Hava Durumu
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Doktor

Batı Ekspres - Edirne'nin Haber Sitesi - Doktor haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Doktor haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

O saldırı bir hakime ya da savcıya yapılsaydı… Haber

O saldırı bir hakime ya da savcıya yapılsaydı…

Edirne Tabip Odası Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Gürcan Altun, Trakya Üniversitesi Hastanesi’nde yoğun bakımı ünitesinde Doktor B. B. Ö.’ya saldırarak darp eden sanık Volkan K.’nin yargılandığı ve bugün 3’üncüsü görülen davada meslektaşına destek olmak amacıyla katıldı. Duruşma salonuna alınmadıkları için tepki gösteren Altun, meslektaşlarına destek olmaya gelen insanlardan kaçırılan bir duruşma örneği yaşadıklarını söyledi. Yargıdan beklentilerinin, davanın hızlı ve en adil şekilde sonuçlanması olduğunu belirten Altun, sürecin uzatılmaması gerektiğini ifade etti. Altun, yaşanan şiddet olayının bir hakime ya da savcıya karşı yapılması durumunda davanın bu şekilde sürdürülebilir mi sorusunu sorarak yanıt beklediklerini söyledi. “MESLEKTAŞIMIZA DESTEK MAHKEMEYİ NİÇİN RAHATSIZ ETMİŞ OLABİLİR?” Meslektaşına destek olmak adına bulunduklarını fakat duruşma salonuna alınmadıklarına dikkat çeken Altun; “Meslektaşımız B. B. Ö. bir hasta yakını tarafından uğradığı saldırı sonrasındaki üçüncü duruşmasında kendisine destek olmak amaçlı geldik. Aslında saldırganın yapmış olduğu ikinci bir suç daha vardı. Tahliye olduktan sonra sosyal medya üzerinden üstü kapalı ölüm tehditleriyle meslektaşımıza tehditlerde bulunması üzerine yeniden tutuklanmıştı. Hatırlarsınız geçen hafta Perşembe günü o duruşmanın davanın ilk duruşması yapılıp yeniden sanık hakkında tahliye kararı verilmişti. Avukatların itirazı üzerine çıkan tutuklama kararı bugünkü yargılamada yeniden tahliyeye dönüştürüldü. Bizler saat 10’u 10 geçe diye açıklanan duruşma için meslektaşımıza destek amaçlı mahkeme salonunun önündeydik. Ancak sanki mahkemeye meslektaşıma destek olmaya gelen insanlardan kaçırılan bir duruşma örneği yaşadık. Mahkeme salonuna ne biz ne de siz değerli basın üyeleri alınmadı. Acaba merak ediyorum hani bizlerin orada bulunmasından dolayı ne gibi rahatsızlık hissedilmiş olabilir? Meslektaşımıza destek olmak orada bulunmak, mahkeme heyetine acaba niçin rahatsız etmiş olabilir? Bilemiyorum” dedi. “BİZİM YARGIDAN BEKLENTİMİZ SÜRECİN UZATILMAMASIDIR” Altun, sürecin uzatılmaması gerektiğini belirterek; “Bizim yargıdan beklentimiz hızlı bir şekilde bu davanın bir an evvel en adil şekilde sonuçlanmasıdır. Sürecin uzatılmamasıdır. Ancak gerçek adalet böyle sağlanabilir. Duruşma 12 Haziran tarihine ertelendi. Umuyorum ki on iki Haziran tarihinde mahkeme salonunda bu sefer yer alabileceğiz. Dediğim gibi acaba hani mahkemede mahkeme salonunda gelen hekimlerden ne gibi bir rahatsızlık duyacaktı ki mahkeme heyeti bunu kabul etmedi. Biz tıbbi uygulamalar sırasında empati denilen şeyi kullanırız. Yani kendini hastanın yerine koymak. Evet. Acaba bu şiddet olayı bir hakime ya da savcıya karşıya acaba yapılmış olsaydı bu yargılamalar bu şekilde sürdürülebilir miydi? Onun da yanıtını aslında bekliyoruz açıkçası” diye konuştu. HİLAL PEKER

