Hava Durumu

#Yerel Tarih Grubu

Batı Ekspres - Edirne'nin Haber Sitesi - Yerel Tarih Grubu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yerel Tarih Grubu haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

‎"Modern Kent, İnsanıyla Birlikte İnşa Edilir" Haber

‎"Modern Kent, İnsanıyla Birlikte İnşa Edilir"

‎Edirne'de Yerel Tarih Grubu'nun bugün Atatürk Kültür Merkezi'nde düzenlediği konferansta, Prof. Dr. Mahmut Güler, tarihsel süreçte toplumcu belediyeciliğin gelişimini ele alarak, modern kent, yurttaşlık bilinci ve sosyal devlet anlayışının yerel yönetimler üzerinden nasıl inşa edildiğini anlattı. ‎“Tarihsel bağlamda toplumcu belediyecilik: Yeni toplumcu belediyecilik inşa etmek mümkün mü?” başlıklı konferansta konuşan Prof. Dr. Mahmut Güler, Cumhuriyet’in kuruluş yıllarından günümüze uzanan süreçte belediyelerin toplumsal dönüşümdeki rolünü değerlendirdi. Toplumcu belediyeciliğin, modern toplumun yaratılmasında kamusal hizmetlerin eşit ve kapsayıcı biçimde sunulması anlamına geldiğini ifade eden Güler, devlet–tebaa ilişkisinden devlet–vatandaş ilişkisine geçişin yerel yönetimler eliyle güçlendiğini söyledi. Güler, modern yurttaşın haklarını bilen, sorumluluklarının farkında olan ve bunları talep eden birey olması gerektiğine dikkat çekti. ‎1929 Dünya Ekonomik Krizi’nin ardından halkın yaşam koşullarını iyileştirmeye yönelik mekanizmaların geliştirildiğini belirten Güler, bu sürecin yasal zemininin 1930 tarihli Belediye Kanunu ve Köy Kanunu gibi düzenlemelerle oluşturulduğunu ifade etti. Bu yasaların, devletçilik ve halkçılık politikalarının bir sonucu olarak ortaya çıktığını dile getirdi. ‎Modern kent anlayışının yalnızca imar planları ve fiziksel düzenlemelerle sınırlı olmadığını vurgulayan Güler, “Kent; sağlığıyla, altyapısıyla, sosyal yaşamıyla ve insanıyla birlikte modernleşir” dedi. Özellikle salgın hastalıklar, ısınma ve temel hizmet eksikliklerinin belediyeler eliyle giderilmeye çalışıldığını belirtti. ‎Belediyelere çok geniş hizmet sorumlulukları yüklendiğini ancak ekonomik kaynakların her zaman yeterli olmadığını söyleyen Güler, buna rağmen 1930’lu ve 1940’lı yıllarda köprüler, yollar, parklar, bahçeler, mezbahalar ve elektrik altyapısı gibi hizmetlerin önemli kazanımlar olduğunu ifade etti. ‎Güler, Batı’da 1945 sonrası şekillenen sosyal devlet anlayışının Türkiye’de pragmatik zorunluluklarla 1930’lu yıllardan itibaren uygulanmaya başlandığını, toplumcu belediyeciliğin de bu anlayışın temel taşlarından biri olduğunu vurguladı. ‎MEHMET EFECAN HIDIROĞLU

“Edirne’nin Kuruluşunun 1900’üncü Yılı Ama Kimse Bilmiyor” Haber

“Edirne’nin Kuruluşunun 1900’üncü Yılı Ama Kimse Bilmiyor”

