Hava Durumu

#Balkan Savaşları

Batı Ekspres - Edirne'nin Haber Sitesi - Balkan Savaşları haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Balkan Savaşları haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

THK’nın Kuruluşunun 101’inci Yılında Edirne’ye İki Güzel Haber Haber

THK’nın Kuruluşunun 101’inci Yılında Edirne’ye İki Güzel Haber

Edirne’de, Türk Hava Kurumu’nun kuruluşunun 101’inci yılı, Atatürk anıtında düzenlenen tören ile kutlandı. Çelenk sunumu sonrası saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan törende Türk Hava Kurumu Edirne Şube Başkanı Av. Coşkun Molla açıklamalarda bulundu. İlk sivil toplum örgütü olma özelliği taşıyan Türk Hava Kurumu’nun, Türkiye’de havacılık sanayisini kurmak, askeri, sivil, sportif ve turistik havacılığın gelişmesini sağlamak amacıyla 16 Şubat 1925 yılında Mustafa Kemal Paşa’nın emriyle kurulduğunu belirten Av. Coşkun Molla; “Bu önemli günde, Edirne adına aldığımız iki güzel haberi paylaşmak istiyorum. Geçmiş yıllarda, Edirne ve Türk havacılık tarihi açısından büyük öneme sahip olan Balon Binası’nın korunması için yaklaşık 10–15 yıldır süren bir çabamız bulunuyordu. Balkan Savaşları döneminde kullanılan ve havacılık tarihimiz açısından simgesel bir değere sahip olan bu yapının korunması konusunda önemli girişimlerde bulunduk. Binayı uzun süre kullanan Karayolları Genel Müdürlüğü de bu konuda duyarlılık göstererek yapının bugüne ulaşmasına katkı sundu. Türk Hava Kurumu Edirne Şubesi olarak, söz konusu binanın bir havacılık müzesine dönüştürülmesi yönünde Sayın Valimize ve dönemin belediye başkanına projeler sunduk. En büyük arzumuz, bu tarihi yapının kamu kurumları iş birliğiyle bir Türk Hava Kurumu Müzesi olarak kentimize kazandırılmasıydı. Basından öğrendiğimiz üzere, Milli Saraylar Başkanlığı’nın açıklamaları doğrultusunda Sarayiçi’ne yönelik bütüncül planlama kapsamında buranın Türk Hava Kurumu Müzesi olarak değerlendirileceğini öğrenmiş bulunuyoruz. Bu gelişme bizleri son derece mutlu etmiştir. Hem tarihimizin yaşatılması hem de Edirne halkının hizmetine sunulması bakımından bunun kent kültürüne önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz. Bu konunun gündeme gelmesinde bizim de az da olsa emeğimiz olmuşsa bundan ayrıca mutluluk duyarız” dedi. “DHMİ’NİN DEMİRHANLI İÇİN PROJE BAŞLATMASI MUTLULUK VERİCİ” Devlet Hava Meydanları İşletmesi’nin (DHMİ) Demirhanlı Havaalanı konusunda proje çalışmaları başlattığı haberini aldıklarını belirten Av. Molla; “Bir diğer önemli konu ise Demirhanlı Havaalanı ile ilgilidir. Yıllar önce bu alanın sivil ve sportif havacılığa kazandırılması yönünde bir proje hazırlayarak Valiliğimize ve dönemin belediye başkanına sunmuştuk. Bu proje olumlu karşılanmış ve çeşitli çalışmalar başlatılmıştı. Yine basından öğrendiğimiz kadarıyla Devlet Hava Meydanları İşletmesi tarafından yeni bir proje hazırlanmış durumda. Temennimiz, Demirhanlı Havaalanı’nın yakın zamanda sivil ve sportif havacılık faaliyetleri için aktif olarak kullanılmaya başlanmasıdır. Türk Hava Kurumu’nun 101’inci kuruluş yıl dönümünde bu iki önemli gelişmeyi duymak bizleri ayrıca sevindirmiştir. Bu süreçte her zaman yanımızda olan, çalışmalarımıza destek veren Valiliğimize, Belediyemize ve tüm kamu kurumlarımıza teşekkür etmeyi bir borç biliyoruz” diye konuştu. ŞENER ŞENTÜRK

