Hava Durumu

#Tatlı

Batı Ekspres - Edirne'nin Haber Sitesi - Tatlı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tatlı haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Edirne’nin Bademli Keşkül’ü Coğrafi İşaret Almaya Hazırlanıyor Haber

Edirne’nin Bademli Keşkül’ü Coğrafi İşaret Almaya Hazırlanıyor

Edirne’de Ramazan Sokağı, yalnızca kültürel etkinlikleriyle değil, aynı zamanda geleneksel lezzetleriyle de ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. Selimiye Camii gölgesinde kurulan etkinlik alanında vatandaşlarla buluşan tatlı ustası Orhan Yurtsever, Osmanlı mutfağının unutulmaya yüz tutmuş lezzetlerinden keşkülü yeniden Edirnelilerle buluşturuyor. Yaklaşık yarım asırdır tatlıcılık mesleğini sürdüren Yurtsever, keşkülün Edirne gastronomisi için önemli bir değer olduğunu belirterek bu lezzeti yeniden gün yüzüne çıkarmak için çalışmalar yaptıklarını ifade etti. “AİLE MESLEĞİNİ 47 YILDIR SÜRDÜRÜYORUZ” Tatlı ustası Orhan Yurtsever, ailesinin bu mesleği uzun yıllardır sürdürdüğünü belirterek şunları söyledi; “Ailem aslında bu işi 1964 yılından beri yapıyor. Biz ise yaklaşık 47 yıldır özellikle Edirne’de bu mesleği sürdürüyoruz. Uzun yıllar halka hizmet verdik, Edirne’den çok beslendik, hamdolsun. Bu yüzden Edirne’ye bir borcumuz olduğunu düşündük. ‘Edirne gastronomisine ne katabiliriz?’ diye kendimize sorduk.” Yurtsever, bu düşünceden yola çıkarak Edirne’nin unutulmuş bir lezzeti olan keşkülü yeniden canlandırma fikrinin doğduğunu söyledi. “KEŞKÜL SADECE BİR TATLI DEĞİL, BİR GELENEK” Keşkülün yalnızca bir tatlı olmadığını vurgulayan Yurtsever, bu lezzetin kökeninin derviş geleneğine dayandığını belirterek; “Keşkül aslında sadece bir tatlı değil, Edirne’de unutulmuş bir gelenektir. İsmi Farsça kökenlidir. Dervişlerin boyunlarına astıkları ve dolaşırken kullandıkları tas anlamına gelir. Horasan’da başlayan bir gelenektir. Dervişler şehir sokaklarında boyunlarına astıkları bir tasla dolaşır, ilahiler okuyarak insanlardan bağış toplarlardı” dedi. Yurtsever, insanların tasın içine para, şeker ve badem gibi malzemeler bıraktığını, daha sonra bu malzemelerle bir tatlı hazırlanıp dağıtıldığını belirtti. Bu nedenle keşkülün “fukara tatlısı” olarak da bilindiğini ifade etti. “KEŞKÜLÜN ANA VATANI EDİRNE” Keşkülün tarihsel bağlarının güçlü şekilde Edirne’ye dayandığını dile getiren Yurtsever, bademin bu tatlıdaki önemine dikkat çekerek; “Orijinal tarifinde badem vardır ve bu da Edirne’de bu geleneğin kurumsal bir yapı kazandığının önemli bir göstergesidir. Anadolu’daki Kalenderi ve Bektaşi tekkelerinde bademin bulunduğu tek yer Edirne’dir. Eski imaretlerde, Orta