Hava Durumu

#Yoksulluk

Batı Ekspres - Edirne'nin Haber Sitesi - Yoksulluk haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yoksulluk haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

‎Edirne’de Emeklilerden Aylık ve İkramiye Açıklaması Haber

‎Edirne’de Emeklilerden Aylık ve İkramiye Açıklaması

‎Tüm Emeklilerin Sendikası Edirne İl Temsilciliği, emekli aylıkları, bayram ikramiyeleri ve emeklilerin karşı karşıya kaldıkları sorunlar ile ilgili açıklama yaptı. Saraçlar Caddesi’nde düzenlenen basın açıklamasını, Tüm Emeklilerin Sendikası Edirne İl Temsilciliği Örgütlenme Sekreteri Hasan Kılıç okudu. ‎“DERHAL 20 BİN TL SEYYANEN ZAM YAPILMALIDIR” ‎Kılıç, emekliye bayram değil, yoksulluğun dayatıldığını söyleyerek; “Bugün milyonlarca emekli açlık ve yoksulluk sınırının altında yaşamaya mahkûm edilmiştir. Emekli aylıkları eridikçe erimiş, temel yaşam giderleri karşılanamaz hale gelmiştir. Elektrik, doğalgaz, kira, ulaşım ve gıda fiyatları karşısında emekliler nefes alamaz durumdadır. Bu nedenle bugün en acil ve yakıcı talebimiz şudur; her emekli aylığına derhal 20 bin TL seyyanen zam yapılmalıdır. Bugün emeklilerin yaşadığı yoksulluğun temel nedeni, emekli aylıklarının yıllar içerisinde sistemli biçimde eritilmesidir. Maaşlara yapılan göstermelik artışlar daha emeklinin cebine girmeden; zamlar, faturalar ve hayat pahalılığı karşısında buharlaşmaktadır” ifadelerini kullandı. ‎“BAYRAM İKRAMİYESİNİN EN AZ 17.500 TL OLMALIYDI” ‎Bayram ikramiyesi adı altında verilen 4 bin TL’nin ise emeklilerin yaşadığı gerçekliği gizleyemediğini söyleyen Kılıç; “Verilen bayram ikramiyesi bugün bir haftalık pazar parası bile değildir. 2018 yılında seçim sürecinde bin TL olarak başlatılan bayram ikramiyesi, o günün ekonomik koşullarında emekliler açısından kısmen de olsa nefes aldıran bir ödeme niteliğindeydi. O dönem net asgari ücret bin 603 TL idi. Yani verilen ikramiye asgari ücretin yaklaşık yüzde 62’sine denk geliyordu. Bugün ise 4 bin TL’ye çıkarılmış görünse de asgari ücret karşısında ciddi biçimde erimiş durumdadır. Eğer aynı oran korunsaydı bugün bayram ikramiyesinin en az 17 bin 500 TL olması gerekirdi. Kurban Bayramı öncesinde ikramiyenin artırılmasına ilişkin hiçbir hazırlığın yapılmaması da iktidarın emeklilerin yaşadığı yıkımı görmezden geldiğini göstermektedir” sözlerine yer verdi. UĞUR AKAGÜNDÜZ

Akdoğan: “Ekonomi Politikalarının Çalışmadığının Göstergesi” Haber

Akdoğan: “Ekonomi Politikalarının Çalışmadığının Göstergesi”