Edirne’nin Kanlı Sancağı: Ziyaretçiler En Çok Onu İnceliyor Haber

Edirne’nin Kanlı Sancağı: Ziyaretçiler En Çok Onu İnceliyor

Edirne’nin en büyük tabyası olan ve 1886-1888 yıllarında inşa edilen Hıdırlık Tabya, günümüzde Balkan Tarihi Müzesi olarak yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekmeye devam ediyor. Balkan Savaşları’nda Edirne savunmasının karargâh binası olan tabya, 22 adet karargâh odası, 18 adet topçu odası, 120 metrelik tünel ve 4 adet dehliz odası bulunurken; restorasyonu sırasında çıkan buluntular, kullanıldığı dönemi yansıtan ve savaşlarda kullanılan silah, askeri kıyafetler ve çeşitli sancaklarıyla ziyaretçilerinin dikkatini çekiyor. OSMANLI DÖNEMİNDEN 3 ADET SANCAK BULUNUYOR Şükrü Paşa’nın Edirne savunmasını yansıtan detayları ile ziyaretçilerine tarihin önemli bir dönemini yeniden yaşatan tabyada, Osmanlı döneminden günümüze ulaşan 3 adet sancak, en çok dikkat çeken eserler arasında yer alıyor. Osmanlı döneminden günümüze ulaşan 2 adet sırma püsküllü, atlas sancağın yanı sıra “Edirne’nin Kurtuluşu” adlı odada sergilenen ve Balkan Savaşı’nda 174. Alay’a ait sancak ise üzerindeki kan lekeleri nedeniyle en çok ilgi gören eser. YAZILARI VE KAN LEKELERİYLE ZİYARETÇİLERİN İLGİSİNİ ÇEKİYOR İstanbul Polis Müdürü, Erkan-ı Harp Kaymakamı Şerif Bey tarafından hediye edilen kanlı sancak, Edirne’nin kurtuluşunu simgelerken; atlas kumaşının üzerinde sırma tekniğiyle yazılan “La İlhane İllallah, Muhammedün Resulullah” ile Fetih suresinin 2 ayeti “İnnafetahna leke fethan mubina” (Şüphesiz biz sana apaçık bir fetih verdik) ve “Ve yansure kallahü nasran aziza” (Allah sana, şanlı bir zaferle yardım etsin) yazıları bulunuyor. Sancağın alt köşesindeki 4 adet kan lekesi de ziyaretçilerinin ilgiyle incelediği bölümü oluyor. ÖZEL OLARAK KORUNUYOR Müzedeki havalandırma sistemi ile nem ve rutubetten korunan kanlı sancak, ziyaretçilere duygusal anlar yaşatırken; döneminin en önemli simgesi olarak geleceğe miras olarak korunmaya devam ediyor. UĞUR AKAGÜNDÜZ

“Deniz Gücü, Güvenlik Mimarisinin Kurucu Kolonudur” Haber

“Deniz Gücü, Güvenlik Mimarisinin Kurucu Kolonudur”