İmaret’te, Yeni İmaret’te hatta Beyazıt Külliyesi’nin aylık iaşelerinde bile badem yer alırdı” diye konuştu. Yurtsever, bu nedenle keşkülün ana vatanının Edirne olduğuna inandıklarını söyledi. “700 YILLIK BİR GEÇMİŞİ VAR” Keşkülün Edirne’de çok eski bir geçmişe sahip olduğunu belirten Yurtsever, tatlının yaklaşık 700 yıllık bir tarihe dayandığını ifade ederek; “Bu tatlının Edirne’de yaklaşık 1300’lü yıllardan beri yapıldığı biliniyor. Yani yaklaşık 700 yıllık bir geçmişi var. Edirne gastronomisinin en eski ürünlerinden biridir. Yakın zamana kadar esnaf toplantılarında da bu tatlıyı görmek mümkündü” dedi. “ORİJİNAL TARİFİNE SADIK KALIYORUZ” Keşkülü hazırlarken tarihi tariflere sadık kaldıklarını söyleyen Yurtsever, Osmanlı mutfağındaki özgün tarifte vanilya bulunmadığını dile getirerek şu ifadeleri kullandı; “Mesela keşküle vanilya konulabilir mi? Hayır, konulamaz. Çünkü keşkül Osmanlı mutfağına 1300’lü yıllarda girmiştir. Vanilya ise Osmanlı mutfağına 1800’lü yıllarda girmiştir. Arada yaklaşık 500 yıl fark vardır. Bu yüzden orijinal tarifte vanilya bulunmaz.” Yurtsever, keşkülün temel malzemelerinin badem, süt, şeker ve yumurta olduğunu, tatlıda sadece yumurta sarısı kullandıklarını belirtti. “SARAY MUTFAĞINA KADAR UZANIYOR” Keşkülün zamanla Osmanlı saray mutfağında da yer aldığını anlatan Yurtsever, şöyle konuştu; “Gerçekten çok düzgün bir Osmanlı tatlısıdır. Hatta Kanuni Sultan Süleyman döneminde de saray mutfağına taşınmış, yüksek proteinli ve uzun süre tok tutan bir tatlı olarak bilinir.” “RAMAZAN SOKAĞI BİR ZAMAN MAKİNESİ GİBİ” Keşkülün Ramazan Sokağı’nda vatandaşlardan büyük ilgi gördüğünü ifade eden Yurtsever, özellikle ileri yaşlardaki vatandaşların tatlıyı tadınca geçmişe gittiklerini söyledi. “Ben Ramazan Sokağı’nı bir zaman makinesi gibi görüyorum. Keşkül de aynı etkiyi yapmaya başladı. Özellikle bizim yaşlarımızdaki insanlar keşkülü tattıklarında sanki onları 50 yıl öncesine götüren bir zaman makinesi gibi oluyor. O lezzetle çocukluklarına dönüyorlar.” HEDEF COĞRAFİ İŞARET Keşkülü yeniden Edirne’ye kazandırmak için bilimsel çalışmalar yürüttüklerini belirten Yurtsever, yaklaşık iki buçuk yıldır tarihi belgeler, makaleler ve minyatürler topladıklarını söyleyerek; “Bu işin birçok paydaşı var. Uluslararası hakemli makaleleri de inceliyoruz. Bu işi bilimsel temele oturtmaya çalışıyoruz. Edirne’de bazı sivil toplum kuruluşları da destek veriyor. Sayın Valimiz de her fırsatta bu tatlının tanıtımı için bize imkanlar sunuyor. İnşallah kısa süre içinde coğrafi işaret alarak keşkülü yeniden Edirne’ye kazandıracağımıza inanıyorum” diye konuştu. HİLAL PEKER

