Hava Durumu

#Yaşam Alanı

Batı Ekspres - Edirne'nin Haber Sitesi - Yaşam Alanı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yaşam Alanı haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

'Tek Çocuk Yuvamız Süleymanpaşa Gündüz Bakımevi'nin Temeli Atıldı Haber

'Tek Çocuk Yuvamız Süleymanpaşa Gündüz Bakımevi'nin Temeli Atıldı

Etüt ve Proje İşleri Daire Başkanı İsmail Gülsen törende yaptığı konuşmada geleceğin teminatı olan çocuklar için yapılan yatırımların büyük önem taşıdığını belirterek, "Bugün burada Tekirdağ ili Süleymanpaşa ilçemizde hayata geçireceğimiz Tek Çocuk Yuvamız Süleymanpaşa Gündüz Bakımevi'nin temel atma töreni vesilesiyle bir araya geldik. Geleceğimizin teminatı olan çocuklarımız için atılan her adım aslında yarınlara yapılan en kıymetli yatırımlardır" dedi. Toplam bin 567 metrekare inşaat alanına sahip olacak tesisin modern donatılarla inşa edileceğini ifade eden Gülsen, "Planladığımız bu proje sadece bir yapı değil; çocuklarımızın güvenle büyüyeceği, öğreneceği, keşfedeceği ve gelişeceği bir yaşam alanı olacaktır. Tesis içerisinde atölyeler, etkinlik alanları, uyku odaları, jimnastik salonu, yemekhane ve rehberlik birimleri yer alacak. Ayrıca bahçesinde oluşturulacak oyun alanlarıyla çocuklarımızın doğayla iç içe sağlıklı bir ortamda vakit geçirmeleri sağlanacaktır" diye konuştu. Projenin ihale ve yapım süreci hakkında da bilgi veren Gülsen, "17 Kasım 2025 tarihinde açık ihalesini gerçekleştirdiğimiz, 16 Şubat 2026 tarihinde sözleşmesini imzaladığımız ve 25 Şubat 2026 tarihinde yer teslimini yaptığımız bu kıymetli projenin 250 takvim günü içerisinde tamamlanarak en geç 1 Kasım 2026 tarihinde hizmete açılması planlanmaktadır. Projenin yaklaşık maliyeti tehriş hariç 40 milyon 559 bin TL'dir" ifadelerini kullandı. Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Candan Yüceer ise konuşmasında çocukların güvenliği ve eğitimi için yapılan yatırımların kendileri için ayrı bir önem taşıdığını dile getirdi. Yüceer, "Bugün burada çok önemli bir hizmetin temelini atmak üzere bir aradayız. Bizler gerçekten attığımız her temelde, kestiğimiz her kurdelede büyük mutluluk duyuyoruz. Çünkü şehrimize taş üstüne taş koyan, şehrimizin sorunlarını çözen ve ihtiyaçlarını gideren her proje bizler için çok değerli. Ama söz konusu çocuklarımızın geleceği ve güvenliği olunca bizim için hayat duruyor. Göreve geldiğimizde özellikle çocuk gelişim merkezlerinin sayısını artırma hedefi koyduk. 11 ilçemizde bu merkezlerin sayısını artırarak hizmet vermeyi planlıyoruz. Her gittiğim ilçede, her mahallede annelerin ve babaların en büyük taleplerinden biri bu merkezler oldu. Biz de çözüm üretmeye devam ediyoruz. Kendi ülkemizde kendi çocuklarımızın elinden tutarak onların geleceğini güvence altına almaya çalışıyoruz" ifadelerine yer verdi. Düzenlenen temel atma törenine Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Candan Yüceer, belediye bürokratları, kurum temsilcileri ve vatandaşlar katıldı.

