Hava Durumu

#Mimari

Batı Ekspres - Edirne'nin Haber Sitesi - Mimari haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mimari haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Mimarlık Öğrencileri Mimar Sinan’ı Andı Haber

Mimarlık Öğrencileri Mimar Sinan’ı Andı

Trakya Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü öğrencileri, Mimar Sinan’ı anmak amacıyla düzenlenen etkinlikler kapsamında önce Mimar Sinan Anıtı önünde buluşarak çiçek bıraktı. Ardından Selimiye Arasta Çarşısı’nı gezen öğrenciler, programın devamında Selimiye Camii’ne geçerek hem tarihi yapıyı yakından gözlemleme hem de mimari detaylarını yerinde inceleme fırsatı buldu. “MİMAR SİNAN’IN 438’İNCİ ÖLÜM YILI DOLAYISIYLA ANMA PROGRAMI DÜZENLEDİK” Program hakkında bilgi veren TÜ Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü Bölüm Başkanı Prof. Dr. Esma Mıhlayanlar, “Trakya Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü olarak büyük usta Koca Mimar Sinan’ın 438’inci ölüm yıl dönümü dolayısıyla bir dizi anma programı düzenledik. Bu programın ilki bugün, öğrencilerimiz ve hocalarımızla birlikte Mimar Sinan Anıtı önünde gerçekleştirdiğimiz anma töreniyle başladı. Buradan yine öğrencilerimizle birlikte Mimar Sinan’ın ustalık eseri olan Selimiye Camii’ni ziyaret edeceğiz. Aynı gün saat 14.00’te fakültemizde Mimar Sinan’ın hayatını anlatan bir belgesel gösterimi olacak. Etkinliklerimiz bununla sınırlı değil; önümüzdeki hafta cuma günü ve 17 Nisan’da da devam edecek. Ayrıca önümüzdeki hafta çarşamba günü saat 13.00’te mimari proje öğrencilerimizin ve hocalarımızın çalışmalarının yer aldığı bir sergi düzenleyeceğiz. 21 Nisan Salı günü saat 13.30’da ise Trakya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Hatipler hocamızın bir sunumu olacak” dedi. “ESERLERİ 500 YILDIR TAHRİBATLARA RAĞMEN AYAKTA KALMASI ÇOK ÖNEMLİ” Mimar Sinan’ın eserlerinin önemine değinen Mıhlayanlar, “Mimar Sinan uzun yaşamı boyunca çok önemli eserler bıraktı. Ülkemizde sayısız eseri bulunuyor. Bunların en önemlilerinden biri Selimiye Camii’dir ve diğer pek çok eseri de Edirne’dedir. Bu nedenle Mimarlık Fakültesi olarak kendimizi çok şanslı hissediyoruz. Onun eserlerini her gün görmek, hissetmek ve yorumlayabilmek bizim için büyük bir fırsat. Eserlerine baktığımızda, mühendislik, tasarım ve sanat yönünü ne kadar güçlü bir şekilde bir araya getirdiğini açıkça görebiliyoruz. Eserlerinin 500 yıldır depremlere, yangınlara ve pek çok olumsuz koşula rağmen ayakta kalması gerçekten çok önemli. Bu da bize bir tasarımcının mühendislik ve sanat yönünü ne kadar iyi kullanması gerektiğini gösteriyor. Kendisini saygı ve rahmetle anıyoruz” ifadelerine yer verdi. “ÖĞRENCİLERİMİZ BU ESERİ GÖZLEMLEME FIRSATI BULUYOR” Mimarlık Fakültesi’nin Selimiye Camii’ne yakınlığı nedeniyle öğrencilerin yakından inceleme fırsatı bulduğunu ifade eden Mıhlayanlar, “Selimiye Camii uzun bir restorasyon sürecinden geçti. Ancak sonuçta tekrar ziyarete açıldı. Biz de yakın zamanda öğrencilerimizle birlikte restorasyon sonrası ziyarette bulunduk. Gerçekten hem yapısal hem de sanatsal açıdan çok etkileyici bir eser. Restorasyon sonrası yeniden ziyarete açılması bizleri çok memnun etti. Ayrıca Mimarlık Fakültesi olarak Selimiye Camii’nin yakınında bir kampüste bulunmak da bizim için ayrı bir mutluluk. Öğrencilerimiz her gün okula gelirken Selimiye Camii’nin yanından geçiyor ve bu büyük eseri sürekli gözlemleme fırsatı buluyor” diye konuştu. MERT ERİŞKİN

