Hava Durumu

#Çeltik

Batı Ekspres - Edirne'nin Haber Sitesi - Çeltik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çeltik haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Sancakçavuşu: “Sembolik Rakam 20 Liraysa Vay Halimize” Haber

Sancakçavuşu: “Sembolik Rakam 20 Liraysa Vay Halimize”

Buğday üreticisinin merakla beklediği ilk buğday hasadı bugün Aydın’ın Söke ilçesinde yapılarak 20 TL’den satıldı. Buğday üreticisinin merakla beklediği ilk satışın 20 TL olarak gerçekleşmesi üreticide fiyat konusunda tedirginlik yarattı. Sembolik rakamın 20 lira olmasının, açıklanacak fiyat konusunda kötü işaretler verdiğini belirten Edirne Belediye Meclisi Tarım Komisyonu Başkanı İsmail Sancakçavuşu, “Aydın Söke'de ilk hasat yapıldı ve ilk ürün satıldı diye bir haber okudum çok üzüldüm. Çünkü üretici ilk hasadını yapıp da sattığı gün ona sembolik bir rakam belirlenir. Hatta ilk getirene küçük altın, traktör lastiği, mazot gibi hediyeler verilirdi. Bugün okuduğum habere göre de ilk satılan ürünün sembolik rakamı 20 TL olmuş. Bizim zaten normal beklentimiz 20-22 TL. Bu sembolik rakam 20 TL ise vay çiftçinin haline. Buğday fiyatları sembolik rakamı bu şekilde ise normal fiyatı çok iyi olmayacak gibi görünüyor. Bunun akabinde her yıl fiyatlar katlanarak artıyor. Daha dün ekmeğe zam geldi. Ekmeğe zam gelmesinden mustarip değiliz. Tabii ki zam gelecek. Hayat pahalı ama insanların da geçinebilecek, ekmek alabilecek kaliteli bir standartların olması için emekli maaşları, memur maaşları, çalışan ücretlerinin bir şekilde düzenlenmesi lazım” dedi. “ÇİFTÇİYİ ÖLDÜRMEMEK LAZIM” Ekmek ucuz olacak derken çiftçiyi de öldürmemek gerektiğini söyleyen Sancakçavuşu; “Biz olmazsak fırınlarda ekmek olmaz. Bunu unutmamalıdır hiç kimse. Buğdayın en az bugünkü alındığı gibi, sembolik fiyatı gibi 20-22 TL olması gerekiyor. Geçen yıl buğday fiyatları 13,5 TL'den başladı. 16-17 TL'lere kadar çıktı. Ülkedeki enflasyona baktığımız zaman yüzde 35-45 arasında enflasyon öngörülüyor. Mazot fiyatlarını konuşmayacağım bile. Girdi fiyatlarımız her geçen yıl katlanıyor. Bizim buğdayımız bu enflasyondan etkilenmemesi için en az 20-22 TL olmalı. 22 TL'den aşağı olmaması lazım ki sürdürülebilir bir tarım yapalım. Çünkü bizim kredilerimiz var, faizlerimiz çok yüksek. Kurum kuruluşlardan bile aldığımız ürünlerin faizleri çok yüksek. Onlar da teşvik edilmiyorlar. Bundan yana çok üzgünüz. Çiftçinin geçinebilmesi için bize hak ettiğimiz buğday fiyatının, ayçiçeği fiyatının, çeltik fiyatının verilmesi lazım. Biz olmazsak, ürün olmazsa bu insanların hiçbir şekilde karnı doymaz” diye konuştu. ŞENER ŞENTÜRK