Edirne’de bugün İYİ Parti’nin gerçekleştireceği Sivil Toplum Kuruluşlarıyla buluşma toplantısı için Edirne’ye gelen Genel Başkan Yardımcısı Av. Alper Akdoğan, İl Başkanlığı binasında açıklamalarda bulundu. Ülkenin ekonomi politikasının çalışmadığına vurgu yapan Akdoğan, bunun en belirgin göstergesinin Merkez Bankası’nın enflasyon beklentisini dün güncelleyerek, beklentiyi yüzde 16’dan yüzde 24’e çıkarmasının olduğunu söyledi. Merkez Bankası’nın yaptığı güncellemeleri artık takip etmekte zorlandıklarını belirten Akdoğan “Reel ekonomiyle tutarlı olmayan bir programın içerisindeler. Sadece rakamlarla hoş görünmek için bir çalışma gerçekleştirirseniz bunun toplumda gerçek yaşayan ekonomide, vatandaşın alım gücünde bir karşılığının olmadığını zaten göreceksiniz. Vatandaşa soralım bu ekonomik program neden tutmuyor diye. Program, Türk milleti için değil, Londra bankerleri için çalışıyor, New York bankerleri için çalışıyor, Dubai bankerleri çalışıyor. Biz dışarıya karşı öz yurdumuzda garip haline gelmiş bir durumdayız. Yani vatandaşın gerçekliği varken siz eli kanlı bir terörist başına statü aramanın peşindesiniz Cumhur İttifakı olarak. Alım gücü, yokluk, yoksulluk ortadayken yurt dışından gelecek olan kaynağı belirsiz paralara varlık barışı getirmenin derdindesiniz. O zaman yani Türk milletinin, Türk insanının, bizim yurttaşlarımızın hakkını kim savunacak? Bizim hükümetimiz savunmayacak mı?” dedi. “TÜRK MİLLETİ AÇLIKLA SEFALET ARASINA SIKIŞTIRILMIŞTIR” Genel başkan yardımcısı sonrası konuşan İYİ Parti Edirne Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Akalın ise Türk milletinin şu anda açlıkla sefalet, yoksulluk arasına sıkıştırılmış durumda olduğunu belirterek; “Bunun en önemli sebeplerinden bir tanesi enflasyon. Biz parti olarak bunu yıllardır söylüyoruz. Enflasyonla mücadele sadece bir enstrümanla olmuyor. Yani para politikalarıyla olmuyor. Evet para politikaları bir tanesi ama bunu destekleyici iki ayrı temel daha var. Tasarruf tedbirleri ve yapısal reformlar. Para politikası tamam faizle müdahale ediyorsunuz. Bu yetmiyor. Ama tasarruf tedbiri var mı? Yok. Hiçbir konuda yok. Dolayısıyla bu şekilde enflasyonu kontrol etmemiz mümkün değil. Bunu biz açıklıkla söylüyoruz. Bu ekonomi programınız yanlıştır ve sınıfta kalmıştır. Milleti açlığa sürüklemiştir. Ve ne olursunuz şunu yapın ki vatandaşımızın durumu düzeltecek tasarruf tedbirleri gerçekleştirin. Saraydan başlayın buna da. Ondan sonra da bütün bakanlıklara, bütün devlet kurumlarında tasarruf tedbirlerini uygulayın. Yapısal reformları yapmadılar ve onun için de bize gerçek yatırım yani istihdam sağlayacak, vergi verecek, yani devlete katkı sağlayacak yatırım gelmiyor.” diye konuştu. ŞENER ŞENTÜRK

Atalay Edirne’den Yunanistan’a Seslendi; “Aklınızı Başınıza Alın” Haber

Atalay Edirne’den Yunanistan’a Seslendi; “Aklınızı Başınıza Alın”

