Hava Durumu

#Kültürel Miras

Batı Ekspres - Edirne'nin Haber Sitesi - Kültürel Miras haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kültürel Miras haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Edirne’nin Deri ve Saraciye Ürünleri Cemre Çarşısı'nda Tanıtıldı Haber

Edirne’nin Deri ve Saraciye Ürünleri Cemre Çarşısı'nda Tanıtıldı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın onursal başkanlığını yürüttüğü Toplumsal Gelişim Merkezi Eğitim ve Sosyal Dayanışma Derneği (TOGEM-DER) tarafından "iyilik, sürdürülebilirlik ve dayanışma" temasıyla Beyoğlu’ndaki The Peninsula Oteli’nin fuaye alanında gerçekleştirilen etkinlik, ziyaretçilerin ilgisini çekti. Etkinlikte Edirne'den stant açan Kültür ve Turizm Bakanlığı Somut Olmayan Kültürel Miras deri ve saraciye işleri ustası Heves Kayın ile Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı kispet yapımı ve deri işleri ustası Adem Kayın, kentte ürettikleri el emeği ürünleri sergiledi. Heves Kayın, yaptığı açıklamada etkinlikte yer almaktan duydukları memnuniyeti dile getirerek, Anadolu'nun köklü üretim kültürünü ve zanaat geleneğini tanıtma fırsatı bulduklarını söyledi. Trakya Kalkınma Ajansının destek ve aracılığıyla programa katıldıklarını ifade eden Kayın, "Sergide geleneksel deri işleri ve saraciye sanatının en nadide örneklerini ziyaretçilerin beğenisine sunduk. El emeğinin göz nuruyla birleştiği, geçmişin izlerini modern tasarımlarla harmanlayan çalışmalarımız büyük ilgi gördü. Kültürel mirasımızı koruma ve geleceğe aktarma misyonuyla çıktığımız bu yolda, yerel üretimin ve zanaatkarın desteklendiği böylesine vizyoner bir projede Trakya'yı temsil etmek bizler için büyük bir motivasyon kaynağı oldu." ifadelerini kullandı. Bu yıl sembolü sümbül olarak belirlenen Cemre Çarşısı, kökleriyle geçmişe bağlı, her yıl yeniden filizlenen ve çevresine yayılan iyilik hareketini temsil ediyor. Gıdadan kıyafete, el sanatlarından hediyelik eşyaya, tekstilden ev aksesuarlarına kadar geniş bir ürün yelpazesinin sunulduğu etkinlikte 80’i aşkın marka yer aldı. Cemre Çarşısı’ndan elde edilen gelirlerin, TOGEM-DER’in sosyal yardım faaliyetleri ve projeleri aracılığıyla toplumsal dayanışmayı güçlendirmeye katkı sağladığı belirtildi.

Kakava’da Edirne’ye 60 Bin Turist Bekleniyor Haber

Kakava’da Edirne’ye 60 Bin Turist Bekleniyor

TÜRSAB Trakya Bölge Temsil Kurulu Başkanı Egemen Aydın 5-6 Mayıs tarihlerinde gerçekleştirilecek olan Kakava şenlikleri hakkında açıklamalarda bulundu. UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras listesinde yer alan Kakava şenliklerinin duyurusunun önceki yıllara oranla daha erken yapılmasının tur acentelerinin planlamalarında etkili olduğunu belirten Aydın; “Yaklaşık 1 ay önce bize gönderilen bir program var. Öncelikle belediye ile bir toplantı yaptık. Kakava, belediyenin ev sahipliğinde yapılan bir organizasyon. Ondan dolayı bizim her sene bir talebimiz vardı; ‘Biz programı ne kadar erken bilirsek o kadar iyi pazarlarız’ diyorduk. Sağ olsun onlar da bu sene kayıtsız kalmadılar. Bizlerle toplantıları yaptılar, taleplerimizi dinlediler, neleri daha iyi yapabileceğimizi konuştuk. Geçen sene son üç gün kala haberimiz olmuştu. Bu sene 1 ay önceden program gönderildi. Biz daha da erken istiyoruz aslında. Yani yıllık plan çıkarılıp artık bunu bir düzenli bir hale getirmek, artık bir ezber haline getirilmesine gerektiğine inanıyoruz. Çünkü seyahat acentesinin bu turu yapıp satması, pazarlaması için öncelikle zamana ihtiyacı var. Ne olduğunu bilmemiz lazım. Program içeriğini yayınlamamız lazım. Programı en az altı ay öncesinden bilirsek ona göre programları hazırlarız, afişe ederiz, duyurusunu yaparız, satışını gerçekleştiririz, rezervasyonlarımızı ona göre yaparız” dedi. “KAKAVA DUYURUSUNU YAPTIK” Türkiye’de 34 il temsilciliğine Kakava duyurusunun yapıldığını söyleyen Aydın; “Şu an için hafta içi olmasına rağmen çok fazla program gördüm. Bize gönderdikten sonra program bizim TÜRSAB olarak hem 34 ilin temsilciliğinin bulunduğu maillere gönderdik, hem de WhatsApp gruplarımız var oradaki oraya duyurduk. Onlar da o kendi WhatsApp gruplarından acentelerine duyuruyorlar. Yaklaşık yüzde 70-80 civarında haberdar olmuşlardır ki çok fazla program görüyorum. Belediyeden de teşekkür aldık bu konuyla alakalı. Konaklamalı çok fazla olur mu? Net emin değilim. Çünkü hafta içi biliyorsunuz. Yakın bölgeden biraz daha fazla araç bekliyorum ben açıkçası bu sene. Geçtiğimiz sene 60 binlerde kaldı otobüsle, turla gelenler, hafta içine denk geldiği için. Yine o civarda bir şey bekliyorum. Yani bunda baktığınız zaman yine 100 bin kişi zannetmiyorum ben olsun hafta içinden kaynaklı. Ama yine 60 bini bulacaktır” diye konuştu. ŞENER ŞENTÜRK