Edirne’de Geniş Kapsamlı Çeltik Çalıştayı Haber

Edirne’de Geniş Kapsamlı Çeltik Çalıştayı

Edirne’de uluslararası katılımlı çeltik çalıştayının bugün açılış programı gerçekleştirildi. Edirne Ticaret Borsası’nda 3 gün sürecek çalıştaya çevre il ve ilçelerdeki üreticiler yoğun ilgi gösterdi. Çalıştayda, çeltik yetiştiriciliğinde güncel gelişmeler ve güçlüklerin ele alınacağı belirtildi. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan açılış programında konuşan Edirne Valisi Yunus Sezer; Edirne’nin, çeltiğin başkenti olduğunu belirterek; “Ülkemizde üretilen çeltiğin yaklaşık yüzde 43’ü Edirne'de üretiliyor ve bunun da yüzde 25’i İpsala’da tek başına üretiliyor. Yaklaşık 500 bin dekar. Bu da bizim açımızdan son derece memnuniyet verici bir durum. Geldiğimiz noktada aslında sadece çeltik ve tarımsal ürünler için değil, dünyada büyük bir belirsizlik var ve bu belirsizlik her alana yansımış durumda. Yol haritası olan ve bir şeyleri öngörebilen hangi kurum, hangi ürün varsa stratejik olarak önümüzdeki dönemde o ayakta kalacak. Eğer öngöremiyorsanız, bir planınız yoksa, bununla ilgili olarak bir stratejiniz yoksa, bu dalgalanmadan çok olumsuz etkileyecek ve bazıları saf dışı kalacak. Yani kuraklıkla ilgili olarak gerçekten çok sıkıntılı bir süreç yaşadık. Neredeyse ürünlerimizin büyük bir kısmını kaybedecektik. Bir plan ve stratejinin olması çok önemli. Bu işe giren insanların işin sonunu tahmin ederek girmesi lazım. Yani bizim o garantiyi vermemiz lazım. Bunu çeltik komisyonlarımız bu garantiyi veremiyorlar. Ekim sahalarını belirliyorlar ama su yok deyince çeltik komisyonu ne yapacak? Dolayısıyla suyun planlandığı, arazi maliyetlerinin planlandığı, tohum maliyetlerinin uygun tohumun bulunduğu, pazar ve markalaşmanın olduğu ve pazar imkanlarının sağlandığı bu dört aksın sulamayla beraber bir araya geldiği bir plan ve stratejinin muhakkak burada tartışılması lazım” dedi. “MİLLİ ÇEŞİTLERİMİZİ GELİŞTİRMEMİZ GEREKİR” Dünyayla rekabet edebilmek için yerli ve milli çeşitlerin geliştirilmesi gerektiğini söyleyen Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü, Genel Müdür Yardımcısı Şerafettin Çakal; “Çeltikte gerçekten dünyada insan beslenmesinde en önemli besinlerinin başında gelmektedir. Çeltik dünyadaki üretimine baktığımızda Hindistan'ın, Çin'in öncülük ettiğini ve ikinci sırada Asya ülkelerinin geldiğini görüyoruz. Ancak ülkemiz de aslında bunlardan çok fazla geri değil. Beşinci sırada yerini almaktadır. Yine bölge açısından ve ilimiz açısından Edirne'den baktığımızda, ülkemizdeki üretilen çeltiğin yüzde 40’ı sadece bu bölgeye ait. Çanakkale'de, Balıkesir'de yine ciddi üretim var. Dört tane şehrimiz ülkemizde üretilen çeltiğin yaklaşık yüzde 80’ini üretmektedir. Bu noktada TAGEM ve TAGEM Enstitüleri vasıtasıyla ciddi manada hem bitki genetik kaynakları hem hayvan genetik kaynakların korunması ve bunların ıslah edilmesi, yani iyileştirilmesi ve geliştirilmesi gerek. Verim alarak, hastalığa, soğuğa, kurağa dayanıklı çeşitler geliştirerek” diye konuştu. Çeltik çalıştayı açılış programına Edirne Valisi Yunus Sezer’in yanı sıra, CHP Edirne Milletvekili Baran Yazgan, Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü, Genel Müdür Yardımcısı Şerafettin Çakal, Edirne İl Emniyet Müdürü Muhittin Ayhan, Edirne İl jandarma Komutanı Mehmet Kasım Ermiş ile kurum müdürleri katıldı. ŞENER ŞENTÜRK