Doktoru darp eden sanığa 3. tahliye Haber

Doktoru darp eden sanığa 3. tahliye

Trakya Üniversitesi Hastanesi’nde yoğun bakımı ünitesinde Doktor B. B. Ö.’ya saldırarak darp eden ve tutuklanarak hakkında dava açılan Volkan K., bugün Edirne 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nde Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SGBİS) aracılığıyla hâkim karşısına çıktı. Duruşma basına kapalı gerçekleştirildi. Sanık Volkan K. hakkında 2. Ağır Ceza Mahkemesinin verdiği tutuklama kararı kaldırılarak adli kontrol şartları uygulanmak üzere tahliyesine karar verildi. “KİMSE İLE DÜŞMANLIĞIM YOKTUR” SGBİS yoluyla diyecekleri sorulan Volkan K.; “Önceki beyanlarımı tekrar ederim. Ben videoları bilinçli olarak paylaşmadım. Ayrıca ‘Ben kendime yakışanı değil, karşımdaki kişi neyi hak ederse onu yaparım’ sözünü 2014 yılında açtığım hesapta paylaşmıştım. Tahliyemi talep ederim, benim kimse ile düşmanlığım yoktur” dedi. “MÜVEKKİLİMİN TUTUKLU KALARAK ÖZGÜRLÜK HAKKI İHLAL EDİLMEKTEDİR” Sanık Volkan K.’nın vekili Av. Altan Yavuz’dan müvekkilinin tutuklu kalarak özgürlük hakkının ihlal edildiğini söyleyerek; “Önceki savunmalarımızı tekrar ederiz, müvekkilin beyanlarına katılıyoruz. Müvekkil defalarca özürlerini iletmiştir, tutuklama bir ceza değildir, tutuklama sadece geçici bir koruma tedbiridir ve cezaya dönüşmemelidir. Tanıklar dinlenmiştir, dosyadaki tüm deliller toplanmıştır. Müvekkilin kaçma şüphesi yoktur, toplanmayan delil olarak kati rapor değerlendirilebilirse de ilk düzenlenen raporda mağdurun BTM ile giderilebilecek şekilde yaralandığı belirlenmiştir. Ayrıca mağdurun çalıştığı hastaneden rapor aldırılması bizce doğru değildir. Mağdur hakkında başka bir hastaneden rapor aldırılmasını talep ederiz. Trakya Üniversitesi Adli Tip Ana Bilim Dal Başkanlığı tarafından düzenlenen raporu kabul etmiyoruz. İstanbul Adli Tip Kurumu’ndan adli rapor aldırılmasını talep ederiz. Müvekkilin kişi özgürlüğü güvenliği kapsamında müvekkilin tutuklu kalarak özgürlük hakkı ihlal edilmektedir. Müvekkilin tahliyesini talep ederiz, mahkemece ceza verilirse müvekkil cezasını infaz kanunları çerçevesinde çekecektir” diye konuştu. Sanığı tahliye eden mahkeme yargılamayı ileri bir tarihe bıraktı. HİLAL PEKER