Turizm Haftası'nda Üniversite Toplulukları Stantlarda Buluştu Haber

Turizm Haftası'nda Üniversite Toplulukları Stantlarda Buluştu

“Keşfet, Deneyimle, Katıl” temasıyla gerçekleştirilen Üniversite Toplulukları Buluşması, Edirne’de yoğun katılımla düzenlendi. Etkinlikte “Kazıdan Restorasyona, Seramikten Sanata”, “Çivi Yazılı Tablet Atölyesi” ve “Kültürümüzün Kıyafetleri, Kokuları ve Esans Yapımları Tanıtımı” gibi başlıklar öne çıktı. Üniversite öğrencilerinin aktif rol aldığı organizasyonda, özellikle arkeoloji topluluğu başta olmak üzere birçok topluluk performanslar ve tanıtımlar gerçekleştirdi. “ETKİNLİKLER TURİZME KATKI SAĞLAYACAK” Açılışta konuşan TÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mustafa Tan, etkinliklerin hem üniversiteye hem de kente katkı sunduğunu belirterek, “Topluluklarımız burada performanslar ve tanıtımlar yapacak. Bu etkinliklerin üniversitemize ve ilimizin turizmine katkı sunmasını temenni ediyorum” dedi. Tan ayrıca organizasyonda emeği geçen akademisyenlere, topluluklara ve öğrencilere teşekkür etti. “EDİRNE KÜLTÜR TURİZMİNDE İDDİALI” Etkinlikte konuşan Edirne Kültür ve Turizm Müdürü Kemal Soytürk ise Edirne’nin kültürel miras zenginliğine dikkat çekerek, “Şehrimiz yaklaşık 1800 tescilli kültürel mirasa sahip. Yılda 4,5 milyona yakın turist ağırlıyoruz. Kültür turizmi açısından her geçen gün daha da güçleniyoruz” ifadelerini kullandı. Soytürk, Edirne Sarayı’nda devam eden kazı ve restorasyon çalışmalarına da değinerek, bu projelerin kentin turizm potansiyelini artıracağını vurguladı. MEHMET EFECAN HIDIROĞLU

