Hava Durumu

#Kültür Ve Turizm Bakanlığı

Batı Ekspres - Edirne'nin Haber Sitesi - Kültür Ve Turizm Bakanlığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kültür Ve Turizm Bakanlığı haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Makedon Kulesi’ndeki Tarihi Yazının Anlamı Ne? Haber

Makedon Kulesi’ndeki Tarihi Yazının Anlamı Ne?

Roma İmparatorluğu döneminde Hadrian tarafından yaptırılan Edirne Kalesi’nden günümüze kadar ulaşan burcu Makedon Kulesi’nde (Saat Kulesi), Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 2021 yılında başlatılan restorasyon çalışmaları sona doğru yaklaşıyor. Çavuşbey Mahallesi Mumcular Sokak’ta yer alan kulede restorasyon çalışmaları sırasında güvenlik amacıyla kulenin etrafını çevreleyen perde kaldırılırken; kulenin ayrıntıları da ortaya çıktı. Kulede en çok dikkat çeken ise restorasyon öncesi zorlukla görünen kulenin dış bölümündeki yazılar oldu. 2026 yılında tamamlanması beklenen restorasyonun ardından içten asansörlü bir müze olarak hizmet vermesi beklenen kulenin üzerindeki yazıların anlamı ise merak konusu oldu. PROF. DR. SEMAVİ EYİCE MAKALESİNDE AÇIKLAMIŞ Günümüze kadar bir bölümü ulaşan yazı ile ilgili Türk Bizantolog ve Sanat Tarihçisi Prof. Dr. Semavi Eyice, “Edirne Saat Kulesi ve Üzerindeki Bizans Kitabesi” başlıklı makalesinde, kulenin dış yüzündeki yazının Bizans kitabesi olduğunu açıklıyor. Eyice, Edirne’ye dair 1889-1901 yılları arasında el yazması üç ciltlik eser yazan Ahmet Badi Efendi’nin de bu kitabeden bahsettiğini ve çevirisinde “Ya Rabb nusrat eyle hami-i din muhibbi İsa olan imparatorumuz Yuvani’ye” cümlesine yer verdiğine dikkat çekiyor. Eyice, makalesinde tek satır halindeki tuğla kitabenin tamamlanmış transkripsiyonuna da yer verirken; tercümesinin “Tanrım, dindar ve İsa dostu hükümdarımız İoannes’e yardımcı ol” yazdığını ifade ediyor. UĞUR AKAGÜNDÜZ

Döleneken; “Kırkpınar Edirne’den Taşınırsa UNESCO Listesinde Kalamaz” Haber

Döleneken; “Kırkpınar Edirne’den Taşınırsa UNESCO Listesinde Kalamaz”

