Hava Durumu

#Hukuk

Batı Ekspres - Edirne'nin Haber Sitesi - Hukuk haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hukuk haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Eski Karısını Öldüren Komisere Yeniden Ağırlaştırılmış Müebbet Haber

Eski Karısını Öldüren Komisere Yeniden Ağırlaştırılmış Müebbet

Edirne’de polis memuru Sevda Kuş’un eski eşi komiser Ali Y. tarafından tabancayla öldürülmesine ilişkin davada yeniden görülen yargılamada karar çıktı. Edirne 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen karar duruşmasında mahkeme heyeti, sanık Ali Y.’yi herhangi bir indirim uygulamadan yeniden ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı. Mahkeme ayrıca sanığın tutukluluk halinin devamına hükmetti. Daha önce verilen kararın Tekirdağ Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 1. Ceza Dairesi tarafından eksik inceleme ve usul hataları gerekçesiyle bozulmasının ardından başlayan yeniden yargılama süreci böylece sonuçlanmış oldu. Kararın ardından açıklama yapan Sevda Kuş’un avukatlarından Önce Kadınlar ve Çocuklar Derneği üyesi Avukat Bilge Çarpıcı, mahkemenin verdiği kararın hukuka olan güveni güçlendirdiğini söyledi. “HUKUK YERİNİ BULDU AMA SEVDA KUŞ’U GERİ GETİRMEYECEK” Avukat Bilge Çarpıcı, davada verilen kararın önceki kararla aynı olduğunu belirterek “Sevda Kuş cinayeti dosyasında İstinaf Mahkemesinin verdiği bozma kararı sonrasında görülen ikinci duruşmada karar çıktı. Karar, istinafa gitmeden önceki kararla aynı şekilde sonuçlandı. Sanık ağırlaştırılmış müebbet cezası aldı ve hiçbir takdir indirimi uygulanmadı. Hukuk yerini buldu, hak yerini buldu. Ancak bu Sevda Kuş’u geri getirmeyecek” dedi. Türkiye’de kadın ve çocuk cinayetlerinin hala ciddi bir sorun olduğunu vurgulayan Çarpıcı, bazı davalarda sanıkların “haksız tahrik” veya “erkeklik gururu” gibi gerekçelerle indirim talep ettiğini ifade ederek; “Türkiye’de birçok kadın ve çocuk cinayeti işlenmekte. Buna karşılık erkekler süreklilik halinde erkeklik gururu ve onurundan bahsetmekte ve haksız tahrik indirimi almaya çalışmaktadır. Oysa gurur sadece erkeğe yüklenmiş bir duygu değildir. Sayın mahkemelerin bu söylemlere icazet vermemesi ve takdiri indirim uygulamaması bizim için ümit verici” dedi. “TOPLUM OLARAK NORMALLEŞTİRMEMELİYİZ” Kadın cinayetlerinin toplum tarafından normalleştirilmemesi gerektiğini de dile getiren Çarpıcı, kadın ve erkeklerin birlikte mücadele etmesi gerektiğini söyleyerek “Son zamanlarda kadın cinayetleri tekrar gündemde. Türkiye’de bunları içselleştirmemeli ve normalleştirmemeliyiz. Toplumda birlik olmalıyız, kadın ve erkek hep birlikte bunun mücadelesini vermeliyiz. Erkekler katil, kadınlar öldürülüyor gibi bir ikilem olmamalı. Çünkü böyle bir ikilem bütün erkeklerin katil olduğu anlamına gelir ki bu da doğru değildir” ifadelerini kullandı. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün yaklaştığını hatırlatan Çarpıcı, tüm emekçi kadınları selamlayarak şu çağrıda bulundu: “Kadınların öldürülmemesi ve çocukların istismara uğramaması için tüm kadınların ve erkeklerin ortak bir mücadele vermesi gerekiyor.” OLAY Edirne’de polis memuru Sevda Kuş’un eski eşi komiser Ali Y. tarafından öldürülmesine ilişkin davada ilk karar 5 Mayıs 2025 tarihinde Edirne 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde verilmişti. Mahkeme sanık Ali Y.’yi ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırmış ve lehine herhangi bir indirim uygulamamıştı. Kararın ardından Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili ile sanık avukatları dosyayı istinaf mahkemesine taşıdı. Dosyayı inceleyen Tekirdağ Bölge Adliye Mahkemesi, eksik inceleme gerekçesiyle yeniden yargılama yapılmasına karar vererek dosyayı Edirne 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ne göndermişti. Yeniden görülen davada mahkeme heyeti, sanık hakkında bir kez daha ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası vererek dosyayı karara bağladı. HİLAL PEKER

Şadan Şimşek: “Siyaset Kavga Yeri Değil, Hizmet Yeridir” Haber

Şadan Şimşek: “Siyaset Kavga Yeri Değil, Hizmet Yeridir”