Edirne’de 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü kutlamaları kapsamında Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, Saraçlar Caddesi’nde düzenlenen mitingde konuşma yaptı. Miting, kortejin caddeye girmesinin ardından Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, silah arkadaşları ve tüm şehitler için bir dakikalık saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başladı. İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, İYİ Parti İstanbul Milletvekili Mehmet Satuk Buğra Kavuncu, CHP Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, İYİ Parti Edirne Milletvekili Mehmet Akalın, Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, Lalapaşa Belediye Başkanı Zafer Sezgin Geldi, sendika başkanları, işçiler ve vatandaşların katıldığı mitingde konuşan Atalay, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü kutladı. Geçinmenin her geçen gün zorlaştığını söyleyen Atalay; “Her sabah yeni zamlarla uyanmakta, emeğimizin karşılığının eridiğini görmekteyiz. Hayat pahalılığı dayanılmaz bir noktaya ulaştı. Ücretler aynı hızla artmamakta, alım gücü düşmekte. Eskiden işsiz olan yoksul sayılırdı, bugün çalışanlar da yoksullukla mücadele ediyor” ifadelerini kullandı. Atalay, ücretlilerin düzenlenen gelir vergisi tarifesinin ilk diliminin 2026 yılı için 190 bin TL belirlendiğini ifade ederken; “Geçmiş yıllarda yılın son aylarında ikinci vergi dilimine girmeyen birçok işçi, günümüzde Nisan ayında ikinci vergi dilimine giriyor. İşçi de yılda 12 ay çalışıyor, ortalama 2 ayını vergiye veriyor. Bu dayanılacak bir vergi düzenlemesi değil. Onun için ülkeyi yönetenler; bu ülkenin çalışanlarının bir an evvel vergiyle ilgili yeni düzenlemeye ihtiyacı var. Dayanma gücümüz kalmadı” dedi. “YASAL DÜZENLEMEYE İHTİYAÇ VAR” Örgütlenmede yaşanan problemlere dikkat çeken Atalay; “Bu ülkede 18 milyon çalışan var. Yüzde 14’ü örgütlü. Bu durum, bu ülkede 2026 yılında kabul edilebilir bir durum değil. Örgütlendiğin zaman patronların büyük bir bölümü kapının önüne koyuyor. Sendika mücadelesi 7 sene sürüyor. Dava Edirne’deyse patron mahkemeyi Elazığ’da açıyor. Bu olumsuz 3 sene de öyle devam ediyor. Bu durum kabul edilebilir değil. Bu ülkede işçi, emekçiyle ilgili yasal düzenlemeye ihtiyaç var” sözlerine yer verdi. “AMERİKA’YA İSRAİL’E LANET OLSUN” Atalay, dünyanın farklı coğrafyalarında yaşanan savaşların yalnızca sınırları değil, hayatları da derinden etkilediğini belirterek; “Gazze'de süren yıkım, İran çevresi, tırmanan çatışmalar, milyonca insanı yerinden etmekte, emeği yok sayan bir zemin sonuçlarını ortaya çıkmaktadır. Savaşın olduğu yerde üretim durmakta, insanlar işsiz kalmakta, emek değersizleşmektedir. Göç etmek zorunda kalan milyonlarca güvensiz koşullarda yaşam mücadelesi veren bu kardeşlerimiz, özellikle 168 tane kız çocuğunu hiç günahı olmadan bombalayanlara lanet olsun. Amerika'ya, İsrail'e onun başındaki Netenyahu’ya lanet olsun” dedi. Kısa sıra önce 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın kutlandığını hatırlatan Atalay; “Ülkemizde çocukların yeri okuldur. Ancak derinleşen yoksulluk ne yazık ki birçok çocuğu çalışma hayatına itmekte. Oysa parkta oynaması, arkadaşlarıyla koşup yürümesi gereken çocuklar, bugün çalışmaktadır. Çocuklar, hayatlarının başında ağır sorumluluklar üstlenmekte, hayallerini, umutlarını, çocukluklarını kaybetmekte. İş kazasında geçen sene yanlış ölen çocuk sayısı 94, son 10 senede 900 tane çocuk can verdi. Bunlar bizim çocuklarımız” ifadelerine yer verdi. “ZARARLI ÇIKARSINIZ” Atalay, Yunanistan yetkililerin 2 günde bir açıklama yaptıklarını belirterek; “Diyorlar ki Kıbrıs bizim. Diyorlar ki Fransa yanımızda, İsrail yanımızda, Amerika yanımızda. Bizim onlarla ilgili sorunumuz yok. Aklınızı başınıza alın, biz dibinizdeyiz. Ben Edirne'den, Türkiye’den sesleniyorum. Aklınızı başınıza alın. Bizim sizinle bir işimiz yok. Toprağınızla işimiz yok. Bayrağımıza göz dikmeyin. Ülkemize göz dikmeyin. Sonra zararlı çıkarsınız, haberiniz olsun. Biz bu alanda silahsız askeriz, silahsız emekçiyiz” diye konuştu. Atalay’ın konuşmasının ardından İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu ve Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan da 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü kutladılar. Konuşmaların ardından miting sona erdi. MEHMET EFECAN HIDIROĞLU

