Hava Durumu

#Yağlanma

Batı Ekspres - Edirne'nin Haber Sitesi - Yağlanma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yağlanma haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Sevgililer Günü’nde Hayat Veren Bağ: Bağışladığı Karaciğeriyle Sevdiğine Umut Oldu Haber

Sevgililer Günü’nde Hayat Veren Bağ: Bağışladığı Karaciğeriyle Sevdiğine Umut Oldu

İstanbul’da yaşayan Esra Işıl Tahtacı ve Ömer Gökhan Karagöz çifti, 1 sene öncesinde hayatlarının en zorlu sınavıyla karşı karşıya kaldı. Uzun yıllardır birlikte olan çiftin mutluluğu, gittikleri bir tatilin ardından yaşanan ani bir rahatsızlıkla gölgelendi. Tatil dönüşünde hastaneye başvuran Karagöz’e yapılan tetkiklerde karaciğer yetmezliği teşhisi konuldu. Karagöz, sürecin bir anda geliştiğini belirtirken herhangi bir kronik hastalık geçmişi olmadan böyle bir tabloyla karşılaşmanın şokunu yaşadı. Acil olarak organ nakli listesine alınması gereken Karagöz’e uygun donörün ne zaman bulunacağının belirsiz olması, çifti zorlu bir bekleyişle karşı karşıya bıraktı. Bu noktada Esra Işıl Tahtacı, Karagöz’e karaciğerini vermeye karar verdi. Yapılan tetkiklerin ardından donör olmaya uygun olduğu belirlenen Tahtacı; Medical Park Göztepe Hastane Kompleksi’nde Organ Nakli Sorumlusu Prof. Dr. Deniz Balcı ve ekibi tarafından yapılan operasyonla karaciğerinin yüzde 70’ini sevgilisine bağışladı. Nakil sonrası ilk Sevgililer Günü’nü birlikte kutlayan çiftin yaşadığı bu süreç, "sevgi" kavramına farklı bir anlam kazandırdı. Birlikte kurdukları hayali yarıda bırakmak istemeyen Tahtacı ve Karagöz, zorlu ameliyat sürecinin ardından adeta yeni bir hayata başlarken yaşadıkları bu deneyim, organ naklinin hayati önemini bir kez daha gözler önüne serdi. "Göbeğim var diye düşünürken karaciğerimin iflas ettiğini öğrendim" Ömer Gökhan Karagöz, başına gelen ani hastalık sürecini ve sonrasında yaşadıklarını şu sözlerle açıkladı: "Karaciğerimde bir sıkıntı varmış ama biz klasik olarak ‘Karaciğerimde yağlanma vardır, göbeğim var’ gibi şeyler düşünüp geçtik. Ama öyle değilmiş, göbeğimde sıvı birikmiş. Tatildeyken bir anda bir yüzüm sarardı, bir sıkıntı geldi. Meğerse, karaciğerim maalesef iflas etmiş. Yani hiçbir belirti, hiçbir herhangi bir ekstra bir durum yokken. Dediler ki ‘Akraban var mı, yok mu?’. Annem zaten yaşlı, tek çocuğum. İki teyzem var, onlar da yaşlı. ‘Nasıl olacak?’ derken organ nakli sırasına girmemiz gerekti. Bu sıra 2 buçuk senede de gelebilir, 4 senede de gelebilir, 3 ayda da gelebilir. ‘Artık bu şekilde yaşayacaksın’ dediler. Tabii insan psikolojik olarak çöküyor. O sırada sevgilim dedi ki, ‘Ya ben vereyim mi?’. Dedim ki; ‘Bu diş çektirmeye ya da kan vermeye benzemez’. Dedi ki ‘Ben vermek istiyorum". Öyle olunca süreç de başlamış oldu." "Anlık bir karardı ve hiçbir şekilde ‘Biraz daha düşüneyim’ demedim" Karaciğerinin yüzde 70’ini sevgilisi Karagöz’e veren Esra Işıl Tahtacı, teşhis sürecinde yaşadıkları korku ve endişeye rağmen organ bağışı kararını tereddütsüz bir şekilde verdiğini dile getirerek, "İnsan başına gelmeyince hiçbir şekilde anlamıyormuş, o yüzden bizim için de çok ani oldu. Hastaneye gittik, bize dediler ‘Nakil olacak’. Biz ‘Nakil ne demek? Tamam, hadi olsun’ dedik ama aslında şey öyle değilmiş. Bizi her halükarda nakil listesine alacaklarını söylediler. Benim verdiğim karar da o andaydı. Anlık bir karardı ve hiçbir şekilde biraz daha düşüneyim demedim. Dedim ki, ‘Eğer kan grubuyla alakalı bir sıkıntı yoksa ben verebilirim, sıkıntı olmaz’. Ondan sonra tamam dediler. Bizim o arada konuşma imkânımız olmamıştı, en son hastaneden çıktıktan dedi ki, ‘Anneni ara, sor’. Çünkü bu normal ve kolay bir ameliyat değil. Ama ameliyatın zorluğunu görmüyorsunuz aslında; bir hayat kurtarıyorsun ve hele ki bu değer verdiğin bir insan olunca daha farklı oluyor, hiçbir şeyi gözün görmüyor. Anneme