Hava Durumu

#Yerel Yönetimler

Batı Ekspres - Edirne'nin Haber Sitesi - Yerel Yönetimler haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yerel Yönetimler haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Çalışkan: “Edirnespor’un Küme Düşmesi Hepimizi Üzdü” Haber

Çalışkan: “Edirnespor’un Küme Düşmesi Hepimizi Üzdü”

Yeniden Refah Partisi Edirne İl Başkanı Hakan Çalışkan, Edirnespor’un küme düşmesine ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. 1966 yılında kurulan kulübün şehrin önemli değerlerinden biri olduğunu vurgulayan Çalışkan, yaşanan sürecin Edirne için büyük üzüntü kaynağı olduğunu ifade etti. Edirnespor’un uzun yıllardır şehri temsil ettiğini belirten Çalışkan, “Bu durum yalnızca sportif bir sonuç değil, uzun süredir biriken sorunların ortaya çıkardığı bir tablodur” dedi. Kulübe yeterince sahip çıkılamadığını dile getiren Çalışkan, yerel siyasetçiler, yerel yönetimler, iş dünyası ve sivil toplum kuruluşlarının bu noktada sorumluluğu bulunduğunu belirterek, herkesin öz eleştiri yapması gerektiğini kaydetti. Açıklamasında kulüp yönetimine de değinen Çalışkan, zor şartlar altında kulübü ayakta tutmaya çalışan Kulüp Başkanı Onur Yaren Ayaydın ve yönetim kuruluna teşekkür ederek, sınırlı imkânlarla verilen mücadelenin takdire şayan olduğunu ifade etti. Çalışkan, sezon içinde bazı futbolcuların bahis soruşturması kapsamında kadroda yer alamamasının takımın performansını olumsuz etkilediğini belirterek, bu durumun kadro derinliğinde ciddi eksikliklere yol açtığını söyledi. Türkiye Futbol Federasyonu’na da çağrıda bulunan Çalışkan, alt liglerde yaşanan ekonomik zorluklar ve olağanüstü şartlar göz önünde bulundurularak küme düşmenin kaldırılması ya da yeniden değerlendirilmesi yönünde bir düzenleme yapılmasının Türk futbolu adına önemli olacağını dile getirdi. Edirnespor’un şehrin ortak değeri olduğunu vurgulayan Çalışkan, “Bugün yapılması gereken suçlu aramak değil, kulübü yeniden ayağa kaldıracak birlik ve dayanışmayı ortaya koymaktır. Edirne olarak bu kulübe daha güçlü sahip çıkmak zorundayız” ifadelerini kullandı.

