Hava Durumu

#Avcılık

Batı Ekspres - Edirne'nin Haber Sitesi - Avcılık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Avcılık haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Edirne'de 96 Yaşındaki Yusuf Avcu Yaşam Enerjisiyle Örnek Oluyor Haber

Edirne'de 96 Yaşındaki Yusuf Avcu Yaşam Enerjisiyle Örnek Oluyor

Kocasinan Mahallesi'nde oğlu Şahin ve gelini Didar Avcu ile yaşayan Avcu, günlük yaşamıyla çevresindekilere örnek oluyor. Ramazan boyunca oruç tutan ve camiye giderek 5 vakit namazını aksatmayan Avcu, günlük yürüyüş ve egzersizlerini de ihmal etmiyor. Sağlıklı beslenmeyi ve düzenli yaşamı kendine ilke edinen Avcu, sağlıklı yaş almanın örneklerinden biri olarak dikkati çekiyor. Kronik rahatsızlığı bulunmayan ve ilaç kullanmayan Avcu, yaşam enerjisiyle adeta yaşlılığı kabul etmiyor. Hacca iki kez giden 6 çocuk ve 9 torun sahibi Avcu, sağlıklı olmanın sırrını düzenli yaşamda bulduğunu ifade ediyor. Zaman zaman odasındaki siyah-beyaz fotoğraflara bakarak geçmişi yad eden Avcu, hayat dolu tavırlarıyla çevresinin takdirini kazanıyor. Yusuf Avcu, Yaşlılar Haftası dolayısıyla, 1930 yılında Lalapaşa ilçesine bağlı Demirköy'de doğduğunu söyledi. Yıllarca ağır işlerde çalıştığını belirten Avcu, "Çiftçilik yaptım, taş kırdım, ağaç çıkardım, bedenimi hep çalıştırdım. Boş zamanlarımda ise avcılık yaptım. Çok hareketliydim, hep hareket ettim." dedi. Yaşlıların ve özellikle emeklilerin kenara çekilmemesi gerektiğini dile getiren Avcu, oğlu ve gelininin kendisine çok iyi baktığını anlattı. "96 yaşındayım, hayatımda tek bir gün bile karnımı şişirmedim. Az yerim, bünyeme göre tüketirim. Hiçbir öğünde çok yemek yemedim. Oğlum hep yanımdadır, gelinim de güzel yemekler yapar, Allah razı olsun onlardan. Sabah kalkınca ilk işim abdest almaktır. Namazımı kıldıktan sonra Kur'an-ı Kerim okur, tespih çekerim. Vakit gelince de camiye giderim. 12 yaşından beri namazımı ve orucumu hiç bırakmadım." 2020 yılında geçirdiği trafik kazasında kendisine otomobil çarptığını belirten Avcu, o günden bu yana koltuk değneği yardımıyla yürüdüğünü ifade etti. Hayatı boyunca sigara ve içki kullanmadığını dile getiren Avcu, sağlıklı yaşam için kötü alışkanlıklardan uzak durulması gerektiğini vurguladı. Oğlu Şahin Avcu da babasının çocuklarına ve çevresine her zaman örnek olduğunu söyledi. Babasının yaşamına, beslenmesine ve günlük rutinine büyük özen gösterdiğini anlatan Avcu, "Babam çok çalışkandır. 18 yaşında çiftçiliğe başlamış. Biz çocukken ona yetişemezdik. Babamı ayakta tutan, ona yaşam enerjisi veren, çalışmak ve doğal beslenmesidir." diye konuştu. Babasının yıllardır Kur'an-ı Kerim okuduğunu ve 5 vakit namazını aksatmadığını dile getiren Avcu, şunları kaydetti: "Sabah namazından önce kalkar, Kur'an-ı Kerim okur, namazını kılar. 96 yaşında olmasına rağmen ibadetlerini hiç bırakmadı. Kahvaltıdan önce bir kaşık bal yer, sonra bizimle kahvaltı yapar. Her sabah aynı ölçüde yer, fazla yemez. Meyvesini ihmal etmez. Akşam yatmadan önce bir kaşık zeytinyağı içer. Kış aylarında ise bir bardak süt içmeden uyumaz. Babam mahallemizin 'koca çınar'ıdır, herkese örnek olur. Çocukla çocuk, büyükle büyük olur." Gelini Didar Avcu ise kayınbabasının ibadetlerine ve düzenli yaşama bağlılığıyla örnek olduğunu, hareketli yaşam tarzıyla herkese ilham verdiğini belirtti.