Şimşek açıklamasında şunlara yer verdi: “Ortadoğu’da süregelen savaşlar ve insani dramlar hepimizin yüreğini derinden yaralamaktadır. Masum sivillerin hayatını kaybettiği, milyonlarca insanın yerinden edildiği bu acı tablo karşısında en büyük sorumluluk; sağduyuyu korumak ve barışa katkı sunmaktır. Böylesine hassas bir dönemde siyaset kurumunun görevi; gerilimi artırmak değil, toplumsal birliği güçlendirmektir. Farklı görüşler demokrasinin zenginliğidir; ancak bu farklılıklar çatışma nedeni değil, ortak akıl üretmenin vesilesi olmalıdır. Çünkü siyaset, kavga etme alanı değil; millete hizmet etme sorumluluğudur. Siyaset; millete hizmet etme sorumluluğudur. Kavga etmek, ayrıştırmak, toplumu germek için değil; sorunları çözmek, adaleti tesis etmek ve ortak geleceğimizi güçlendirmek için yapılır. Bu nedenle bir kez daha ifade ediyorum: Siyaset kavga yeri değil, hizmet yeridir. Bugün ülkemizde yaşanan ekonomik sıkıntılar, geçim derdi, işsizlik ve hayat pahalılığı vatandaşımızın en temel gündemidir. Ancak bunun yanında toplumun en çok konuştuğu konulardan biri de hak, hukuk ve adalet meselesidir. Çünkü adalet duygusu zedelenirse, toplumun devlete olan güveni sarsılır. Herkes için eşit hukuk, tarafsız ve bağımsız yargı, liyakate dayalı kamu yönetimi bir tercih değil zorunluluktur. Hak arayanın korkmadığı, eleştirenin susturulmadığı, kimsenin düşüncesi nedeniyle dışlanmadığı bir düzen hepimizin ortak beklentisidir. Adalet; bir kesim için değil, herkes için gereklidir. Siyasetin görevi; gerilim üretmek değil güven vermektir. Sert söylemlerle gündem değiştirmek yerine; vatandaşın mutfağındaki yangını söndürmek, gençlerin geleceğe umutla bakmasını sağlamak, esnafın ve emeklinin yükünü hafifletmek asli sorumluluktur. Bunu yaparken de hukukun üstünlüğünden ve adalet ilkesinden asla taviz verilmemelidir. Unutulmamalıdır ki; Adalet mülkün temelidir. Hukuk güvenin teminatıdır. Hak ise insan onurunun vazgeçilmezidir. Hukukun üstünlüğü sağlanmadan güçlü bir ekonomi kurulamaz. Adalet tesis edilmeden toplumsal barış sağlanamaz. Hak gözetilmeden gerçek kalkınma mümkün olamaz. İsteğim, talebim; kavganın değil uzlaşının, ayrıştırmanın değil birleştirmenin, keyfiliğin değil hukukun yanında durmaya devam edilmesidir. Çünkü güçlü bir devlet ancak adaletle ayakta kalır, güçlü bir toplum ancak hakkaniyetle bir arada durur. Ülkemiz; kavga ile değil adaletle büyür. Yurttaşlarımız; ayrışarak değil hakkaniyetle güçlenir. Çağrımız tüm siyaset kurumunadır: Gelin enerjimizi tartışmaya değil hizmete, gerilime değil çözüme, kutuplaşmaya değil adalete harcayalım. Bu millet huzuru, güveni ve adaleti hak etmektedir.” HABER MERKEZİ

AK Parti Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül, Tekirdağ'da Konuştu Haber

AK Parti Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül, Tekirdağ'da Konuştu