Üstün’den İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’ne Çağrı Haber

Üstün’den İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’ne Çağrı

Edirne İl Genel Meclisi’nin bugün düzenlenen toplantısında, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Uzunköprü İl Genel Meclisi Üyesi Mustafa Üstün, gündem dışı konuşma yaptı. Üstün, konuşmasında Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’nın, Keşan’a bağlı Kozköy ve Altıntaş, Meriç’e bağlı Saatağacı, İpsala’ya bağlı Tevfikiye ve Karaağaç, Uzunköprü’ye bağlı Alıç, Maksutlu, Hamidiye, Kırköy, Balaban, Balabankoru köylerinde gerçekleştirdiği çalışmalarda yaşanan sorunları açıkladı. “BÜYÜK SIKINTILAR VARDI, KISMİ OLARAK MÜDAHALE ETTİK” Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’nın saha çalışmalarının nisan ayında başladığını söyleyen Üstün; “Bununla ilgili geçen yıllardan kaynaklanan büyük sıkıntılar vardı. Bu yıl mart ayı başında sıkıntılara kısmi olarak müdahale ettik. Türkiye Petrolleri, nisan ayının başında Ziraat Odası ve İlçe Tarım Müdürlüklerine yazı yazarak, çalışma yapacağı sahalarla ilgili bilgilendirmede bulunuyor. Bilgilendirmeden sonra o köylerde hangi ürün portföyünün ekildiğini soruyor. Ayçiçeği, buğday, kanola, çeltik gibi ürünlerin ekildiği beyan ediliyor. Bu ürünlerle ilgili dekara verim ortalaması ve fiyat soruluyor” ifadelerini kullandı. “2027 YILININ ÜRÜNLERİNİ DE EZİYORLAR” Üstün, 2025 yılında yaşanan sıkıntıları da anlatırken; “Firma, nisan ayında başvurusunu yapıyor. Ziraat Odaları doğal olarak nisan ayı içerisindeki verimliliği yazdıktan sonra o gün için Ticaret Borsası’ndan güncel fiyatları alıyor. Ama ödemeler kasım ayının sonunda yapılıyor. Buğdayın fiyatı daha açıklanmadı, ayçiçeğinin fiyatı harmanda ne olacak belli değil. Biz; Uzunköprü Ziraat Odası, İlçe Tarım ve Orman Müdürümüz, Meriç Ziraat Odası, Keşan Ziraat Odası, İpsala Ziraat Odası olarak mevcut çalışmaların yapılacağı köylerdeki muhtarlarla görüşmeler yaptık. Çiftçilerimizin ve vatandaşlarımızın mağdur olmaması için fiyatlarla ilgili bir müdahalede bulunduk. Paranın ödeneceği gün Ticaret Borsası’ndan güncel fiyat alınarak ödenmesini doğru olacağını söyledik. Çünkü bu yıl daha biçmediğim kanolaların parasını 19 TL’den aldım. 25 Ekim ile 15 Kasım arasında buğday ekimlerine başlıyoruz. 2027 yılının da ürünlerini çalışmalarda eziyorlar” dedi. “1 LİTRE MAZOT İLE ESKİ HALİNE GETİREBİLİR MİYİZ?” Türkiye’nin enerjiye ihtiyacı olduğunu ve aranması gerektiğini söyleyen Üstün; “Ama yağmurdan sonra bu tarlaların bu şekilde yapılması kesinlikle milli zarardır. Geçtikleri yerlere ortalama bir litre mazot veriyorlar. Bir litre mazot ile bu yerleri eski haline getirebilir miyiz? Makinelerin geçtiği ve sismik arama için vuruş yaptığı noktalardan 2 yıl ürün alamıyorsunuz. Böyle bir sıkıntı var. Bununla ilgili İl Tarım ve Orman Müdürümüz bir an önce bu konuya müdahale etmeli. Özellikle yağmurdan sonra arazide gezmemeliler. Çok büyük sıkıntılar var. Buğday, ayçiçeği, kanola tarlalarında büyük sıkıntılar var. İl Tarım ve Orman Müdürü, Türkiye Petrolleri ile görüşmeli. Vatandaşın mağduriyetinin giderilmesi taraftarıyız. Biz üzerimize düşeni görüşsek de bunun önüne İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından geçilmesi lazım. Çiftçilerimizin mağdur edilmemesi lazım. Yüksek girdilerden dolayı zaten çok zor durumdayız. Bir de bunlar üzerine tuz biber olmasın” sözlerine yer verdi. UĞUR AKAGÜNDÜZ

