Hava Durumu

Çolak’tan Medeni Kanun Çıkışı; “Devrimci Kazanımlar Tehdit Altında”

CHP Edirne Merkez İlçe Kadın Kolları Başkanı Burcu Birgül Çolak, Türk Medeni Kanunu’nun kabul edilişinin 100’üncü yılı nedeniyle yaptığı basın açıklamasında; “Bugün, Medeni Kanun’un 100’üncü yılında, ne yazık ki bu devrimci kazanımlar açık bir tehdit altındadır” dedi.

Haber Giriş Tarihi: 17.02.2026 14:55
Haber Güncellenme Tarihi: 17.02.2026 14:57
Kaynak: UĞUR AKAGÜNDÜZ
Çolak’tan Medeni Kanun Çıkışı; “Devrimci Kazanımlar Tehdit Altında”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne Merkez İlçe Kadın Kolları Başkanlığı, Türk Medeni Kanunu’nun kabul edilişinin 100’üncü yılı nedeniyle basın açıklaması yaptı.

CHP Edirne Merkez İlçe Örgütü toplantı salonunda düzenlenen basın açıklamasını, CHP Edirne Merkez İlçe Kadın Kolları Başkanı Burcu Birgül Çolak okudu.

Çolak, 17 Şubat 1926’da kabul edilen Türk Medeni Kanunu’nun, Türkiye Cumhuriyeti’ndeki kadının kaderini değiştirdiğini söyleyerek; “Kadın, erkeğin gölgesinden çıkarıldı; hukuk önünde eşit yurttaş yapıldı. Tek taraflı boşama ve çok eşlilik tarihe gömüldü. Resmi nikâh esası getirildi. Kadınlara miras hakkı, velayet hakkı, tanıklık hakkı tanındı. Kadın, devlet karşısında birey oldu. Bu sadece hukuki bir düzenleme değil; bir uygarlık sıçramasıydı ve bütün bunlar, bir büyük devrimcinin, bir büyük liderin, Cumhuriyetimizin Kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün vizyonuydu” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyetin kadın devrimleriyle yükseldiğini belirten Çolak; “Cumhuriyet laiklikle güçlendi. Cumhuriyet eşit yurttaşlıkla kök saldı. 2002 yılında yapılan değişikliklerle ‘aile reisi kocadır’ hükmü kaldırıldı. Evlilik birliğinde eşitlik esası güçlendirildi. Evlilik giderlerine katkı yalnızca maddi varlıkla sınırlı tutulmadı; eşlerin emek katkısı da kabul edildi. Evlilik sona erdiğinde edinilmiş malların paylaşımında eşitlik esas alındı. Bunların hiçbiri kendiliğinden olmadı. Bunlar kadın hareketinin mücadelesiyle kazanılmış tarihsel adımlardır” dedi.

Çolak, günümüzde Medeni Kanunu’nun açık bir tehdit altında olduğunu söylerken; “Ancak bugün, Medeni Kanun’un 100’üncü yılında, ne yazık ki bu devrimci kazanımlar açık bir tehdit altındadır ve biz soruyoruz; 100 yıl önce kadınları hukuk önünde eşitleyen bu Cumhuriyet, neden bugün kadınların yaşam hakkını koruyamıyor? Neden her gün bir kadın cinayeti haberiyle sarsılıyoruz? Neden kadınlar sokakta, evde, işyerinde güvende değil? Neden nafaka hakkı tartışmaya açılıyor? Neden çocuk yaşta evlilikler görmezden geliniyor? Neden kadınların kazanılmış hakları ‘aile yapısı’ bahanesiyle aşındırılmaya çalışılıyor? Neden ‘sil baştan aile hukuku’ denilerek laik hukuk düzeni tartışmaya açılmaya çalışılıyor? Çünkü bugün iktidarda olan anlayış, Cumhuriyet devrimleriyle hesaplaşma peşindedir. Kadın erkek eşitliğine inanmadığını defalarca ilan eden, kadının özgürlüğünü tehdit olarak gören, kadının kahkahasından rahatsız olan, kadının kıyafetine, yaşam biçimine, tercihine müdahale etmeyi hak gören bir zihniyetle karşı karşıyayız” sözlerine yer verdi.