Gül, AK Parti Tekirdağ İl Başkanlığınca Yahya Kemal Beyatlı Kültür Merkezi'nde düzenlenen Yerel Basın İstişare Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, dünyanın çalkantılı bir süreçten geçtiğini, Türkiye'nin ise istikrarını koruyarak barışın yürütücüsü konumunda olduğunu söyledi. AK Parti'nin milletin kurduğu bir parti olduğunu ifade eden Gül, partinin bugüne kadar milletle birlikte yol yürüdüğünü belirtti. Gül, AK Parti'nin durağanlığa düşmeden reform ve hizmetlere devam edeceğini vurgulayarak, "AK Parti yine kendi rekorunu, kendi heyecanını kendisiyle yine sınayan, kendisiyle yarışan bir parti. Dolayısıyla bir durağanlığa düşmeden daha fazla nasıl hizmet ederiz? Bisikletin üzerinde durup nasıl o pedalı çevirirsiniz? Hızla çevirdiğiniz o pedal sizi çok daha iyi yerlere götürür. Öyle yerinde durmadan daha hızlı bir şekilde hem reformlara hem hizmetlere devam edeceğiz.” diye konuştu. - "2026 reform yılı olacak" Türkiye'de 2026 yılının reform yılı olacağını, hem ekonomik hem de hukuki reformların millete yansıdığı bir yıl olacağını anlatan Gül, şunları kaydetti: "Hem demokrasimizi hem özgürlükleri güçlendireceğiz hem de milletimizin refahını artıracağız. Özgürlük artacak, sofradaki ekmek artacak. Yani 2026 yılında hem demokrasimizce hem özgürlükleri daha güçlendireceğiz hem de milletimizin ekmeğini, milletimizin refahını daha artıracağız. Yani özgürlük artacak, sofradaki ekmek artacak. Vatandaşlarımızın bu anlamda hem demokrasi hem de hukuk ve ekonomi alanında çok önemli bir reform dönemini, reform yılını hep beraber yaşayacağız. Bu konuda heyecanlıyız, hazırlıklıyız." - "Türkiye olarak biz bütün dünyanın barış içerisinde olmasını istiyoruz" Küresel ölçekte krizlerin yaşandığını aktaran Gül, Türkiye'nin bu süreçte tecrübeli bir liderlikle yol aldığını belirtti. Gül, Recep Tayyip Erdoğan'ın hem millet hem de dünya tarafından takdir edildiğini kaydetti. Türkiye'nin barışı merkeze alan bir diplomasi yürüttüğünü anlatan Gül, terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hedefinin kararlılıkla sürdürüldüğünü söyledi. Suriye'nin toprak bütünlüğü ve istikrarının Türkiye için önemli bir ulusal güvenlik meselesi olduğuna dikkati çeken Gül, konuşmasına şöyle devam etti: "Bugün dünyada tüm bu çalkalanmalar ve Türkiye'ye dair de meydan okumalar varken, Türkiye bu konuda hem istikrarını hem de barışın, huzurun çağrıcısı, yürütücüsü olarak çok önemli bir misyon üstlenmiş durumda. Türkiye olarak biz bütün dünyanın barış içerisinde olmasını istiyoruz. Bölgemizde Irak'ta, Suriye'de, İran'da müdahalenin olmadığı, bu ülkelerin kendi birliklerini ve bütünleşik yapılarını koruyabildikleri bir dönemi çok önemsiyoruz." Konuşmasının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Gül, AK Parti Tekirdağ Milletvekili Mestan Özcan'la ilgili bir soru üzerine, "Bizim tek gündemimiz milletimizdir. Milletvekilinin gündemi, milletin gündeminin önüne geçemez."yanıtını verdi. Toplantıya, AK Parti Milletvekili Adem Yıldırım, Tekirdağ milletvekilleri Gökhan Diktaş ve Çiğdem Koncagül, Ergene Belediye Başkanı Müge Yıldız Topak, Kapaklı Belediye Başkanı Mustafa Çetin, AK Parti Tekirdağ İl Başkanı Ali Gümüş ile basın mensupları katıldı.

Bayrak Provokasyonuna Barodan Bayraklı Tepki Haber

Bayrak Provokasyonuna Barodan Bayraklı Tepki

Edirne Barosu, Mardin’in Nusaybin ilçesinde sınır hattında terör örgütü yandaşlarının Türk bayrağına yaptıkları saldırıyı, baro binasına bayrak asarak tepki gösterdi. Sabah saatlerinden itibaren baro binasına bayrak asılması talimatı verdiğini belirten Edirne Baro Başkanı Gökhan Karakoç yaptığı açıklamada bayrağımıza yönelik saldırıyı en sert biçimde kınadıklarını belirtti. Karakoç “Mardin’in Nusaybin ilçesinde sınır hattında şanlı bayrağımıza yönelik gerçekleştirilen alçak saldırıyı en sert biçimde kınıyoruz. Türk bayrağı, bu toprakların tapusu, şehitlerimizin aziz kanıyla kazanılmış egemenliğin simgesi, milletimizin ortak onuru, namusudur. Bayrağımıza uzanan her el, yalnızca bir sembole değil, Türkiye Cumhuriyeti'nin egemenliğine, hukukun üstünlüğüne, toplumsal barışa ve ortak yaşam iradesine yönelmiş alçak bir saldırıdır. Bu tür provokatif eylemler ifade özgürlüğüyle, demokratik haklarla ya da siyasal eleştiriyle izah edilemez. Aksine bu girişimler, toplumu kutuplaştırmayı, terörle mücadeledeki kararlılığı zayıflatmayı ve hukuk düzenini hedef alan tehlikeli ve bilinçli kalkışmalardır. Cumhuriyetin temel değerlerinin, hukukun üstünlüğünün ve savunma hakkının teminatı olan baroların, devletin egemenlik alametine yönelik her saldırının karşısında, hukuk içinde ama tavizsiz bir duruşla durması gerektiği hususu her türlü izahtan varestedir. Türk bayrağı sahipsiz değildir. Cumhuriyet sahipsiz değildir. Bu ülkenin hukuku, kardeşliği, birliği alçak provokasyonlarla tehdit edilemez. Edirne Barosu olarak bu aşağılık provokasyona kalkışan faillerin ve azmettiricilerin en etkin şekilde soruşturulması ve cezalandırılması gerektiğini, egemenliğimize yönelik her türlü eylemin önlenmesi de zorunlu olduğunu hatırlatarak, soruşturma sürecinin takipçisi olduğumuz kamuoyuna saygıyla duyurulur” dedi. ŞENER ŞENTÜRK