Edirne’de Trakya Üniversitesi (TÜ) ve Edirne Garnizon Komutanlığı iş birliğiyle düzenlenen liderlik eğitiminde, Balkan Araştırma Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Sabri Can Sannav, Birinci Balkan Harbi’nde Ege Adalarının İşgali konulu sunum yaptı. Balkan Kongre Merkezi’nde düzenlenen eğitimde Sannav, Ege adalarının işgalinin, savaşın sonucunu belirleyen en kritik unsulardan biri olduğunu belirtti. Sannav, Balkan Harbi’ne giden süreç ve savaşın genel panoramasına, Birinci Balkan Harbi’nde Ege adalarının Yunanistan tarafından nasıl, hangi adımlarla ve hangi stratejiyle ele geçirildiğine dikkat çekti. “DENİZ YALNIZCA BİR COĞRAFYA DEĞİLDİR” Deniz gücünün hayati bir öneme sahip olduğunu söyleyen Sannav; “Deniz, yalnızca bir coğrafya değildir; ikmal, ekonomi ve güvenlik hattıdır. Hatta zamanın diliyle söylersek devletin nefes borusudur” ifadelerini kullandı. Birinci Balkan Savaşı’nda Osmanlı Devleti’nin Bulgaristan, Yunanistan ve Sırbistan ile Trakya cephesi, Makedonya cephesi ile Epirus ve Tesalya hattında savaşmak zorunda kaldığını hatırlatan Sannav, sonucunda Trakya, Makedonya ve Arnavutluk’un fiilen elden çıktığını, Ege adalarının da büyük bölümünün Yunanistan tarafından işgal edildiğini belirtti. İkinci Balkan Savaşı’nın ise Balkan devletlerinin kendi aralarında anlaşmazlığa düşmesi sonucu çıktığını ifade eden Sannav, Osmanlı Devleti’nin de Bulgaristan’a karşı cephe alarak Edirne ve Kırklareli’ni geri aldığını hatırlattı. “AVEROF SAVAŞLARDAKİ EN GÜÇLÜ MODERN UNSURDU” Birinci Balkan Harbi’nin deniz cephesinde ise Yunanistan’ın temel hedefinin, Ege Denizi’nde hakimiyet kurmak, Osmanlı’nın ikmal yollarını kesmek ve Ege adalarını ele geçirmek olduğunu söyleyen Sannav, Osmanlı ile Yunanistan donanmalarındaki farkları açıkladı. Sannav, gemi sayılarının eşit gibi görünse de savaşın kaderini harekat planı, eğitim, personel, ikmal, üs, komuta bütünlüğü ve teknolojik yeterliliğin belirlediğini söylerken; Osmanlı donanmasının 19’uncu yüzyıl sonunda ve İkinci Abdülhamit döneminde uzun süre atıl bırakıldığını belirtti. Yunanistan’ın ise Georgios Averof adlı gemi üzerinden çok güçlü bir psikolojik ve fiili üstünlük kurduğunu ifade eden Sannav, bu geminin Balkan Savaşları’ndaki en güçlü modern unsur olduğuna dikkat çekti. “DENİZ GÜCÜ YALNIZ GEMİ SAYISIYLA ÖLÇÜLEMEZ” Balkan Harbi’nin deniz cephesi ve özellikle Ege adalarının işgalinin, yalnızca geçmişe ait bir hadiseyi anlatmadığını, aynı zamanda bugünü ve geleceği ilgilendiren çok açık dersler sunduğunu belirten Sannav; “Birinci ders şudur; deniz gücü, tali bir askeri unsur değil; devletin güvenlik mimarisinin kurucu kolonlarından biridir. İkinci ders; deniz gücünün yalnız gemi sayısıyla ölçülemeyeceğidir. Üçüncü ders ise süreklilik ve kurumsal hafıza meselesidir. Yunanistan, Averof’u yalnızca bir savaş gemisi olarak değil; bir devlet sembolü olarak sahiplenmiş” dedi. “GÜNÜMÜZDE TÜRKİYE’NİN DENİZ GÜCÜ ÇOK FARKLI NOKTADA” Günümüzde Türkiye Cumhuriyeti’nin deniz gücü açısından çok farklı bir noktada bulunduğunu vurgulayan Sannav; “Yerli ve milli gemi inşa projeleriyle platform üretme kabiliyetine sahip, açık deniz harekatı icra edebilen, çok boyutlu görev yapabilen, denizaltı, suüstü, hava ve insansız sistemleri birlikte kullanan, yalnız Ege’de değil; Doğu Akdeniz, Karadeniz ve Mavi Vatan’ın tamamında etkinlik gösterebilen bir yapıya ulaşmıştır” ifadelerini kullandı. “DONANMASI ZAYIF DEVLETİN KAYBETTİĞİNİ GÖRÜYORUZ” Sannav, Balkan Harbi’nde yaşananların çok ağır bir tablo bıraktığını belirterek; “Donanması zayıf, denizlere hakim olamayan bir devletin, yalnız adalarını değil; stratejik derinliğini, hatta geleceğini kaybettiğini bu savaşta açıkça görüyoruz. Ege adalarının işgali, Averof’un Ege’de kurduğu üstünlük ve Osmanlı donanmasının Çanakkale’ye hapsedilmesi, bu acı gerçeğin somut göstergeleridir. Bugün Türk Deniz Kuvvetleri’nin ulaştığı seviye, Balkan Harbi’nde kaybettiklerimizin tarihsel hafızaya dönüştürülmesiyle mümkün olmuştur. İşte bu nedenle Balkan Harbi’nde kaybettiklerimizi unutmadan, Cumhuriyet ile yeninden kazandıklarımızı mümkün kılan Mustafa Kemal Atatürk’e ve onun silah arkadaşlarına bir kere daha minnetle teşekkür ediyorum” sözlerine yer verdi. UĞUR AKAGÜNDÜZ