Edirne’de “Kırkpınar Yerleşim Alanı Forumu: Er Meydanı'nın Geleceği” konusuyla düzenlenen Edirne Kent Konseyi (EKK) 37’nci genel kurulunda ikinci sunumu Şehir ve Bölge Plancısı Namık Kemal Döleneken yaptı. Atatürk Kültür Merkezi küçük salonunda düzenlenen genel kurulda konuşan Döleneken, UNESCO’nun sayfasında yer alan Kırkpınar Yağlı Güreşleri ile ilgili karara dikkat çekti. Kararın, Türkiye’nin başvurusuyla alındığını ve karardaki detayları anlatan Döleneken, Kırkpınar Yağlı Güreşleri Festivali’nde yapılması ve yapılmaması gerekenleri açıkladı. “UNESCO BELGESİNDE KIRKPINAR EDİRNE’DE YAPILIR DİYE NET İFADE VAR” UNESCO belgesinde Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nin Edirne’de yapıldığına dair net bir vurgu bulunduğunu söyleyen Döleneken; “Bu yüzden herhangi bir kurum veya kuruluşun, ‘Kırkpınar’ı biz taşırız’ demesinin bir anlamı yok. Çünkü Kırkpınar Edirne’den taşınırsa bu listede kalamaz” ifadelerini kullandı. “GELENEKSEL KIYAFET GİYİLMEZSE OLMAZ” Döleneken, UNESCO belgesinde Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nin en önemli figürünün pehlivanlar olduğunu belirterek; “Pehlivanlar dışında da ağa, cazgır, davul zurna ekibi, yağcılar ve peşkircilerinin geleneksel kıyafetler giydiğinin vurguluyor. Bu figürler, Kırkpınar’ın vazgeçilmez unsurlarıdır. Bunlar olmazsa olmaz ve geleneksel kıyafet giymezse de olmaz” dedi. “AĞA KIYAFETİNİ TARTIŞIYORUZ AMA ZEMBİL TAŞIYAN PEHLİVAN GÖRMÜYORUM” UNESCO belgesinde saygı duruşundan İstiklal Marşı’na, pehlivan mezarlığının ziyaretine kadar birçok unsura yer verildiğine dikkat çeken Döleneken; “O yüzden bunlardan vazgeçersek sorun olur. Cuma günü başladığı, Selimiye’de mevlit okunduğu, Er Meydanı’nda başladığı anlatılıyor. Peşrevle, ısınma turlarıyla ve dualarla başladığı anlatılıyor. Altın kemeri alan pehlivan da Kırkpınar’da başpehlivan olur diyor. Bütün festival boyunca Kırkpınar müzisyenleri Kırkpınar’a özgü müziklerini çalarlar. Geleneksel olarak kırmızı dipli mum, kispet, davul zurna, altın kemer, geleneksel elbiseler, peşkir, zembil de aynı zamanda bu güreşlerin vazgeçilmez unsurlarıdır. Ağa kıyafetini tartışıyoruz ama zembil taşıyan pehlivan da görmüyorum. Bunları tartışmak gerek” sözlerine yer verdi. “BAKANLIĞIN BÜTÇE VE TEKNİK DESTEĞİ YOK” Döleneken, Kırkpınar Yağlı Güreşleri Festivali ile ilgili kurumlar tarafından yapılan bir toplantıda, Kırkpınar Müzesi’nin kurulmasına karar verildiğini hatırlatırken; “2011-2012’de yapılacağının sözünü vermişiz. Burada Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın bütçelendirme ve teknik desteği vereceği de var ama yok. Belediye, Valilik, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Trakya Üniversitesi ve sivillerden bir protokol hazırlanacak ve süreçler bunun üzerinden sürdürülecekti ama o da yok. Bu festivalin genişletilmesi, özellikle sivil toplum örgütlerinin katılması için çalışmalar yapılacaktı ama yok. Özellikle bir vakıf kurulması söz konusuydu. Onun için verilen süre 2012 ama yine yok. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Kırkpınar Yağlı Güreş müzik grubu kurulacağı belirtiliyor ama bu da yok. Cazgırların eğitimi, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Trakya Üniversitesi tarafından yapılacaktı. Sempozyum zaman zaman yapılıyor. Üniversite yağlı güreş bölümü açacaktı. Müzik konusunda üniversite konservatuvarında bir düzenleme yapılacağı ve kayıtların Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yapılacağı söyleniyor. Bir prestij kitabı yayımlanacağı söyleniyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı bir tek bunu yaptı. ‘Pehlivan’ diye çok kapsamlı bir kitap yayımladı” diye konuştu. UĞUR AKAGÜNDÜZ

“Selimiye’nin UNESCO’dan Atılma Tehlikesi Kalktı” Haber

“Selimiye’nin UNESCO’dan Atılma Tehlikesi Kalktı”