Edirne’de Uzman Diyetisyenden Ramazan’da Beslenme Uyarısı Haber

Edirne’de Uzman Diyetisyenden Ramazan’da Beslenme Uyarısı

Edirne’de Uzman Diyetisyen Kıymet Pınar Çalım, Ramazan ayında iftar sonrası sık yaşanan mide ağrısı, şişkinlik ve yanma hissine ilişkin açıklamalarda bulundu. Uzun süreli açlığın ardından yapılan beslenme hatalarının sindirim sistemini zorladığını belirten Çalım, doğru beslenme alışkanlıklarıyla bu şikayetlerin önüne geçilebileceğini ifade etti. İFTARDA NEDEN MİDE AĞRISI YAŞANIR? Ramazan boyunca gün içinde uzun süre aç kalan vücudun sindirim sisteminin daha yavaş çalıştığını belirten Çalım, iftarla birlikte kısa sürede fazla ve ağır yiyecek tüketmenin mideyi zorladığını söyledi. Bu durumun mide ağrısı, hazımsızlık ve rahatsızlık hissine yol açabildiğini dile getirdi. HIZLI YEMEK ŞİKAYETLERİ ARTIRIYOR İftarda yemeğin hızlı tüketilmesinin mide hacminin aniden genişlemesine neden olduğunu ifade eden Çalım, tokluk hissinin geç oluşması nedeniyle gereğinden fazla yemek yenebildiğini belirtti. Bunun da mide ağrısı ve şişkinlik şikayetlerini artırdığını kaydetti. İFTARA HAFİF BAŞLAMAK ÖNEMLİ Yağlı, kızartılmış ve yoğun baharatlı yiyeceklerle oruç açmanın mide asidini artırarak yanma hissine neden olabileceğini vurgulayan Çalım, iftara su ve hafif bir çorba ile başlanmasını önerdi. Ana yemeğe geçmeden önce kısa bir ara vermenin sindirimi kolaylaştıracağını söyledi. TATLI VE GAZLI İÇECEKLERE DİKKAT Gazlı içecekler ile şerbetli tatlıların mide rahatsızlıklarını tetikleyebileceğini belirten Çalım, tatlı tüketiminin iftardan hemen sonra değil, ilerleyen saatlerde ve küçük porsiyonlarla yapılmasının daha sağlıklı olacağını ifade etti. KÜÇÜK DEĞİŞİKLİKLER BÜYÜK FARK YARATIYOR Çalım, iftar sonrası mide ağrısını önlemek için yavaş yemek, porsiyon kontrolü yapmak ve yağlı yiyecekleri sınırlamanın yeterli olabileceğini belirterek Ramazan ayında yapılacak küçük beslenme düzenlemelerinin sindirim sağlığını koruyarak sürecin daha rahat geçirilmesine katkı sağlayacağını sözlerine ekledi. HİLAL PEKER

Edirne’de Ramazanın Gözdesi Güllaç 500 TL Oldu Haber

Edirne’de Ramazanın Gözdesi Güllaç 500 TL Oldu

Ramazan ayının ilk günüyle birlikte Edirne’de tatlı tezgâhlarında beklenen hareketlilik yaşanmadı. Özellikle Ramazan sofralarının vazgeçilmezi olan güllaçta yaşanan fiyat artışı, vatandaşın alım gücünü bir kez daha gündeme getirdi. Edirne’de yaklaşık 28 yıldır baklavacılık yapan İbrahim Halil Özer, bu yıl güllacın kilosunun 500 TL’ye yükseldiğini belirterek, ekonomik şartlar nedeniyle vatandaşın tatlı alışverişini ertelemek zorunda kaldığını söyledi. “VATANDAŞIN ALIM GÜCÜ DÜŞÜK” Özer, güllacın geçen yıla göre büyük oranda zamlandığını belirterek, “Geçen yıl güllacın kilosunu 300 TL’den satıyorduk. Bu yıl 500 TL’ye satıyoruz. Cevizli güllaç 400-500 TL arasında değişiyor. Fıstıklı güllaç ise 700-800 TL’den kadar çıkıyor. Ancak şu an vatandaşın alım gücü çok düşük. Türk vatandaşlarımız pek alışveriş yapamıyor. Ekonomi çok zor durumda” dedi. BAKLAVA FİYATLARI DA DİKKAT ÇEKTİ Baklava fiyatlarında da artış yaşandığını dile getiren Özer, “Geçen yıl cevizli baklavayı 300-350 TL’den satıyorduk, bu yıl 400 TL’ye çıktı. Fıstıklı baklava 800 TL, fıstık sarması bin 200 TL, kare baklava 700 TL, kuru baklava 800 TL, Antep baklavası ise bin TL’den satılıyor” diye konuştu. “PARAYI TATLIYA VERSE EVİNE EKMEK GÖTÜREMEZ” Ramazan ve yaklaşan bayram için beklentilerinin düşük olduğunu ifade eden Özer, eski bayram heyecanının kalmadığını vurguladı. “28 yıldır buradayım, ilk defa bu kadar kötü bir dönem yaşıyoruz. İnsanlar 400-500 TL’yi baklavaya verirse evine ekmek götüremiyor” diyen Özer, satışların büyük ölçüde yabancı müşteriler sayesinde ayakta kaldığını söyledi. “YABANCI MÜŞTERİYLE AYAKTA DURMAYA ÇALIŞIYORUZ” Özer, “Şu anda Bulgar, Yunan ve Bosnalı müşterilerle ayakta durmaya çalışıyoruz. Kendi vatandaşımız maalesef baklava yiyemiyor. Bu bizi çok üzüyor” ifadelerini kullandı. MERT ERİŞKİN