“Sabuncu Bağları Resmi Şehitlik Statüsüyle Korunmalı” Haber

“Sabuncu Bağları Resmi Şehitlik Statüsüyle Korunmalı”

Edirne İl Genel Meclisi’nin bugün düzenlenen toplantısında, Şehitlikler ve Şehit Ailelerini Koruma Komisyonu’nun, Sabuncu Bağları Şehitliği hakkındaki raporu görüşüldü. Komisyon Başkanı Sezgin Gündoğdu tarafından sunulan raporda, Sabuncu Bağları Şehitliği’nin yerinin araştırılması ve tespit edilen yerin İl Özel İdaresi şehitlik envanterine işlenmesi ile ilgili açıklama yapıldı. “BU ALANA DEFNEDİLMİŞLER” Gündoğdu, Sabuncu Bağları mevkiinin, Edirne’de Balkan Savaşları’nda şehit düşen askerlerin gömüldüğü alanlardan biri olarak kaynaklarda yer aldığını söylerken; “Bölge, Yıldız ve Kestanelik tabyalarının doğusunda yer almakta olup Edirne savunmasının ikinci hattı üzerinde bulunması nedeniyle stratejik öneme sahiptir. Balkan Savaşları’nın son evrelerinde, özellikle 25 Mart 1913 civarında Edirne’nin doğu cephesinde yoğun çatışmalar yaşanmış; Çorlu, Keşan ve Malkara taburlarına mensup birlikler Sabuncu Bağları çevresinde düşman kuvvetleriyle şiddetli muharebelere girmiştir. Bu çatışmalar sırasında çok sayıda asker şehit düşmüş ve savaş koşulları nedeniyle bu alana defnedilmiştir” ifadelerini kullandı. “KOLEKTİF BİR ŞEHADET MEKANI” Yapılan saha incelemelerinde günümüzde Sabuncu Bağlarında mezar taşı, kitabe veya düzenli bir şehitlik yapısının bulunmadığının tespit edildiğini belirten Gündoğdu; “Zaman içerisinde fiziksel izlerin büyük ölçüde ortadan kalktığı, bireysel mezar kayıtları ve isim listelerinin günümüze ulaşmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle alan, bireysel mezarlardan ziyade kolektif bir şehadet mekanı olarak değerlendirilmelidir” dedi. “ŞEHİTLİK OLARAK KABUL EDİLMESİ GEREK” Gündoğdu, 2025 yılında Edirne İl Genel Meclisi’nde yapılan görüşmeler ve komisyon raporlarında, Sabuncu Bağlarının tarihsel öneminin vurgulandığını söyleyerek; “Sahada somut izler bulunmamasına rağmen alanın şehitlik olarak kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu kapsamda Sabuncu Bağlarının bilimsel ve idari açıdan resmi şehitlik envanterine dahil edilmesi önerilmiştir. Sonuç olarak Sabuncu Bağları, günümüzde fiziki yapısı bulunmasa da Balkan Savaşları ve Edirne savunması açısından önemli bir tarihsel alan niteliği taşımakta olup, şehitlerimizin hatırasının yaşatılması amacıyla resmi şehitlik statüsüyle korunması gereken bir mekandır” sözlerine yer verdi. UĞUR AKAGÜNDÜZ