Kadın doktoru döven sanığa tahliye Haber

Kadın doktoru döven sanığa tahliye

Trakya Üniversitesi Hastanesi’nin yoğun bakım ünitesinde tedavi gören annesin ölümü üzerine aynı bölümde görevli Doktor B. B. Ö.’ya saldırarak darp eden ve tutuklanarak hakkında dava açılan Volkan K., dün Edirne 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nde Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SGBİS) aracılığıyla hakim karşısına çıktı. “TUTUKLULUĞUNUN DEVAMINA KARAR VERİLSİN” Duruşmada şikayetçi doktor kadını, avukat olan babası Taner Özdeş temsil etti. Av. Özdeş “Burada yapılan saldırı sadece kızıma değil bütün sağlık çalışanlarına yapılmıştır. Bu devletin otoritesine karşı yapılmıştır. Sanık saldırısına uyduruk bahaneler aramaktadır. Sanık pişmanlık duymak yerine ev hapsindeyken sosyal medyada yaptığı yayında yaptıklarını övmüştür. Sanığın adli sicilinde anneye şiddet ve teyzeye cinsel tacizden kesinleşmiş cezaları vardır. Tutukluluğun devamına, en üst hadden cezaya ve takdir indirimlerinin yapılmamasına karar verilmelidir” dedi. Duruşma savcısı da sanığın tutukluluk halinin devamına karar verilmesini istedi. SGBİS yoluyla diyecekleri sorulan Volkan K., “Çok pişmanım, doktordan ve herkesten özür diliyorum” diyerek tahliyesini istedi. Volkan K.’nın avukatı da tutukluluğun bir tedbir olduğunu ve cezaya dönüşmemesi gerektiğini dile getirerek müvekkili Volkan K.’nın tahliyesini istedi. Mahkeme, darp sonucu yararlanan ve gözü önemli ölçüde hasar gören Dr. B. B. Ö.’yle ilgili kesin sağlık raporun beklenmesine ve tutuklu sanık Volkan K.’nın tahliyesine karar verdi. Mahkeme yargılamayı ileri bir tarihe erteledi. “MÜCADELEYİ HEM ADLİYEDE HEM DE MECLİSTE VERECEĞİM” Duruşma çıkışında basına açıklama yapan baba Özdeş, konunun hem adliyede hem de mecliste takipçisi olacağını belirterek “Kızımın gözünde bir hasar da oluştu. Basit tedavi yöntemiyle giderilemez bir rahatsızlığı hasar söz konusudur. Gencecik bir kadın, kız çocuğu, sağlık çalışanı. Olayda birden çok ağırlaştırıcı sebep var. Hiçbir indirim sebebi uygulanması söz konusu değil, takdir indirimi uygulanması söz konusu değil. Haksız tahrikten bahsediyorlar. Zaten onun da uygulanması mümkün değil. Sağlık çalışanları görevlerini yaparken neyin tahriki olacak. Hiçbir zaman da olmaz. Şimdi bir de aynı zamanda hem usul yönünden de sıkıntı var. Maddi yönden bir sıkıntı olduğu gibi usul yönünden de bir sıkıntı var. Dosya tekamül etmemiş. Kati rapor alınmamış, kati raporda netice daha ağırlaşacaksa suçun niteliği değişecek, verilecek ceza da artacak. Kızımın gözünde ciddi bir hasar var. Biz zaten diken üstündeyiz. Düşünün okuyan bir insanın, hekim bir insanın gözünü kaybetmesi veya rahatsız olması, benim de gözümü kaybetmem aynı şekilde. Biz de kamu hizmeti görüyoruz. Hakim de öyle. Ana ne yazık ki herhalde adalet mekanizması kamu hizmeti verdiği bazen unutuyor. Kamu ne demek? Toplum demek. Sağlıkçılar var olacak, hekimler var olacak ki ben var olayım. Onlar var olmazsa ben var olamam ki. Ben her derdime çare bulamam. Bu topluma çöpçü de lazım, şu da lazım, bu da lazım, hepsi lazım. Yaşam hakkı evrensel bir şeydir. Yaşam hakkını ihlale yönelik bir saldırıdır. Beden bütünlüğüne yönelik bir saldırıdır. Bunun böyle basite alınmaması lazım. Aynı zamanda bu saldırıda sokaktan geçen iki insan tartışmamış. Bu saldırı devletin kurumunda gerçekleşiyor. Devletin onu kollaması, gözetmesi gereken bir yerde gerçekleşiyor. Onun görevini güven içerisinde yapması gereken bir yerde gerçekleşiyor. Onu yapamadın bari adalette yap, adliyede yap. Devletten beklentimiz budur. Yasalar da yetersiz. Yasa koyuculardan beklentimiz, cezaların ağırlaştırılması. Yasa koyucu ve yasa uygulayıcıların da yasaları tam olarak uygulaması gerekiyor. Biz sadece kızım nezdinde değil bütün sağlık çalışanları, kamu görevlileri, biz hepimiz devleti temsil ediyoruz. Devlette güvenlik olmazsa devlet olmaz. Bunu unutuyorlar bazen. Basit şeylerle olmaz bu işler. Bunun için ciddi tedbirler alınması lazım, koruyucu önlemler alınması lazım. Yasaların değişmesi lazım. Adaletin harfi harfine tecelli etmesi için elimden ne geliyorsa yapacağım. Ben tüm işlerimi bırakacağım, net söylüyorum bu mücadeleyi hem yargı düzeyinde hem de meclis düzeyinde vereceğim” dedi. “ACİL ÖNLEM ALINMALI” Sağlıkta şiddetin durdurulması için bir an önce önlem alınmasını isteyen Edirne Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Gürcan Altun ise şöyle dedi: “Bu hizmetin sürdürülmesi sırasında gerek hekimlere gerekse diğer sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin kabul edilebilir bir yanı yok. Bizlerin güvenli ortamlarda ve insanca koşullarda çalışmaya ihtiyacımız var. Biz bunu kamu otoritesinden her zaman istiyoruz ve her zaman söylüyoruz. Öncelikli olarak bu güvenliği sağlamak kamu otoritesinin görevi. Bunun haricinde bakıldığında ayrıca buna yönelik caydırıcı yasal önlemlerin yapılması, çıkarılması gerekiyor. Aksi halde bunun önüne geçilebilmesi son derece zor. Günlük sağlıkta şiddet, sözel ya da fiziksel şiddet 100’leri bulmuş durumda. Bir an evvel acil önlem alınması gerekiyor.” Duruşma çıkışı konuşan Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim görevlisi Prof. Dr. Celal Karlıkaya da “Halkımıza seslenmek istiyorum. Ben Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde öğretim görevlisiyim. Bu çocuklar da benim öğrencim. Devletin okulunda öğrencilerimize eğitim veriyoruz, öğretiyoruz, birlikte de insanlara şifa verme işi yapıyoruz. Devletin okulunda bir çocuğu dövüyorlar. Devlet sahip çıkmalıdır” ifadelerini kullandı. MURAT SAVAŞ