söylediğimde de o da kararıma saygı duydu" dedi. "O benim hayat arkadaşım, ben bunu seve seve yaptım" Organ nakli için etik kurul onayı sürecinden geçtiklerini belirten Tahtacı, şu şekilde konuştu: "İkimiz zaten bir hayatı paylaştığımız için birbirimize değer verdiğimize ve birlikte bir şeyler paylaştığımıza onları da inandırdık. Çünkü onlara bir şey sunmamız gerekiyordu ve samimiyetimizle, birbirimize olan bağlılığımızla sunduk aslında; onları da ikna ettik. Tabii ameliyat sonrasında bize çok videolar geldi özellikle de bana, mesela sokak röportajlarında soruluyor ya ‘Eşinize böbreğinizi verir misiniz, karaciğerinizi verir misiniz?’ diye. Herhangi bir evlilik durumumuz olmamasına rağmen o benim hayat arkadaşım, sonuçta bir ilişki yaşıyoruz ve ben bunu seve seve yaptım. Bazen insanlar öyle şeyler söylüyorlar ki dışarıdan, ama işte insan kendi başına gelmediği zaman anlamıyor bazı şeyleri. Karşısına geldiği zaman da gözünüz hiçbir şey görmüyor açıkçası. Değer daha önemli. Ona verdiğim değer, hayatımı paylaşmam ve onu o şekilde görmek istememem, hepsi karar vermemde etkendi." "Hiç tereddüt etmeden sağ olsun karaciğerinin yüzde 70’ini bana verdi" Son olarak Ömer Gökhan Karagöz, sevgilisi Tahtacı’nın karaciğerini vereceğini duyunca yine de inanamadığını dile getirerek, şunları söyledi: "Dediler ki ‘Sevgilin karaciğerini verecek’. Tabii ki ben bir şüpheye düştüm acaba verir mi diye. Hiç ‘tutar mı?’ diye düşünmemiştim aslında çünkü o an zaten ne olduğunu anlamıyorsunuz; yani siz de gelseniz, yan komşu da gelip ‘Ben de vereyim’ dese aynı soru; tutacak mı? Ama Esra’nın kanı tutunca bir yerden sonra artık ‘Bakalım verecek mi?’ diye tabii ki ben de düşündüm. Demek ki beni o kadar çok seviyormuş ki o da hiç tereddüt etmeden sağ olsun hemen karaciğerinin yüzde 70’ini bana verdi, yüzde 30’u da kendinde kalacak şekilde böyle bir güzellik yaptı. O yüzden doğum günüm normalde ağustos benim ama 8 Şubat’ta nakil oldum; bundan sonra her doğum günümü artık 8 Şubat’ta birlikte kutlamayı düşünüyoruz bir ömür boyunca." "Bir insanın sevdiği bir insana canından bir parçayı bağışlaması gerçekten kutsal" Bahçeşehir Üniversitesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Başkanı ve Medical Park Göztepe Hastane Kompleksi Organ Nakli Sorumlusu Prof. Dr. Deniz Balcı, hastanın karaciğer nakli sürecine ilişkin detayları şu sözlerle anlattı: "Hastamızda karaciğer yetmezliği belirtileriyle bize başvurmuştu. Bu şartlar altında bu hastaların ilerleyen dönemde hızlıca nakil olmaları gerekiyor. Biz de hastamız bize başvurduktan sonra hızlıca karaciğerle ilgili tedavisine başladık. Bu tedavi sırasında da aileyi bir nakil ihtiyacı konusunda bilgilendirdik. Biliyorsunuz, 4. dereceye kadar akrabalara kadar Türkiye’de kanunen nakil yapılabiliyor. Bu genellikle kuzenlerimizi, yeğenlerimizi de içerisine alan bir kan bağı gerektiriyor. Ama hastamızın ailesi içerisinden böyle bir kan grubu uyumlu vericisi olmadı. Böyle bir durumda da sevgilisi bize başvurdu ve dedi ki ‘Ben karaciğerimi verebilirim’. Biz de kendisini bu süreç hakkında tıbbi olarak bilgilendirdik ve donör olarak uygunluğu netleştiğinde de etik kurul başvurusunu yaptık. Organ bağışçısı olabilmeniz için etik kurul ihtiyacının ortadan kalkması için 2 yıllık bir evlilik süresi var; o süre geçtikten sonra eş kapsamında verici olabiliyor kişiler. Ama böyle bir süre olmadığı için biz tıbbi hazırlığını yaptıktan sonra etik kurula başvurduk. Etik kurul değerlendirmesini yaptı, etik kurul onayını alır almaz karaciğer naklini gerçekleştirdik. Başarılı bir karaciğer naklinden sonra hastamızı hastaneden başarıyla taburcu ettik. Tabii ki organ nakli hayat kurtarıcı bir süreç. Bir insanın sevdiği bir insana canından bir parçayı bağışlaması gerçekten kutsal. İkisine de bir ömür boyu mutluluk ve sağlık diliyoruz."