Kuraklığa Karşı Erken Ekim Çözümü Öne Çıkıyor Haber

Kuraklığa Karşı Erken Ekim Çözümü Öne Çıkıyor

Küresel iklim değişikliğinin etkileri her geçen yıl daha belirgin hale geliyor. Bu etkiler en çok tarım sektöründe değişikliğe neden oluyor. Özellikle Trakya bölgesinde yağış rejimindeki düzensizlikler, artan sıcaklıklar ve kuraklık riski, ekim-aralık aylarında yapılan kışlık ekimler ile genellikle nisan-mayıs döneminde gerçekleştirilen yazlık ekim planlarını yeniden şekillendiriyor. Üreticiler, değişen iklim koşullarına uyum sağlamakta zorlanırken, ürün deseninde gözle görülür değişimler yaşanıyor. Yaşanan bu süreç, tarımsal üretimin sürdürülebilirliği ve gıda arz güvenliği açısından yeni önlemleri ve uzun vadeli stratejileri gündeme taşıyor. Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi (NKÜ) Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Başkanı Prof. Dr. İsmet Başer, Trakya bölgesinde çeltik ve özellikle verim düşüşü nedeniyle ayçiçeği ekiminde azalma olduğunu söyledi. Bu ürünlerin yerini kısmen kanola, buğday, arpa, nohut ve silajlık mısırın aldığına işaret eden Başer, kışlık ekimlerde geçmiş yıllara kıyasla her şeyin yolunda gittiğini aktardı. Başer, bölgede kışlık ekimlerin yapıldığına dikkati çekerek, "Bitkiler bu gelişim dönemine kadar strese girmediler." ifadesini kullandı. Bu yıl kışlık ekimlerde yaklaşık yüzde 10 ila 20 verim artışı beklediğinin altını çizen Başer, nisan ayında yaşanabilecek ani sıcaklık değişimlerinin hala bir risk olduğunu kaydetti. Başer, yağışların zamanında ve yeterli gelmiş olmasına rağmen taban suyu ve kuyulardaki su seviyelerinin yazlık ürünleri karşılamaya yetmediğini belirterek, bu nedenle çeltikte kısıtlama ve mısırda maksimum verime ulaşamama ihtimali olduğunu ifade etti. Yazlık erken ekimlerde en büyük tehdidin kuraklık olduğunu anımsatan Başer, "Kuraklığı baz alıp Türkiye çapında ekimlerin erkene çekilmesini savunuyorum." dedi. Başer, toprakların hızla bozulduğunun altını çizerek, daha kötü sonuçların önlenmesi için toprağı iyileştiren uygulamaların hayata geçirilmesi ve bitkilerin yapraktan beslemesi gibi adımların atılabileceğini söyledi. Trakya bölgesinde kuraklığa dayanıklı tür sorgumun üretiminin artırılması gerektiğini belirten Başer, şunları kaydetti: "Ekimleri nisan sonu gibi yapıyorduk. Yazlık ekimler nisanın başına hatta bence risk alınmalı, mart sonuna çekilmeli. Bu tip şeylerin biraz riskleri var. Aşırı toprak işlemeden kaçınılmalı. Minimum toprak işleme ya da özellikle verimsiz topraklarda kumsal, hafif bünyeli topraklarda hiç toprak işleme yapmadan doğrudan ekimlere yönelmek gerekiyor. Bölgemizde, ülkemizde ne yazık ki herkes verim deyince hemen gübreye yükleniyor. Özellikle de azotlu gübreyi biraz azaltmamız lazım." Başer, iklim değişikliğinin Trakya özelindeki en belirgin etkisinin yağışların geç gelmesi olduğunun altını çizerek, "Yağış düzensizlikleri oluştu. Trakya bölgesinde biz kışın bile bitkilerde kuraklık görmeye başladık çünkü yağışlar geriye doğru kaydı." dedi. Öte yandan, eskiden yalnızca kitaplarda adı geçen hastalıkların ve zararlıların artık bölgede görülmeye başladığına işaret eden Başer, hastalık ve zararlıların birden fazla dönemde ortaya çıkabildiğini sözlerine ekledi.