Hükümete ailenin ve kadının korunması ile ilgili sorular yönelten Çolak; “Aile eşitlikle mi güçlenir, yoksa itaatle mi? Kadın yoksullaştırılarak mı korunur? Şiddet gören kadın, arabuluculuk masasına oturtularak mı adalet bulur? Boşanma süreçlerini hızlandırma bahanesiyle; tedbir nafakasını ortadan kaldırmayı, yoksulluk nafakasını süreyle sınırlandırmayı, kadını ekonomik güvenceden mahrum bırakmayı planlıyorlar. Asıl mesele nafaka değil. Asıl mesele, boşanan kadının yoksullaşmasıdır. Asıl mesele, ekonomik bağımsızlığı olmayan kadının şiddet döngüsüne mahkûm edilmesidir. Aile arabuluculuğu adı altında; şiddet uygulayan erkekle kadını aynı masaya oturtmak istiyorlar. Bu, adalet değil; güç eşitsizliğini devlet eliyle meşrulaştırmaktır. Evli kadının soyadı hakkı konusunda Anayasa Mahkemesi kararını uygulamayan bir iktidar, hangi hukuk devletinden söz edebilir? Kadını birey olarak değil; ailenin içinde tanımlayan, onu nüfus politikalarının nesnesi haline getiren bir anlayışla karşı karşıyayız. Kadın istihdamı düşerken, kreş yokken, yoksulluk artarken; ‘daha fazla doğurun’ çağrısı yapmak sosyal politika değil, sorumluluktan kaçmaktır” dedi.

Çolak, kadınların sadece şiddetle değil, ekonomik kuşatmayla da mücadele ettiğini belirten Çolak; “Kadın yoksulluğu derinleşiyor. Kadın emeği ucuzlaştırılıyor. Kadınlar güvencesiz çalıştırılıyor. Kadın işsizliği artıyor. Bir yandan ‘aile’ deniliyor, öte yandan o ailenin yükü kadınların sırtına bırakılıyor. Biz kadınlar, eşitlik istiyoruz. İtaat değil, özgürlük istiyoruz. Görmezden gelinmek değil, temsil edilmek istiyoruz. Medeni Kanun bu ülkenin toplumsal anayasasıdır. Torba yasalarla değiştirilemez. Pazarlık konusu yapılamaz. Parça parça budanamaz. Çünkü Medeni Kanun’a dokunmak, kadınların hayatına dokunmaktır. Çocukların geleceğine dokunmaktır. Laik hukuk düzenine dokunmaktır ve biz buna asla izin vermeyeceğiz. Cumhuriyet Halk Partisi olarak, Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in liderliğinde, kadın haklarını, toplumsal cinsiyet eşitliğini, laik ve sosyal hukuk devletini savunmaya kararlıyız. Çünkü biliyoruz ki çare eşitlikte. Eşitlik varsa adalet vardır. Eşitlik varsa huzur vardır. Eşitlik varsa güçlü aile vardır. Eşitlik varsa güçlü Türkiye vardır” dedi.

Açıklamasında kadınlara da seslenen Çolak; “Bu kürsüden tüm kadınlara sesleniyorum; Medeni Kanun yalnızca hukukçuların konusu değildir. Beşikten mezara hayatımızın güvencesidir. Şiddete karşı kalkanımızdır. Yoksulluğa karşı dayanağımızdır. Eşit yurttaşlığın teminatıdır. 100 yıl önce nasıl cesaretle kurulduysa bu Cumhuriyet, bugün de aynı kararlılıkla savunulacaktır. Biz Cumhuriyeti kadın erkek birlikte kurduk. Onu birlikte büyüttük ve onu birlikte savunacağız. Medeni kanuna göz dikenler çok iyi bilsin ki Medeni Kanun’a dokundurtmayız. Laik hukuk düzenini tartışmaya açtırmayız. Kadınların eşit yurttaşlık hakkını pazarlık masasına yatırmayız. Medeni Kanun 100 yıldır yaşam biçimimizdir. Dokunamazsınız” sözlerine yer verdi.

UĞUR AKAGÜNDÜZ

Kaynak: UĞUR AKAGÜNDÜZ

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.