KIRKPINAR EFSANESİ Haber

KIRKPINAR EFSANESİ

Kırkpınar'ın ilk akıncı pehlivanları yenişemeden can verdiği için "bitmeyen efsane güreşin" devamı olarak sürdürülen 6,5 asırlık organizasyon 7-9 Temmuz tarihleri arasında gerçekleşecek. "Yağlı güreşin olimpiyatı" olarak bilinen Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri, geçmişin emanetini geleceğe taşımanın gururuyla 662'nci kez pehlivanları kardeşlik, centilmenlik ve yiğitlik düsturuyla buluşturacak. Kendine has ritüelleriyle ön plana çıkan Tarihi Kırkpınar Güreşleri, yüz yılların mirasını geleceğe taşımaya devam ediyor. Türk güreşinin en büyük organizasyonu kabul edilen Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri, 7 Temmuz Cuma günü başlayacak. Minik pehlivanların kol bağlamasıyla gelenek 662'nci kez tekrarlanacak. Güreş ağasının seçileceği, çeşitli boylarda müsabakaların yapılacağı ve Türkiye'nin başpehlivanının belirleneceği Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri yine renkli görüntülere sahne olacak. Kırkpınar'da başpehlivan, 9 Temmuz Pazar günü belirlenecek. EFSANENİN DOĞUŞU Tarihi Kırkpınar Güreşleri'nin, Rumeli'nin fethine giden 40 akıncıdan Ali ile Selim kardeşlerin, birbirleriyle saatlerce güreşip can vermeleri sonrası ortaya çıktığı kabul ediliyor. Galibi belli olmayan bir güreşte can veren iki akıncıya vefa olarak 662 yıldır devam eden tarihi güreşlerin, bazıları değişime uğrasa da asırlardır gelenekleriyle geleceğe taşınan "olmazsa olmazları", Kırkpınar'ı efsane yapmaya devam ediyor. Diğer güreşlerden "yağlanma" ritüeliyle kendisini ayıran branş, Türk halkının dünya sporuna bir armağanı olarak gösteriliyor. Kispetten başka vücutta tutacak yer bırakmaması nedeniyle pehlivanların yağ ile de mücadele ettiği güreşlerde en iyi olabilmek için, diğer güreş branşlarına göre çok daha fazla efor sarf edilmesi gerekiyor. Güreş tarihçilerinden Ali Gümüş, Rumeli'deki ilk güreşlerde meydanın sivrisinekten geçilmemesi nedeniyle, yağın güreşle buluştuğu tezini ortaya atıyor. Zeytinyağı sürülen vücuda sivrisineğin gelmemesi üzerine Rumeli'deki güreşlerde başlanan yağlanma, bir süre sonra branşın adına da kurallarına da etki ediyor. YAĞLI GÜREŞ OYUNLARI Ayakta ve yerde yapılan güreşlerde oyunlar, "elense", "tırpan", "kaz kanadı", "ayakta güreşi bağlama", "budama", "paça", "kazık", "kepçe", "kemane", "kolbastı", "köstek", "künde", "boyunduruk", "kurt kapanı", "yanbaş", "sarma" olarak sıralanıyor. Yağlı güreş kurallarına göre, rakibi sırt üstü getirmek, rakibini kucaklayıp, ayağını yerden kesmiş vaziyette en az üç adım