‎"Tarımda Drone Kullanımı Ezilme Kayıplarını Ortadan Kaldırıyor" Haber

‎"Tarımda Drone Kullanımı Ezilme Kayıplarını Ortadan Kaldırıyor"

‎Mevsim normallerinde yaşanan değişim sebebiyle yağışların artması ve ürün kayıplarının önüne geçmek amacıyla tarım sektöründe drone kullanımında son yıllarda artış göze çarpıyor. ‎Edirne’de tarımsal drone kiralama hizmeti sunan Ahmet Efe Polat, dron kullanmanın traktörle ekili tarlaya girmede oluşacak ürünün ezilmesinden kaynaklı kayıpları yok ettiğini söyledi. ‎Yağış olduğunda araziye traktörle girmenin mümkün olmadığını fakat drone ile bu sorunun da ortadan kalktığını belirten Polat; “Drone, özellikle mısır, çeltik üreticileri için bence çok iyi bir nimet. Çünkü çeltik sürekli suyun içinde yetişen bir bitki olduğu için traktörlerde demir tekerlekler kullanılıyordu. Drone ile birlikte bunda değişiklik oluştu. Bu değişim sadece Türkiye’de değil, dünyanın pek çok ülkesinde yaşanıyor. Özellikle Mısır üç, üç buçuk metre olduğu dönemlerde kuru havalardan dolayı kurt oluşuyor. O dönemde traktörle ilaç atılmayacağı için drone ile mücadele yapıyoruz. İz olmuyor, yer kaybı olmuyor, çiğneme olmuyor. O yönlerden çok faydalı. Vatandaşlar yeni yeni öğrenmeye başlıyor ama çok yeni olmamıza rağmen talep hayli yoğun. İnsanlar yeni yeni öğrenmeye çalışıyor, bilmedikleri bir konu ama biz de elimizden geldiğince yardımcı olmaya çalışıyoruz, gösteriyoruz. Bir kez hizmet alan memnun kalıyor ve tekrar arıyor” dedi. ‎Polat, tarım sektörü dışında belediyelerden de özellikle sivrisinek larvaları ilaçlanması konusunda talepler geldiğini ifade etti. ŞENER ŞENTÜRK

Arabacı; “Çeltik Arazilerine Su Girmesinden Mutlu Oluyoruz” Haber

Arabacı; “Çeltik Arazilerine Su Girmesinden Mutlu Oluyoruz”

Edirne Ziraat Odası Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Arabacı, kentte son günlerde yaşanan yağmur ve kar yağışlarının yanı sıra Bulgaristan’daki barajlardan gelen suyun etkisiyle kırmızı alarm noktasına gelen Tunca nehri ile turuncu alarm noktasına gelen Meriç nehrinin çevresindeki tarım arazilerine etkileri ile ilgili açıklama yaptı. Arabacı, Edirne’nin 2 nehrinin çevresinde tarım arazisi olarak yoğunlukla çeltik tarlalarının bulunduğuna dikkat çekerken; tarlalara giren suyun etkisini değerlendirdi. Bölgede taşan nehirlerin seddeleri etkilese bile ciddi bir olumsuzluk yaratmayacağını belirten Arabacı, tarlalara giren suyun araziye mil bırakması tarımı olumlu etkileyebileceğini söyledi. “SU GİREN ARAZİLERİN BÜYÜK ÇOĞUNLUĞU ÇELTİK TARLASI” Nehirlerin çevresinde bulunan tarım arazilerinin birçoğuna su girdiğini ifade eden Arabacı; “Buradaki arazilerimizin büyük bir çoğunluğu çeltik arazisidir. Çeltik arazilerinde su girip çıkması çok sıkıntı değil. Hatta biz su girmesinden de mutlu oluyoruz. Çünkü giren su ile birlikte araziye mil bırakıyor. Bu da bizim için güzel bir şeydir. Bazı yerlerde seddeleri patlattıysa birtakım zararlar olabilir ama onu su çekildikten sonra göreceğiz. Bir sıkıntı varsa da Devlet Su İşleri ve İl Özel İdaresi’nin desteğini alarak normale çeviririz. Bunun haricinde suyun girip çıkması ciddi bir sıkıntı yaratmaz” diye konuştu. UĞUR AKAGÜNDÜZ