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Mimarlar Odası Edirne İl Temsilciliği, Mimar Sinan’ın ustalık eseri Selimiye Camii’nde devam eden restorasyon sürecinde tartışmalara neden olan ana kubbedeki kalem işi bezemeleri ile ilgili başlatılan hukuki süreç konusunda açıklama yaptı. Mimarlar Odası Edirne İl Temsilciliği Yönetim Kurulu Başkanı Atilla Ergin ve Yönetim Kurulu Üyeleri, oda toplantı salonunda gerçekleştirdikleri basın açıklaması ile İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesi’nin, UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan Selimiye Camii’nin restorasyon sürecine ilişkin TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi tarafından açılan davasının sonucunu açıkladı. “ODAMIZIN VE HALKIMIZIN İSTEĞİ DOĞRULTUSUNDA SONUÇLANDI” Ergin, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın yürütmeyi durdurma kararına yaptığı itirazın reddedildiğini belirterek; “Uzun süredir Edirne gündeminde yer alan Selimiye Camii ana kubbesi kalem işleri ile ilgili odamızca yapılan mahkeme müracaatı sonucunda, odamızın ve halkımızın isteği doğrultusunda sonuçlanmıştır. Selimiye’nin UNESCO Dünya Miras Listesi’nden atılma tehlikesi ortadan kalkmıştır” ifadelerini kullandı. “BU HALİYLE UYGULANMASINA KARAR VERİLDİ” Mahkeme gerekçesini de açıklayan Ergin; “Mahkeme gerekçesinde; caminin ana kubbe ve harim kısmındaki mevcut kalem işi bezemelerinin yaklaşık 200 yıllık bir geçmişe sahip, nitelikli birer tarihi belge olduğu, 16’ncı yüzyıldaki özgün bezemelere dair ise somut bir çizim veya kanıt bulunmadığını vurgulayarak, eldeki somut katmanın varsayımlar üzerine yok edilmesinin restorasyon etiğine ve koruma kuramına aykırı olduğunu belirtti. Sonuçta bu haliyle uygulanmasına karar verilmiş oluyor. Daha önce yürütmeyi durdurma kararı verilmişti. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın yürütmeyi durdurma kararına verdiği itirazla beraber açılan dosyada olay sonlandırılmış oldu. Çok sevinçliyiz. Hepimize hayırlı olsun” dedi. “AÇILDIĞINDA NELERİN YAPILIP YAPILMADIĞINI GÖRECEĞİZ” Ergin, Selimiye Camii’nin restorasyonunun sona doğru yaklaştığını da söylerken; “Restorasyon da bitmek üzere. Bittikten sonra Selimiye hem ibadete hem de ziyarete açılacağı için nelerin yapılıp yapılmadığını göreceğiz. Ama restorasyonu gerekliydi. Sadece restorasyon projelerinin hazırlanması 2 yıl sürmüştü. Restorasyonu da yaklaşık 2 senedir sürüyordu. 4 senelik bir sürecin sonuna gelindi. Şehrimiz için iyi bir adımdı. Onun paralelinde birçok tarihi binalarımızın, sivil mimari yapılarımızın restorasyonu da sürüyor. Edirne’nin bir tarih kenti olduğu daha somut olarak görünüyor. Edirne Sarayı rekonstrüksiyon olarak yeniden yapılma sürecinde. Sarayiçi Er Meydanı dediğimiz güreş alanı Sarayiçi’nden kaldırılarak, tavuk ormanı ile birlikte sarayın iç bahçesi olarak değerlendirilmesi söz konusu. Bunlar Edirne’nin tarihi geçmişini yeniden canlandıracağı için büyük turist çekecek. Edirne kültürel kimlikteki yerini daha sağlamlaştırarak korumaktadır. Bu konuda emeği geçen başta Sayın Valimiz olmak üzere belediye başkanımıza ve emeği geçen yöneticilerimize teşekkür ederiz” sözlerine yer verdi. UĞUR AKAGÜNDÜZ

“Selimiye Camii’nin Dünya Mirası Statüsü Zedelenemez” Haber

“Selimiye Camii’nin Dünya Mirası Statüsü Zedelenemez”

