metreküplük doğal gaz tüketimiyle Avrupa’da dördüncü sırada bulunduğunu belirtti. Bu tüketimin yaklaşık yüzde 20-25'lik kısmının elektrik üretiminde kullanıldığını ifade eden Bayraktar, şunları kaydetti: "Bugün BOTAŞ, 6 kıta, 39 ülke ve 50'den fazla kaynaktan boru hatlarıyla veya sıvılaştırılmış şekilde doğal gaz tedarik ediyor. Aynı zamanda Sakarya Gaz Sahası başta olmak üzere yurt içinde ve yurt dışında günlük 22 milyon metreküplük doğal gaz üretiyoruz. LNG gazlaştırma kapasitemiz 2016'dan bu yana yaklaşık 5 kat arttı ve günlük yaklaşık 161 milyon metreküpe ulaştı. Önümüzdeki birkaç yıl içerisinde iki yeni FSRU ile bu kapasiteyi günlük 200 milyon metreküpe çıkaracağız." Bayraktar, Silivri ve Tuz Gölü'ndeki yer altı depolama tesislerinin toplam kapasitesini 6,3 milyar metreküpe çıkardıklarını belirtti. 2028 yılına kadar yapılacak yatırımlarla Türkiye’de tüketilen doğal gazın en az yüzde 20'sini depolayabilecek kapasiteye ulaşılacağını anlatan Bayraktar, şöyle devam etti: "Gerçekleştirdiğimiz uluslararası projeler ve bu güçlü altyapı sayesindedir ki doğal gazda hamdolsun bir arz sorunu yaşamıyoruz, inşallah bundan sonra da yaşamayacağız. Türkiye, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde büyük bir kararlılıkla, büyük bir inançla enerjide merkez ülke olma yolunda emin adımlarla yürüyor. Bir yandan Karadeniz'de kendi gazımızı üretiyoruz, bir yandan nükleer güç reaktörlerimizi inşa ediyoruz, bir yandan da bugün burada olduğu gibi modern doğal gaz çevrim santrallerimizi devreye alıyoruz. Bu önemli yatırımın, ülkemizin enerji piyasalarına olan güvenin önemli bir göstergesi olduğunun altını tekrar çizmek istiyorum." ENKA Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Mehmet Tara da tesis hakkında bilgi verdi. Konuşmaların ardından Tara, Bakan Bayraktar'a plaket takdim etti. Açılış kurdelesinin kesilmesinin ardından Bakan Bayraktar ile beraberindekiler santral alanını gezdi.

Şampiyon Atlet Ada Öztürk, Kürsü Hedefinden Vazgeçmiyor Haber

Şampiyon Atlet Ada Öztürk, Kürsü Hedefinden Vazgeçmiyor

Genç sporcu Ada, geçen hafta İstanbul'da düzenlenen "Decathlon Türkiye'nin En Hızlısı" atletizm yarışlarında mücadele ederek birinci oldu. Atletizmde 2 yılda 10 madalya kazanan Ada, 4 kere de Türkiye şampiyonu olmayı başardı. Her zaman kürsüde olmak isteyen Ada, haziran ayında düzenlenecek Türkiye şampiyonasında da madalyalarına yenilerini eklemek için çalışıyor. Genç sporcu Ada Öztürk, yarışlarda birincilik kürsüsünde olmanın gurur verici olduğunu söyledi. Katıldığı her yarışın kendisi için bir tecrübe olduğunu ifade eden Öztürk, "Decathlon Türkiye'nin En Hızlısı yarışı zordu ama bu yıl da birinci olmayı başardım. Geçen yıl da birinci olmuştum. Birinci olduğum için İtalya'da düzenlenecek 18 Yaş Altı Avrupa Atletizm Şampiyonası'nı yerinde izlemeye hak kazandım. Bu benim için çok önemli." dedi. Öztürk, kürsüde yer aldıkça kendisine güveninin arttığını belirterek, "Her zaman kürsüde yer alarak altın madalyayı kazanmak istiyorum. Daha güzel derecelere imza atıp ailemi ve antrenörümü gururlandırmak istiyorum." ifadelerini kullandı. Antrenörü Neşe Parlak Sel ise sporcusunun şampiyonalardan madalyayla dönmeyi alışkanlık haline getirdiğini dile getirdi. Ada'nın yine birinci olmasının sevindirici olduğunu dile getiren Sel, "En iyi şekilde çalışmaya devam edeceğiz. Başarıları çok güzel. Haziranda Türkiye şampiyonasında mücadele edecek. İstikrarlı bir şekilde yolumuza devam edeceğiz." diye konuştu.

Sigara Şirketleri 20 Yaş Altı Gençleri ve Çocukları Hedef Alıyor Haber

Sigara Şirketleri 20 Yaş Altı Gençleri ve Çocukları Hedef Alıyor

Ergüder, sigaranın en ölümcül ve önlenebilir risk faktörlerinden biri olduğunu ifade etti. Dünyada her yıl yaklaşık 7 milyon, Türkiye'de ise 100 bine yakın kişinin tütün kullanımına bağlı nedenlerle erken yaşta hayatını kaybettiğini vurgulayan Ergüder, sigara dumanında 7 binin üzerinde kimyasal madde bulunduğunu, bunların yaklaşık 80'inin doğrudan kanserojen olduğunu belirtti. Sigara şirketlerinin stratejik olarak gençleri hedef aldığını dile getiren Ergüder, "Sigara şirketleri en çok 20 yaşından küçük gençleri ve çocukları hedef alır çünkü onları küçük yaşta nikotin bağımlısı yaptıklarında, hayat boyu bağımlı hale getirerek ekonomik olarak da kendilerine bağlarlar." dedi. Türkiye’nin 2008 yılında yürürlüğe giren "Dumansız Hava Sahası" uygulamasıyla tütün kullanım oranını yüzde 27'lere kadar düşürdüğünü hatırlatan Ergüder, 2013 yılından sonra sigara şirketlerinin taktik değişikliğine gitmesiyle bu oranların yeniden yükselişe geçtiğini kaydetti. Son 10 yılda tütün kullanımında artış gözlendiğine dikkati çeken Ergüder, "Özellikle 2013'ten sonra sigara şirketleri daha çok genç kadınlara ve kız çocuklarına yöneldi. Bu durum kadınlar arasında tütün kullanım oranının artmasına neden oldu. Sağlık Bakanlığı verilerine göre Türkiye'de tütün kullanım oranı yüzde 34'e, kadınlarda ise yüzde 20'nin üzerine çıktı." ifadelerini kullandı. Sigaranın toplum sağlığı açısından ciddi tehdit oluşturduğunu vurgulayan Ergüder, Türkiye'de erkeklerin yaklaşık yüzde 50'sinin sigara kullandığını söyledi. Tütün kullanımının yalnızca sağlık alanında değil, ekonomi üzerinde de büyük yük oluşturduğunu belirten Ergüder, tedavi giderleri, ilaç harcamaları ve iş gücü kaybının ülke ekonomisine ciddi zarar verdiğini sözlerine ekledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.