Hava Durumu

#Veri Odaklı

Batı Ekspres - Edirne'nin Haber Sitesi - Veri Odaklı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Veri Odaklı haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Bluefarm Tarım'dan 4,5 Milyon Avroluk Yaban Mersini Çiftliği Yatırımı Haber

Bluefarm Tarım'dan 4,5 Milyon Avroluk Yaban Mersini Çiftliği Yatırımı

Şirketten yapılan açıklamaya göre, DCT Trading ve Bluefarm Tarım Yönetim Kurulu Başkanı Levent Sadık Ahmet ve Maxis Genel Müdürü Özgür Temel'in ev sahipliğinde düzenlenen Bluefarm Tarım Yaban Mersini Üretim Çiftliği'nin tanıtım etkinliğine Edirne Valisi Yunus Sezer de katıldı. Türkiye İş Bankası iştiraki Maxis Girişim Sermayesi Portföy Yönetimi AŞ Karma Strateji Fonu ortaklığıyla kurulacak proje, yaklaşık 265 dönümlük alanda fazlar halinde hayata geçirilecek. Türkiye'nin ve Avrupa'nın en gelişmiş yaban mersini üretim tesislerinden biri olması hedeflenen yatırım kapsamında yaklaşık 150 bin yaban mersini fidanı dikilecek. Otomasyon tabanlı altyapıyla faaliyet göstermesi planlanan çiftlikte, üretimin saksılarda yapılması öngörülüyor. Sulamadan gübrelemeye, bitki sağlığından iklim kontrolüne kadar tüm süreçlerin dijital olarak izleneceği projede veri odaklı üretim modeli uygulanacak. Modern tarım teknolojileri, uluslararası tedarik zinciri yönetimi ve stratejik finansman ortaklıklarını bir araya getiren örnek bir model oluşturulması amaçlanıyor. "EDİRNE TEK BAŞINA TÜRKİYE'NİN ÇELTİK ÜRETİMİNİN YÜZDE 50'SİNDEN FAZLASINI GERÇEKLEŞTİRİYOR" Açıklamada törendeki görüşlerine yer verilen Edirne Valisi Yunus Sezer, Edirne ve İpsala'nın Türkiye'nin tarım alanında başarılı il ve ilçeleri arasında yer aldığına dikkati çekti. Sezer, bölgede ay çekirdeği, buğday ve kanola gibi ürünlerin tarımının da başarıyla yapıldığını vurgulayarak, "Özellikle katma değeri fazla olan, çiftçimizin faydalanabileceği ve istihdama da katkı sağlayacak alternatif tarım ürünlerine çok ihtiyacımız var. Bu yüzden Bluefarm Tarım'ın yaban mersini projesi de bizim için çok önemli bir proje." ifadelerini kullandı. Projenin bölgede yaygınlaşmasının önemine değinen Sezer, şöyle devam etti: "Levent Sadık Ahmet'le ilk görüşmemizde, kendilerine sağlayabileceğimiz tüm boş arazilerde ekim yapabileceklerini, çiftçilerin kullanılmayan arazilerini de değerlendirebileceklerini belirtti. Bugün açılışını yaptığımız bu yatırım, inşallah bir başlangıç olur. Bugün 265 dönümde 150 bin fidan hedefi bulunuyor. Bu sayı inşallah 1 milyona ulaşır ve binlerce dönüm alanda bu faaliyeti yapma imkanımız olur." "BÖLGEDE SÜRDÜRÜLEBİLİR, ÖLÇEKLENEBİLİR VE İHRACAT ODAKLI BİR TARIM EKOSİSTEMİ OLUŞTURMAYI HEDEFLİYORUZ" DCT Trading ve Bluefarm Tarım Yönetim Kurulu Başkanı Levent Sadık Ahmet de Bluefarm Tarım'ı yalnızca bir üretici olarak değil, "tarımda dönüşüm lideri" olarak konumlandırdıklarını belirtti. İlk yatırımlarını da bu vizyon doğrultusunda planladıklarını ifade eden Ahmet, yatırım tamamlandığında Türkiye'nin başta Avrupa olmak üzere dünya yaban mersini pazarında yükselen bir tedarikçi konumuna gelmesini hedeflediklerini aktardı. Yüksek katma değerli ve dış talebi güçlü bir ürün olan