Edirne’de Osman İnci Müzesi’nde Osmanlı Başkentlerinin Başkentlik Döneminde Yapılan Tarihi Eserler sergisi açıldı. Müzede düzenlenen törenle açılan sergiye Müze Kurucusu Prof. Dr. Osman İnci, Zafer Partisi İl Başkanı Serkan Konak, fotoğraf sanatçıları ve sanatseverler katıldılar. Sergide, fotoğraf sanatçıları Rasim Sezen, Ali Çıtak, Doç. Dr. Ali Emre Dingin, Özcan Nuri, Nihan Sezen ve Cansu Varol’un Söğüt, İznik, Bursa, Dimetoka, Edirne ve İstanbul’da fotoğraflarını çektiği ve Osmanlı Devleti’ne başkentlik yaptıkları sırada yapılan tarihi eserlerin fotoğrafları yer aldı. İNCİ ZEYBEK OYNADI Serginin açılış töreni, Nazende Fasıl Grubu’nun konseri ile başladı. Grup, sahnesinde özellikle Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün sevdiği şarkılara yer verirken; son eserde Prof. Dr. Osman İnci zeybek oynayarak gruba eşlik etti. Konserin ardından serginin açılış konuşmasını küratör ve fotoğraf sanatçısı Rasim Sezen yaptı. Sezen, Osmanlı başkentleri fikrinin Adnan Menderes Üniversitesi Öğr. Üyesi Doç. Dr. Ali Emre Dingin’e ait olduğunu söyleyerek; “Sergimizi orada açtık ama daha çeşitlendirerek, fotoğraf üstatlarının da yardımıyla bugüne getirdik ve sizlere sunduk” dedi. Sezen, konuşmasında katılımcılara teşekkür etti. “ESERLERİN BİR KISMI GEREKEN ÖZENLE KORUNMADI” Sezen’in ardından konuşan müze kurucusu Prof. Dr. Osman İnci de fotoğraflarda yer alan Osmanlı’dan günümüze ulaşan eserlerin korunması gerektiğine dikkat çekti. İnci, sergide Osmanlı başkentlerinde, başkent oldukları yıllarda yapılan eserlerin fotoğraflarının yer aldığını söyleyerek; “Konu tamamen korumacılık ve restorasyon üzerine, eserin geleceğe taşınmasıdır. Söğüt’te, İznik’te, Bursa’da, Dimetoka’da, Edirne’de, İstanbul’daki eserlerin bir kısmının, bu süreç içerisinde gereken özenle de korunmadığını belirtmek istiyorum” ifadelerini kullandı. “BİRİLERİ BAŞKA BİR ÇEŞME YAPTI” Eserlerin 1300’lü yıllardan başladığını belirten İnci; “Girişteki ilk fotoğraf, Ertuğrul Gazi çeşmesidir. Beşinci kez onarıldı ve son onarımda da buradaki görüntüsü yoktur. Birileri başka bir çeşme yaptılar. Sultan Mehmet Çelebi’nin Dimetoka’daki gözetleme kulesi çağına uygun eksikleri giderilerek restore edildi ki ana fikir budur” dedi. “ESERLERİ GELECEĞE TAŞIMAK SORUMLULUĞUMUZDUR” İnci, Dimetoka’nın Edirne’nin başkent olmasından önce 5 yıl boyunca I. Murat’ın yaşadığı yer olduğunu hatırlatırken; “Yıldırım Bayezid de orada doğmuştur. O halde bizim şu anda topraklarımız dışında kalan eserleri de geleceğe taşımak gibi bir sorumluluğumuz var” sözlerine yer verdi. “DEĞİŞTİRME HAKKIMIZ YOK” Selimiye Camii’nin restorasyon nedeniyle yıllardır kapalı olduğunu belirten İnci; “Fakat kubbeyi değiştirmek görüşünde olan ama yetkiyi nereden aldıkları bilinmeyen bir kurulun çalışmaları durduruldu. Birkaç kez sundukları projelerin reddedilmesine rağmen sonradan o projenin kabul edildiği bir süreç yaşandı. Ancak önerilenin bir örneği, fotoğrafı, çizimi yok. ‘Olsa olsa böyle olur’, ‘Böyle olması gerekirdi’, ‘Mimar Sinan’ın eserleri böyleydi’ gibi birtakım, bilim insanlarının çok anlayamadıkları bir durumla karşı karşıyayız. Selimiye Camii Tespit ve Tahkik Heyeti diye bir heyet var. Fatih Sultan Mehmet Vakfı Üniversitesi bunları yetkilendirmiş. Restorasyonların birinci dereceden sorumlusu Kültür ve Turizm Bakanlığı, ikinci derece sorumlusu da Vakıflar Genel Müdürlüğü’dür. ICOMOS, sökülmek istenen katmanın 1904 yılında yapıldığını, bu yıllarda yapılanların da 100 yılı aşan eserler olduğundan dolayı korunması gerektiği görüşündedir. Aynı şekilde UNESCO, özgünlük ve bütünlük kuralının bozulmamasını istiyor. Bunu değiştirme hakkımız olduğunu sanmıyorum. Sonuç olarak bilimsel nitelikten yoksun, varsayıma dayalı bir değişiklik hiçbir restorasyonda olmaması gerekir. Selimiye Camii’nin dünya mirası statüsü vardır. Bunu zedeleyemeyiz ve tartışmaya açamayız. Öneren heyetin statüsü ve yetkisi belli değildir. Tüm bu değişikliğin yapılması için 20 Aralık 2024’ten beri cami kapalı tutulmaktadır. Mahkeme kararıyla zaten yürütme durdurulmuştur ve yargı da bunu sonuçlandıracaktır. Ama sahip çıkılması vazgeçilmezdir” dedi. 8 ARALIK’A KADAR AÇIK KALACAK İnci’nin konuşmasının ardından serginin açılışı gerçekleştirildi. Sergiye katılan sanatseverler, eserlerle ilgili sanatçılardan bilgi alırken; eserleri tek tek incelediler. Sergi, 8 Aralık tarihine kadar ziyarete açık kalacak. UĞUR AKAGÜNDÜZ