Türkiye'de 2050'den İtibaren Sıcak ve Kurak Bozkır İklimi Öngörülüyor Haber

Türkiye'de 2050'den İtibaren Sıcak ve Kurak Bozkır İklimi Öngörülüyor

İklim değişikliği ve kuraklık üzerine çalışan, Almanya'daki Justus Liebig Üniversitesi Coğrafya Bölümü'nde konuk araştırmacı olan Şahin, Yükseköğretim Kurulunca desteklenen "Uluslararası Araştırmacı Programları" kapsamında yürüttüğü bilimsel çalışmada 9 ay boyunca Türkiye ile Avrupa-Akdeniz bölgesinde iklim değişikliğinin etkilerini inceledi. Çalışma, Türkiye'nin de içinde bulunduğu Akdeniz Havzası ile Kuzey Afrika ve Avrupa'nın kuzeyini kapsayan geniş bir alanda yürütüldü. Araştırmada, 1950-2024 yılları arası Era5-Land yeniden analiz verisi, gelecekteki iklim tahminleri için Genel Dolaşım Modelleri ile NASA Earth Exchange Küresel Günlük downscaled tahmin (NEX-GDDP-CMIP6) verileri kullanıldı. Araştırma sonuçlarına göre, 2050'den itibaren Türkiye'nin büyük bölümünde Köppen-Geiger iklim sınıflandırmasına (Sıcaklık ve yağış verilerine dayanarak yeryüzünü beş ana iklim grubuna ayıran, bitki örtüsüyle ilişkili iklim sınıflandırma sistemi) göre sıcak ve kurak bozkır ikliminin hakim olması öngörülüyor. En olumsuz senaryoda ise Karaman'ın kuzey kesimlerinde çöl ikliminin görülebileceği tahmin ediliyor. Şahin, yaptığı açıklamada, Türkiye'nin iklim değişikliğinin etkilerini en hızlı hisseden bölgeler arasında yer aldığını söyledi. Çalışmanın karar alıcılar ve yerel yönetimler için yol gösterici nitelikte olduğunu ifade eden Şahin, iklim değişikliğine uyum ve etkilerinin azaltılmasına yönelik politikaların güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Araştırmada güncel ve yüksek çözünürlüklü veri setleri ile gelişmiş modelleme yöntemlerinin kullanıldığını belirten Şahin, "Türkiye, Avrupa ve Afrika’nın kuzeyini kapsayan geniş bir coğrafyada iklim değişikliğinin etkilerini analiz ettik." dedi. Şahin, iklim değişikliğinin yalnızca çevresel değil, ekonomik ve toplumsal sonuçlar da doğurduğuna dikkati çekti. 2100 yılına kadar farklı senaryoların incelendiğini dile getiren Şahin, "Orta seviye senaryoya göre bile Türkiye'nin karasal iç kesimleri ile Avrupa'nın özellikle güneyi ve güneybatısındaki alanlar kuraklaşacak ve bozkır iklimine dönüşecek. Bu durum, su kaynakları ve su kalitesi için büyük bir tehlike. Tarım için gerekli suyu bir kenara bırakırsak, özellikle 2050 yılından sonra içmek için bile kaliteli su bulma şansımız azalacak." diye konuştu. Bu durumun özellikle su kaynakları açısından ciddi tehdit oluşturduğunu belirten Şahin, tarımsal üretimin yanı sıra içme suyu temininin de risk altına gireceğini ifade etti. En kötü senaryoya göre Akdeniz Havzası'nda sıcaklıkların 6-7 derece artabileceğine dikkati çeken Şahin, yıllık yağış miktarında ortalama 100 milimetre azalma beklendiğini kaydetti. Kuraklığın 2050'den sonra daha belirgin hissedileceğini vurgulayan Şahin, şunları söyledi: "İçmek için bile kaliteli su bulmakta zorlanacağız. Havanın 1 santigrat derece ısınması suda organizmaların sayısını artırıyor ve oksijen miktarını düşürüyor. Biz 6 derece ısınmalardan bahsediyoruz. Bu durum suyun oksijen bakımından fakirleşmesine ve içme suyu kalitesinin giderek düşmesine neden olacak." Şahin, yaz mevsiminin etkisinin uzadığını belirterek, geçmişte 3 ay hissedilen yaz sıcaklarının son dönemde 4-5 aya kadar çıktığını ifade etti. İklim değişikliği sürecinde Avrupa'nın yalnızca kuzey kesimlerinin mevcut iklim koşullarını büyük ölçüde koruyabileceğini belirten Şahin, güney ve iç bölgelerde kuraklık baskısının artacağını söyledi. "Köppen-Geiger iklim sınıflandırmasına göre bir sonraki aşamada çöl ikliminden söz etmeye başlayabiliriz." diyen Şahin, çölleşme riskine karşı önlem alınmaması halinde sürecin hızlanacağını dile getirdi. Şahin, iklim değişikliğinin etkilerinin azaltılması için yoğun ve plansız şehirleşmeden kaçınılması gerektiğini belirterek, ormanların korunması ve artırılmasına yönelik kapsamlı projelerin hayata geçirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Edirne’de 10 Bin Engelli İçin Kapsamlı Saha Çalışması Haber