yaban mersininin İpsala'nın tarım ekonomisine yeni bir yön kazandıracağını vurgulayan Ahmet, ihracat kapasitesiyle Türkiye'nin tarımsal gelirlerine önemli bir katkı sunacak olan bu yatırımla bölgede istihdam sağlayacaklarına dikkati çekti. Özellikle kadın istihdamını destekleyecek olan projeyle aynı zamanda Yunanistan'da başarıyla yürüttükleri anlaşmalı tarım modelini, Türkiye'de de uygulayacaklarının bilgisini paylaşan Ahmet, şu değerlendirmede bulundu: "Bu kapsamda kendi üretimimizi gerçekleştirirken bölgede yaban mersini üretmek isteyen çiftçilere bitki ve malzeme tedariki, eğitim ve teknik danışmanlık, sulama-fertilizasyon protokolleri ile lojistik ve satış desteği gibi uçtan uca çözümler sunmayı, onların da büyüyen pazara dahil etmeyi planlıyoruz. Böylece bölgede sürdürülebilir, ölçeklenebilir ve ihracat odaklı bir tarım ekosistemi oluşturmayı hedefliyoruz." DCT Trading'in Bluefarm Tarım'ın İpsala'daki yeni yatırımıyla, Yunanistan'da edindiği yaban mersini üretimi, paketleme ve lojistik alanındaki tecrübeyi Türkiye'ye taşıma fırsatı elde ettiğini kaydeden Ahmet, "Yunanistan'da faaliyet gösteren ve f yıllara dayanan üretim deneyimiyle Bluefarm Tarım projesine doğrudan katkı sağlıyor." değerlendirmesini yaptı. Ahmet, Bluefarm IKE'nin Yunanistan'daki operasyonlarından elde ettiği yüksek verimli çeşit seçimini, sulama ve besleme protokollerini, hasat yönetimiyle ihracat süreçlerine ilişkin bilgi birikimini ve operasyonel deneyimini İpsala'daki yatırımlarına entegre ederek projeyi güçlü bir altyapıyla hayata geçirdiklerinin altını çizdi. İpsala'da Avrupa pazarında talebi yüksek olan "premium" kalite yaban mersini üretimine odaklanacaklarına işaret eden Ahmet, "Bluefarm Tarım'ın ürün paketleme ve lojistik süreçleri ise ilk aşamada yine Yunanistan'daki bir diğer bağlı ortaklığımız YAKA IKE tarafından yürütülecek. Böylece üretimden paketlemeye, ihracattan raflara uzanan entegre bir değer zinciri oluşturacağız." değerlendirmelerinde bulundu. "Proje bölgesel istihdama, özellikle de kadın istihdamına katkı sunacak" Maxis Genel Müdürü Özgür Temel ise Bluefarm Tarım yatırımının Maxis Karma Strateji Fonu'nun ilk yatırımı olduğunu belirterek, projenin şirketin tarıma, üretime ve ihracat potansiyeli yüksek alanlara bakışını yansıttığını ifade etti. Maxis Girişim Sermayesi'nin 19 fon altında yaklaşık 600 milyon dolar tutarında varlık yönettiğini belirten Temel, yönettikleri sermayeyi yalnızca büyümenin finansmanı olarak değil, doğru iş modellerinin kurumsallaşması ve ölçek kazanması için stratejik bir araç olarak değerlendirdiklerini aktardı. Yaban mersininin yüksek katma değerli ve dış talebi güçlü bir ürün olduğuna dikkati çeken Temel, şunları kaydetti: "Yaban mersini üzerinden Türkiye'nin özellikle Avrupa pazarında daha güçlü bir tedarikçi konumuna gelmesi, bu yatırımın ülkemiz açısından önemli stratejik çıktılarından biri olacaktır. Projenin bölgesel istihdama, özellikle de kadın istihdamına katkı sunacak olması ve çevredeki üreticileri ekosisteme dahil etmeyi hedeflemesi, bizim açımızdan finansal getirinin ötesinde anlamlı sosyal ve ekonomik değer yaratmaktadır."