Edirne Barosu’ndan Av. Polat’ın Ailesi İçin Dayanışma Çağrısı Haber

Edirne Barosu’ndan Av. Polat’ın Ailesi İçin Dayanışma Çağrısı

Yalova Barosu, mesleğini icra ederken uğradığı hain saldırı sonucu yaşamını yitiren Avukat Zekeriya Polat’ın ailesinin yalnız bırakılmaması amacıyla resmi izinler alınarak yardım kampanyası başlattıklarını duyurdu. Kampanyanın, Yalova Barosu Başkanlığı adına açılan banka hesabı üzerinden yürütüleceği belirtilirken, bağış yapmak isteyenler için IBAN ve hesap bilgileri de kamuoyu ile paylaşıldı. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Edirne Barosu Başkanı Gökhan Karakoç, yaşanan acı olayın tüm hukuk camiasını derinden etkilediğini ifade etti. Bir avukatın görevi başında hayatını kaybetmesinin kabul edilemez olduğunu vurgulayan Karakoç, meslektaş dayanışmasının bu tür zor zamanlarda daha da önem kazandığını söyledi. “KAMPANYAYA KATKI SUNMAYA DAVET EDİYORUZ” Karakoç açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Başlatılan bu yardım kampanyasına tüm meslektaşlarımızı ve duyarlı vatandaşlarımızı katkı sunmaya davet ediyoruz. Avukatlar olarak zor zamanlarda birbirimize kenetlenmeyi biliriz. Zekeriya Polat’ın hatırasını yaşatmanın ve ailesine sahip çıkmanın yolu da bu dayanışmadan geçmektedir.” Edirne Barosu, Yalova Barosu tarafından başlatılan yardım kampanyasına destek çağrısını yineleyerek, kampanyaya katkı sunan herkese şimdiden teşekkür etti. Yardım kampanyasıyla toplanacak bağışların, Avukat Zekeriya Polat’ın ailesine destek amacıyla kullanılacağı bildirildi. HİLAL PEKER