‎TÜKODER Edirne’den 8 Mart Açıklaması Haber

‎TÜKODER Edirne’den 8 Mart Açıklaması

‎Tüketiciyi Koruma Derneği (TÜKODER) Edirne Şube Başkanı Tarık Kenan Parlar, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada kadın hakları, toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadına yönelik şiddet konularına dikkat çekti. Parlar, açıklamasında 8 Mart’ın bir kutlama günü değil, kadına yönelik ayrımcılığa karşı mücadele ve farkındalık günü olduğunu vurguladı. ‎Parlar açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Bugün bir kutlama günü değil, kadına yönelik her türlü ayrımcılığa karşı çıkma ve anma günüdür. Kadına yönelik şiddet, kadın emeği sömürüsü, kadın bedeni sömürüsü, kadın işsizliği, çocuk gelinler ve okula gönderilmeyen kız çocukları, tacizciyi, tecavüzcüyü koruyup kollayan hukuk sistemini konuşmak, fark etmek, mücadele etmek ve değiştirmek zorundayız. Ekonomik kriz, diğer yandan giderek artan yoksulluk en fazla kadınları zorlamaktadır. Bütün bunlar; kadınların Cumhuriyetle elde etmiş olduğu haklarını ellerinden almak, onları evlerine hapsedip, anne ve eş rollerinin ötesine geçirmemek için yapılan hamlelerdir. ‎Kadınlar barış ve kardeşlik içinde yaşamak, özgür ve eşit olmak, birey olarak kabul görmenin mücadelesini veriyorlar. Bu mücadele insan hakları mücadelesidir ve kadına yönelik şiddet ve ayrımcılık insan hakkı ihlalidir. ‎Türkiye Cumhuriyeti Devleti ‘Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi (CEDAW)’ ve ‘Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi (İstanbul Sözleşmesi)’ne imza atmıştır ve sözleşme gereği verdiği taahhütleri yerine getirmekle yükümlüdür. Anayasamızın 90. maddesi ile de uluslararası sözleşmeler kanun hükmünde kabul edilmiştir. Ancak yapılanlar ve yapılmak istenilenler uluslararası sözleşmelere ve 6284 sayılı yasa hükümlerine aykırıdır. ‎Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde; demokrasi ve özgürlük mücadelesinde hayatını kaybeden, kadın cinayetlerinde katledilen tüm kadınları saygıyla anıyoruz. Toplumsal cinsiyet eşitliği sağlanana kadar, şiddetten arındırılmış bir toplum yaratılana kadar, ekonomide, eğitimde, iş hayatında ve siyasette erkeklerle eşit hale gelene kadar mücadeleye devam edeceğiz.” ‎HABER MERKEZİ

CHP Edirne'den 8 Mart Açıklaması Haber

CHP Edirne'den 8 Mart Açıklaması

‎Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Kadın Kolları ve Gençlik Kolları, Dünya Kadınlar Günü kapsamında 81 ilde eş zamanlı basın açıklaması gerçekleştirdi. Edirne’deki açıklama CHP İl Binası’nda düzenlendi. ‎Basın açıklamasında konuşan CHP Edirne Merkez İlçe Kadın Kolları Başkanı Burcu Birgül Çolak, kadınların eşit ve özgür bir yaşam için mücadele etmeye devam edeceğini belirterek, “Kadınların daha özgür olduğu, emeklerinin ve çabalarının daha görünür olduğu bir Türkiye’de nice 8 Martları birlikte kutlamayı diliyoruz” dedi. ‎Çolak, kadınların yalnızca şiddetle değil aynı zamanda yoksulluk, güvencesizlik ve görünmeyen emek sömürüsüyle de mücadele ettiğini vurgulayarak eşit işe eşit ücret talebini yineledi. Kadınların ekonomik bağımsızlığının önemine değinen Çolak, kadın emeğinin görünmez olmadığını ve haklarının pazarlık konusu yapılamayacağını ifade etti. Konuşmasında Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün kadınlara verdiği haklara dikkat çeken Çolak, kadınların toplumsal yaşamın her alanında eşit temsil edilmesi gerektiğini söyledi. Ayrıca CHP Genel Başkanı Özgür Özel liderliğinde kadınların sosyal ve ekonomik hayatta güçlendirilmesi için mücadele ettiklerini dile getirdi. ‎Basın açıklamasında söz alan CHP Gençlik Kolları Başkan Yardımcısı Esma Uğurlu ise kadın emeğinin toplumun en büyük ancak en görünmez güçlerinden biri olduğunu ifade etti. Kadına yönelik şiddetle mücadelede 6284 Sayılı Kanun’nun etkin uygulanması gerektiğini belirten Uğurlu, İstanbul Sözleşmesi’nin kadınlar için vazgeçilmez olduğunu söyledi. ‎Açıklamanın ardından CHP Edirne İl Gençlik Kolları Başkanı Özgür Hata, Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan Akın, Edirne İl Genel Meclisi Başkanı Çiğdem Gegeoğlu ve CHP Edirne Merkez İlçe Kadın Kolları Başkanı Burcu Birgül Çolak’a çiçek takdim etti. ‎MEHMET EFECAN HIDIROĞLU