Edirne’de 10 Bin Engelli İçin Kapsamlı Saha Çalışması

Edirne'de bugün Edirne Valiliği ve Trakya Üniversitesi (TÜ) arasında engelli bireylere yönelik protokol imzalandı. Protokol kapsamında, köyler, il merkezi ve ilçeler dahil olmak üzere Edirne genelinde yaklaşık 10 bin engelli bireyin hane ziyaretiyle tespit edilmesi, ihtiyaçlarının belirlenmesi ve üniversitenin akademik desteğiyle çözüm odaklı projelerin hayata geçirilmesi hedefleniyor. Vali Sezer, Edirne genelinde köyler, il merkezi ve ilçeler dahil olmak üzere yaklaşık 10 bin engelli bireyin bulunduğunu belirterek, bu bireylerin tamamına hane ziyareti gerçekleştirileceğini söyledi. Çalışma kapsamında 40 ekip sahaya inecek. “ULAŞAMADIĞIMIZ TEK BİR ENGELLİ KALMAYACAK” Saha ziyaretleriyle engelli bireylerin yaşam koşullarının yerinde inceleneceğini ifade eden Sezer, her engellinin ihtiyacının farklı olduğuna dikkat çekti. Eğitim, sağlık, bakım, teknik ekipman ve yaşam alanlarının engelli bireylere uygunluğu gibi konuların tek tek ele alınacağını vurguladı. Ziyaretlerin ardından Trakya Üniversitesi’nin akademik desteğiyle engelli bireylerin durumlarına göre gruplandırmalar yapılacağını belirten Sezer, çözüm önerilerinin bilimsel verilerle projelendirileceğini söyledi. 6 AYDA ÇÖZÜM HEDEFİ Ocak ayının ilk haftasında başlayacak saha çalışmasının bir ayda tamamlanmasının planlandığını açıklayan Vali Sezer, ardından 6 aylık bir süreçte çözülebilecek tüm sorunların giderilmesinin hedeflendiğini, daha uzun vadeli konular için ise yol haritası oluşturulacağını kaydetti. Çalışmada İl Sağlık Müdürlüğü, Milli Eğitim Müdürlüğü, yerel yönetimler ve sosyal hizmet birimlerinin de aktif rol alacağı bildirildi. “ENGELLİLER ORTAK EMANETİMİZ” Vali Sezer ayrıca, AFAD binasının yanında “Engelsiz Yaşam Merkezi ve Uygulama Alanı” kurulacağını açıkladı. Projeleri tamamlanan merkezin temellerinin ocak ayının ilk haftalarında atılmasının planlandığını belirten Sezer, merkezin Türkiye ve dünyadaki iyi örneklerden esinlenerek hayata geçirileceğini söyledi. “Engelli bireyler hepimizin ortak emanetidir” diyen Sezer, bu çalışmanın hem vicdani hem de toplumsal bir sorumluluk olduğunun altını çizdi. ÜNİVERSİTE SAHADA OLACAK Trakya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Hatipler ise üniversitelerin yalnızca akademik bilgi üretmekle sınırlı kalmaması gerektiğini vurgulayarak, engelli bireylerin sorunlarına doğrudan sahada dokunacak bir çalışmanın parçası olmaktan gurur duyduklarını söyledi. Hatipler, eğitim, tıp, diş hekimliği, sağlık bilimleri, sosyoloji ve iletişim gibi birçok fakültenin sürece dahil olacağını belirterek, bu çalışmanın Edirne için örnek bir model oluşturacağını ifade etti. MEHMET EFECAN HIDIROĞLU

“Edirne Bu Görüntüleri Hak Etmiyor” Haber

“Edirne Bu Görüntüleri Hak Etmiyor”