‎İki Genç Kadın Girişimci Edirne’ye Napoli Lezzetini Taşıdı Haber

‎İki Genç Kadın Girişimci Edirne’ye Napoli Lezzetini Taşıdı

‎Edirne'de mutfağa olan ortak tutkularını girişime dönüştüren iki genç kadın, İtalyan mutfağının en özel lezzetlerinden birini Roka isimi ile kente kazandırdı. ‎Uzun yıllardır mutfakla iç içe olduğunu belirten Simge Borman, tatlı ve kahve alanındaki ilgisini İtalyan mutfağıyla genişlettiğini ifade ederek, ‎“Uzun süredir mutfakla ilgileniyorum. Tatlı ve kahve merakımın üzerine İtalyan mutfağını ekleyerek benim için yeni bir dünyanın kapılarını açtım” dedi. ‎KURUMSAL HAYATI GERİDE BIRAKTI ‎Kurumsal hayattaki işinden ayrılarak hayallerinin peşinden giden Betül Yolcu ise keyif aldığı işi yapmanın önemine dikkat çekerek, “İnsanın bu hayatta sevdiği işi yapması gerektiğine inanıyorum. Uzun yıllar çalıştığım kurumsal firmadan ayrıldım ve arkadaşımla ortak tutkumuz olan mutfağı bir işe dönüştürdük. Dünyanın en önemli lezzetlerinden birini Edirnelilerle buluşturmak istedik” diye konuştu. ‎LEZZETİ HAMURUNDA ‎Napoli pizzasının en önemli özelliğinin hamuru olduğunu vurgulayan Simge Borman, “Napoli pizzasını özel kılan şey, hamurunun yapısı. Hamuru oklavayla değil tamamen elle açıyoruz. Kenarlarının kabarık, içinin ise yumuşak kalması bu işin ruhu. Biz de bu geleneği birebir uyguluyoruz” dedi. ‎"FARKINI HEMEN HİSSETTİRİYOR" ‎Pişirme tekniğinin de lezzeti belirlediğini söyleyen Betül Yolcu, “Napoli pizzası çok yüksek sıcaklıkta, odun ateşinde kısa sürede pişiriliyor. Bu sayede dışı hafif çıtır, içi ise yumuşak ve sulu kalıyor. Fırından çıktığında hamuruyla ve kokusuyla farkını hemen hissettiriyor” diye konuştu. ‎"SADECE YEMEK DEĞİL, BİR GELENEK" ‎Napoli pizzasının bir kültür olduğunu belirten Yolcu, “Bu pizza sadece bir yemek değil, bir gelenek. UNESCO tarafından kültürel miras olarak kabul edilmesinin sebebi de bu. Biz de bu kültürü Edirne’ye doğru şekilde taşımaya çalışıyoruz” dedi. ‎MEHMET EFECAN HIDIROĞLU