Kakava Hıdırellez Şenlikleri İle Bahar Coşkusu Başlıyor Haber

Kakava Hıdırellez Şenlikleri İle Bahar Coşkusu Başlıyor

Edirne Belediyesi yıllardır süregelen en renkli ve en eğlenceli şenliği için geri sayıma başladı. Edirne Belediyesi tarafından 5-6 Mayıs tarihlerinde düzenlenecek Kakava Hıdırellez Şenlikleri, bu yıl da binlerce yerli ve yabancı binlerce ziyaretçiyi ağırlamaya hazırlanıyor. UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’nde yer alan bu şenlik, Edirne’nin tarihi atmosferiyle birleşince ortaya unutulmaz bir festival çıkıyor. Roman kültürünün enerjisi, ritmi ve neşesi şehri sararken, baharın gelişini müzik, dans ve büyük bir coşkuyla karşılamak isteyen herkesi bir araya getirecek. Tunca Nehri’nin kıyısında başlayacak kutlamalar 5 Mayıs Salı günü sabah saatlerinden itibaren devam edecek. Sarayiçi’nde dev Kakava ateşinin yakılmasıyla birlikte yerel ve ulusal sanatçı konserleri, yurtiçi- yurtdışından gelen ekiplerin sahne gösterileri gerçekleşecek, danslar edilecek, dilekler tutulacak. Ateşten atlayanlar ise yeni başlangıçlara, şansa ve mutluluğa “merhaba” diyecek. 6 Mayıs Çarşamba sabahı eğlence ve umut dolu anlar devam edecek. Günün ilk ışıklarıyla birlikte Sarayiçi’nde buluşan ziyaretçiler, Hızır ve İlyas peygamberlerin buluştuğuna inanılan bu günde geleneksel dilek ritüeli sahne performansı sonrasında dileklerini Tunca Nehri kıyısına bırakacak; baharın gelişini, doğanın uyanışını ve yeni umutları birlikte kutlayacak. Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan yaptığı açıklamada, “Kakava ve Hıdırellez Şenliklerimiz, yıllardır süregelen bir şenliğin olmasının yanında birlikte eğlenmenin, umut etmenin ve baharı karşılamanın en güzel temsilidir. Tüm hemşehrilerimizi ve misafirlerimizi bu coşkuya ortak olmaya davet ediyorum. Program akışını da önümüzdeki günlerde paylaşacağız. Kakava ateşi, bu yılda sadece baharı değil; umutları, dilekleri ve yeni başlangıçları da aydınlatacak.” dedi. HABER MERKEZİ

Osmanlı Duvar Resimlerine Yapılan Vandallığa Tepki Haber

Osmanlı Duvar Resimlerine Yapılan Vandallığa Tepki

Trakya Üniversitesi (TÜ) Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü tarafından düzenlenen “Bahar Konferansları” kapsamında, Doç. Dr. Pelin Şahin Tekinalp’in sunumuyla “Görsel Tarih Aktarımı Olarak Osmanlı Duvar Resimleri” konulu konferans düzenlendi. TÜ Eczacılık Fakültesi Gazi Mustafa Kemal Atatürk Konferans Salonu’nda düzenlenen konferansa; Trakya Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Müberra Gürgendereli, Sanat Tarihi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Gülgün Yılmaz, Bölüm Başkan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Yavuz Güner, Türk ve İslam Sanatları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Gülay Apa Kurtişoğlu, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, silah arkadaşları ve tüm şehitler anısına 1 dakikalık saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başlayan konferansın açılış konuşmalarını Türk ve İslam Sanatları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Gülay Apa Kurtişoğlu ve Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Müberra Gürgendereli yaparken; Doç. Dr. Pelin Şahin Tekinalp’e katılımı nedeniyle teşekkür ettiler. EDİRNE MANZARASINA DİKKAT ÇEKTİ Açılış konuşmalarının ardından Doç. Dr. Tekinalp, “Görsel Tarih Aktarımı Olarak Osmanlı Duvar Resimleri” konulu sunumunu gerçekleştirdi. Tekinalp, sunumunda Topkapı Sarayı, Yıldız Sarayı, Gaziantep’teki Nazaretyan Konağı, Dolmabahçe Sarayı, Beylerbeyi Sarayı, Tekfur Sarayı, Sivas Kangalağası Konağı ile çeşitli ev ve konaklarda bulunan Osmanlı duvar resimlerinin örneklerini gösterdi. Tekinalp, sunumunda Nevşehir’deki Ürgüp Sucuoğlu Konağı’nda bulunan Edirne manzarası duvar resmini dikkat çekti. “KÜLTÜREL MİRAS BİLİNCİ ÜNİVERSİTE İÇİN ÇOK GEÇ” Tekinalp, sunumunda ayrıca duvar resimlerine yapılan vandallıklara tepki gösterirken; “Resimlerin üzerine ya da herhangi bir yere ‘o onu seviyor’, ‘bu bunu seviyor’ yazılmasına şiddetle karşıyım. Ürgüp Sucuoğlu Konağı’na baktığımızda ‘Ertan’ yazısı var. Ertan’a kim ‘dur’ diyecek? Bu aşamaya gelmeden ‘dur’ demek lazım. Edirne resminin altında da ‘Seni seviyorum’ yazan var. Bu çok acıklı. Çünkü kültürel miras bilinci üniversite için çok geç. İlkokuldan, anaokulundan başlaması lazım. Çocuğun, toplum olarak nasıl yaşayacağına karar vermesi lazım ve o kararın arkasında durması lazım. Oradan başlayarak bir şeyleri korumayı öğrenirse bu eserleri de koruyacak. O zaman yer yeri kazımayacak, yazmayacak” diye konuştu. Tekinalp, sunumunun ardından katılımcıların sorularını yanıtladı. Soru-cevap bölümünün ardından konferans sona erdi. UĞUR AKAGÜNDÜZ