Tarımda Veri Odaklı Üretim Modeli Girdi Kullanımını Azaltıyor Haber

Tarımda Veri Odaklı Üretim Modeli Girdi Kullanımını Azaltıyor

Dünya genelinde hızla artan şehirleşme, tarım arazileri üzerindeki baskıyı her geçen gün artırıyor. Azalan tarım alanlarının daha verimli kullanılması gıda güvenliği açısından kritik önem taşıyor. Üretici, tedarikçi ve tüketiciyi aynı ekosistemde buluşturan çözümler, kaliteli ve besin değeri yüksek ürünlerin sürdürülebilir şekilde sofralara ulaşmasını sağlıyor. Letven Capital Genel Müdürü ve Qfarmii Yönetim Kurulu Başkanı Kamil Kılıç, tarımda sözleşmeli üretimi daha şeffaf, öngörülebilir ve ölçeklenebilir hale getiren bir model geliştirdiklerini söyledi. Çiftçinin gelecekteki tarımın içerisinde yer almasını sağlayacak olan bir çözüm ürettiklerine işaret eden Kılıç, "Qfarmii, teknolojiyi ve finansı doğru yerde kullanarak çiftçinin daha karlı bir üretim yapmasını sağlayan bir platform.” ifadesini kullandı. Kılıç, risklerin erken görünür hale gelmesini sağlayan modelin, şeffaf sözleşmeler, adil fiyatlama politikası ve veri odaklı saha yönetimi üzerine kurulduğunu anlattı. Robotik sistemler ve yapay zekanın iş gücünü daha verimli alanlara yönlendirerek üretkenliği artırdığına dikkati çeken Kılıç, “Bu noktada da teknolojinin ve finansın doğru kullanıldığı, çiftçinin ilaçlama yaparken daha az maliyet yüklendiği aynı zamanda toprağın sağlıklı hale geldiği, gübreleme ile verimin arttığı sonrasında da kaliteli ürünle, ürünün daha katma değerli, karlı bir ürüne döndüğü bir modeli çiftçilerimize sunuyoruz.” diye konuştu. Kılıç, üretim başlamadan satış planlamasının yapıldığını, alıcı beklentilerine göre teknoloji, tohum ve fide seçimlerinin şekillendirildiğini belirterek, tarımı uçtan uca yönetilen çok aktörlü bir inovasyon sürecine dönüştürdüklerini söyledi. Tarımsal üretimde rekabet gücünün ve başarının, ürün odaklı geliştirilen özelleştirilmiş teknolojilere bağlı olduğunun altını çizen Kılıç, “Somut olarak ilacın yüzde 70, gübrenin yüzde 50 daha az kullanılmasını sağladık ama bu durum üründen ürüne değişiyor. Ben genel olarak söylüyorum. Model, verimin de yüzde 15 ile 20 arasında artmasını sağlıyor.” diye konuştu. Kılıç, Türkiye genelinde halen 6 bin dekar alanda uygulanan modeli, 5 yıl içinde 1 milyon dekara ulaştırmayı hedeflediklerini aktardı. Bu modele entegre olan ve 40 yıldır çiftçilik yapan Sezgin Erçağ da, ayçiçeği, buğday ve arpa yetiştirdiği 1500 dönümlük arazisinde iklim değişikliği ve son yıllarda artan kuraklığın tarımsal üretimi zorlaştırdığını belirterek, geleneksel uygulama yöntemlerinin yeni koşullara uyum sağlamada yetersiz kaldığını belirtti. Bu modele geçmeden önce en büyük zorluklarının üretim ihtiyaçlarını planlamak, gerekli girdileri zamanında temin etmek ve finansmana erişmek olduğunu belirten Erçağ, "Bu yıl yeni başladık. İlk defa uygulamaya geçiyoruz ama daha birinci yılında söyleyebileceklerim, en başında bizim finansman konusunda belli bir yükü üzerimizden aldı. Planlı üretim modelinde bize yapacaklarımızı öncesinden planlayarak gerek ürün temininde gerek zamanlama konusunda destek verdi." ifadesini kullandı. Erçağ, tarımın sürdürülebilir bir meslek olarak devam edebilmesi için teknolojinin benimsenmesi ve sektördeki yeniliklere ayak uydurulması gerektiğinin altını çizerek, şöyle devam etti: "Biz Qfarmii ile olan gübre tedariki temininde çok cazip sayılabilecek bir rakamdan gübre temini sağladık. Yine keza ilaç teminimizde aynı avantajları yaşıyoruz. Bugün burada ekipman tanıtımıyla ilgili kolaylıklar hazırlanmış bize sunulacak. Bunlar bizim için harcama kalemlerimizde çok önemli avantajlar sağlayacak diye düşünüyorum." Yaklaşık 45 yıldır çiftçilik yapan Salim Başer de model kapsamında sağlanan girdi ve mazot desteğinin üretim maliyetlerini hafifleterek finansal açıdan rahatlama sağladığını söyledi. Tarımda makineleşme ve dijitalleşmenin hızla geliştiğini, geleneksel üretim yöntemlerinin yerini modern ekipman ve teknolojilerin aldığını dile getiren Başer, tarımsal üretimde verimin dünya nüfusuyla aynı hızda artması gerektiğini ifade etti.