Selimiye Kubbe Restorasyonuna Yargı Freni Haber

Selimiye Kubbe Restorasyonuna Yargı Freni

Mahkeme, bir vatandaş tarafından yeni tezyinat projesinin uygulanması için alınan kurul kararlarının iptali istemiyle açılan dava kapsamında Selimiye Camii'nin ana kubbe, yarım kubbeler ve harim bölümü için hazırlanan yeni kalem işi projesine ilişkin koruma kurulu kararlarının yürütmesinin durdurulması talebini görüştü. Kararların yürütmesinin durdurulmasına hükmeden mahkemenin gerekçeli kararında, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun 8 Ocak 2025 ve Edirne Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 29 Temmuz 2025 tarihli kararlarıyla Selimiye Camii'ndeki yeni kalem işi restitüsyon ve restorasyon projesine onay verildiği hatırlatıldı. Yürütmenin durdurulmasıyla dava sonuçlanıncaya kadar bu kararların uygulanamayacağı belirtilen kararda, Selimiye Camii'nin UNESCO Dünya Miras Listesi'nde bulunduğu, yapılacak müdahalelerde ulusal mevzuat ile uluslararası koruma ilkelerine uyulmasının zorunlu olduğu vurgulandı. Kararda, yeni tezyinat projesinin uygulanması halinde, caminin korunması gereken özgün kültürel değerleri üzerinde geri dönüşü mümkün olmayan zararların ortaya çıkabileceği kaydedildi. Gerekçeli kararda idarenin savunmasına da yer verildi. Savunmada, mevcut kubbe ve yazı tabakalarının özgün olmadığı, büyük bölümünün 19. yüzyıl ve sonraki dönemlerde yapıldığı, Mimar Sinan dönemine ait özgün süsleme tabakasının ana kubbede bulunmadığı ifade edildi. Yeni projenin uzman raporlarına, raspa çalışmalarına ve 16. yüzyıl tezyinat anlayışına dayalı bilimsel bir restitüsyon olduğu savunuldu. Mahkeme, yürütmenin durdurulması kararına İstanbul Bölge İdare Mahkemesine itiraz edilebileceğini bildirdi. Karar oy birliğiyle alındı. Mahkeme eylül ayındaki kararında, idarenin savunması alınana kadar yürütmeyi geçici durdurma kararı almıştı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.