Karagöz Ustalarından "Geleneksel İcra Korunmalı" Tavsiyesi Haber

Karagöz Ustalarından "Geleneksel İcra Korunmalı" Tavsiyesi

Karagöz ve kukla sanatçısı da olan Kültür ve Turizm Bakanlığı Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı Nazım Öney Olcaytu, AA muhabirine, Karagöz oyunlarının yalnızca iki karakterden ibaret olmadığını belirterek, yaklaşık 300 tipten oluşan geniş bir repertuvara sahip olduğunu söyledi. Karagöz'ün sıklıkla "gölge oyunu" olarak tanımlandığını ancak bunun eksik bir ifade olduğunu dile getiren Olcaytu, bu sanatın esasının ışık ve renk yansımalarına dayandığını kaydetti. Geleneksel yapının korunması gerektiğini vurgulayan Olcaytu, "Bu sanat yüzyıllardır varlığını sürdürüyor. Öncelikle geleneksel biçimi koruyup yaşatmalı, ardından da farklı yorumlara yer verilmelidir." dedi. Olcaytu, Karagöz oyunlarının güncelliğini koruduğunu belirterek, sanatçıların metinleri çağın koşullarına göre uyarladığını ifade etti. - "Gerçek sanatçı, perdenin arkasında ortaya çıkıyor" Kültür ve Turizm Bakanlığı Karagöz ve kukla sanatçısı Müzeyyen Aslan da sahneye uyarlanan gösterilerin Karagöz sanatının derinliğini yansıtmadığını savundu. Karagöz sanatçısının tasvir takımının olması ve tasvir işlemesi gerektiğini belirten Aslan, "Oyunlarda birçok tip var ama sahnede iki kişi karşılıklı konuşuyor. Gerçek bir sanatçı, perdenin arkasında tüm tipleri tek başına seslendirerek oynattığında ortaya çıkıyor." ifadelerini kullandı. Aslan, kostümün yanı sıra maskotlu Karagöz yapanların da olduğunu kaydetti. Karagöz'ün maskot olarak canlandırılmasının doğru olmadığını savunan Aslan, "Çizgi film karakteri gibi çocuklarla fotoğraf çektiriyorlar. Bir fotoğraf çekim karesinde canlı Karagöz'ün bulunmasını doğru bulmuyorum." dedi.

Bilar; “Kırkpınar Yalnızca Yağlı Güreş Organizasyonuna Dönüşür” Haber

Bilar; “Kırkpınar Yalnızca Yağlı Güreş Organizasyonuna Dönüşür”