TREDAŞ’ın Trakya’daki Toplam Yatırımı 2030’a Kadar 60 Milyar TL’ye Ulaşacak Haber

TREDAŞ’ın Trakya’daki Toplam Yatırımı 2030’a Kadar 60 Milyar TL’ye Ulaşacak

Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ illerinde yaklaşık 1,4 milyon aboneye hizmet veren Trakya Elektrik Dağıtım A.Ş. (TREDAŞ), Elektrik Dağıtım Hizmetleri Derneği (ELDER) tarafından düzenlenen organizasyonda gelecek vizyonunu aktardı. Şirket, dijitalleşen şebeke yönetimi ve yapay zekâ tabanlı operasyonel süreçlerinin yanı sıra, bölge ekonomisine katma değer sağlayacak yatırım hedeflerini de paylaştı. TREDAŞ, özelleştirme sürecine dahil olduğu 2012 yılından 2025 yılı sonuna kadar Trakya genelinde toplam 30 milyar TL tutarında yatırım gerçekleştirdi. 2026 yılı için 6 milyar TL bütçe ayıran şirket, 2026–2030 yıllarını kapsayan 5. Tarife Dönemi planlarını da açıkladı. Bu dönemde toplam 30 milyar TL yatırım hedefleyen TREDAŞ, böylece bölgedeki toplam yatırım hacmini 60 milyar TL seviyesine çıkaracak. Trakya’da hayata geçirdikleri yatırımlarla şebeke altyapısını güçlendirdiklerini vurgulayan TREDAŞ Genel Müdürü Necati Ergin, “Önümüzdeki dönemde, artan sanayi ve yerleşim dinamiklerine paralel olarak kapasiteyi geliştirmeye devam edeceğiz. 2026–2030 döneminde planladığımız yatırımlar; arz güvenliğini artıran, kesinti sürelerini azaltan ve şebekeyi daha esnek hâle getiren bir yapıyı hedefliyor. Dijitalleşme ve veri odaklı şebeke yönetimi yaklaşımımızla yatırımlarımızı doğru noktalara yönlendiriyor, sistemimizi gerçek zamanlı izleyerek daha proaktif bir işletim modeli benimsiyoruz. Trakya’nın büyüme potansiyeline uyumlu, kesintisiz ve güvenilir bir enerji altyapısını her zaman önceliğimiz. Elbette teknolojiyi yalnızca operasyonel verimlilik için değil, sahada görev yapan ekiplerimizin güvenliğini artırmak ve müdahale süreçlerini daha etkin yönetmek için kullanıyoruz. Yapay zekâ destekli uygulamalarımız, arızaları daha hızlı tespit etmemize, etki alanını daraltmamıza ve enerji verme sürelerini kısaltmamıza katkı sağlarken, ekiplerimizin sahadaki risklerini de azaltıyor” şeklinde konuştu. TREDAŞ Genel Müdürü Necati Ergin, biyoçeşitliliğin korunmasına yönelik çalışmalara da özel önem verdiklerini ifade ederek sözlerini şöyle sürdürdü: “Çevre ve doğa odaklı projelerle kalıcı değer üretmeye odaklanıyoruz. 2020 yılından bu yana yürüttüğümüz ‘Leylek Popülasyonunu Koruma Projesi’ kapsamında, göç yolları üzerindeki elektrik direklerinde kuşların zarar görmesini önlemeye yönelik uygulamaları hayata geçiriyoruz. 2026 yılına kadar 1000 adet leylek yuvası kurduk; bakım ve kontrollerini ise drone destekli teknolojilerle düzenli olarak gerçekleştiriyoruz. Doğa Koruma ve Milli Parklar 1. Bölge Müdürlüğü iş birliğiyle, nesli tehlike altında olan Şah kartalın korunmasına yönelik çalışmalara da TREDAŞ olarak destek verdiklerini anlatan Ergin, konuşmasını şöyle sürdürdü: ”Projemizin en stratejik adımlarından biri olan “Trakya’nın Kuşlarını Halkalıyoruz” çalışması bizim için büyük önem taşıyor. Türkiye’de bir ilk olma özelliği taşıyan Şah kartal halkalama çalışması, TREDAŞ’ın sağladığı kritik destek ve vizyonla hayata geçirilerek bu türün korunmasında tarihi bir dönüm noktası oluşturdu. Proje kapsamında başta Şah kartal ve leylekler olmak üzere bölgedeki kuş türleri için güvenli güzergâhlar oluşturuyor, halkalama ve GPS ile izleme çalışmalarıyla bilimsel bir veri tabanı oluşturmayı hedefliyoruz. Geçtiğimiz yıl 47 leylek ve 11 Şah kartal halkaladığımız beş yıllık proje süresince, 500 leylek ve 100 Şah kartalın halkalanmasını planlıyoruz. İlk etapta 3 uydu vericisi (GPS) kartallara takılarak doğal yaşam koşulları incelenecek ve göç esnasındaki risk alanları belirlenecek.” Genel Müdür Ergin, sokak hayvanlarına yönelik birçok projeye de imza attıklarını ifade ederek, yaşamı birlikte paylaştığımız canlılara desteklerini sürdürdüklerini kaydetti. Ergin, projelerle ilgili şu bilgileri aktardı: “Enerjimiz Küçük Dostlarımız İçin projesi kapsamında kullanım ömrünü tamamlamış 540 adet armatürü sahipsiz hayvanlar için mama ve su kaplarına dönüştürdük; böylece sokak hayvanlarının yaşam kalitesini artırmayı ve kaynakların geri dönüşümünü sağlamayı hedefliyoruz. Yeni bir adım olarak hayata geçirmekte olduğumuz ‘Işık Veren Yuvalar’ projesiyle ise, şirket envanterinde yer alan ve ekonomik ömrünü tamamlamış elektrik dağıtım panolarını ileri dönüşüm yaklaşımıyla yeniden değerlendirerek çevresel ve toplumsal fayda üreten sürdürülebilir bir değere dönüştüreceğiz. Bu projeyle elektrik dağıtım panoları, sokak hayvanları için güvenli, dayanıklı ve korunaklı yaşam alanlarına dönüştürülerek barınma ihtiyacına kalıcı çözümler sunacak. Doğayı birlikte paylaştığımız dostlarımızın her zaman yanındayız.” HABER MERKEZİ