Yalova’da Öldürülen Avukat İçin Edirne Barosu’ndan Sert Tepki Haber

Yalova’da Öldürülen Avukat İçin Edirne Barosu’ndan Sert Tepki

Olay, Yalova Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) İl Müdürlüğü binasında meydana geldi. İddiaya göre, emeklilik talebinin reddedilmesi nedeniyle kuruma gelen H. H. (57), icra dosyası bulunduğunu öne sürerek kurum avukatı Zekeriya Polat (31) ile görüşmek istedi. Görüşme sırasında çıkan tartışmada H. H., yanında bulunan tabancayla Polat’a ateş etti. Ağır yaralanan Polat, hastaneye kaldırıldı ancak yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Edirne Barosu tarafından yapılan açıklamada, kamu görevini yerine getiren bir avukatın silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetmesinin hukuk camiasını derinden sarstığı vurgulandı. Baro Başkanı Gökhan Karakoç, avukatlara ve kamu çalışanlarına yönelik şiddetin son bulması gerektiğini belirterek olayın tüm yönleriyle aydınlatılmasını ve sorumluların en ağır şekilde cezalandırılmasını talep etti. “YÜREĞİMİZDEKİ YANGIN BAŞSAĞLIĞI TELKİNİYLE SÖNMEZ” Karakoç, “Bu bir meslek meselesi değil, hukukun yaşama, hayatta kalma derdidir. Avukatlar öldürülüyor, tehdit ediliyor, darp ediliyor, susturulmak isteniyor. Çoğu zaman konunun ilgilileri sadece seyretmekle yetiniyor. Daha dün Yalova ilimiz Sosyal Güvenlik Kurumu bünyesinde görev yapan meslektaşımız Av. Zekeriya Polat, emeklilik için kurum aleyhine açtığı davanın mahkemece reddedilmesi üzerine görev yaptığı kuruma gelen gözü dönmüş bir cani tarafından katledildi. Bu mermi yalnızca savunma makamını temsil eden avukatlara değil, bütün yargı mensuplarına, görevini yapma iradesi ortaya koyan herkese yöneltilmiştir. Adliye koridorlarında yumruklanmaya alışmamızı beklemeyin bizden. Cezaevlerinde hor görülmeyi, haciz mahallerinde öldürülmeyi normalleştirmeyeceğiz. Öldürülen, katledilen meslektaşlarımızın sayısının her sene artıyor olmasının yüreğimizde yarattığı yangını, ‘başınız sağ olsun’ telkinleriyle söndürmeyeceğiz. Zira bizi susturursanız, öldürürseniz bizleri, adalete giden yolun bir ayağı topal kalır. Adalet dilsiz, adalet sessiz kalır. Avukatın sesinin kesildiği yerde, adalete ihtiyaç duyan her ferdin, her kurumun, kısaca herkesin nefesi kesilir” dedi. KARAKOÇ’TAN SÖZLEŞME VURGUSU Avukatlık Mesleğinin Korunmasına Dair Sözleşme hakkında konuşan Karakoç, “İşte tam da bu yüzden Avrupa Konseyi geride bıraktığımız yıl Avukatlık Mesleğinin Korunmasına Dair Sözleşmeyi kabul etti. Neydi bu sözleşme? Bu sözleşme; avukatların mesleki faaliyetleri nedeniyle tehdit edilmesini, saldırıya uğramasını, hedef haline getirilmesini insan hakları ihlali sayan ilk bağlayıcı uluslararası bir metindir. 12 Mart 2025'te kabul edilip Mayıs 2025'te imzaya açıldı. Çünkü; tüm dünyada, özellikle de ülkemiz gibi bireysel adaletin, toplumsal adalet anlayışının önüne geçtiği, geçmeye başladığı kimi ülkelerde avukatlar artık salt yaptıkları görev sebebiyle öldürülüyor. Çünkü adaletin üçlü sac ayağından biri olan savunma makamı, her gün daha zorlu koşullarda adaletin yerine gelmesi için uğraşmak zorunda kalıyor. Çünkü avukatı korumadan, avukata yönelen şiddeti engellemeden adil yargılama hakkının varlığı imkânsız hale geliyor” ifadelerine yer verdi. “SÖZLEŞME DERHAL İMZALANMALI” Sözleşmenin imzalanması gerektiğinin altını çizen Karakoç, “Bu sözleşme taraf devletlere şunu söylemektedir; avukatını korumak, tehdit ve saldırıları etkin şekilde soruşturmak, baroları ve meslek örgütlerini baskı altına almamak, avukatın görevini korkmadan yapmasını sağlayacak şartları oluşturmak senin görevindir. Tüm bağlayıcı uluslararası metinler gibi bir sözleşme de bir ‘tavsiye’ değil, bir yükümlülük. Peki, ülkemiz? Ülkemiz bu sözleşmeyi maalesef henüz imzalamadı. Avukatların üstlendikleri görevler nedeniyle öldürüldüğü, adliye koridorlarında yumruklandığı, bürolarında vurulduğu bir ülkede, ‘biz bu sözleşmeye taraf değiliz’ demek açıkça şunu söylemektir: ‘Savunma bizim önceliğimiz değil.’ Bu sözleşmeyi imzalamamak; avukata yönelen şiddeti görmezden gelmektir. Savunma hakkını sahipsiz bırakmaktır. Hukuk devletinden biraz daha uzaklaşmak, vazgeçmektir. Biz ayrıcalık istemiyoruz. Biz görevimizi yaparken, bir davayı takip ederken ölmek istemiyoruz. Türkiye bu sözleşmeyi derhal imzalamalı ve iç hukuka aktarmalıdır. Aksi, sessiz bir kabuldür. Bu sessizlik, her yeni saldırının ortağı olmaktır. Tarihi Cumhuriyetimizle yaşıt Edirne Barosu olarak bir kez daha vurguluyoruz ki savunmayı zayıflatan her yaklaşım, doğrudan hukuk sistemine zarar verir. Avukatlık Mesleğinin Korunmasına İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi derhal imzalanmalı ve hayata geçirilmelidir” şeklinde konuştu. “SÜRECİN TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ” Yaşanan olayın takipçisi olacaklarını ifade eden Karakoç, şöyle konuştu: “Yaşanan ve savunma mesleğine yönelik olan saldırıyı, sıradan bir adli olay olarak görüp geçiştiremeyiz. Bu cinayetin faili ve diğer savunmaya yönelik şiddet olaylarının faillerinin tümü en ağır cezayı alana kadar mücadelemiz devam edecek olup ebediyete intikal eden meslektaşımız Av. Zekeriya Polat’a Allah’tan rahmet; ailesine, sevenlerine ve camiamıza başsağlığı dileriz. Savunmanın onurunu ve meslektaşlarımızın yaşam hakkını korumaya dair kararlı mücadelemizi sürdüreceğimizi, adli sürecin sonuna kadar takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla duyururuz.” MERT ERİŞKİN