Eğitim- Sen’den Okullarda Şiddete Hayır Eylemi Haber

Eğitim- Sen’den Okullarda Şiddete Hayır Eylemi

Eğitim-Sen Edirne Şubesi, dün İstanbul Çekmeköy’deki Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde bir öğrenci tarafından gerçekleştirilen bıçaklı saldırıda hakkında basın açıklaması düzenledi. Saraçlar Caddesi’nde düzenlenen basın açıklamasında bir öğretmenin yaşamını yitirmesi bir öğretmen ve bir öğrencinin de yaralanmasıyla sonuçlanan olayın öğretmenlerin yıllardır itibarının ve can güvenliğinin göz ardı edilmesinden kaynaklandığı ifade edildi. Eğitim-Sen Edirne Şube Başkanı Ahmet Acet’in okuduğu basın açıklamasında okullarda artan şiddet vakalarının çok ciddi bir tehdit oluşturduğu belirtilerek “Bu saldırı münferit değildir. Yaptığımız uyarıları dikkate almayarak, kalıcı ve önleyici politikalar hayata geçirmeyen Milli Eğitim Bakanlığı bu olayın birinci derecede sorumlusudur. Somut ve kalıcı adımlar atılmadığı için şiddet ortamı giderek derinleşmiştir. Bir okulda kesici aletle saldırı gerçekleştirilebilmesi, güvenlik mekanizmalarının yetersizliğini açıkça ortaya koymaktadır. Okullarda şiddeti önleyici destek mekanizmaları ciddi biçimde gözden geçirilmelidir. Şiddetin zemini yalnızca bireysel bir öfke değildir. Medyada, siyasette ve bürokraside giderek meşrulaştırılan sert ve kutuplaştırıcı dil, eğitim emekçilerini hedef gösteren, itibarsızlaştıran ve yalnızlaştıran söylemler bu iklimi beslemektedir. Öğretmenlik mesleğinin sistemli biçimde değersizleştirilmesi, eğitim emekçilerinin kamuoyu önünde haksız biçimde suçlanması ve sorumluluğun sürekli öğretmene yüklenmesi öğretmenleri hedef haline getirmektedir. Ayrıca pedagojik temelden yoksun, eğitimin bilimsel niteliğini gözetmeyen etkinlik ve uygulamaların yaygınlaşması okulu çocuklar ve gençler için güvenli bir öğrenme ortamı olmaktan uzaklaştırmaktadır. Okullar ideolojik yönlendirmelerin, denetimsiz faaliyetlerin ya da pedagojik karşılığı olmayan uygulamaların alanı değildir. Öte yandan derinleşen yoksulluk ve gençlerin geleceksizlik duygusu da şiddet riskini büyüten önemli toplumsal faktörlerdir. Ailesi ekonomik krizle mücadele eden, temel ihtiyaçlara erişimde zorlanan, sosyal destek mekanizmalarından mahrum bırakılan çocuk ve gençlerin yaşadığı psikolojik baskı görmezden gelinemez. Sosyal politikaların zayıflığı, rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetlerinin yetersizliği bu tabloyu ağırlaştırmaktadır” dedi. “MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞINA ÇAĞRIMIZDIR” Acet açıklamasında başta Milli Eğitim Bakanlığı olmak üzere tüm yetkililere çağrıda bulunarak “Okul güvenliği konusunda bütünlüklü, bilimsel ve katılımcı bir politika derhal hayata geçirilmelidir. Rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri güçlendirilmelidir. Her okulda yeterli sayıda uzman personel görevlendirilmelidir. Risk altındaki öğrenciler için erken müdahale ve destek programları uygulanmalıdır. Okullarda şiddeti önlemeye dönük bağlayıcı bir eylem planı hazırlanmalıdır. Eğitim emekçilerinin mesleki itibarını koruyacak, hedef gösterilmelerini engelleyecek açık ve net bir tutum alınmalıdır. Bu saldırının tüm yönleriyle aydınlatılması gerekmektedir. İhmali bulunanlar tespit edilmeli ve sorumlular hesap vermelidir. Gelecekte benzer vakaların yaşanmaması için bu acının üzeri örtülmemelidir. Eğitim emekçileri olarak güvenli bir çalışma ortamı talep ediyoruz. Bu talep bir ayrıcalık değil, en temel haktır. Güvenli olmayan bir okulda sağlıklı bir eğitim süreci yürütülemez. Okullarımızı şiddete teslim etmeyeceğiz. Öğretmenlerin ve öğrencilerin güvenli, huzurlu ve sağlıklı bir eğitim ortamında bulunma hakkını savunmaya devam edeceğiz. Yitirdiğimiz meslektaşımızın anısı önünde saygıyla eğiliyor; benzer acıların bir daha yaşanmaması için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizin bilinmesini istiyoruz” ifadelerine yer verdi. ŞENER ŞENTÜRK