Merkez Bankası Faizi Yüzde 37’de Sabit Tuttu Haber

Merkez Bankası Faizi Yüzde 37’de Sabit Tuttu

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) faiz kararını açıkladı. Para Politikası Kurulu (Kurul), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 37’de sabit tutulmasına karar verdi. Kurul ayrıca, Merkez Bankası gecelik vadede borç verme faiz oranını yüzde 40’ta, gecelik vadede borçlanma faiz oranını ise yüzde 35,5’te sabit tuttu. Karar metninde şu ifadelere yer verildi: ''Enflasyonun ana eğilimi şubat ayında yataya yakın seyretmiştir. Jeopolitik gelişmeler neticesinde belirsizlikler artarken, küresel risk iştahında bozulma ve enerji fiyatlarında yükseliş gözlenmiştir. Söz konusu unsurların enflasyon görünümü üzerinde oluşturabileceği riskleri sınırlamak amacıyla sıkı para politikasını destekleyici kararlar ve eşgüdüm dahilinde mali tedbirler alınmıştır. Jeopolitik gelişmelerin maliyet kanalı ve iktisadi faaliyet üzerinden enflasyon görünümüne etkileri yakından takip edilmektedir. Fiyat istikrarı sağlanana kadar sürdürülecek sıkı para politikası duruşu talep, kur ve beklenti kanalları üzerinden dezenflasyon sürecini güçlendirecektir. Kurul politika faizine ilişkin atılacak adımları; enflasyon gerçekleşmelerini, ana eğilimini ve beklentilerini göz önünde bulundurarak ara hedeflerle uyumlu biçimde dezenflasyonun gerektirdiği sıkılığı sağlayacak şekilde belirleyecektir. Para politikası kararları enflasyon görünümü odaklı, toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla alınmaktadır. Son dönem gelişmelerin de etkisiyle, enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma olması durumunda para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır. Kredi ve mevduat piyasalarında öngörülenin dışında gelişmeler olması halinde parasal aktarım mekanizması ilave makroihtiyati adımlarla desteklenecektir. Likidite koşulları yakından izlenmeye ve likidite yönetimi araçları etkili şekilde kullanılmaya devam edilecektir. Kurul, politika kararlarını enflasyonu orta vadede yüzde 5 hedefine ulaştıracak parasal ve finansal koşulları sağlayacak şekilde belirleyecektir. Kurul, kararlarını öngörülebilir, veri odaklı ve şeffaf bir çerçevede alacaktır.''

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.