Şimşek açıklamasında şunlara yer verdi:
“Ortadoğu’da süregelen savaşlar ve insani dramlar hepimizin yüreğini derinden yaralamaktadır. Masum sivillerin hayatını kaybettiği, milyonlarca insanın yerinden edildiği bu acı tablo karşısında en büyük sorumluluk; sağduyuyu korumak ve barışa katkı sunmaktır.
Böylesine hassas bir dönemde siyaset kurumunun görevi; gerilimi artırmak değil, toplumsal birliği güçlendirmektir. Farklı görüşler demokrasinin zenginliğidir; ancak bu farklılıklar çatışma nedeni değil, ortak akıl üretmenin vesilesi olmalıdır. Çünkü siyaset, kavga etme alanı değil; millete hizmet etme sorumluluğudur.
Siyaset; millete hizmet etme sorumluluğudur. Kavga etmek, ayrıştırmak, toplumu germek için değil; sorunları çözmek, adaleti tesis etmek ve ortak geleceğimizi güçlendirmek için yapılır. Bu nedenle bir kez daha ifade ediyorum: Siyaset kavga yeri değil, hizmet yeridir.
Bugün ülkemizde yaşanan ekonomik sıkıntılar, geçim derdi, işsizlik ve hayat pahalılığı vatandaşımızın en temel gündemidir. Ancak bunun yanında toplumun en çok konuştuğu konulardan biri de hak, hukuk ve adalet meselesidir. Çünkü adalet duygusu zedelenirse, toplumun devlete olan güveni sarsılır.
Herkes için eşit hukuk, tarafsız ve bağımsız yargı, liyakate dayalı kamu yönetimi bir tercih değil zorunluluktur. Hak arayanın korkmadığı, eleştirenin susturulmadığı, kimsenin düşüncesi nedeniyle dışlanmadığı bir düzen hepimizin ortak beklentisidir. Adalet; bir kesim için değil, herkes için gereklidir.
Siyasetin görevi; gerilim üretmek değil güven vermektir. Sert söylemlerle gündem değiştirmek yerine; vatandaşın mutfağındaki yangını söndürmek, gençlerin geleceğe umutla bakmasını sağlamak, esnafın ve emeklinin yükünü hafifletmek asli sorumluluktur. Bunu yaparken de hukukun üstünlüğünden ve adalet ilkesinden asla taviz verilmemelidir.
Unutulmamalıdır ki;
Adalet mülkün temelidir.
Hukuk güvenin teminatıdır.
Hak ise insan onurunun vazgeçilmezidir.
Hukukun üstünlüğü sağlanmadan güçlü bir ekonomi kurulamaz.
Adalet tesis edilmeden toplumsal barış sağlanamaz.
Hak gözetilmeden gerçek kalkınma mümkün olamaz.
İsteğim, talebim; kavganın değil uzlaşının, ayrıştırmanın değil birleştirmenin, keyfiliğin değil hukukun yanında durmaya devam edilmesidir.
Çünkü güçlü bir devlet ancak adaletle ayakta kalır, güçlü bir toplum ancak hakkaniyetle bir arada durur. Ülkemiz; kavga ile değil adaletle büyür. Yurttaşlarımız; ayrışarak değil hakkaniyetle güçlenir.
Çağrımız tüm siyaset kurumunadır: Gelin enerjimizi tartışmaya değil hizmete, gerilime değil çözüme, kutuplaşmaya değil adalete harcayalım. Bu millet huzuru, güveni ve adaleti hak etmektedir.”
HABER MERKEZİ
Kaynak: Haber Merkezi