Hava Durumu

Şairin Adı İki Köprü Arasında Yaşatılamaz mı?

Edirne adına yazılan en güzel şiirlerden biri Niyazi Akıncıoğlu’na ait. Akıncıoğlu, Edirne’nin en önemli tarihi köprülerinden nehirlerine, Bülbül adasından çevresindeki güzelliklere kadar kenti satırlarıyla anlatırken; “Adı iki köprü arasında yaşatılamaz mı?” sorusu ortaya çıkıyor.

Haber Giriş Tarihi: 17.03.2026 14:41
Haber Güncellenme Tarihi: 17.03.2026 14:44
Kaynak: UĞUR AKAGÜNDÜZ
Şairin Adı İki Köprü Arasında Yaşatılamaz mı?

Edirne’nin gerdanlıkları olarak kabul edilen iki köprüsü Ekmekçizade Ahmet Paşa (Tunca) ve Mecidiye (Meriç) köprüleri. Tunca ve Meriç nehirlerinin üzerinden geçen iki tarihi köprü, çevresindeki yeşilliği ve eşsiz gün batımıyla misafirlerine unutulmaz görüntüler sergiler.

Kimi misafirinin fotoğraf çektiği, kiminin ise bu güzelliği satırlara dökerek unutulmaz kıldığı kentin bu özel yeri için en beğenilen şiirlerden birini Niyazi Akıncıoğlu yazmıştır. Akıncıoğlu’nun Edirne şiiri, Tunca ve Meriç nehirlerinden Bülbül adasına, Ekmekçizade Ahmet Paşa (Tunca) ve Mecidiye (Meriç) köprülerinden manzaralarına ve çevresindeki özelliklerine kadar bölgeyi en iyi şekilde anlatırken; Türk edebiyatının da en özel üretimlerinden biri olmuştur. Kırklareli’nin Pınarhisar ilçesine bağlı Kurudere köyünde doğan Akıncıoğlu’nun Edirne ile yolu lise eğitiminde kesişirken; 16 yaşında üretmeye başladığı şiirlerinden en güzellerinden birini Edirne’ye miras bıraktı.

AKINCIOĞLU’NUN EDİRNE ŞİİRİ

Akıncıoğlu, Edirne şiirinde şu mısralara yer verir;

Bir yerde görürsen ki;

Ağır ve edalı akar

dal dal söğütleri öperek

samur üç belik gibi

üç koldan sular;

müjdeler olsun efendim:

Edirne'desin.

Mevsim, fasl-ı bahardır;

gecedir ve mehtap vardır.

Ve sen

bir kavs-ı kuzahta yürür gibi

Köprüler'desin.

Şataraban makamından bir şarkı dudaklarında

düşünür, çözemezsin:

Bu naz-ı istiğna, bu âvâz neden;

neden yarı eğilmiş suya dallar?

Öyle fermân etmiş eden

kimseler bilmez.

"Gönül bir top ibrişim

Sarılırsa çözülmez"

Burda her şey

bakınır hüsnüne hayran

Seyreyler cemâlini eğilmiş suya

mermer ihtişamında serhadd-i vatan.

Aşina bir çehre sezer belki diye

devr-i saltanatından Edirne;

bir deste alev güldür, mahzun,

yâr elinden düşürülmüş şimdi suda

Ve sular;

şimşir kelâmı dilinde

destan okur- okur akar.

Ve bihaber Yıldırım'da, bir evcikte

-akan sudan, uçan kuştan-

yeşil dut yaprağında

ak bir ipekböceği,

kozasını dokur dokur ölür.

Uyanır veda etmiş gibi artık uykuya,

konuşan bir dil olur

çiler uzakta;

bülbül sesi yağmur gibi

Bülbül Adası'nda.

Kanadı gümüşlü kuşlar geçer

iki şâk bölüp mehtâbı;

Kıyık'tan uçurulmuş.

Salınır bahçeler içre kızlar ki:

Nazardan kaçırılmış.

Ağzında kan kırmızı bir can eriği,

mehtapla beraber düşmüş gibi arza;

kızlar ki güzel,

dört başı mâmur ve murassa.

Sevdaya tutulmak bile mümkün

yeni baştan

söylemek kolay olsa eski türkümü:

"Edirne köprüsü taştan

Sen çıkardın beni baştan."

EN ÇOK YAKIŞACAK YERLERDEN BİRİ İKİ KÖPRÜ ARASI

Akıncıoğlu’nun kaleminden çıkan bu şiir, günümüzde kentte düzenlenen pek çok programda okunurken; Edirne ile özdeşleşmiş. Akıncıoğlu’nun adının yaşatılması için en çok yakışacağı yerlerden biri olarak Ekmekçizade Ahmet Paşa (Tunca) ve Mecidiye (Meriç) köprüleri arasında ve halk tarafından “iki köprü arası” olarak anılan mevki dikkat çekiyor. Akıncıoğlu’nun miras bıraktığını şiirin ardından “Adı iki köprü arasında yaşatılamaz mı?” sorusu önemini korumaya devam ediyor.

UĞUR AKAGÜNDÜZ

Kaynak: UĞUR AKAGÜNDÜZ

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.