Hastanenin "Kanatlı Sakinleri" Hasta ve Yakınlarına Moral Oluyor Haber

Hastanenin "Kanatlı Sakinleri" Hasta ve Yakınlarına Moral Oluyor

Yaklaşık 10 yıl önce bir hasta yakınının hastane odasına getirdiği muhabbet kuşu, sağlık çalışanları ile hastaların ilgisini çekti. Hasta yakınının kuşu hastaneye bağışlamasının ardından başhekimlik katında kuşlar için özel bir alan oluşturuldu. "Maviş" adı verilen muhabbet kuşuyla başlayan süreçte, sağlık çalışanları ve hasta yakınları da evlerinde bakmakta zorlandıkları kuşları hastaneye getirmeye başladı. Zamanla sayısı 25'e ulaşan muhabbet kuşlarının sesi, hastane koridorlarında yankılanıyor. Sağlık çalışanları kuş sesleri eşliğinde kısa molalarında vakit geçirirken, muhabbet kuşlarının olduğu alan hasta ve yakınlarına farklı bir ortam sunuyor. Hastane personeli tarafından günlük bakımları yapılan kuşlar, özellikle çocuk hastaların ve refakatçilerin ilgi odağı oluyor. Babaeski Devlet Hastanesi Sağlık Bakım Hizmetleri Müdürü Esra Bahar, hastane binasında yaklaşık 10 yıl önce kuşlar için doğal bir yaşam alanı oluşturulduğunu söyledi. Kuş seslerini ilk kez duyanların şaşkınlık ve gülümsemeyle karşılık verdiğini belirten Bahar, olumlu geri dönüşler aldıklarını ifade ederek, "Özellikle hasta yakınlarımız, bu uygulamanın kendilerini çok motive ettiğini, ev ortamında ve doğal bir atmosferdeymiş gibi hissettirdiğini söylüyor. Çoğu zaman hem bu alanı ziyaret ediyorlar hem de seslerin koridorlarda yankılanmasından duydukları memnuniyeti dile getiriyorlar. Arkadaşlarımız da kuşların bakımı ve sağlık durumlarıyla bizzat ilgileniyor." diye konuştu. Başhekimlik katındaki atıl bir alanın da bu sayede değerlendirildiğini dile getiren Bahar, "Bazen hastalar çocuklarını sakinleştirmek için buraya getiriyor, kuşları gösteriyorlar. Bu açıdan bizim için çok güzel bir geri dönüş oldu." dedi. Palyatif servisinde yakınına refakat eden Rıfat Ünver de sabahları kuş sesiyle uyanmanın kendisine huzur verdiğini söyledi. Kuş seslerinin kendilerini ev ortamında hissettirdiğini dile getiren Ünver, "Kuş sesleriyle rahatlıyoruz, o sesi duyduğunuzda adeta bir değişime uğruyorsunuz. Güzel bir ortam. Konuşamayan hastam bile kuş sesini duyduğunda gülümsüyor. Bir kuş sesi deyip geçmeyin, insanı rahatlatıyor. Bu uygulamanın diğer hastanelere de örnek olmasını temenni ediyorum." diye konuştu.

“Istrancalarda Planlanan ve Var Olan RES Sayısı Yaklaşık 2 Bin” Haber

“Istrancalarda Planlanan ve Var Olan RES Sayısı Yaklaşık 2 Bin”