Edirne yerel tarih grubu aralık ayı buluşmasını Edirne Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi küçük salonda gerçekleştirdi. Prof. Dr. Ahmet Yaraş’ın konuşmacı olduğu aralık ayı buluşması, “Edirne ve Saros Körfezindeki Arkeolojik Çalışmalar” üzerine gerçekleşti. Konuşmasının başında M.S. 124 yılında kurulan Edirne’nin bu yıl 1900’üncü kuruluş yılı olduğunu fakat bunu pek çok kişinin bilmediğini belirten Prof. Yaraş; “Konuşmamın başlığını Edirne’de arkeoloji ve Saros Körfezi olarak belirledim ama birkaç konuyu özellikle vurgulamak istiyorum. Bu konuşmayı kabul etmemin amacı ben STK’lara çok önem veren bir akademisyenim. Aynı zamanda bir aktivistim. Ben 25 yıllık Edirneliyim. Bütün enerjimi, Trakya’ya vermeye çalıştım. Ekmeğini yediğim Trakya’ya dair bir hizmetim olsun istedim. Bu yıl Edirne’nin 1900’üncü yılı. Edirne MS 124 yılında, yani 1900 yıl önce kurulmuş. Buna dair çok güzel haberler yapılabilirdi, Edirne’nin turizmi açısından çok güzel şeyler yapılabilirdi” dedi. “44 YILLIK TRAKYA ÜNİVERSİTESİ’NİN HİÇBİR KAZI ÇALIŞMASI YOK” 44 yıl önce kurulan Trakya Üniversitesi’nin kazı anlamında Trakya’da hiçbir çalışmasının bulunmamasını eleştiren Yaraş; “Saros Körfezi’nde arkeoloji konusunu daha önceki Valimiz Hüseyin Kürşat Kırbıyık’ın teklifi üzerine kabul ettim. Üniversitemizin desteği olacağını sanıyordum. Maalesef üniversitemden hiçbir destek göremedim. 44 yıllık Trakya Üniversitesi’nin ilk arkeolojik kazısı olabilecek bir projeydi. Böyle bir talihsizliği var. Bunu da kendi kurumuma bir sitem ederek söylemek istedim. Çanakkale 18 Mart Üniversitesi bizden ayrılan bir üniversitedir fakat Çanakkale’nin merkezi ve çevresinde onlarca üniversite personelinin yaptığı kazılar var. Ama bizim Trakya Üniversitesi 44 yıllık bir üniversite olmasına rağmen, Trakya’ya dair kazı anlamında hiçbir çalışması yok. Bunu her defasında yöneticilerle de paylaşıyorum. Fakat yeteri kadar duyuramamak da benim hatam diye düşünüyorum” ifadelerini kullandı. “ATATÜRK TRAKYA BÖLGESİ KAZILARINA ÇOK ÖNEM VERMİŞTİ” Atatürk’ün Trakya bölgesindeki kazılara çok önem verdiğini ve 1925 yılında burada kazı yapmak için arif Müfid Mansel’i görevlendirdiğini söyleyen Yaraş; “Edirne’de arkeoloji başlığı altında şunu söyleyebiliriz ki; Mustafa Kemal Atatürk’ün benim hocamın da hocası olan Arif Müfid Mansel’i 1925 yılında geldiğinde doktora tezi ‘bindirme tekniğiyle yapılmış olan kubbelerle’ ilgili olduğu için çağırıyor ve kendisi özellikle 1924-25 yıllarında Edirne Müzesi’ni kuruyor. Arif Müfid Mansel’e Edirne, Kırklareli ve Vize bölgesinde çalışmasını teklif ediyor. İlk çalışmalar 1936 yılında başlıyor. Atatürk ölmeden önce o dönemde Vize tümülüsleriyle ilgili çok eser çıktığını duyuyor. Trakya’daki bu eserleri çok merak ediyor. 1938’in ağustos ayında bu eserleri görmek istiyor. Hasta yatağında tümülüsten çıkan bir yüzüğü Atatürk’ün parmağına takıyorlar” diye konuştu. 

“Edirne zaten marka şehir” Haber

“Edirne zaten marka şehir”

Edirne Yerel Tarih Grubu tarafından Atatürk Kültür Merkezi Küçük Salon’da Trakya Üniversitesi Turizm İşletmeciliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Emel Gönenç Güler’in katkılarıyla “Edirne Turizminde Sürdürülebilir Markalar Ve Kent Oluşumu” hakkında söyleşi gerçekleştirildi. Programa Prof. Dr. Emel Gönenç Güler, Edirne Yerel Tarih Grubu Başkanı Güngör Mazlum, Grup Sözcüsü Şükrü Akıllı ve vatandaşlar katıldı. Güler, “Daha öncesinde Valilikle arama konferansları yapmaya başladım. Bütün yerel yönetimleri yerel ve merkezi ve STK'lar, üniversite ve sözüm var diyen herkesi çağırarak arama konferansları yaptık. Ve marka kavramı oluşmaya başladı. Yirmi yıldan beri halen geçenlerde bir marka kent Edirne'yi duyduğumda gerçekten çok üzüldüm. Artık markalama değil, yeniden markalama kavramı var. Yani Edirne'nin marka olmadığını söyleyebilecek birisi var mı? Yok. Edirne marka kenttir. Ama bu marka kenti şimdi bir markalama var. Bir de marka arkalama var. Yani büyük bir meşakkat, süreç falan. Ama bunun arkasında ne var? Bunun arkasında duruyor musunuz? Ben genelde gelen gurmelerle yemek yemeye gidiyorum. Ve muhteşem bir menü sunuluyor. Siz Edirne’ye sultanlar şehri diyorsanız, ben de bu şehre geldiğimde kendimi sultan gibi hissetmek istiyorum. Hissetmek, birazcık, birazcık bile olsa hissetmek istiyorum. Osmanlı mutfağını veya Trakya mutfağını sunan kişinin aslında Edirne'yi sunduğunun da farkına varması gerekiyor” dedi. MERT ERİŞKİN

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.