Ünlü Avukat ve Yazar Ergün Kazanır Edirne’ye Geliyor Haber

Ünlü Avukat ve Yazar Ergün Kazanır Edirne’ye Geliyor

Ünlü avukat ve yazar Ergün Kazanır, Edirne’de okurlarıyla bir araya gelmeye hazırlanıyor. Edirne’de faaliyet gösteren bir alışveriş merkezinin Pazarlama Müdürü Aycan Orlak, Kazanır’ın 17 Ocak 2026 Cumartesi günü saat 14.00’te AVM bünyesinde düzenlenecek imza günü ve söyleşi programına katılacağını açıkladı. AVM’nin zemin katında halen devam eden kitap fuarı kapsamında gerçekleştirilecek etkinlik, yayınevi ile yapılan iş birliği sonucu hayata geçirildi. Hukuk alanındaki çalışmaları ve kaleme aldığı eserlerle geniş bir okuyucu kitlesine sahip olan Ergün Kazanır, Edirnelilerle hem kitaplarını imzalayacak hem de edebiyat ve hukuk üzerine keyifli bir söyleşi gerçekleştirecek. “İLGİNİN YOĞUN OLACAĞINI DÜŞÜNÜYORUZ” Etkinliğe ilişkin değerlendirmelerde bulunan AVM Pazarlama Müdürü Aycan Orlak, kitap fuarına olan ilginin her geçen gün arttığını belirterek; “Şu an zemin katımızda devam eden bir kitap fuarımız var. Yayınevi ile iş birliği yaptık ve bu kapsamda ünlü avukat ve yazar Ergün Kazanır’ı Edirnelilerle buluşturacağız. Ergün Beyi mesleği ve kalemi itibarıyla yakından takip ediyoruz. Dikkat çeken bir isim. Söyleşinin bu anlamda çok keyifli geçeceğini umuyoruz. İlginin de yoğun olacağını düşünüyoruz” dedi. Kitapseverlerin yoğun katılım göstermesi beklenen etkinlikte, Ergün Kazanır okurlarıyla birebir sohbet etme fırsatı bulurken, katılımcılar da imzalı kitap edinme şansı yakalayacak. HİLAL PEKER

Karakoç’tan “10 Temmuz Dünya Hukuk Günü” Mesajı Haber

Karakoç’tan “10 Temmuz Dünya Hukuk Günü” Mesajı

Edirne Barosu Başkanı Av. Gökhan Karakoç, 10 Temmuz Dünya Hukuk Günü dolayısıyla yayımladığı mesajda, hukukun toplumsal barış, adalet ve insan onurunun güvencesi olduğunu vurguladı. Karakoç, yargıya duyulan güvenin zedelenmesine dikkat çekerek hukukun siyasallaşmasının tehlikelerine işaret etti. Adaletin olmadığı yerde huzurdan, hukukun işlemediği yerde güvenlikten söz edilemeyeceğini söyleyen Karakoç, Edirne Barosu olarak adalet sisteminin güçlendirilmesi için mücadelelerini kararlılıkla sürdüreceklerini ifade etti. “HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ; GÜCÜN DEĞİL, HAKKIN EGEMENLİĞİDİR” Karakoç; “Bugün 10 Temmuz Dünya Hukuk Günü. Hukuk, yalnızca kurallar bütünü değil; adaletin, özgürlüğün, insan onurunun ve toplumsal barışın en güçlü teminatıdır. Dünya Hukuk Günü, bireylerin haklarını savunan, toplumları adil kılan ve demokrasiyi ayakta tutan bu evrensel değerin önemini bir kez daha hatırlatmak için önemli bir fırsattır. Ne yazık ki son yıllarda ülkemizde yargının tarafsızlığına ve bağımsızlığına duyulan güven ciddi biçimde sarsılmış; hukuk, toplum nezdinde siyasallaşan bir alana dönüşmüştür. Hukukun üstünlüğü ilkesinin zedelenmesi, yurttaşların adalet sistemine olan inancını derinden etkilemekte; bu da toplumsal huzur ve demokrasi açısından ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Adaletin olmadığı yerde huzurdan, hukukun işlemediği yerde güvenlikten söz edilemez. Bu nedenle hukuk, her bireyin yaşamında vazgeçilmez bir güvencedir. Hukukun üstünlüğü; gücün değil, hakkın egemenliğidir. Edirne Barosu olarak, siyasi etkilerden arındırılmış bağımsız bir yargı düzeninin yeniden inşası, savunma hakkının etkin biçimde korunması ve hukukun evrensel ilkelerine bağlı bir adalet sisteminin güçlendirilmesi için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Bu anlamlı günde, başta hukukçular olmak üzere adaletin gerçekleşmesi için emek veren herkesi Edirne Barosu olarak en içten saygılarımızla selamlıyor; hukukun ve adaletin egemen olduğu bir gelecek için mücadelemizi sürdüreceğimizi kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz” diye konuştu. HİLAL PEKER