Edirne'de Yılbaşı Öncesi Sıkı Denetim Haber

Edirne'de Yılbaşı Öncesi Sıkı Denetim

Edirne’de Ticaret İl Müdürlüğü ekipleri, yaklaşan yılbaşı öncesi fiyat etiketi denetimlerini arttırdı. Ekipler, her yıl yinelenen denetim programları kapsamında yılbaşına kısa bir süre kala kentte çeşitli alanlarda faaliyet gösteren işletmelerde denetimler yaptı. Başta kuruyemiş, şekerleme, tatlı, hediyelik eşya ürünlerinin satıldığı iş yerlerinde denetim yapan ekipler, öncelikle raf ve kasa fiyatlarını karşılaştırdı, fiyat etiketlerini inceledi. Aynı zamanda Haksız Fiyat Artışı kapsamında denetim yaptı. Fiyat etiketi olmayan işletmeler ile aykırılık tespit edilenler hakkında idari para cezası uygulanması için işlemler yapıldı. Edirne Merkez ve ilçelerinde kasım ve aralık ayı içerisinde yapılan ve halen devam eden denetimlerde bugüne kadar 110 işyerinde yapılan denetimde, 604 ürünün incelendiği ve inceleme sonucu 82 aykırılığa rastlandığı, aykırılıklarla ilgili idari işlemler yapıldığı aktarıldı. “DENETİMLER VATANDAŞIN GÜVENLİĞİ AÇISINDAN FAYDALI” Yapılan denetimleri vatandaşın güvenliği açısından faydalı bulduklarını söyleyen Edirne Saraçlar Caddesi’nde bir kuruyemiş mağazasının Müdür Yardımcısı Özkan Yaprak “Denetim olması bizim için daha iyi. Müşterimiz için, halkımız için her zaman elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyoruz. Etiketsiz ürünleri kesinlikle mağazamızda bulundurmuyoruz. Her zaman denetimden geçmesi bizim için daha iyidir. Vatandaşlarımıza alışveriş yaptıkları her yerde etiketleri kontrol etmelerini tavsiye ediyorum” dedi. ŞENER ŞENTÜRK

Edirne’de Bayram Baklavasına Rağbet Yok Haber

Edirne’de Bayram Baklavasına Rağbet Yok

Yaklaşan Ramazan Bayramı öncesi Edirneli vatandaşlar fiyatların yüksek olması dolayısıyla bayram baklavası alamıyor. Edirneli baklavacı İbrahim Halil Özer, en ucuz bir tepsi baklavanın bin lira olduğunu, bu rakamın da aile bütçesini hayli yorduğunu söyleyerek; “28 senedir burada esnafım işlerimiz son dönemde olduğu kadar kötü hiç olmadı. Bayrama 4 gün kaldı ve şu ana kadar siparişimiz sadece 5 tepsi. Önceki seneler bayram önü çok yoğun işlerimiz oluyordu. Bayramda vatandaş tatlı alamaz durumda. En ucuz baklavanın kilosu 300 liradan başlıyor. Bir tepsi baklava bin liradan başlıyor. Vatandaş nasıl alsın. Onlar da haklı. Önceki yıllarda 300-400 tepsi sipariş alıyorduk. Şimdi sadece 5 tepsi ve başka da geleceğini düşünmüyorum. Belki bir iki tepsi daha sipariş gelebilir” dedi. “GLİKOZ SAĞLIĞI TEHDİT EDİYOR” Glikoz kullanımının baklavadaki fiyatların düşürdüğünü ancak glikozun insan sağlığını tehdit ettiğini belirten Özer; “Ben asla glikoz kullanmıyorum. Vatandaşlarımıza bayram önü tavsiyem ucuz diye glikoz kullanan yerlerden baklava almamaları. Ben 28 senedir hiç glikoz kullanmadım. Ucuz baklava satmak için glikoz kullanıyorlar ama bu da vatandaşların sağlığını tehdit ediyor. Kilosu 300 liradan aşağı baklava olmaz. Eğer 300 liradan aşağı sattığını iddia eden varsa kesinlikle glikoz kullanıyordur” diye konuştu. ŞENER ŞENTÜRK