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, Yerel Yönetimler Başkanı ve İstanbul Milletvekili Mustafa Demir, AK Parti Edirne İl Başkanlığı’nda düzenlenen Yerel Yönetimler Toplantısında yaptığı konuşmada Edirne’nin mevcut durumuna ilişkin sert eleştirilerde bulundu. Toplantıya AK Parti Edirne Milletvekili Fatma Aksal, AK Parti Edirne İl Başkanı Belgin İba, ilçe belediye başkanları ve partililer katıldı. Edirne’ye girişten itibaren olumsuz bir tabloyla karşılaştıklarını belirten Mustafa Demir, “Bir şehre girdiğinizde tabelasından, yollarından, altyapısından o şehrin nasıl yönetildiğini anlarsınız. Edirne’de yollar berbat, altyapı sorunlu, şehir adeta kendi haline bırakılmış. Osmanlıya 94 yıl başkentlik yapmış, Mimar Sinan’ın ‘ustalık eserim’ dediği Selimiye Camii’nin bulunduğu bu şehir bu hali hak etmiyor” dedi. “AK PARTİ SÖZ VERİRSE YAPAR” Konuşmasında 6 Şubat depremleri sonrası yürütülen çalışmalara da değinen Demir, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde kısa sürede büyük bir dönüşüm sağlandığını vurguladı. Deprem bölgesinde 455 bin konutun anahtar teslim aşamasına geldiğini hatırlatan Demir, “Dünyanın en zengin ülkeleri benzer felaketlerde aylarca enkaz kaldıramazken, biz iki buçuk yılda şehirler inşa ettik. Biz AK Parti olarak söz verirsek yaparız” ifadelerini kullandı. “EDİRNE HAK ETTİĞİ HİZMETE KAVUŞACAK” Son yerel seçimlerde Edirne’de AK Parti’nin yüzde 44 oy aldığını hatırlatan Demir, “Aslında Edirne AK Parti belediyeciliğiyle yönetilebilirdi. Bugün CHP’li belediyelerin ortaya koyduğu tablo ortada. Şehir su sorunuyla, çöp sorunuyla, yol sorunuyla anılır hale geldi. Edirne ancak AK Parti’nin hizmet anlayışıyla ayağa kalkar” dedi. Demir, AK Parti’nin siyaseti bir makam yarışı değil, millete hizmet anlayışıyla yürüttüğünü belirterek, “Biz bu davayı bir ibadet olarak görüyoruz. Milletimizin layık olduğu hizmeti sunmak için çalışıyoruz. Allah’ın izniyle Edirne’yi 2028 ve sonrasında AK Parti belediyeciliğiyle buluşturacağız” diye konuştu. “EDİRNE HİZMET SİYASETİNE HASRET” Toplantıda söz alan AK Parti Edirne Milletvekili Fatma Aksal ise Edirne’nin uzun süredir hizmet siyasetine hasret kaldığını belirterek, merkezi hükümet yatırımlarının kentte artarak devam edeceğini söyledi. “YEREL YÖNETİMLERDE GÜÇLÜ KADROLARLA GELİYORUZ” AK Parti Edirne İl Başkanı Belgin İba da konuşmasında teşkilat olarak yerel yönetimlere hazır olduklarını vurgulayarak, Edirne’yi yeniden hizmet belediyeciliğiyle buluşturmak için sahada yoğun bir çalışma yürüttüklerini ifade etti. MEHMET EFECAN HIDIROĞLU

‎"Modern Kent, İnsanıyla Birlikte İnşa Edilir" Haber

‎"Modern Kent, İnsanıyla Birlikte İnşa Edilir"

‎Edirne'de Yerel Tarih Grubu'nun bugün Atatürk Kültür Merkezi'nde düzenlediği konferansta, Prof. Dr. Mahmut Güler, tarihsel süreçte toplumcu belediyeciliğin gelişimini ele alarak, modern kent, yurttaşlık bilinci ve sosyal devlet anlayışının yerel yönetimler üzerinden nasıl inşa edildiğini anlattı. ‎“Tarihsel bağlamda toplumcu belediyecilik: Yeni toplumcu belediyecilik inşa etmek mümkün mü?” başlıklı konferansta konuşan Prof. Dr. Mahmut Güler, Cumhuriyet’in kuruluş yıllarından günümüze uzanan süreçte belediyelerin toplumsal dönüşümdeki rolünü değerlendirdi. Toplumcu belediyeciliğin, modern toplumun yaratılmasında kamusal hizmetlerin eşit ve kapsayıcı biçimde sunulması anlamına geldiğini ifade eden Güler, devlet–tebaa ilişkisinden devlet–vatandaş ilişkisine geçişin yerel yönetimler eliyle güçlendiğini söyledi. Güler, modern yurttaşın haklarını bilen, sorumluluklarının farkında olan ve bunları talep eden birey olması gerektiğine dikkat çekti. ‎1929 Dünya Ekonomik Krizi’nin ardından halkın yaşam koşullarını iyileştirmeye yönelik mekanizmaların geliştirildiğini belirten Güler, bu sürecin yasal zemininin 1930 tarihli Belediye Kanunu ve Köy Kanunu gibi düzenlemelerle oluşturulduğunu ifade etti. Bu yasaların, devletçilik ve halkçılık politikalarının bir sonucu olarak ortaya çıktığını dile getirdi. ‎Modern kent anlayışının yalnızca imar planları ve fiziksel düzenlemelerle sınırlı olmadığını vurgulayan Güler, “Kent; sağlığıyla, altyapısıyla, sosyal yaşamıyla ve insanıyla birlikte modernleşir” dedi. Özellikle salgın hastalıklar, ısınma ve temel hizmet eksikliklerinin belediyeler eliyle giderilmeye çalışıldığını belirtti. ‎Belediyelere çok geniş hizmet sorumlulukları yüklendiğini ancak ekonomik kaynakların her zaman yeterli olmadığını söyleyen Güler, buna rağmen 1930’lu ve 1940’lı yıllarda köprüler, yollar, parklar, bahçeler, mezbahalar ve elektrik altyapısı gibi hizmetlerin önemli kazanımlar olduğunu ifade etti. ‎Güler, Batı’da 1945 sonrası şekillenen sosyal devlet anlayışının Türkiye’de pragmatik zorunluluklarla 1930’lu yıllardan itibaren uygulanmaya başlandığını, toplumcu belediyeciliğin de bu anlayışın temel taşlarından biri olduğunu vurguladı. ‎MEHMET EFECAN HIDIROĞLU