Kenyalı doktor mezuniyetinin ardından Türkiye'den ayrılmadı Haber

Kenyalı doktor mezuniyetinin ardından Türkiye'den ayrılmadı

Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu 32 yaşındaki İbrahim, pratisyen hekim olarak görevini Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Ana Bilim Dalında yürütüyor. Hem üniversitede doktora eğitimini sürdüren hem de poliklinikte hastalarını muayene eden Dr. İbrahim, 14 Mart Tıp Bayramı dolayısıyla yaptığı açıklamada, çocukluk hayalini Türkiye'de gerçekleştirdiğini söyledi. Mesleğini severek yaptığını belirten İbrahim, "Trakya Üniversitesini çok seviyorum. Hem burada olmaktan hem de çalışmaktan memnunum. Türkiye'ye 2012'de geldim. Benim hayalim doktor olmaktı. Türkiye'de eğitim ve olanaklar çok iyi olduğu için buraya geldim. Eğitimimi ilerletmek ve kariyerim için Türkiye'de kalma kararı aldım. 2,5 yıldır Trakya Üniversitesinde çalışıyorum." dedi. Kenya'dan Türkiye'ye gelip tıp, mühendislik, ekonomi gibi bölümleri okuyan arkadaşları sayesinde Türkiye'de eğitim görmeyi seçtiğini dile getiren İbrahim, 12 yıldır Türkiye'de yaşadığını ve burayı vatanı gibi gördüğünü anlattı. - Trakya şivesine alıştı Orta Amerika, Arap, Balkan ve Afrika ülkelerinden öğrencilerin eğitim kalitesi açısından Türkiye'yi tercih ettiğini vurgulayan İbrahim, "Türkiye'de eğitim çok iyi olduğu için bunu düşünerek tercih ettim. Türkiye'de kalmak istiyorum. Şu ana kadar çok memnun kaldım. Türkiye'yi seviyorum. Ailem başkent Nairobi'de, arada onları ziyarete gidiyorum. Onlar da Türkiye'yi yakından takip ediyorlar. Başarımı görüp okumak için Türkiye'ye gelen arkadaşlarım da oluyor. Hem tıp hem de mühendislik eğitimi için gelen arkadaşlarım var." diye konuştu. Poliklinikte hastaların kendisini gördüğünde şaşırdığını ancak Türkçe konuşmaya başlayınca alıştıklarını anlatan İbrahim, hastaların şikayetini anlatırken "abe" ve "be ya" kelimelerinin kullandığını, buna da uyum sağladığını dile getirdi. Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Hakan Akdere de Dr. İbrahim'in ekibe kısa sürede uyum sağladığını dile getirdi. Kenya'da daha az yapılan ameliyatları İbrahim'e öğrettiklerini ifade eden Akdere, "Bu konuda biz de yetersiz kalırsak yurt dışına gönderip eğitimlerini tamamlamasını sağlayacağız. İbrahim'in buradaki eğitim süreci bittikten sonra da iletişimimiz devam edecek. Uluslararası programlar planladık kendisi de katılacak bunlara." diye konuştu. Akdere, Dr. İbrahim'e her zaman destek vereceklerini vurguladı. İbrahim'in kapalı cerrahide çok önemli ameliyatlar öğrendiğini anlatan Akdere, "Üniversite hastanemizde çok ileri teknolojilere sahibiz, bu konuda en büyük eksiğimiz robotik cerrahimizin olmaması. İstanbul'da bu var ama Trakya'daki hastaların buna ulaşmasını isteriz." dedi.