“Istrancalarda Planlanan ve Var Olan RES Sayısı Yaklaşık 2 Bin” Haber

“Istrancalarda Planlanan ve Var Olan RES Sayısı Yaklaşık 2 Bin”

DOKU Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Göksal Çidem, 3 Mart Dünya Yaban Hayatı Günü ile ilgili açıklama yaptı. Çidem, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nun 3 Mart tarihini Dünya Yaban Hayatı Günü ilan ettiğini hatırlatırken, şu ifadeleri kullandı; “Aynı ekolojiyi paylaştığımız dağda, ormanda, suda yaşayan canlıların günü. Dünyamızda var olan canlı türlerinin yok oluşuna dikkat çekmek, korumak ve farkındalık yaratmak için 2014 yılında ilk defa kutlandı. Özellikle 3 Mart’ın yaban hayatı günü ilan edilmesi anlamlı. Çünkü, Nesli Tehlike Altında Olan Yabani Hayvan ve Bitki Türlerinin Uluslararası Ticaretine İlişkin Sözleşmesi’nin (CITES) 1973 yılında 3 Mart’ta imzalanmıştı. Ancak günümüzde azgın bir azınlığın oluşturduğu, doğadaki işgal kuvvetleri yaban hayatını yok ediyor. Yaban hayatının varlığını sürdürmeye çalıştığı yer onların dünyası; yaşam alanı. Domuzun, sincabın karıncanın, kurdun, kuşun evi. Biz ise onların evlerini başına yıkıyoruz. Bilinçsizce, acımasızca yapılan avcılık, vahşi madencilik ve plansız enerji sektörü yatırımları ile katlediyoruz. Istrancaların ortasında orman içinde kurulan RES (Rüzgar Enerji Santralleri) ve orman derinliklerinde gördüğümüz ‘dikkat kamyon çıkar’, ‘dikkat iş makinesi çıkar’ yerde gördüğümüz tabelalara rastlıyoruz. Yaban hayatının yaşam alanlarında olmaması gereken faaliyetler yaban hayatını olumsuz etkiliyor. Yaban hayatı sahipsiz. Sermayesi yok. Söz hakkı yok. Basını yok. TV si yok. İnsanoğlunun doymak bilmeyen aç gözlülüğü, vicdansızlığı onları güçsüz bırakıyor. Yaşam alanlarını savunacak güçleri yok. TV haberlerinde domuzların Kırklareli’de pazara, İstanbul’da boğaza, Bodrum’da mahalleye indiğini izliyoruz. Gitmesinde ne yapsın. Sermaye dağa çıkınca, domuzlar boğaza, mahalleye ve pazara indi. Haberlerde ve yorumlarda insanımız hala ‘buralarda ne işi var?’ diyor. Ne yapsın? Senin evini başına yıksalar, evinin içinde dinamitler patlasa, bahçende iş makinaları ve kamyonlar dolaşsa sen ne yapardın? Günlük çıkarlar uğruna yok ettiğimiz yaban hayatın mensuplarını sirklerde, akvaryumlarda ve hayvanat bahçelerinde görebiliyoruz. Ne yazık ki onlar eziyet çekerken, keyifle izlemeye devam ediyoruz. Bir anlık empati yapalım. Biz kafeste onlar tribünde. Oldukça iç acıtıcı değil mi? Bulgaristan sınırına AB mülteci göçünü önlemek için 4-5 metrelik jiletli-dikenli teller çekti. AB kendi sınırlarının güvenliği için diyor. Ancak yaban hayvanları binlerce yıldır üremek, kış uykusuna yatmak, beslenmek, su içmek ve yaşamak için kullandıkları güzergah bir anda kapatıldı. Karşıya gidemeyenlerin feleği şaştı. Sözde insan ve hayvan haklarını savunan Avrupa, Istrancalar’daki doğal yaşamı yok saydı. Mülteciler bir şekilde geçmek için yol buluyor. Ya yaban hayvanları? Doğal yaşamın ortasına AB tarafından finanse edilerek yapılan öldürücü bariyer karada ki yaban hayatını yok ediyor. Öldürüyor. AB bunu yaparken biz ne yaptık? Istrancalar tüm Palaearktik bölgenin ana kuş darboğazlarından üzerindedir. Bu nedenle, bölgede rüzgâr santralleri inşa edilmesi tüm biyocoğrafya bölgesindeki (Göçmen Kuşları) avifaunayı çok ciddi olarak etkileyerek olumsuz sonuçlar doğuracağı bilimsel raporlar ile sabit iken yüzlerce kurulan, binlerce planlanan RES var. İletim hatları kuşları yok sayarak planlanınca, leylekler ve nesli tehlike altında olan ŞAH Kartallar ölüyor. Aslında öldürülüyor. Şah Kartal Yuvalarının bulunduğu üreme ve yaşama alanları RES ile dolduruluyor. Kırklareli’de bulunan tek Küçük Akbaba yuvasının önüne RES dikmek hangi bilimsel temele dayanmaktadır.? Istrancalarda planlanan ve var olan RES sayısı yaklaşık 2 bin adet. Hepsi gerçekleşirse, kuşlara uçacak gökyüzü, konacak dal kalmayacak. Plansız yapılaşmayla zaten karada yaşayanların yaşam alanları da her geçen gün daralıyor. Ne havada, ne karada yaşama şansı bırakmadığımız yaban hayatı gününü kutlamaktansa, bir an önce onları korumak ve yaşatmak için gerekeni yapmak, insan olmanın gereğidir. Son yıllardaki düzensiz göçmen sorunu ülke ya da ülkelerin sorunu değil bütün insanlığın sorunudur. Bu sorunu doğal ve insani olmayan yöntemlerle (örneğin ülkeler birbirlerinin sınırına yüksek duvarlar, jiletli dikenli teller) çözmeye çalıştıklarında bunun diğer hayvan popülasyonlarına yansıması acımasız ve geri dönüşümsüz olabilmektedir. Bir hayvanın veya hayvan grubunun yiyecek veya eş aramak için düzenli olarak üzerinde seyahat ettiği ve komşu hayvanlar veya aynı türden gruplarla örtüşebilecek bir yaşam alanı vardır. Hayvanlar bu alanı binlerce yüzbinlerce yıldır kullanmaktadır ve bu alandaki davranışlarını hareketlerini çoğunlukla içgüdüsel olarak gerçekleştirirler, yani gen kontrollüdür. Bu alanlardaki insani faaliyetleri (yollar, otobanlar, yerleşim yerleri, sanayi aktiviteleri, ülke sınırlarını çizme-koruma amaçlı dikenli – jiletli teller, yüksek duvarlar v.b.) maalesef hayvanların yapmak zorunda oldukları bu hareketleri engeller. Sonuçta otobanlarda ezilmeler, yerleşim alanlarında, sınır boylarında yaralanmalar-ölmeler gerçekleşmektedir. Hayvanların hiçbir suçu yokken insanların bu faaliyetleri maalesef habitatlarını parçalayarak onların beslenme ve üreme faaliyetlerine zarar vermekte, o hayvan türünün popülasyonlarının izole olmasına dolayısıyla iç döllenmenin artmasına ve sonuç olarak genetik çeşitlilikte azalmaya yol açarak popülasyonlarının azalıp yok olmalarına neden olmaktadır. Son yıllarda bunu engellemek için çeşitli yöntemler uygulanmaya başlanmış ve ekolojik koridor-yeşil koridor – yaban yaşamı koridoru gibi insani faaliyetleri veya yapıları ile ayrılmış yaban hayatı popülasyonlarını birbirine bağlayan habitat alanları oluşturulmaya çalışılmakta, böylece o alanlardaki hayvan popülasyonlarının korunması amaçlanmaktadır. Türkiye-Bulgaristan sınır hattı boyunca hayvanların izledikleri rotalar ortaya çıkarılırken aktif geçiş rotalarında bu şekilde yaban yaşamı koridoru-yeşil koridor ya da ekolojik koridorlar yapılması biyoçeşitliliğimizi korumak açısından önemli bir adım olacaktır. Her canlının yaşam hakkı kutsaldır” sözlerine yer verdi. HABER MERKEZİ