İklim Değişikliği Kaynaklı Afetleri Önceden Belirleyecek Sistem Geliştirdi Haber

İklim Değişikliği Kaynaklı Afetleri Önceden Belirleyecek Sistem Geliştirdi

Ateş, ilk etapta Kırklareli'ni baz alarak risk haritası oluşturdu. Haritaya kentin geçmiş dönemlerdeki sel ve su baskınları, yüzey sıcaklıkları, meteorolojik ve topografya verilerini işleyen Ateş, su kaynakları verilerini de harita üzerinde belirledi. Sistem sayesinde iklim koşulları ve yüzey sıcaklıkları yapay zeka desteğiyle analiz edilerek olumsuz etkilenmesi muhtemel bölgeler risk haritasında belirleniyor. Doç. Dr. Ateş, AA muhabirine, iklim değişikliği nedeniyle meydana gelen afetlerin erken öngörülmesi üzerine sistem oluşturduğunu söyledi. Son yıllarda iklim değişikliğinin olumsuz etkilerinin çok daha fazla hissedildiğini aktaran Ateş, aşırı sıcaklıkların, ani yağışların, sel ve su baskınlarının meydana geldiğini, afet risklerinin daha çok arttığını belirtti. Sel ve su baskınları gibi doğal felaketleri önlemek amacıyla yapay zeka destekli iklim risk haritası hazırladıklarını anlatan Ateş, "İklim değişikliğinin sonucu olarak ortaya çıkan felaketlere hazırlıksız yakalanıyoruz, burada bu felaketlere hazırlıksız yakalanmamızı önleyecek sistem geliştiriyoruz. Yapay zeka ile iklim risklerinin önceden öngörülmesi için çalışma yürütüyoruz ve böylelikle yapay zeka devreye girerek iklim riskinin sürpriz olmaktan çıkarılmasını sağlamaya çalışıyoruz." diye konuştu. - "Bu yaklaşım özellikle kentsel alanlarda çok büyük önem taşıyor" Yapay zeka destekli sistemde ilk olarak Kırklareli'nin veri tabanını oluşturduğunu belirten Ateş, kentin meteorolojik ve topografya verilerini, su kaynaklarını, yüzey sıcaklığını, geçmiş dönemlerde oluşan afetleri yüklediğini kaydetti. Yapay zekanın geçmiş verileri hızla analiz ederek risk haritası çıkardığını dile getiren Ateş, şöyle devam etti: "Yapay zeka destekli iklim risk belirleme sistemi ise bizim göremediğimiz bazı görüntüleri fark etmemizi sağlıyor. Bir felaket olduktan sonra değil, olmadan neler yaşanabileceğine ilişkin çalışma yürüyoruz. Bu yaklaşım özellikle kentsel alanlarda çok büyük önem taşıyor. Yapay zeka sayesinde kentsel ısı adasının oluştuğu yerleri, hangi mahallelerde yoğunlaşacağını bulabiliyoruz. Yine iklim değişikliğine bağlı olarak ani sel felaketlerinin nerelerde yoğunlaşabileceğini, nerelere nüfuz edebileceğini görebiliyoruz. Kuraklık ve su stresi tespitini daha önceden yapabiliyor, dolayısıyla bunlara çözüm önerileri bulabiliyoruz." - "Yerel yönetimler açısından da sistem faydalı oluyor" Ateş, yapay zeka destekli sistem sayesinde yerel yönetimlerin risk önleyici kentsel tasarım ve planlamaları daha doğru yapacağını söyledi. Sistemin sel riski fazla olan bölgelerde önceden önlem alma ve planlama yapma şansı tanıdığını aktaran Ateş, "İklim krizini bir anda durdurmamız mümkün değil. Fakat yapay zeka destekli iklim risk haritalarımızla bu sonuçları önceden öngörerek çözüm yollarını bulmamız bizim elimizde." dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.