Arabacı: Destekler Askıya Çıktı, Üretici Acil Ödeme Bekliyor Haber

Arabacı: Destekler Askıya Çıktı, Üretici Acil Ödeme Bekliyor

Edirne Ziraat Odası Başkanı Hüseyin Arabacı, 2025 yılı temel destek ve planlı üretim desteği icmallerinin askıya çıktığını açıkladı. Üreticilerin destek ödemelerine zamanında ulaşmasının büyük önem taşıdığını vurgulayan Arabacı, hem 2025 yılı desteklerinin bir an önce ödenmesi hem de 2026 yılına ait desteklerin aynı yıl içerisinde, özellikle buğday ekim dönemine kadar çiftçilere ulaştırılması gerektiğini ifade etti. “ÜRETİCİMİZİN ALACAĞI DESTEKLER ASKIYA ÇIKTI” Arabacı, “2025 yılı içerisinde ekilen tüm ürünlerin; buğday, ayçiçeği, kanola, çeltik ve bölgemizde ekimi yapılan arpa dahil olmak üzere ekilen tüm ürünlerle ilgili 2025 yılı sezonu sona erdi. 2026 yılına ise şubat ayı itibarıyla girmiş bulunuyoruz. Bugün itibarıyla üreticilerimizin alacağı destekler askıya çıkmış durumda. Yaklaşık 15 günlük bir askı süresi var. Biz bugüne kadar şunu söyledik: Üreticilerimizin 2025 yılı desteklerini, en geç eylül – ekim aylarında buğday ekimine başlamadan önce alması gerekiyordu. Çünkü 2026 yılı ürünleri için tohum, gübre, mazot ve zirai ilaç gibi girdileri bu desteklerle rahatlıkla temin edebilmesi için o dönemde ödenmesini talep etmiştik. Ancak bugüne kadar bu desteklerle ilgili herhangi bir açıklama yapılmamıştı. Bugün itibariyle askıya çıktı ve 15 günlük bir askı süresi var” dedi. “ÜRETİCİLER ZOR BİR DÖNEMDEN GEÇİYOR” İki yıl üst üste ciddi bir kuraklık yaşandığını hatırlatan ve üreticilerin çok zor bir süreçten geçtiğini ifade eden Arabacı, “Üreticilerimiz gerçekten çok zor bir dönemden geçiyor. İki yıl üst üste kuraklık yaşandı. Buğdayda Edirne ortalamasına baktığımızda zarar edilmediğini söyleyebiliriz ancak çok yüksek kazançlar da elde edilmedi. Bunun yanında bazı bölgelerimizde 150 kilogram verim alan üreticilerimiz var ve bu üreticilerimiz zarar etti. Ayçiçeğinde ise üreticilerimiz 2 yıldır kendi tarlasında zarar ediyor. Para kazanmayı bırakın, maliyetlerini dahi karşılayamaz duruma geldi. Bu 2 yılın ardından üreticilerimiz gerçekten çok zor bir süreçten geçiyor. Bu nedenle desteklerin erken ödenmesini talep ettik. Üreticimizin elinde bir miktar para olsun ki tohumunu, gübresini, ilacını alabilsin. Bugüne kadar bu gerçekleşmedi. Şimdi icmaller askıya çıktı. Temennimiz, askı süresi biter bitmez bakanlığımızın destekleri acilen ödemesidir. Üreticilerimizin buna gerçekten çok ihtiyacı var” ifadelerine yer verdi. “2026 YILI DESTEKLERİ EKİM AYINA KADAR VERİLMELİ” Bu yılki desteklerin ekim ayına kadar verilmesi gerektiğini altını çizen Arabacı, “Şu anda 2026 yılı içerisindeyiz. Buğdayımızı ektik, kanolamızı ektik. Mart ayı itibarıyla hava şartlarına göre ayçiçeği ekimine başlayacağız. Mayıs ayında ise çeltik ekimleri yapılacak. Önümüzdeki yıllar için beklentimiz şudur: 2026 yılına ait desteklerin, en geç 2026 yılının ekim ayında, yani buğday ekiliş dönemine kadar üreticilerimize ödenmesidir. Bu şekilde üreticilerimiz en azından bir nebze olsun nefes alabilir. İnşallah Bakanlığımız bu konuda gerekli çalışmaları yapar ve üreticilerimizin taleplerini karşılar. Üreticilerimiz adına bunun gerçekleşmesini umut ediyoruz” diye konuştu. MERT ERİŞKİN