Edirne’de “Kırkpınar Yerleşim Alanı Forumu: Er Meydanı'nın Geleceği” konusuyla düzenlenen Edirne Kent Konseyi (EKK) 37’nci genel kurulunda ilk sunumu Edirne Kent Kültürü ve Bilincini Geliştirme Derneği Başkanı Ender Bilar yaptı. Atatürk Kültür Merkezi küçük salonunda düzenlenen genel kurulda konuşan Bilar, her yıl düzenlenen Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nin yüzyıllardır süregelen geleneğiyle toplumsal sürekliliğin ve ortak değerlerin yaşatıldığı önemli bir törensel alan oluşturduğunu söyledi. “EDİRNE’Yİ FETHEDEN KIRK AKINCININ ANISINI CANLI TUTUYOR Kırkpınar’ın 1357’de Orhan Gazi’nin Rumeli seferi sırasında oğlu Süleyman Paşa’nın Semavine’de mola veren yiğitlerinin güreşiyle destanlaştığını belirten Bilar; “1361’de I. Murad’ın Edirne’yi fethetmesinin ardından ‘Bitmeyen Güreşin Devam Eden Efsanesi’ olarak tarihe geçen Kırkpınar Yağlı Güreşleri, Edirne’nin fetih döneminde şehit olan kırk akıncının hatırasını yaşatan ve bu hatırayı kuşaktan kuşağa aktaran geleneksel kültür mirasıdır. Bu bağlamda Kırkpınar Yağlı Güreşleri de Edirne’yi fetheden kırk akıncının anısını canlı tutan, geçmişle bugün arasında kültürel süreklilik kuran yaşayan bir gelenek olarak varlığını sürdürmektedir” ifadelerini kullandı. “KIRKPINAR KÜLTÜREL HAFIZANIN CANLI BİR İFADESİDİR” Bilar, Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nin yalnızca bir spor etkinliği değil, yüzyılları aşan kültürel hafızanın canlı bir ifadesi olduğunu vurgularken; “2010 yılında UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’ne ‘Kırkpınar Yağlı Güreş Festivali’ adıyla yer alan bu gelenek, kültürel kimliği, öğeleri, toplumsal değerleri, ustalık bilgisini ve ritüelleri yaşatarak kolektif belleği diri tutmaktadır. Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nin gerçekleştirildiği alanın Yunanistan sınırları içinde kalması nedeniyle 1924 yılından itibaren güreşler, Edirne’deki Sarayiçi Er Meydanı’nda yapılmaya başlanmıştır. Bu alan, Edirne Sarayı’nın has bahçesi olarak düzenlenmiş olup döneminde padişahların kültür, sanat ve spor etkinlikleriyle halkla buluşarak geçmişe tanıklık ettiği tarihî bir mekândır. Kırkpınar’ın eski dönemlerinde Semavine Çayırı’nda yapıldığı zamanlarda da çeşitli şenlik ve gösterilere ev sahipliği yapan bu alan, yağlı güreş geleneğinin sürekliliğini temsil ederek kentin tarihsel hafızasında önemli bir yer edinmiştir” dedi. “YALNIZCA GÜREŞLERİ YAPILDIĞI BİR ALAN DEĞİL” Sarayiçi Er Meydanı’nın yalnızca güreşlerin yapıldığı fiziksel bir alan olmadığını belirten Bilar; “Kültürel belleğin somutlaştığı tarihsel bir mekândır. Yüzyıllardır aynı yerde sürdürülen Kırkpınar geleneğinde mekânın değişmesi, sadece bir yer değişikliği değil, aidiyetin, anlamın ve sürekliliğin yeniden tanımlanması demektir. Kırkpınar ve onun Er Meydanı, bu nedenle yalnızca bir spor etkinliği değil, yaşayan bir toplumsal hafıza ve kültürel direncin simgesidir. Kırkpınar Yağlı Güreşleri, yalnızca bir spor organizasyonu değildir. Kültürel kimlik, öğe ve ritüelleriyle birlikte yaşayan köklü bir kültürel miras unsurudur. Bu mirasın en önemli taşıyıcılarından biri ise geleneksel olarak Sarayiçi Er Meydanı’dır. Er Meydanı, tarihsel sürekliliğin somutlaştığı, kolektif belleğin mekâna tutunduğu bir kültürel sahne niteliği taşır. Er Meydanı’nın yer değiştirmesi ya da mekânsal niteliğinin dönüşmesi, yalnızca fiziki bir değişim olarak değerlendirilmemelidir. Bu durum, kültürel süreklilik algısını ve toplumsal hafızayı doğrudan etkileyecektir. Çünkü geleneksel olarak Sarayiçi ile özdeşleşmiş olan Kırkpınar, mekân aracılığıyla tarihsel derinliğini görünür kılmaktadır. Mekânsal kopuş, ritüelin bağlamını zayıflatma ve kültürel bütünlüğü aşındırma riski taşır” sözlerine yer verdi. “SORUN FİZİKSEL MEKANIN DEĞİŞMESİ MİDİR? Bilar, Er Meydanı’ndaki mekânsal değişimin, somut olmayan kültürel mirasın sürdürülebilirliği açısından dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini ifade ederek; “Çünkü mekânın taşıdığı tarihsel ve sembolik anlam, geleneğin özgünlüğünü ve sürekliliğini doğrudan besleyen temel unsurlardan biridir. Mekânın değişmesi, UNESCO tarafından tescillenmiş somut olmayan kültürel mirasın özgün bağlamını aşındırabilir; mirasın evrensel değer beyanında vurgulanan tarihsel süreklilik ilkesine zarar verebilir. Bu durum kent kültüründe kimlik kaybına ve hafıza kopuşuna yol açarak, kültürel mirasın yerle bütünleşmiş anlamını zayıflatır. Böylece geleneğin otantik yapısı ve temsil gücü olumsuz etkilenir. Etkinlik, tarihsel derinliğinden koparak yalnızca bir yağlı güreş organizasyonuna dönüşür. Bugün mekânın taşınmasını değil, Kırkpınar Müzesi’ni nereye ve nasıl kurmamız gerektiğini tartışmamız gerekmez miydi? Şimdi sizlere soruyorum; Sorun fiziksel mekânın değişmesi midir? Yoksa tarihe tanıklık eden mekânın ‘anlamının’ yok edilmesi mi? Çünkü bazen toprak aynı kalır; fakat ruh yer değiştirir” diye konuştu. UĞUR AKAGÜNDÜZ

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.