TÜKODER Başkanı Parlar’dan Asgari Ücrete Tepki Haber

TÜKODER Başkanı Parlar’dan Asgari Ücrete Tepki

Tüketiciyi Koruma Derneği (TÜKODER) Edirne Şube Başkanı Tarık Kenan Parlar, 2026 yılı asgari ücretinin yüzde 27 artışla 28 bin 75 TL olarak açıklanmasına sert tepki gösterdi. Açıklanan ücretin, TÜRK-İŞ verilerine göre 29 bin 828 TL’ye ulaşan açlık sınırının gerisinde kaldığını vurgulayan Parlar, asgari ücretin insanca yaşam koşullarını karşılamaktan uzak olduğunu ifade etti. “DAHA İLK GÜNDEN AÇLIK SINIRININ ALTINDA KALMIŞTIR” Parlar, “2026 yılı için asgari ücretin yüzde 27 artışla 28 bin 75 TL olarak açıklanması, toplumda yaratılan beklentilerin çok gerisinde kalmıştır. Kasım ayı sonu itibarıyla yıllık enflasyon yüzde 31,07 olarak açıklanmıştır. TÜRK-İŞ verilerine göre ise açlık sınırı 29 bin 828 TL’ye ulaşmıştır. Bu rakamlar ışığında açıklanan asgari ücret, daha ilk günden açlık sınırının altında kalmıştır” dedi. “ÜCRETLER ENFLASYON KARŞISINDA KORUNAMAMIŞTIR” Ücretlerin enflasyon karşısında korunamadığını ifade eden Parlar, “Ücretler enflasyonu artırır söylemi gerçekleri gizleyemez. Son günlerde kamuoyuna yeniden servis edilen ‘Ücretler artarsa enflasyon artar’ söylemi, gerçeklerle bağdaşmayan bir korku siyaseti ve algı yönetimidir. Gerçek şudur: Ücretler enflasyonu artırmamıştır. Ücretler, enflasyon karşısında korunamamıştır. Fiyatlar sürekli artarken, asgari ücret bu artışların gerisinde bırakılmıştır. Enflasyonu yaratan; asgari ücretliler, emekçiler ve halk değildir. Enflasyonu yaratan, fiyatları belirleyenlerdir. Peki bedelini kim ödüyor? Asgari ücretli ödüyor. Emekçi ödüyor. Halk ödüyor. Bu adaletsiz tabloyu kabul etmiyoruz. Evrensel tüketici hakları açıkça ihlal edilmektedir. Açıklanan bu ücret; evrensel tüketici hakları arasında yer alan temel ihtiyaçların karşılanma hakkını ve insanca yaşam hakkını açıkça ihlal etmektedir. İşçi temsilcilerinin olmadığı, teklif ve müzakere süreçlerinin işletilmediği; işverenler ve hükümet tarafından tek taraflı biçimde belirlenen; uluslararası kurallara uyulmayan hane halkının geçimi, yoksulluk sınırı değil, açlık sınırı bile gözetilmeden belirlenen bu asgari ücret masasının açıkladığı karar meşruiyetini yitirmiştir” diye konuştu. “ASGARİ ÜCRET AÇLIK SINIRININ ALTINDA OLAMAZ” İşçilerin payını alamadığını söyleyen Parlar, “Talebimiz nettir. Asgari ücret, açlık sınırının altında olamaz. Asgari ücret; insanca yaşamı mümkün kılacak, temel ihtiyaçların karşılanabildiği bir alım gücüne göre yeniden belirlenmelidir. Ücret belirleme süreci kapalı kapılar ardında değil, toplumun tüm kesimlerinin katılımıyla yürütülmelidir. Tüketici örgütleri ve sendikalar masada yer almalıdır. Asgari ücret; yoksulluğu yöneten değil, yoksulluğu ortadan kaldırmayı hedefleyen bir sosyal politika aracı olmak zorundadır. Bu ülkenin emekçileri açlık sınırının altında yaşamaya mahkûm değildir. Çalıştığı halde çocuğuna eşit bir gelecek sunamayan bir toplumda sorun kaynak değildir; sorun adalettir. TÜKODER olarak; bu adaletsizliğe karşı susmayacağız. Gelirde, vergide ve ülkede adalet sağlanana dek; tüketicinin ve emekçinin insanca yaşam hakkını savunmaya kararlılıkla devam edeceğiz” dedi. MERT ERİŞKİN