“EŞİTLİK ve ÖZGÜRLÜKTEN VAZGEÇMEYECEĞİZ” Haber

“EŞİTLİK ve ÖZGÜRLÜKTEN VAZGEÇMEYECEĞİZ”

Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK) gönüllüleri eşitlik ve özgürlük istemiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne gitti. Aralarında Edirne’den Edirne Kadın Merkezi Danışma Derneği (EKAMEDER) gönüllülerinin içinde bulunduğu kadınlar muhalefet partilerinin kadın milletvekilleriyle görüştüler. EŞİK Platformu burada bir açıklama yaptı. EŞİK’in açıklamasında şu görüşlere yer verildi: “Eşitlik ve özgürlükten yana kadın vekillerle birlikte kadın erkek eşitliğinin bir demokrasi meselesi olduğunu, kadına ve haklarına saygı duymayanların yapacaklarını söyledikleri yasal değişikliklerle geleceğimizi belirlemesine, hayatlarımızı, umutlarımızı ve özgürlüğümüzü gasp etmesine izin vermeyeceğimizi dile getirmek üzere buradayız. Kadın erkek eşitliğine karşı söylemler, Mayıs 2023 seçimleri sürecinde iktidar bloğunun seçim gündeminin ana başlıklarından birini oluşturdu. Seçim sonrasında ardı ardına yapılan açıklamalarla, bu söylemlerin hızla yasalaştırılarak kalıcı hale getirilmesi süreci başlatıldı. Kadınları toplumdan izole ederek, itaatkar ev köleleri konumuna hapsetmek ve insanın varoluşu kadar eski cinsiyet kimliği ve cinsel yönelimi yasaklanabilir bir fikirmiş gibi suç haline getirmek niyeti net olarak ortaya konuldu. Esasen 2010 yılında kamuoyu önünde ilk kez dile getirilen ‘kadın-erkek eşit değildir, eşitlik fıtrata aykırı’ anlayışı, bugün iktidarın temel yasaları değiştirerek kalıcı hale getirmek istediği toplum anlayışıdır. Devletlere kadın erkek eşitliğini sağlamak suretiyle kadına karşı şiddeti önleme görevi yükleyen İstanbul Sözleşmesi’nden hukuksuz olarak çekilmek, kadını ‘erkeğin malı’ döver, sever, hatta boyun eğmezse öldürür anlayışına hizmet eden en kritik geri adımlardan biri olmuştur. Şimdi sil baştan Medeni Yasa, sil baştan Anayasa yazma girişimleri ile ülkenin tüm kaynaklarına el konulduğu gibi hayatlarımıza da el konulmak istenmektedir. ÖNCE YASALARA SAYGI İktidar, organize eşitlik ve laiklik karşıtı çevreleri arkasına alarak, bir bütün olarak kadın erkek eşitliğini ortadan kaldırmak niyetiyle Anayasa ve Medeni Yasa gibi temel yasaların eşitlikçi içeriğini devre dışı bırakmaya çalışmaktadır. “Aileyi koruma” adı altında kadınların ve çocukların baskı ve şiddete mahkum edildiği reisli bir aile modeli tüm topluma dayatılmaktadır. Nafaka hakkı, boşanmanın hızlandırılması, aile arabuluculuğu,  karma eğitim, erkekleri mağdur ettiği iddia edilen 6284 sayılı şiddet yasası tartışmaya açılarak toplumdaki eşitlik fikri ve kadınların hayatları ve emekleri değersizleştirmeye çalışılmaktadır.  Bu amaçla 81 ilde yapılan aile çalıştaylarında, milyonlarca kadını temsil eden bağımsız kadın örgütlerine ve erkek şiddetine maruz kalan binlerce kadına yıllardır ücretsiz destek veren Baroların çoğuna söz verilmedi. Ama kadınları "aile" dışında yok sayan, aile içinde ise her türlü şiddete boyun eğerek, reisi erkek olan ailenin hizmetini gör "son sığınağın ailedir" anlayışını temsil eden Diyanet İşleri Başkanlığı ve kimi illerde ilahiyat fakülteleri gibi dini kuruluşlara başrol verildi. Medeni Yasa ve laik, eşitlikçi aile hukuku; seküler dindar, genç yaşlı, yoksul zengin, köylü kentli, A partili B partili fark etmeksizin bu ülkede yaşayan herkesin, kadın, erkek, çocuk hepimizin eşit yurttaşlık güvencesidir. Medeni Yasa kadınların eşit yurttaşlık hakkı ve doğumdan ölüme tüm haklarına saygı demektir. Eşitliği sağlayan yasaları her fırsatta aşındıran iktidarın “Medeni Yasa’nın aile hukuku