Diyabet Hastalarına Özel Tarif: Diyabetik Baklava Haber

Diyabet Hastalarına Özel Tarif: Diyabetik Baklava

İstanbul Rumeli Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü Öğr. Gör. Mustafa Oğuzhan Ercan, yaklaşan Kurban Bayramı sebebiyle diyabet hastalarına yönelik sürdürülebilir bir beslenme anlayışıyla "diyabetik baklava" tarifi geliştirdi. Ercan, "Baklava, Türk mutfağının en tanınmış ve sevilen tatlılarından biridir. Tarihi Osmanlı İmparatorluğu dönemine kadar uzanan baklava, günümüzde hem Türkiye'de hem de dünyanın birçok yerinde Türk mutfağının önemli bir simgesi olarak kabul edilmektedir. Bayramlar, düğünler, doğum günleri ve diğer özel günlerde mutlaka yer alan bir tatlıdır. Özellikle Ramazan ve Kurban bayramlarında baklava yapmak ve ikram etmek, Türk kültürünün önemli bir geleneğidir. Bu nedenle diyabet gibi beslenme engeli olan insanlara bu tarifle yeni bir alternatif sunuyoruz" dedi. Diyabetik Baklava Tarifi Diyabetik Baklava Hamuru İçin Gerekli Malzemeler: 450 gram tam buğday unu 50 gram yumurta 200 gram yoğurt 100 mililitre zeytinyağı 120 mililitre su 15 mililitre üzüm sirkesi 10 mililitre elma suyu 5 gram baking soda 5 gram tuz Diyabetik Baklava İçin Gerekli İç Malzemeler: 400 gram toz kaman cevizi 200 gram klarife tereyağı Diyabetik Baklava Şerbeti İçin Gerekli Malzemeler: 800 mililitre elma suyu 800 mililitre portakal suyu 10 mililitre limon suyu 200 gram süzme çiçek balı Yapılışı: Şerbetin Hazırlanışı: Şerbet için gerekli malzemelerin tamamını bir tencereye alın. Tenceredeki malzemeleri ilk önce yüksek ateşte, kaynama başladıktan sonra kısık ateşte 40 dakika boyunca kaynatın. Baklavanın Hazırlanışı: Geniş bir karıştırma kabında tam buğday unu, elma suyu, baking soda ve tuzu karıştırın. Ortasını havuz şeklinde açarak yumurta, yoğurt, zeytinyağı, su ve sirkeyi ekleyin. Malzemeleri iyice karıştırarak yumuşak ve ele yapışmayan bir hamur elde edene kadar yoğurun. Hazırladığınız hamuru streç filmle sararak oda sıcaklığında 30 dakika dinlendirin. Dinlenmiş hamuru 20 eşit parçaya bölün. Her bir parçayı yuvarlayarak küçük bezeler haline getirin. Bezeleri merdane veya oklava yardımıyla ince bir şekilde açın. Yufkaların yarısını yağlanmış fırın tepsisine (25x35x4/600 gr ölçülerinde alüminyum baklava tepsisi tercih ediniz) serin. Her yufka katının üzerine erimiş tereyağını fırçayla sürün. Orta katmana geldiğinizde ince çekilmiş cevizi serpin. Kalan yufkaları da aynı şekilde üzerine sererek her katına tereyağı sürün. Baklavayı istediğiniz şekilde kesin. Kestikten sonra önceden ısıtılmış 180 °C fırında altın rengini alana kadar (yaklaşık 30-40 dakika) pişirin. Fırından çıkan sıcak baklavanın üzerine 80 °C şerbeti çorba kepçesiyle eşit şekilde dökün. Baklavanın şerbeti çekmesi için bir süre bekleyin (tercihen en az 2 saat). Şerbeti iyice çekmiş baklavayı dilimleyerek servis yapabilirsiniz. Bu özel tarifle, diyabet hastaları da bayramın tadını doyasıya çıkarabilecek.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.