Romanların İstihdam Sorunları Edirne’de Masaya Yatırıldı Haber

Romanların İstihdam Sorunları Edirne’de Masaya Yatırıldı

Roman Gençlik Derneği tarafından yürütülen ve Avrupa Birliği ile Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) destek verdiği “Roman Vatandaşların Nitelikli ve Güvenceli İşlere Katılımında Karşılaşılan Zorluklar – Edirne Örneği” adlı projenin kapanış programı Edirne’de gerçekleştirildi. Bir otelin salonunda düzenlenen toplantıda, Roman vatandaşların çalışma hayatında yaşadığı sorunlar ve bu sorunlara yönelik çözüm önerileri ele alındı. Toplantıya kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları, akademisyenler, iş dünyası temsilcileri ve Roman topluluklarından çok sayıda katılımcı ilgi gösterdi. “ROMANLARIN ÇALIŞMA HAYATINDAKİ SORUNLARI ELE ALDIK” Dernek Başkanı Selçuk Karadeniz, “Türkiye genelinde Romanlara yönelik sosyal politika ve proje çalışmaları yürütüyoruz. Edirne’de de ‘insana yakışır iş’ tanımı üzerinden saha çalışması gerçekleştirdik. Bu programda Romanların çalışma hayatında karşılaştığı sorunları ve çözüm önerilerini ele aldık. Programa kamu kurumlarının temsilcileri, üniversitelerden akademisyenler, mahalle muhtarları, Romanların yoğun yaşadığı mahallelerin muhtarları, iş insanları, üniversite öğrencisi Roman gençler, işsiz Romanlar ve çalışan Romanlar katıldı. Amacımız Roman toplumunun tek tip, homojen bir yapı olmadığını göstermekti. Romanlar arasında yoksul olan da var, iş insanı olan da var, üniversite mezunu, memur ya da belediye çalışanı olan da var. Biz bu farklı katmanları bir araya getirmeye çalıştık” dedi. “ROMANLAR ÇALIŞMIYOR YERLEŞMİŞ BİR ÖN YARGIDIR” Romanların çalışmadığına yönelik bir algının olduğunu belirten Karadeniz, “Bu çalışmada temel hedefimiz bir politika önerisi geliştirmekti. Romanlar iş ararken ne gibi zorluklar yaşıyor, iş kurarken hangi engellerle karşılaşıyor, bunları ortaya koymak istedik. Bu nedenle sadece Romanlarla değil, işverenlerle ve kamu kurumu yöneticileriyle de görüştük. Gördüğümüz şu oldu: Kamu kurumları ve işverenler geçmişte yaşadıkları bazı olumsuz deneyimler nedeniyle Romanları işe alma konusunda çekingen davranıyor. Bu birkaç deneyim, maalesef tüm Roman toplumuna mal ediliyor. Ancak son dönemde ekonomik şartlar ağırlaştıkça herkes gibi Roman gençler de iş aramaya başladı ve işe girenlerin sayısı arttı. ‘Romanlar çalışmıyor’ algısı, gerçeği yansıtmayan, yerleşmiş bir önyargıdır. Romanların yüzde 80-85’i kendi düzenini kurmuş, çalışan ve ailesini geçindiren insanlardır. Çalışmayan kesim ise çok sınırlı ve genelleştirilemez” diye konuştu. “ROMANLAR KENTİN AYRILMAZ BİR PARÇASI” Romanların kentin ayrılmaz bir parçası olduğunu aktaran Karadeniz, “İnsana yakışır iş tanımına geldiğimizde ise Romanların seçeneklerinin çok kısıtlı olduğunu görüyoruz. Eğitimli Roman gençler ya da iş insanı olan Romanlar bu ayrımcılığı daha net hissediyor. Raporlarımızda da