Meriç’in Tavan Resimli Kitabe Köşkünün Hali Haber

Meriç’in Tavan Resimli Kitabe Köşkünün Hali

Edirne’de Osmanlı döneminden günümüze ulaşan en önemli yapıların başında gelenlerden biri Mecidiye Köprüsü. Meriç Nehri üzerinden geçtiği için halk arasında Meriç Köprüsü olarak da adlandırılan köprü, Sultan Abdülmecit tarafından 1842-1847 yılları arasında yaptırılmış. Mimarı belli olmayan köprünün en dikkat çeken bölümlerinden biri ise mermerden yapılan kitabe köşkü. Mermer cephe süslemeleri, ay yıldızlı motifleri, Osmanlı armalarıyla dikkat çeken köşk, süslemeleriyle döneminin nadir örneklerden biri. TAVAN ÖRTÜSÜNDEKİ RESİM DEĞER KATIYOR Kitabe köşkü, dış cephesindeki süslemeleriyle köprüden geçenlerin ilgisini çekse de yapının önemini artıran bir diğer unsuru, köşkün tavan örtüsünde yer alıyor. Döneminin köşk, yalı gibi mimari yapıların yanı sıra nehirlere yer verilen duvar resmi, kitabe köşküne çıkanların dikkatini çekiyor. Sanatçısı bilinmese de duvar resimleri, hem 179’uncu yılıyla 2’nci asrına doğru ilerleyen tarihi köprüye, hem de kitabe köşküne değer katmaya devam ediyor. İNSAN ELİYLE YAZILAN YAZILAR VE KİRLİLİK DİKKAT ÇEKİYOR Duvar resimlerindeki renklerin günümüzde de renkleri belli olsa da özellikle gökyüzünü temsil eden mavi renkteki bölümündeki kirlilik de dikkat çekiyor. Kitabe köşkünün mermerlerine ise insan eliyle birçok yazı yazılmış ve adeta kaderine terk edilmiş bir görünüme sahip. Edirne tarihinin en önemli simgelerinden biri olan yapının, vazgeçilmez özellikleriyle birlikte korunarak geleceğe ulaştırılması gerekiyor.

Yerel Tarih Grubunda Edirne Sarayı Konuşuldu Haber

Yerel Tarih Grubunda Edirne Sarayı Konuşuldu

Edirne Yerel Tarih Grubu, bu haftaki toplantısında Edirne Sarayı’nı ele aldı. Trakya Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü’nden Prof. Dr. Gülay Apa Kurtişoğlu’nun konuşmacı olarak katıldığı program saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan toplantıda Prof. Dr. Kurtişoğlu, Edirne Sarayı’nın mimari özellikleri ve kent kültürüne katkısı hakkında sunum yaptı. Kurtişoğlu sunumunda Edirne sarayının 1450 yılında inşasının başladığını belirterek; “Sultan II. Murat tarafından 1450 yılında inşası başlanıyor ve arkasından da vefatı üzerine Fatih Sultan Mehmet tarafından inşaat süreci devam ettiriliyor. Fakat burada bir parantez açmak istiyorum. Genel olarak büyük bir çoğunluğunda, güncel yayınlarda bu şekilde geçiyor, II. Murat’ın inşaat sürecini başlattığıyla ilgili. Fakat dönemin kaynaklarını taradığınız zaman aslında bu konuyla ilgili detaylı bilginin verilmediğini görüyoruz. Sultan II. Murat bir köşk inşa ettirmiş ama Tunca kıyılarında olduğuyla ilgili de bilgi var her kaynakta geçmemesine rağmen. Ama üzerinde düşündüğümüz zaman Edirne Sarayı büyük bir devlet sarayı. Fakat II. Murat'ın dönemin henüz devletleşme sürecinin tamamlandığını söylememiz mümkün değil. Zaten II. Mehmet’in tahta geçmesi sonra tekrar II. Murat’ın tahta geçmesi süreçleri var. 1451 yılına geldiğimiz zaman zaten II. Murat biraz da inzivaya çekilme, dinlenme moduna girmiş bir padişah gibi görünüyor. Fatih Sultan Mehmet'in ne kadar entelektüel bir padişah olduğu da ortada. Devletleşme süreci açısından baktığımız zaman aslında II. Murat'ın inşa ettirdiği köşk gerçekte Edirne Yeni Sarayı'nın temelini teşkil ediyordu” dedi. ŞENER ŞENTÜRK