taşımak, rakibi pes ettirmek, rakibin ayağından kispetini çıkarmak ya da boydan boya kispetin yırtılması, galibiyet anlamına geliyor. Güreşlerde hakeme, seyirciye, rakibe söz ya da işaretle hakaret etmek, rakiple tartışmak, güreşi sulandırmak, şike yapmak, güreş kurallarına uymamak, hakeme riayet etmemek de ceza gerektiriyor. KIRKPINAR'A ÖZEL TERİMLER Kırkpınar'a özel bazı terimlerin anlamları şöyle: "Ağa" ne demek ? Ağa: Eskiye nazaran şimdi sadece bir simge durumunda olsa da ağa, Kırkpınar'ın vazgeçilmez ögelerinin başında geliyor. Eskiden güreşleri düzenleyen, konukları ağırlayan, ödüller dağıtan ağanın pek çok görevi Edirne Belediyesi ve Türkiye Geleneksel Güreşler Federasyonu tarafından yapılıyor. "Başpehlivan" ne demek ? Başpehlivan: Kırkpınar'da baş güreşlerinde rakibini yenen pehlivan Türkiye başpehlivanı unvanını alıyor. Bu unvanı 3 kere üst üste alan başpehlivan, altın kemerin daimi sahibi oluyor. "Kispet" ne demek ? Kispet: Manda ve dana derisinden yapılan pehlivan giysisine verilen addır. Beli sarması için bel kısmında kalın bir ip bulunan kispetin, paça kısmı da bir sicimle bağlanır. İyi bağlanmayan bir paça, rakip güreşçinin parmaklarını paçadan içeri sokup yenmesi anlamına gelir. Kispetler zembil adı verilen hasır çantalarla taşınır. "Peşrev" ne demek ? Peşrev: Pehlivanın rakibiyle güreşe tutuşmadan önce yaptığı egzersizlerin bütünüdür. Belirli bir ritüeli bulunan peşrev, pehlivanı seyreden izleyiciyi coşturarak, güreşçiye moral de yükler. Hakem heyeti önünde toplanan pehlivanlar, cazgırın tanıtımıyla peşreve başlar. Üç ileri, üç geri gidişten sonra yere sol diz ile çökülür. Önce sağ el yere, dize, dudağa ve alına vurulur. Bu şekilde çayırda gidiş geliş yapılır. Bu sırada karşılaşılan rakibin paçaları yoklanır, sırtı sıvazlanır, enseler bağlanır, el tutuşulur. "Yağlanma" ne demek ? Yağlanma: Güreşte, her iki pehlivan da müsabaka öncesi yağlanır. Yağ sürülen vücut kolay kavranamaz. Pehlivanlar, omuzlarına, göğüslerine, kol ve kispetlerine yağ sürer. "Cazgır" ne demek ? Cazgır: "Salavatçı" da denilen cazgır, hakem heyetinin eşleştirdiği pehlivanların adlarını, memleketlerini uygun manilerle söyleyip, pehlivanları güreşe dua ile davet eder. "Davul ve zurna" ne demek ? Davul ve zurna: Güreşlerin olmazsa olmaz ögelerindendir. Çaldıkları ezgilerle pehlivanları ve seyirciyi coştururken, kimi zaman da güreşteki temponun düştüğünü, vuruşlarıyla pehlivanlara aktarırlar. "Kırmızı dipli mum" ne demek ? Kırmızı dipli mum: Kırkpınar'ın davet simgesidir.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.