Edirne’nin gerdanlıkları olarak kabul edilen iki köprüsü Ekmekçizade Ahmet Paşa (Tunca) ve Mecidiye (Meriç) köprüleri. Tunca ve Meriç nehirlerinin üzerinden geçen iki tarihi köprü, çevresindeki yeşilliği ve eşsiz gün batımıyla misafirlerine unutulmaz görüntüler sergiler.

Kimi misafirinin fotoğraf çektiği, kiminin ise bu güzelliği satırlara dökerek unutulmaz kıldığı kentin bu özel yeri için en beğenilen şiirlerden birini Niyazi Akıncıoğlu yazmıştır. Akıncıoğlu’nun Edirne şiiri, Tunca ve Meriç nehirlerinden Bülbül adasına, Ekmekçizade Ahmet Paşa (Tunca) ve Mecidiye (Meriç) köprülerinden manzaralarına ve çevresindeki özelliklerine kadar bölgeyi en iyi şekilde anlatırken; Türk edebiyatının da en özel üretimlerinden biri olmuştur. Kırklareli’nin Pınarhisar ilçesine bağlı Kurudere köyünde doğan Akıncıoğlu’nun Edirne ile yolu lise eğitiminde kesişirken; 16 yaşında üretmeye başladığı şiirlerinden en güzellerinden birini Edirne’ye miras bıraktı.

Akıncıoğlu, Edirne şiirinde şu mısralara yer verir;
Bir yerde görürsen ki;
Ağır ve edalı akar
dal dal söğütleri öperek
samur üç belik gibi
üç koldan sular;
müjdeler olsun efendim:
Edirne'desin.
Mevsim, fasl-ı bahardır;
gecedir ve mehtap vardır.
Ve sen
bir kavs-ı kuzahta yürür gibi
Köprüler'desin.
Şataraban makamından bir şarkı dudaklarında
düşünür, çözemezsin:
Bu naz-ı istiğna, bu âvâz neden;
neden yarı eğilmiş suya dallar?
Öyle fermân etmiş eden
kimseler bilmez.
"Gönül bir top ibrişim
Sarılırsa çözülmez"
Burda her şey
bakınır hüsnüne hayran
Seyreyler cemâlini eğilmiş suya
mermer ihtişamında serhadd-i vatan.
Aşina bir çehre sezer belki diye
devr-i saltanatından Edirne;
bir deste alev güldür, mahzun,
yâr elinden düşürülmüş şimdi suda
Ve sular;
şimşir kelâmı dilinde
destan okur- okur akar.
Ve bihaber Yıldırım'da, bir evcikte
-akan sudan, uçan kuştan-
yeşil dut yaprağında
ak bir ipekböceği,
kozasını dokur dokur ölür.
Uyanır veda etmiş gibi artık uykuya,
konuşan bir dil olur
çiler uzakta;
bülbül sesi yağmur gibi
Bülbül Adası'nda.
Kanadı gümüşlü kuşlar geçer
iki şâk bölüp mehtâbı;
Kıyık'tan uçurulmuş.
Salınır bahçeler içre kızlar ki:
Nazardan kaçırılmış.
Ağzında kan kırmızı bir can eriği,
mehtapla beraber düşmüş gibi arza;
kızlar ki güzel,
dört başı mâmur ve murassa.
Sevdaya tutulmak bile mümkün
yeni baştan
söylemek kolay olsa eski türkümü:
"Edirne köprüsü taştan
Sen çıkardın beni baştan."

Akıncıoğlu’nun kaleminden çıkan bu şiir, günümüzde kentte düzenlenen pek çok programda okunurken; Edirne ile özdeşleşmiş. Akıncıoğlu’nun adının yaşatılması için en çok yakışacağı yerlerden biri olarak Ekmekçizade Ahmet Paşa (Tunca) ve Mecidiye (Meriç) köprüleri arasında ve halk tarafından “iki köprü arası” olarak anılan mevki dikkat çekiyor. Akıncıoğlu’nun miras bıraktığını şiirin ardından “Adı iki köprü arasında yaşatılamaz mı?” sorusu önemini korumaya devam ediyor.
UĞUR AKAGÜNDÜZ
Kaynak: UĞUR AKAGÜNDÜZ