Rifat Osman, Sarayiçi’nde Toplu Mezarı Yazmış Haber

Rifat Osman, Sarayiçi’nde Toplu Mezarı Yazmış

Edirne Valisi Yunus Sezer’in geçtiğimiz günlerde yaptığı basın açıklamasında, Edirne Sarayı’nın ihya çalışmalarındaki kazılarda, Balkan Savaşları’nda şehit düşen askerlere ait toplu mezarların bulunduğunu söylemesi, kentte birçok kesimin dikkatini çekti. " Vali Sezer’in gündeme getirdiği toplu mezarları Edirne tarih yazarı, ressam, hekim, mimar Tosyavizade Dr. Rifat Osman’ın birebir şahit olarak eserinde yazdığı ortaya çıktı. Osman, Edirne Valiliği Kültür Yayınları tarafından yayımlanan ve Yrd. Doç. Dr. Ratip Kazancıgil tarafından günümüz Türkçesi’ne çevrilen Edirne Rehnüması (Edirne Şehir Kılavuzu) adlı eserinde, Sarayiçi’nde yaşananları “facia” olarak nitelendirirken; bölgede tutsak edilenlerin gömüldüğü toplu mezarı gördüğüne yer vermesi dikkat çekti. “İÇİNDE CESETLER GEÇEN TUNCA SUYUNDAN İÇTİM” Osman, eserinin “Balkan Harbinde Edirne” adlı başlığının “Tartışma” bölümünde, Sarayiçi mevkiinde Bulgarlar tarafından yapılanları gördüğünü belirterek; “Ben, o ağaçların altında bir asker tabibi olduğum halde 4 gün ekmek görmedim ve yalnız içinde cesetler geçen Tunca suyundan içtim. Sarayiçindeki tutsak erlere değil, subaylara bile bir şey verilmedi. Fransa’da öğrenim yapmış bir Bulgar tabibi bana bir kutu sigara verdiği için binbaşısı tarafından azarlandı ve kutu geri alındı. Tutsak erler, dediğiniz gibi ağaç kabuklarını ateş yakmak için değil, yemek için kopardılar. Yediler ve öldüler” ifadelerine yer veriyor. “SARAYİÇİ’NDE CESETLERİ TAŞ SÜTUNUN YANINA GÖMDÜRDÜLER” Osman, dizanteri nedeniyle bölgede tutsak olan birçok kişinin hayatını kaybettiğini ifade ederken; “Dizanteri o kadar korkunç sayıda ölüme neden oldu ki Bulgarlar kolera vardır diye kaçtılar, yalnız köprü başlarında nöbetçi bıraktılar. Halbuki hastalık, açlık üzerine soğuktan ileri geliyordu. Nihayet, 3 gün sonra verilen yeşil küflü, taş gibi peksimetler ve ona benzer ekmekleri ise yiyen zehrinden, yemeyen ise açlıktan öldü. Sarayiçi faciasına merkez asker hastanesi tabipleri 22 günde son vererek her gün Sarayiçi’ne gidip muayene yaptıkça 5’er, 10’ar hastaneye kaldırdılar. Sarayiçi’nde tutuklu hasta erleri hastaneye yatıracak yer olduğu ve Mart’ın soğuk günlerinde Sarayiçi’nin yaş çayırları üzerinde etrafı açık çadırlarda yatmalarının uygun olmayacağı hatırlatıldığı halde hastaneye götürülmelerine Bulgar komutanı izin vermemiştir ve Sarayiçi’nde açıkta kalan çıplak cesetleri de oradaki taş sütunun yanına gömdürdüler” dedi. “YAYLIM ATEŞİYLE KATLEDİLDİLER” Osman, eserinde hasta ve yaralı erler ile subayların sayısı ile ilgili de bilgi verirken; “Kalenin düşüşünde ve düşüşünden sonra Edirne Merkez Asker Hastanesi’nde bulunan hasta ve yaralı erler ve subaylar 1270’i aşkın idi. Hastane tabipleri ise öbür tutsaklar gibi Bulgaristan’a gönderilmeyip hastalarını tedavi için hastanede bırakılmışlardır. R. 17 Nisan 1329-M. 1913/1914 tarihinde Edirne Askeri Mevki baştabibi binbaşı Gospodin Kiryakof, yanında birkaç Bulgar askeri tabibi olduğu halde hastane koğuşlarını gezerek nekâhat (iyileşme) döneminde bulunan erlerden 72 kişiyi çıkartmış ve bunlar, Bulgar erlerinin gözetiminde, hastane civarında Tunca nehri kenarından Bulgaristan’a gönderilmek üzere götürüldükleri sırada, adı geçen Bulgar erleri tarafından açılan bir yaylım ateşi ile 20’den fazlası katledilip soyulmuşlardır. Bu biçare sakat erlerin idam nedenleri de yürüyemeyip geride kalmalarıdır” sözlerine yer veriyor. UĞUR AKAGÜNDÜZ

Vali Sezer: “Edirne’de Şu An İtibariyle Taşkın Riski Yok” Haber

Vali Sezer: “Edirne’de Şu An İtibariyle Taşkın Riski Yok”