Doktor çift ayrı şehirlerde mesai yapıyor Haber

Doktor çift ayrı şehirlerde mesai yapıyor

Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu olan çift 2018'de Kırklareli Eğitim ve Araştırma Hastanesinde göreve başladı. Utku Acar Aydın bir süre önce mesleki tecrübesini artırmak amacıyla Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesinde çalışmaya başladı. Kırklareli'nde yaşayan doktor çift, birbirine 60 kilometre uzaklıktaki komşu şehirlerde farklı hastanelerde çalışıyor. Evde Sağlık Birimi sorumlusu doktor Ecem Pınar Aydın, küçük yaşta hayalini kurduğu doktorluk mesleğini 6 yıldır sürdürdüğünü söyledi. Hastalarına hizmet etmekten çok mutlu olduğunu ifade eden Aydın, eşi ile aynı mesleği yapmanın kendisine ayrı bir heyecan ve mutluluk verdiğini belirtti. Mesleği ile gurur duyduğunu anlatan Aydın, "Doktorluk gerçekten çok güzel ve kutsal bir meslek. Tabi ki zorlukları da var. Ailemizden önce, yeri geliyor, hastalarımız oluyor." dedi. Aydın, eşi ile aynı mesleği yapmanın avantaj sağladığını belirterek, "Eşimle Kırklareli Eğitim ve Araştırma Hastanesinde çalıştık bir dönem. Eşim acil serviste ben ise evde sağlık biriminde çalışıyordum. Birbirimizle irtibat halindeydik. Ben hastalarımı muayene ettiğimde bulgular sonucunda acil tedavi ihtiyacı varsa hemen eşimi arıyordum. Hastalarımın tedavisinin kolaylıkla yapılmasını sağlıyordum. Bu da bana avantaj sağlıyordu." diye konuştu. - "Hastam iyileştiğinde çok mutlu oluyorum" Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Acil Servisinde görevli doktor Utku Acar Aydın ise karşılaştığı zorluklara rağmen mesleğini severek yaptığını belirtti. İnsanın sevdiği mesleği yapmasının önemli olduğunu ifade eden Aydın, yaşadıkları zorlukların üstesinden eşiyle birlikte geldiklerini belirtti. İyileşen hasta sayısı ne kadar çoksa akşam eve o kadar mutlu gittiğini anlatan Aydın, "Eşimle yaklaşık 5 yıl aynı hastanede görev yaptık. Bir aydır ayrı hastanelerde çalışıyoruz aramızda sadece 60 kilometre mesafe var geçmişte olduğu gibi yine mesaimiz bittiğinde bilgi ve tecrübelerimizi birbirimizle paylaşıyoruz. İyileşen hasta sayımız çoksa evde mutlu bir hava oluyor, birbirimizi her konuda eşimle destekliyoruz" dedi. Aydın, yeniden eşiyle aynı hastanede görev yapmayı istediğini dile getirdi.