bu açıkça yer alıyor. Öte yandan geçimini sağlamak için her işi yapmak zorunda kalan Roman kadınlar var. Bazı kadınlar, yaşadıkları yoksulluk ve çaresizlik nedeniyle ciddi psikolojik travmalar yaşıyor. Ancak bu durum Roman toplumunun yüzde 10-15’ini geçmiyor. Edirne, birlikte yaşama kültürünün güçlü olduğu bir şehir. Romanlar bu kentin ayrılmaz bir parçası. Buna rağmen geçmişte yaşanan olumsuz örnekler nedeniyle kamu kurumları ve işverenler tüm Romanları aynı kefeye koyabiliyor. Tartışmalar da genellikle bu noktada kilitleniyor” ifadelerine yer verdi. “DEVLET POLİTİKASIYLA ÇÖZÜLMESİ GEREKİYOR” Sorunların devlet eliyle çözülmesi gerektiğinin altını çizen Karadeniz, “Toplantımızda sadece istihdam değil; sağlık, eğitim ve konut gibi başlıklar da ele alındı. Romanların sorunları tek bir alanda değil, bütüncül bir yaklaşımla çözülmeli. Ayakkabı almak, gıda yardımı yapmak gibi bireysel çözümler geçici kalıyor. Romanların katman katman biriken sorunlarının devlet politikası hâline getirilerek çözülmesi gerekiyor. Sivil toplum kuruluşlarının, iş insanlarının, belediyelerin ve valiliğin bir araya gelip bu süreci birlikte tasarlaması şart. Ancak ne yazık ki bugüne kadar bu bütüncül yaklaşımı yeterince göremedik” şeklinde konuştu. “İNSAN ONURUNA YAKIŞIR İŞ ANLAYIŞININ GÜÇLENMESİNİ İSTİYORUZ” Programda konuşan Dr. Ertuğrul Tanrıkulu, “Öncelikle şunu belirtmek isterim; Edirne Roman Gençlik Derneği olarak, İnsan Onuruna Yakışır İş ve İstihdam başlığıyla Avrupa Birliği ve Uluslararası Çalışma Örgütü destekli bir proje yürüttük. Ben de bu projenin genel koordinatörü olarak görev aldım. Bugün burada da bu çalışmanın kapanış toplantısını gerçekleştirdik. Projemiz kapsamında Roman istihdamı ve insan onuruna yakışır iş meselesini merkeze alarak, Roman toplumuyla derinlemesine saha çalışmaları yürüttük. Bu çalışmaların en önemli ayağını ise yaptığımız birebir görüşmeler oluşturdu. Roman iş arayanlarla, çalışanlarla ve işverenlerle doğrudan görüşmeler yaptık. Bu görüşmelerde özellikle Roman kimliğinden dolayı yaşanan dışlanmanın, iş bulma ve çalışma hayatı üzerindeki etkilerini sorguladık. Roman toplumunun istihdam sürecinde ne tür engellerle karşılaştığını somut verilerle ortaya koymaya çalıştık. Elde ettiğimiz bulgular doğrultusunda da bir sonuç raporu hazırlayarak kamuoyuyla paylaştık. Raporumuzda ayrıca, yoksulluğun toplumun tüm kesimlerinde yaygınlaştığı bir ülkede, Romanların bu yoksulluğu ne yazık ki daha derinden yaşadığına dikkat çektik. Roman toplumunun karşı karşıya kaldığı yapısal sorunları ve bu sorunların istihdamla olan ilişkisini açık bir şekilde ortaya koyduk. Bu çalışmanın, Roman istihdamı konusunda geliştirilecek politikalara katkı sunmasını ve insan onuruna yakışır iş anlayışının güçlenmesini temenni ediyoruz. Katılan ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” dedi. MERT ERİŞKİN

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.