Edirne Belediyesi Nohutta Başarıya Ulaştı, Sırada Mercimek Var Haber

Edirne Belediyesi Nohutta Başarıya Ulaştı, Sırada Mercimek Var

Edirne Belediyesi tarafından, tarımda alternatif ürünler üretilmesi için belediyeye ait arazilerin bir kısmına geçen yıl nohut ekimi denemeleri yapılmıştı. Yapılan deneme ekimlerinde başarıya ulaşılarak, üretilen nohutlar paketlenerek ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmak üzere yardım kolilerine konuldu. Edirne’de yetişen buğday, ayçiçeği ve çeltik gibi ürünlerden hem daha az maliyetli hem kuraklığa dayanıklı hem de daha iyi gelir getiren nohuttaki başarı, Edirne Belediyesi Tarımsal Hizmetler Müdürlüğü’nün yeni arayışlara girmelerine sebep oldu. Yeni dönemde Karaağaç’ta bulunan araziye mercimek için deneme ekimleri yapılacağını belirten Edirne Belediyesi Tarımsal Hizmetler Müdürü Egemen Ilgın; “Edirne Belediyesi olarak geçen yıl bölgemizde uzun süredir çok yoğun bir şekilde ekimi yapılmayan nohut ekimini kendi tarlalarımızda yaparak çiftçilerimizin de nohut üretimini nohut hasadını tecrübe etmesini sağlamayı hedeflemiştik. Belediyemize ait Yıldırım mevkiindeki arazilerde nohut üretimimizi gerçekleştirdik. Ekiminden bakımına ve hasat sürecine kadar çiftçilerimiz de gelerek tarlalarımızda gözlemlediler. Hem şehir içi olması da büyük bir avantaj oldu. Bölgemiz adına güzel bir üretim sezonu geçirdik. Bölgemizde kuraklık son yıllarda had safhada. Ayçiçeğinden istediğimiz verimliliği sağlayamıyoruz, buğdaydan arpadan sağlayamıyoruz. Alternatif ürünlere yönelmek istiyoruz” dedi. “TOHUM DESTEĞİ BAŞVURULARI BAŞLADI” Nohutta üreticiye tohum desteği vereceklerini söyleyen Ilgın; “Bizim nohut çeşidimiz gerçekten oldukça verimli ve lezzetli bir çeşitti. Üreticilerimiz bunun tohumundan talep ettiler. Biz de çiftçilerimize tohum desteği sağlayacağımızı söyledik. Başvurulara almaya başladık. Objektif kriterlerle çiftçilerimizin başvuruları değerlendiriliyor ve bu yıl Edirne'de geçtiğimiz yıllara oranla daha fazla nohut ekilecek. Nohut üretiminde Türkiye ithalatçı pozisyonda. Türkiye'nin ürettiği nohut Türkiye'nin ihtiyacına yetmiyor. Edirne özeline baktığımız zamanda da Edirne'nin yetiştirdiği nohut miktarı Edirne'nin ihtiyaç duyduğu nohut miktarına cevap veremiyor. Dolayısıyla bizim zaten nohut ekmemiz gerekiyor. Baktığınız zaman ithalatla Meksika'dan ve başka ülkelerden nohut ithal edildiğini görüyoruz. Dövizimiz de dışarı çıkıyor ve nohudun maliyeti buğday ve arpaya göre yetiştirme maliyeti daha düşük. Bu nedenle çiftçilerimizde bir yönelme var. Başvuruları aldık. Bu yıl onlara