Tatarlar Köyündeki Tarihi Türbe İlgi Bekliyor Haber

Tatarlar Köyündeki Tarihi Türbe İlgi Bekliyor

Edirne’nin Süloğlu ilçesine bağlı Tatarlar köyü Ayazma mevkiinde yer alan Tatarlar Köyü Türbesi, uzun süredir bakım ve onarım yapılmadığı için yıpranmış görüntüsüyle öne çıkıyor. Bölge sakinleri ve tarih meraklıları, kültürel miras niteliğindeki türbenin korunarak gelecek kuşaklara aktarılması gerektiğini belirtiyor. Türbenin çevresinde ot ve çalıların yoğunlaştığı, yapının bazı bölümlerinde ise zamanın ve doğal koşulların izlerinin belirgin şekilde görüldüğü ifade ediliyor. HALKTAN RESTORASYON ÇAĞRISI Köy halkı, türbenin kaderine terk edilmemesi gerektiğini vurgulayarak ilgili kurumlara çağrıda bulunuyor. Tarihi yapının temizlenmesi, çevre düzenlemesinin yapılması ve bilimsel restorasyonla korunmasının hem kültürel miras hem de kırsal turizm açısından önemli katkı sağlayacağı ifade ediliyor. XIV. YÜZYILA UZANAN MİMARİ Türbe Türk mimarisinde XIV. yüzyıldan itibaren yaygınlaşmaya başlayan “baldaken” (açık türbe) formunda inşa edilmiş nadir örneklerden biri olarak değerlendiriliyor. Kare planlı yapının örtüsü ve taşıyıcı sistemi büyük ölçüde tahrip olmuş olsa da mimari karakteri hala okunabiliyor. Türbenin, günümüzde kullanılmayan tarihi mezarlık alanı içinde yer aldığı ve esas mekanının mezar odası olduğu belirtiliyor. TATAR YERLEŞİMİNİN İZLERİNİ TAŞIYOR Araştırmalarda, Tatarlar köyü adının 15. yüzyıl kayıtlarında geçtiği ve bölgenin Osmanlı öncesi veya erken Osmanlı döneminde Tatar yerleşimine sahne olduğu belirtiliyor. Arşiv belgeleri köyün vakıf statüsünde olduğunu, farklı dönemlerde tımar olarak verildiğini ve Tatar nüfusunun bölgede önemli bir yer tuttuğunu ortaya koyuyor. Edirne ve çevresinde Tatar topluluklarının varlığına ilişkin mezar taşları ve kayıtlar, bölgenin tarihsel çeşitliliğini gözler önüne sererken, türbenin de bu kültürel geçmişin somut bir parçası olduğu değerlendiriliyor. “KİM İÇİN YAPILDIĞI KESİN OLARAK BİLİNMİYOR” Çalışmalarda türbenin kimin adına yaptırıldığına dair kesin bir bilgi bulunmadığı, ancak mimari özellikleri ve bulunduğu alan itibarıyla önemli bir şahsiyet için inşa edilmiş olabileceği ifade ediliyor. HİLAL PEKER

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.