bölümünü sil baştan ele alacağız” demesi bir tehlike işaretidir. Bu nedenle EŞİK olarak 3 yıldır, "Yasalara dokunmayın, uygulayın" diyoruz. Çünkü her dokunduklarında bozduklarını biliyoruz. ÖNCE ANAYASAYA SAYGI İktidar bir yandan, kendi döneminde defalarca değiştirerek bir AKP Anayasası haline getirdiği Anayasa’yı bile onlarca kez ayaklar altına almasına karşın, Meclis’e yeni Anayasa teklifi sunacağını söylüyor. Demokratik tartışma ve uzlaşma ortamının sıfırlandığı koşullarda, kapalı kapılar ardında yazılan taslağın sivil ve özgürlükçü bir Anayasa olacağını iddia ediyor. Demokratik muhalefete yönelik baskıların gölgesinde, türlü çeşit adaletsizlikler ve kirli bilgiler ablukasında gerçekleşen seçimler sonucunda oluşan bu meclisin Anayasa yapma yetkisi yoktur. Mecliste yer alan partiler seçim sürecinde toplumdan yeni bir Anayasa yapma yetkisi istememiştir. Bu meclis Anayasa Meclisi değildir. ÖNCE KADINLARA SAYGI Seçimlerden önce “başörtüsüne güvence” söylemiyle meclise getirilen anayasa değişiklik önerisiyle, başörtülü başörtüsüz tüm kadınların eğitim hakkından çalışma hakkına kadar tüm haklarının adım adım yok edileceği bir toplum hayali ortaya dökülmüştür. Kadınların ne giyeceklerinin, nasıl giyineceklerinin Anayasa konusu yapılması başlı başına hem kadınlara hem de Anayasa’ya saygısızlıktır. Devletin Anayasal görevi tüm bireylerin hak ve özgürlüklerini korumaktır. Kadınları başörtülü başörtüsüz diye ayırmak eşitlik ve laiklik ilkelerini Anayasa’dan silmek demektir. ÖNCE VAROLUŞA SAYGI Nefret suçlarını önleyecek hükümler içereceği iddiasıyla gündeme getirilen yeni Anayasa taslağını hazırlayan iktidarın, her gün her dakika RTÜK, Aile Bakanlığı gibi kamu kurumlarını da bir parçası yaparak LGBTİ+'lara karşı nefret suçu işliyor olması trajik bir ikilem olmasından öte, insan haklarına karşı büyük bir saygısızlıktır. LGBTİ evliliklere anayasal yasak getirme girişimleri ile ayrımcılık anayasal hale getirilmeye, aile çeşitliliği ve evlilik eşitliği yok edilmeye çalışılmaktadır. Anayasa'nın aile ile ilgili 41 maddesinde önerilen değişikliğin bir amacı da, erkek çok eşliliğinin önünün anayasal olarak açılmasıdır. Yeni Anayasa gündeminin bir parçası olmayın, bu oyunu bozun, müzakere dahi etmeyin. GELECEK YÜZYILDA NASIL YAŞAYACAĞIMIZI BELİRLEMEK BİZİM ELİMİZDE Bu gidişe dur demek için yapılması gereken tek şey; amasız fakatsız, hiçbir gerekçe öne sürmeden toplumsal muhalefetin tüm kesimlerinin ve muhalefet partilerinin ortak bir karşı duruş sergilemesidir. ‘Yok canım, o kadar da değil’ diyen; iktidarın tek derdi ekonomik krizi gölgelemek diyerek olan biteni görmezden gelen; kadın haklarının tırpanlanmasını daha sonra, hiç gelmeyen uygun bir zamanda konuşulacak ikincil bir mesele olarak gören; laikliği çekinerek savunan ya da sözünü etmeyen tüm toplumsal kesimleri, tüm kadınları ve laiklik ve eşitlikten yana tüm milletvekillerini göreve çağırıyoruz. Bu tarihi çağrıyı üç yılı aşkın süredir kesintisiz olarak Millet İttifakı, Emek ve Özgürlük İttifakı, Sosyalist Güç Birliği gibi siyasi ittifaklardan kadınları, bağımsız kadınları, bağımsız kadın ve LGBTİ+ örgütlerini buluşturan Eşitlik İçin Kadın Platformu olarak yapıyoruz. Eşit ve özgür bir gelecek için, Türkiye muhalefetini de ortak hareket ederek kadınların ve ülkenin geleceğine sahip çıkmaya çağırıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti'nin ikinci yüzyılında nasıl yaşayacağımıza ne giyip ne giymeyeceğimize biz kadınlar karar vereceğiz. Birlikte başaracağımızdan eminiz.” HABER MERKEZİ

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.