her türlü teknik desteği de sağlayacağız. Umuyorum ki, çiftçilerimiz de nohut üretiminden istedikleri verimi ve tabii istedikleri maddi geliri sağladıktan sonra bir sonraki yıl daha fazla ekeceklerdir. Bu şekilde Edirne bakliyat üretiminde önemli bir konuma geleceğini düşünüyorum. Şu an başvuru alıyoruz. Amacımız her başvuranın ihtiyacına cevap verebilmek. Bizim tahminimizce yüz üreticiye kadar destek verilecek” diye konuştu. “NOHUTTA MALİYET AZ KAZANÇ ÇOK” Kuraklığa da son derece dayanıklı olan nohutta maliyetin az kazancın fazla olduğunu söyleyen Ilgın; “Bugün buğday ve ayçiçeği hem verim anlamında geçmiş yıllara göre düşük kalıyor hem maliyetleri fazla. Nohut üretimi hem bölgemizde hem Türkiye'de az. Bunun yanında ilaç maliyeti ve gübre maliyeti çok daha az. İşçiliği yok denecek kadar az. Ot mücadelesi ilaçlamayla yapılıyor. Çapaya falan gerek duyulmuyor. Amacımız, en düşük birim alandan en yüksek kazancı sağlamak. O nedenle yönlendirme yapıyoruz. Hasat sonrası pazar konusunda da sıkıntı yaşanmayacak. Zaten Edirne'nin üretimi ihtiyaca cevap veremiyor. Dolayısıyla bir açık var. Pazarlamada bir sıkıntı olmayacak. Bir sıkıntı yaşadığı nokta da Edirne Belediyesi her zaman üreticinin yanında. Bunu Belediye Başkanımızla da paylaştığımızda gerekli satış ağı konusunda da destekler sağlanacaktır. Böyle bir ağ da var ve biz de bu ağın içindeyiz. Endişe duymasınlar. Bakliyat anlamında kendilerine satış konusunda da her türlü desteği vereceğiz” ifadelerini kullandı. “SIRADA MERCİMEK VAR” Nohutta ulaşılan başarının kendilerini mercimek için deneme yapmaya ittiğini ifade eden Ilgın; “Bu yıl nohut üretiminde istediğimiz başarıyı sağladığımız için ve Edirne'nin alternatif ürünlere yönelmesini arzuladığımız için mercimek için çiftçilerimizle görüştük. Daha önceki yıllarda bölgemizde mercimek ekilmiş. Bunu da Edirne Belediyesi ilk olarak başlatacak. Bu yıl Karaağaç bölgemizdeki tarlamıza mercimeğimizi ekeceğiz. Hep birlikte göreceğiz. İlaçlamasını birlikte yapacağız. Ot mücadelesini birlikte yapacağız. Birlikte hasadını yapacağız. Hedefimiz bunun da döneminden 100-150 kilo arası bir verim elde edebilmek. Bu ürünleri Edirne’ye yerleştirdiğimizde İstanbul gibi bir pazara da yakınlığımız var. Bunlar hep ileriye dönük. Daha da iyi tartışılabilir, geliştirilebilir. Paketleme ağı oluşturulabilir. Burada işleme tesisi oluşturulabilir. Büyük firmalarla konuşulabilir. Yani belki geleceğe dönük bir ışık yakmak adına kıymetli girişimler olduğunu düşünüyorum” diye konuştu. ŞENER ŞENTÜRK

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.