Edirne’de geleneksel Türk tiyatrosunun önemli unsurlarından biri olan Karagöz sanatını yaşatan hayali Ata Taşkan, bu alandaki çalışmalarını sürdürürken, sanatın doğru anlaşılması için de mücadele ediyor.
Tiyatro ile başlayan sanat yolculuğunun zamanla Karagöz ile kesiştiğini belirten Taşkan, bugün perde arkasında hem kendi hikâyesini hem de toplumun sesini yansıttığını ifade etti.
Taşkan, “Benim için Karagöz sadece bir oyun değil. Tiyatro ile başlayan hayatım, Karagöz sanatıyla bambaşka bir noktaya geldi. Bu perdede hem dertlerimizi hem de hayallerimizi anlatıyoruz” dedi.
Karagöz sanatının yanlış tanımlandığını vurgulayan Taşkan, şu ifadeleri kullandı: “Karagöz bir gölge oyunu değildir; Türk tiyatrosunun kendine özgü, köklü bir anlatım biçimidir. Gölge, doğası gereği renksizdir; oysa Karagöz, renkli tasvirleriyle yaşayan bir sahne sanatıdır. Bu yönüyle yalnızca bir ‘gölge’ değil, başlı başına bir perde sanatıdır.”
Özellikle Ramazan dönemlerinde yapılan bazı gösterilerin bu sanata zarar verdiğini belirten Taşkan, “Ne yazık ki özellikle Ramazan dönemlerinde, Karagöz’ün ruhundan uzak, yüzeysel ve kostüme indirgenmiş temsillerle bu değerli sanatın içi boşaltılıyor. Tüm iyi niyetli çabalara rağmen bu yanlış örnekler giderek yayılıyor” diye konuştu.
Karagöz’ün sadece iki karakterden ibaret olmadığını vurgulayan Taşkan, sanatın derinliğine dikkat çekti: “Ayrıca Karagöz’ü yalnızca Hacivat ve Karagöz karakterlerine indirgemek de büyük bir eksikliktir. Karagöz, bir karakterden öte; bir dil, bir üslup ve bir anlatma biçimidir.”
Kaynak: MEHMET EFECAN HIDIROĞLU