Edirne Valisi Yunus Sezer, 10 Ocak Gazeteciler günü dolayısıyla basın mensupları ile bir araya gelirken; kente dair soruları cevapladı. Vali Sezer, mevcut durumda Edirne için herhangi bir taşkın riskinin bulunmadığını söyledi. Son günlerde bölgede yoğun yağış alındığını belirten Sezer, “İki gündür ciddi bir yağış aldık. Bugün kısa bir ara verdi ancak meteorolojik verilere göre yağışlar devam edecek. Bu durum bizim için sevindirici. Çünkü kurak bir dönemin ardından bereketli bir sürece giriyoruz” dedi. “BAZI BÖLGELERDE LOKAL SU BASKINLARI YAŞANDI” Vali Sezer, bazı bölgelerde metrekareye 50 ila 70 kilogram, yer yer ise 20–25 kilogram yağış düştüğünü belirterek, “Havsa ve şehir merkezinde lokal olarak bazı alanlarda su birikintileri oluştu. İki evde sınırlı su baskını yaşandı. AFAD, belediye, kaymakamlık ve ilgili kurumlarımız anında müdahale etti” ifadelerini kullandı. BARAJLAR VE MERİÇ NEHRİ ANBEAN TAKİP EDİLİYOR Barajlardaki doluluk oranlarına da değinen Sezer, Kayalı Barajı’nda 4,5 milyon metreküp, Süloğlu Barajı’nda ise önemli miktarda su biriktiğini açıkladı. Meriç Nehri’nin Edirne için kritik öneme sahip olduğunu vurgulayan Sezer, Bulgaristan’daki Arda Nehri üzerindeki barajların da yakından izlendiğini belirtti. “Bulgaristan’daki barajlarda doluluk yüzde 80’in üzerinde. Ancak şu anda saniyede yaklaşık 300 metreküp su salınımı var. Bu Edirne için risk oluşturacak bir seviye değil” diyen Sezer, sürecin DSİ ve Bulgar yetkililerle koordinasyon içinde takip edildiğini söyledi. “NEHİR YATAĞI TEMİZ, TAHLİYE KAPASİTESİ ARTTI” 2015’te yaşanan sel felaketinin ardından Meriç Nehri yatağında temizlik çalışmaları yapıldığını hatırlatan Sezer, “Nehir yatağı ve tahliye kanalları sayesinde Edirne şu an 2 bin 500 metreküp / saniyeye kadar suyu taşkın riski oluşturmadan tahliye edebilecek kapasitede. Şu anda bu seviyelerin çok altındayız” diye konuştu. SARAYİÇİ, KIRKPINAR VE EDİRNE SARAYI PROJELERİ Vali Sezer konuşmasında Sarayiçi, Edirne Sarayı, Mahmudiye Kışlası ve Kırkpınar Alanı projelerine de değindi. Sarayiçi’nin şehitlik ve hasbahçe konseptiyle yeniden düzenlendiğini belirten Sezer, Balkan Savaşları’nda şehit olan askerlerin bulunduğu alanların da tarihi dokuya uygun şekilde ele alındığını ifade etti. Mahmudiye Kışlası’nda yürütülen restorasyon çalışmalarının hızlı ilerlediğini söyleyen Sezer, alanda müze, kütüphane ve sergi alanlarının yer alacağını açıkladı. KIRKPINAR YENİ ALANINA TAŞINIYOR Kırkpınar Er Meydanı’nın daha modern ve fonksiyonel bir alana taşınması için çalışmaların sürdüğünü belirten Sezer, “Gençlik ve Spor Bakanlığımızın ve Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatları doğrultusunda, Kırkpınar’ı Edirne Sarayı’yla uyumlu, 12 ay kullanılabilecek bir alan haline getirmeyi hedefliyoruz” dedi. Yeni alanın müzeler, sanal sergiler ve geleneksel spor alanlarıyla dünya çapında bir merkez olacağını ifade eden Sezer, projelerin tamamlanmasıyla Edirne’nin ziyaretçi sayısının 2–3 kat artacağını öngördüklerini söyledi. EDİRNELİLERİN TAKDİRİ MUTLU EDİYOR Valiler kararnamesi sonrası Edirne'de ki görevine devam eden Vali Sezer, Edirnelilerin kendisinin Edirne'de görevine devam etmesi sonrası aldığı olumlu ger dönüş hakkında da “Edirne'de görev yapmak çok büyük, herkese nasip olmayacak bir onur. Hemşehrilerimizin yaptıklarımızı takdir etmesi mutluluk verici bir durum” dedi. MEHMET EFECAN HIDIROĞLU

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.