Hava Durumu
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Arı

Batı Ekspres - Edirne'nin Haber Sitesi - Arı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Arı haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Devlet Desteğiyle Başladıkları Arıcılıkta Kovan Sayısını Artırdılar Haber

Devlet Desteğiyle Başladıkları Arıcılıkta Kovan Sayısını Artırdılar

İl Tarım ve Orman Müdürlüğünce geçen yıl "Kadın Eli Değiyor Üretim Büyüyor" projesi kapsamında Halk Eğitimi Merkezi Müdürlüğünde kadınlara yönelik arıcılık kursu açıldı. Kursa katılan 44 kadın başarıyla eğitimi tamamladı. Kursun sonunda kursiyerlere ikişer kovan, maske ve kovan malzemeleri verildi. Arıcılık malzemelerini ve sertifikalarını alan kadınlar üretime başladı. Projeden faydalanan 28 yaşındaki Beyza Dur, yaşadığı Üsküp beldesinde arıcılık faaliyetlerini sürdürüyor. Dur, 2 kovanla başladığı süreçte kovan sayısını 50'ye yükselttiğini anlattı. Arılarla ilgilenmekten keyif aldığını dile getiren Dur, "Zor olan kısmı, çerçevede bal çok olduğu zaman kaldırıp kenara koyabilmek. O beden gücü isteyen bir iş. Onun dışında bence arıcılık tam bir kadın işi. Arıya nazik bir şekilde davranmak gerekiyor." dedi. Dur, arıyı anlamaya çalıştıkça işin daha zevkli hale geldiğini belirtti. - "Arıcılık ve turizmi birleştirerek projeler üretmek istiyorum" İstanbul'dan 7 yıl önce Kırklareli'ne taşınan turizm rehberi Nalan Haşimoğlu da kursun ardından başladığı arıcılığa devam ediyor. Haşimoğlu, bir süre rehberliğin ardından memleketine taşınınca arıcılığa merak saldığını, bir yılda 2 arı kovanını 15 kat artırdığını kaydetti. Arıcılığın bedensel yükünün ağır olduğunu ifade eden Haşimoğlu, "Kovanlar çok ağır. Ama insana huzur veren bir iş. Böyle olduğu için arıcılığı ilerletmek istiyorum. Sadece bal anlamında değil daha farklı ürün çeşitlendirmesi ya da arıcılık ve turizmi birleştirerek projeler üretmek istiyorum." diye konuştu. - "Herkese tavsiye ederim" Pınarhisar ilçesinin Kaynarca beldesinde yaşayan Zeynep Gamsız da hobi olarak başladığı arıcılığı artık profesyonel olarak sürdürdüğünü dile getirdi. Kurs sayesinde bilgisini arttırdığını, eğitimin çok büyük faydasını gördüğünü aktaran Gamsız, "Arılan çoğalması, balın kalitesinin arttırılmasını öğrendik. Bundan sonra hem arılarımızı arttıracağız hem de kaliteli bal üreteceğiz. Arıcılık uğraşması zor ama zevkli. Yanına geldiğinde sadece onlarla ilgilendiğin için bütün sıkıntılar kafandan gidiyor. Güzel bir meslek, herkese tavsiye ederim." ifadesini kullandı. Yündolan köyünde arıcılık yapan Emine Göknar ile kardeşi Gülden Bilgin de bal üretiminde kursla birlikte profesyonelleştiklerini vurguladı.

“Bilinçsiz ilaçlama arıları tehdit ediyor” Haber

“Bilinçsiz ilaçlama arıları tehdit ediyor”

Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Veteriner Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Necati Muz, yaptığı açıklamada, geçen yıl yaşanan kuraklığın arılar ve arıcılar üzerinde olumsuz etkileri olduğunu söyledi. Prof. Dr. Muz, kuraklığın uzun sürmesinin ve beklenenden az yağış düşmesinin bütün canlıları etkilediğini ifade etti. Kuraklığın tarımsal üretimin yanı sıra arı yetiştiricilerini de olumsuz etkilediğini belirten Muz, "Arılar kışa girerken hazırlamak zorunda oldukları, yavrularını üretmek için gerekli poleni, çiçeklerin kuraklıktan dolayı açmaması ya da çiçeklenme zamanlarının değişmesi nedeniyle bulamadı. Arılar polen bulamadıkları zaman arı sütü üretemezler, yeni yavru yapamazlar." dedi. Sonbaharda yeterince polen bulamayan kolonilerde viral hastalık rastlanma oranının arttığını ve bu durumun arı kayıplarına neden olduğunu ifade eden Muz, kışa yorgun ve yaşlı arılarla giren kolonilerin ilkbaharda ölme olasılığının çok yüksek olduğunu belirtti. Geçen yıl arıcıların bal veriminin beklenenden düşük olduğunu kaydeden Prof. Dr. Muz, ekonomik olarak beklenen performansın sağlanamadığını ve hastalıklarla mücadelede istenen sonuçların alınamadığını dile getirdi. Varroa denilen parazitin arılara bazı virüsler bulaştırdığını ve bu virüslerin bal arısı hastalıklarına neden olduğunu belirten Muz, şunları kaydetti: "Ekonomik olarak beklediklerini alamayan arıcılar hastalıklarla mücadelede de beklenen performansı gösteremedi. Bu nedenle varroa denilen parazit arılara bazı virüsler bulaştırdı. Bu virüsler bal arısı hastalıklarına neden olmaktadır. Trakya ayçiçeği balının üretildiği geniş bir alan sahip. Gezgin arıcılar nisan ayından itibaren bölgeye gelmeye başlıyor. Gezgin arıcıların Trakya'ya gelmesi tarımsal üretimin artması konusunda faydalı oluyor. Geçen yıllarda ilaçla kaplı bazı ayçiçeği tohumlarının ekiminin yasaklanması arı ölümlerini azaltmıştır. Trakya'da ayçiçeği ekimi yapılan bazı yerlerde beklenmedik arı ölümleri meydana geliyor, bundan dolayı gezgin arıcılar buralara daha temkinli yaklaşıyor, eskisi kadar gelmiyor. " - Küresel iklim değişikliği ve bilinçsiz ilaçlama arıları tehdit ediyor Kırklareli Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Nuri Çalışkan da küresel iklim değişikliğinin arıları ciddi şekilde etkilediğine dikkati çekti. Sonbaharın kurak geçmesi nedeniyle arıların yeterli besin bulamadığını ve kışa genç arılarla giremediklerini belirten Çalışkan, bu durumun arı ölümlerinde büyük artışa yol açtığını ifade ederek, "Maalesef bu sene arı ölümleri biraz fazla oldu. Kırklareli'nde arıcı arkadaşlardan aldığımız geri dönüşlere bakıldığında yüzde 50 civarında arı kaybı var. Bu çok ciddi bir rakam." diye konuştu. Kuraklık ve arı ölümlerinin arıcılık sektörünü olumsuz etkilediğini vurgulayan Çalışkan, arı yetiştiricilerini zor günlerin beklediğini kaydetti. Arıcıların daha bilinçli hareket etmesi gerektiğini dile getiren Çalışkan, "Bizim bölgemizde mesela Kırklareli arısı var. Bu arı hastalıklara dirençli, bal verimi yüksek. Mevsimsel şartlara göre bu bölgeye uyum sağlamıştır. En yüksek verime sahiptir. Tüm arıcılar kendi bölgesine uyum sağlamış arılarla çalışmalı. Arıcılarımızın bu konuda biraz daha bilinçli olması gerekiyor. Bölgemize uyumlu arılarla çalışırsak bu sıkıntıları bir nebze olsun aşarız diye düşünüyorum." dedi Kırklareli'nde sürdürülen arı ıslah çalışmaları dolayısıyla belirli bölgelere gezgin arıcı girişinin yasak olduğunu ifade eden Çalışkan, "Sadece Trakya'da değil, dünyada bu kuraklık olduğu için bütün gezgin arıcıları kötü günler bekliyor diye düşünüyorum." değerlendirmesini yaptı. Arı ölümlerinin en büyük nedenlerinden birinin zirai ilaçlama olduğunu belirten Çalışkan, ilaçlamaların akşam saatlerinde yapılması gerektiğini vurgulayarak, herkesin bu konuda hassasiyet göstermesi gerektiğini dile getirdi. Geçen yıl zirai ilaçlamadan dolayı arı ölümlerinin yaşandığını hatırlatan Çalışkan, "Arı zehirlenince ona bağlı olarak koloni çöküşleri yaşanıyor. Verimi geçtik, arılar ölüyor. Bu arıcı için kötü bir durum." dedi. - Bilinçli ilaçlama hayati önem taşıyor Trakya Üniversitesi Havsa Meslek Yüksekokulu Park ve Bahçe Bitkileri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mustafa Tan ise Türkiye'de yaklaşık 8 milyon kovandan 100 bin tonun üzerinde bal elde edildiğine dikkati çekti. Prof. Dr. Tan, arıların sadece bal üretmekle kalmayıp, doğadaki bitkilerin döllenmesini de sağladığını ancak küresel iklim değişikliğinin ve şiddetli yağışların bal üretimini olumsuz etkilediğini belirtti. Arı ölümlerinin doğru ilaçlama yöntemleriyle önlenebileceğini belirten Tan, Trakya'da geniş alanlarda kanola yetiştirildiğini dile getirerek, şunları kaydetti: "Toplu arı ölümlerinin en fazla görüldüğü yerlerden bir tanesi de kanola tarlalarıdır. Arılar kanolayı çok seviyor. Kanola çok iyi bir bal özü bitkisidir. Kanolaya tarımsal ilaçlama yapılırken bol miktarda ilaç kullanılıyor. Bu ilaçlama bilinçli bir şekilde yapılmazsa üreticilerimiz arı ölümlerine katkı vermiş oluyor. Buna çok dikkat etmek gerekiyor. Doğru ilaçların ve dozların kullanılması lazım. İlaçlamanın doğru zamanda yapılması gerekiyor. Sabah güneş doğar doğmaz arılar en yakın kanola tarlalarına hücum ediyorlar ve akşam gün batana kadar bu tarlalarda çok yoğun faaliyet gösteriyorlar. Aydınlık dönemde yapılan ilaçlama, kanola tarlalarındaki arıların tamamen ölmesine neden oluyor. Bu nedenle doğru ilaçlamayı akşam gün batınca yapmak gerekiyor."