Edirne'deki Balıkçılarda Soğuk Hava Bereketi Haber

Edirne'deki Balıkçılarda Soğuk Hava Bereketi

Edirneli balıkçı Yusuf Çimen, havaların soğuması ve kar yağışının ardından kentteki balık durumu hakkında değerlendirmelerde bulundu. Çimen, soğuk ve yağışlı havanın balıkçılık açısından olumlu etkiler oluşturduğunu belirterek hem çeşitlilik hem de av miktarında artış yaşandığını söyledi. Mevcut fiyatlar hakkında da bilgi veren Çimen, “Şu an sardalya 250 lira, hamsi ve istavrit ise 300 lira civarında satılıyor. Genel olarak balık fiyatları 250 ile 350 lira arasında değişiyor” dedi. “TALEP OLDUKÇA FAZLA” Soğuk havanın deniz koşullarını olumlu etkilediğini ifade eden Çimen, “Balığın içine kar suyu karıştı. Bu da balığın daha taze ve lezzetli olmasını sağlıyor. Bundan sonra daha güzel balıklar gelecek. Zaten kış balığı kışın yenir. Şu anda balığa talep oldukça iyi” diye konuştu. “BOLLUK VE ÇEŞİTLİLİK VAR” Av durumunun da yüz güldürücü olduğunu aktaran Çimen, “Hava sert esmezse avcılık çok iyi gidiyor. Kar ve yağmurun ardından balıklar deniz yüzeyine çıktı, daha rahat tutuluyor. Şu anda bolluk var, çeşitlilik de oldukça fazla” ifadelerini kullandı. “FİYATLAR DÜŞEBİLİR” Önümüzdeki günlerde fiyatların düşebileceğini dile getiren Çimen, “Şartlar böyle devam ederse fiyatlarda düşüş bekliyoruz. Çünkü balık var. Şu anda zaman zaman hava koşulları nedeniyle açılamıyoruz ama deniz şartları tamamen düzeldiğinde fiyatlar daha da aşağı inebilir” şeklinde konuştu. MEHMET EFECAN HIDIROĞLU

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.