DOKU Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Göksal Çidem, 3 Mart Dünya Yaban Hayatı Günü ile ilgili açıklama yaptı. Çidem, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nun 3 Mart tarihini Dünya Yaban Hayatı Günü ilan ettiğini hatırlatırken, şu ifadeleri kullandı; “Aynı ekolojiyi paylaştığımız dağda, ormanda, suda yaşayan canlıların günü. Dünyamızda var olan canlı türlerinin yok oluşuna dikkat çekmek, korumak ve farkındalık yaratmak için 2014 yılında ilk defa kutlandı. Özellikle 3 Mart’ın yaban hayatı günü ilan edilmesi anlamlı. Çünkü, Nesli Tehlike Altında Olan Yabani Hayvan ve Bitki Türlerinin Uluslararası Ticaretine İlişkin Sözleşmesi’nin (CITES) 1973 yılında 3 Mart’ta imzalanmıştı. Ancak günümüzde azgın bir azınlığın oluşturduğu, doğadaki işgal kuvvetleri yaban hayatını yok ediyor. Yaban hayatının varlığını sürdürmeye çalıştığı yer onların dünyası; yaşam alanı. Domuzun, sincabın karıncanın, kurdun, kuşun evi. Biz ise onların evlerini başına yıkıyoruz. Bilinçsizce, acımasızca yapılan avcılık, vahşi madencilik ve plansız enerji sektörü yatırımları ile katlediyoruz. Istrancaların ortasında orman içinde kurulan RES (Rüzgar Enerji Santralleri) ve orman derinliklerinde gördüğümüz ‘dikkat kamyon çıkar’, ‘dikkat iş makinesi çıkar’ yerde gördüğümüz tabelalara rastlıyoruz. Yaban hayatının yaşam alanlarında olmaması gereken faaliyetler yaban hayatını olumsuz etkiliyor. Yaban hayatı sahipsiz. Sermayesi yok. Söz hakkı yok. Basını yok. TV si yok. İnsanoğlunun doymak bilmeyen aç gözlülüğü, vicdansızlığı onları güçsüz bırakıyor. Yaşam alanlarını savunacak güçleri yok. TV haberlerinde domuzların Kırklareli’de pazara, İstanbul’da boğaza, Bodrum’da mahalleye indiğini izliyoruz. Gitmesinde ne yapsın. Sermaye dağa çıkınca, domuzlar boğaza, mahalleye ve pazara indi. Haberlerde ve yorumlarda insanımız hala ‘buralarda ne işi var?’ diyor. Ne yapsın? Senin evini başına yıksalar, evinin içinde dinamitler patlasa, bahçende iş makinaları ve kamyonlar dolaşsa sen ne yapardın? Günlük çıkarlar uğruna yok ettiğimiz yaban hayatın mensuplarını sirklerde, akvaryumlarda ve hayvanat bahçelerinde görebiliyoruz. Ne yazık ki onlar eziyet çekerken, keyifle izlemeye devam ediyoruz. Bir anlık empati yapalım. Biz kafeste onlar tribünde. Oldukça iç acıtıcı değil mi? Bulgaristan sınırına AB mülteci göçünü önlemek için 4-5 metrelik jiletli-dikenli teller çekti. AB kendi sınırlarının güvenliği için diyor. Ancak yaban hayvanları binlerce yıldır üremek, kış uykusuna yatmak, beslenmek, su içmek ve yaşamak için kullandıkları güzergah bir anda kapatıldı. Karşıya gidemeyenlerin feleği şaştı. Sözde insan ve hayvan haklarını savunan Avrupa, Istrancalar’daki doğal yaşamı yok saydı. Mülteciler bir şekilde geçmek için yol buluyor. Ya yaban hayvanları? Doğal yaşamın ortasına AB tarafından finanse edilerek yapılan öldürücü bariyer karada ki yaban hayatını yok ediyor. Öldürüyor. AB bunu yaparken biz ne yaptık? Istrancalar tüm Palaearktik bölgenin ana kuş darboğazlarından üzerindedir. Bu nedenle, bölgede rüzgâr santralleri inşa edilmesi tüm biyocoğrafya bölgesindeki (Göçmen Kuşları) avifaunayı çok ciddi olarak etkileyerek olumsuz sonuçlar doğuracağı bilimsel raporlar ile sabit iken yüzlerce kurulan, binlerce planlanan RES var. İletim hatları kuşları yok sayarak planlanınca, leylekler ve nesli tehlike altında olan ŞAH Kartallar ölüyor. Aslında öldürülüyor. Şah Kartal Yuvalarının bulunduğu üreme ve yaşama alanları RES ile dolduruluyor. Kırklareli’de bulunan tek Küçük Akbaba yuvasının önüne RES dikmek hangi bilimsel temele dayanmaktadır.? Istrancalarda planlanan ve var olan RES sayısı yaklaşık 2 bin adet. Hepsi gerçekleşirse, kuşlara uçacak gökyüzü, konacak dal kalmayacak. Plansız yapılaşmayla zaten karada yaşayanların yaşam alanları da her geçen gün daralıyor. Ne havada, ne karada yaşama şansı bırakmadığımız yaban hayatı gününü kutlamaktansa, bir an önce onları korumak ve yaşatmak için gerekeni yapmak, insan olmanın gereğidir. Son yıllardaki düzensiz göçmen sorunu ülke ya da ülkelerin sorunu değil bütün insanlığın sorunudur. Bu sorunu doğal ve insani olmayan yöntemlerle (örneğin ülkeler birbirlerinin sınırına yüksek duvarlar, jiletli dikenli teller) çözmeye çalıştıklarında bunun diğer hayvan popülasyonlarına yansıması acımasız ve geri dönüşümsüz olabilmektedir. Bir hayvanın veya hayvan grubunun yiyecek veya eş aramak için düzenli olarak üzerinde seyahat ettiği ve komşu hayvanlar veya aynı türden gruplarla örtüşebilecek bir yaşam alanı vardır. Hayvanlar bu alanı binlerce yüzbinlerce yıldır kullanmaktadır ve bu alandaki davranışlarını hareketlerini çoğunlukla içgüdüsel olarak gerçekleştirirler, yani gen kontrollüdür. Bu alanlardaki insani faaliyetleri (yollar, otobanlar, yerleşim yerleri, sanayi aktiviteleri, ülke sınırlarını çizme-koruma amaçlı dikenli – jiletli teller, yüksek duvarlar v.b.) maalesef hayvanların yapmak zorunda oldukları bu hareketleri engeller. Sonuçta otobanlarda ezilmeler, yerleşim alanlarında, sınır boylarında yaralanmalar-ölmeler gerçekleşmektedir. Hayvanların hiçbir suçu yokken insanların bu faaliyetleri maalesef habitatlarını parçalayarak onların beslenme ve üreme faaliyetlerine zarar vermekte, o hayvan türünün popülasyonlarının izole olmasına dolayısıyla iç döllenmenin artmasına ve sonuç olarak genetik çeşitlilikte azalmaya yol açarak popülasyonlarının azalıp yok olmalarına neden olmaktadır. Son yıllarda bunu engellemek için çeşitli yöntemler uygulanmaya başlanmış ve ekolojik koridor-yeşil koridor – yaban yaşamı koridoru gibi insani faaliyetleri veya yapıları ile ayrılmış yaban hayatı popülasyonlarını birbirine bağlayan habitat alanları oluşturulmaya çalışılmakta, böylece o alanlardaki hayvan popülasyonlarının korunması amaçlanmaktadır. Türkiye-Bulgaristan sınır hattı boyunca hayvanların izledikleri rotalar ortaya çıkarılırken aktif geçiş rotalarında bu şekilde yaban yaşamı koridoru-yeşil koridor ya da ekolojik koridorlar yapılması biyoçeşitliliğimizi korumak açısından önemli bir adım olacaktır. Her canlının yaşam hakkı kutsaldır” sözlerine yer verdi. HABER MERKEZİ

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.