Arılardaki kayıplar üreticileri endişelendiriyor Haber

Arılardaki kayıplar üreticileri endişelendiriyor

Kayseri'de 35 yıldır arıcılık yapan İsmail Genç, Esenyurt Mahallesi'ndeki alana 3 yıl önce 200 kovan yerleştirdiğini, çeşitli nedenlerle yaşanan arı ölümlerinden dolayı bu yıl elinde 10 kovan kaldığını belirtti. Arı kayıplarının zamanla arttığına ve bu durumun endişe verici olduğuna dikkati çeken Genç, "Bu yılki arı ölüm oranı yüzde 90 civarında. Sonbaharda yağışların olmaması ve polen eksikliğinden dolayı bu arılar güz yavrusunu atamadı. Havalar soğuk gitseydi ve arılar uyuşmuş olsaydı yani salkım yapmış olsaydı o zaman bu arı ölmezdi. Hava bu şekilde gittiği, üretim yani yavru olmadığı için ölüyorlar." diye konuştu. Metin Kirazgiller de 29 yıldır arıcılık yaptığını, geçen yıl arı zararlısı varroa (parazit) ile mücadele ettiklerini ve kovanlarda önemli kayıplar yaşadıklarını söyledi. Bu sezon da arı ölümleri yaşadıklarına değinen Kirazgiller, "Havalar iyi gidiyor, ağaçlar uyanıyor. Arılar kış uykusuna tam geçemedi, bu da üremeyi olumsuz etkiledi." ifadelerini kullandı. Süleyman Sanoğlu da Kocasinan ilçesi Mollahacı Mahallesi'nde 14 yıldır arıcılık yaptığını dile getirdi. Arıların havanın güneşli olmasına aldandığına işaret eden Sanoğlu, dışarı çıkan arıların geri gelmediğini ve öldüklerini bildirdi. Sanoğlu, 2023 yılının arıcılar için sıkıntılı geçtiğini anımsatarak, "Bizim de hatalarımız var, varroa ile mücadeleyi fazla yapamadık, geç kaldık, balı erken alamadık." dedi. - Arıcıların eğitilmesi ve desteklenmesi önerisi Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Veteriner Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Necati Muz ise arıcıların 2023 yılını ciddi kuraklık neticesinde polen kıtlığı yaşayarak geçirdiklerini hatırlattı. Bu durumdaki arı kolonilerinin sonbaharda kendilerini yeterince toparlayamadıklarını ve yavru yapamayarak kışa yorgun, yaşlı arı nüfusuyla girmek zorunda kaldıklarını belirten Muz, "Arıcılar varroa mücadelesini de ihmal edebiliyorlar. Bal hasadından sonra etkili varroa tedavisi yapılamayan ve sonbaharda yeterince polen bulamayan kolonilerde viral hastalık rastlanma oranı ciddi şekilde artıyor. Bu da arı kayıplarına yol açıyor" değerlendirmesinde bulundu. Muz, Türkiye'de 12 farklı bal arısı virüsü tespit edildiğini belirterek, erken ilkbaharla özellikle şeftali, kayısı gibi meyve ağaçlarına kullanılan zirai ilaçların arıların kimyasal kalıntı içeren polenleri kovana getirmesine sebep olduğunu, bu ilaçların kovanın sıcak ortamında buharlaşarak arıların tamamını etki altına aldığını ve küresel ölçekte ciddi kayıplar yaşadığını vurguladı. Prof. Dr. Muz, arıların milyonlarca yıldır her türlü iklim değişikliğine karşı dayanabilen, buz devrini bile atlatan ve günümüze kadar ulaşabilen canlılar olduğunun altını çizerek, "Türkiye'deki meteorolojik verilere göre arıların ölümüne sebep olacak çok ciddi ortalama ısı farkları resmi kayıtlarda yer almamaktadır. Ölümlerin kontrol altına alınabilmesi için arıcıların, yetiştiricilerin, üreticilerin farklı şekillerde desteklenmesi ve eğitilmesine önem verilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde insanların ihtiyaç duyacağı kalıntıdan ari gıda güvenliği yüksek bal, polen, arı sütü, propolis gibi ürünler yerli kaynaklardan yeterince temin edilemeyecektir." diye konuştu.

“İklim değişikliği arı ölümlerini tetikliyor” Haber

“İklim değişikliği arı ölümlerini tetikliyor”

Bursa Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Levent Aydın, bir konferansa katılmak için geldiği Kırklareli'nde, iklim değişikliğinin arı sağlığına ciddi etkisi olduğunu söyledi. İklim değişikliğine bağlı olarak arı ölümlerinin yaşandığına dikkat çeken Aydın, sürdürülebilir arıcılık için iklim değişikliği dikkate alınarak sezonların ayarlanmasının gerektiğini dile getirdi. Arıcının meteorolojik verilere göre hareket etmesi gerektiğini dile getiren Aydın, "Artık klasik arıcılıktan uzak durulması gerekiyor. Ani iklim değişiklikleri arılarda bağışıklık sisteminin bozulmasına neden oluyor. Arılar biliyorsunuz belirli bir düzen içerisinde yaşıyorlar, kışlamaları gerekiyor. Arılarda yavru bitmiyor, besin yetmiyor. Küresel iklim değişikliği ile polen ve nektar akışının olduğu bahar aylarında ise ani yağmurlarla polen ve nektar yıkanıyor ve arıya bir besin kaynağı kalmıyor." şeklinde konuştu. Özellikle kış aylarında arıların güçlü tutulması gerektiğini anlatan Aydın, güçlü beslenen arılarda ölüm oranlarının da çok düşük olduğunu vurguladı. Aydın, internetten alınan yabancı arı ırklarının son yıllarda arttığına dikkat çekti. Türkiye'nin, yerli arıların anavatanı olarak kabul edildiğini vurgulayan Aydın, "Birçok arı ırklarımız var. Arıcının burada verim kadar yaşama gücüne de bakması lazım. Yani çok bal almak değil, arının dayanıklı olması, bölgeye adapte olması gerekiyor. Küresel iklim değişikliğinin olumsuz etiklerinden korunmak için sabit arıcılığa geçmenizi tavsiye diyorum. Arı sütü, polen, propolis gibi arı ürünlerine yönelmek üreticilere daha faydalı olacaktır. Gezgin arıcılığın, hastalıkların yayılmasında en büyük etken olduğunu düşünüyorum." dedi. - "Kovan içerisinde sıcaklık 34 derece olması gerekiyor" Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Halil Yeninar ise küresel ısınmanın her canlıyı olduğu gibi arıları da olumsuz etkilediğini bildirdi. Arılara temiz su kaynaklarının temin edilmesi gerektiğini dile getiren Yeninar, "Kuraklığının yanında aşırı ısıyı kovandan transfer etmek zorundayız. O yüzden altı ızgaralı havalandırmalı kovanlar kullanmak durumundayız." dedi. Yeninar, kovan içerisinde sıcaklığın 34 derece olması gerektiğini, bu derecenin artması halinde arı ölümlerin görüldüğünü anlattı. Aşırı sıcaklık ve kuraklığa bağlı olarak Türkiye'de son birkaç yıldır yoğun arı ölümleri yaşandığını dile getiren Yeninar, bundan sektörün olumsuz etkilendiğini vurguladı.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.