Onkologlar Trakya Buluşmaları etkinliğine katıldı Haber

Onkologlar Trakya Buluşmaları etkinliğine katıldı

Edirne’de Avrasya Onkoloji Derneği (AVOD) tarafından bir otelde AVOD Trakya Buluşmaları etkinliği düzenlendi. Toplantı Başkanı Trakya Üniversitesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Bülent Erdoğan, “Trakya Bölgesi’nde görev yapan bütün medikal onkologları, uzmanları, öğretim üyelerini ve henüz eğitim almakta olan fellowları bir araya getirip ortak bir dil oluşturmak” dedi. “SON DÖNEMDEKİ GELİŞMELERİ TARTIŞACAĞIZ” Program hakkında bilgi veren Toplantı Başkanı Trakya Üniversitesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Bülent Erdoğan, “Bugün Avrasya Onkoloji Derneği bünyesinde bir etkinlik gerçekleştiriyoruz. Amacımız da Trakya Bölgesi’nde görev yapan bütün medikal onkologları, uzmanları, öğretim üyelerini ve henüz eğitim almakta olan fellowları bir araya getirip ortak bir dil oluşturmak amacıyla hem tanışmak hem projeler geliştirmek hem de son dönemdeki gelişmeleri konuşmak, tartışmak için toplandık. Trakya Üniversitesi, Trakya Bölgesi’ndeki en büyük üniversite hastanesi. Ve onkoloji hastanemizde en büyük onkoloji merkezi. Bunun dışında bütün patoloji, nükleer tıp, radyoloji, genetik, radyasyon onkolojisi, patolojisi her şeyi tam donanımlı bir hastane, kanser hastalarının tedavisi için ve bu bölgenin de en önemli merkezi. Dolayısıyla bu bölgede bir tanışıklığın oluşmasını ve kanser hastalarını bölgemizde daha iyi nasıl tedavi edebiliriz? Birlikte nasıl çalışabiliriz? Daha iyi, daha kısa sürede hastalara en iyi hizmeti nasıl sunabiliriz? Bunları da bu toplantıda konuşacağız. Bugün iki oturumumuz var. En sonunda kanser hastalarının psikolojik durumları, onların yakınlarının durumuyla ilgili de bir farkındalık oluşturmak için bir oturumumuz olacak. Bununla beraber yeni başlayan fellowlarımız medikal onkologlarımız için bir meme kursu düzenledik. Orada da sadece meme Kanseri konusundaki son gelişmeleri tartışacağız. Pazar günü öğlene kadar toplantılarımız olacak. Burada da sadece hastaların bakımını nasıl yapmamız gerekiyor? Bunların oluşan işte bulantı, kusmayı tedaviyle ilişkili ve hastalıkla ilişkili yan etkileri nasıl tedavi edeceğimiz bize fellowlarımız asistanlarımızı anlatacak” diye konuştu. MERT ERİŞKİN

“Çocuklar hastayken okullara gitmemeli” Haber

“Çocuklar hastayken okullara gitmemeli”

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ahmet Yıldırım, son dönemde acil servislerde ve çocuk polikliniklerinde yaşanan salgın yoğunluğuna dikkat çekti. Özellikle maske kullanımının azalmasıyla birlikte hastaların benzer şikayetlerle hastaneye başvurduğunu belirten Yıldırım, maske kullanımının azalması sebebiyle influenza ve soğuk algınlığı vakalarında belirgin bir artışın söz konusu olduğunu söyledi. İnfluenza virüsünün özellikle 2 yaş altı hastalarda daha ağır geçebildiğini belirten Yıldırım, çoğu zaman alt solunum yolu enfeksiyonları ve kulak enfeksiyonlarına dönüşebildiğini ifade etti. Yıldırım, çocukların hastayken okullarına gitmemeleri, maske takmaları ve özellikle gribi ağır geçirme ihtimali yüksek olan kişilere karşı temasta bulunmamaları gerektiğini söyledi. “BURUN AKINTISI, YÜKSEK ATEŞ VE ÖKSÜRÜK ŞİKAYETLERİYLE GELİYORLAR” Özellikle maske kullanımının azalmasıyla birlikte hastaların benzer şikayetlerle başvurduğunu belirten Yıldırım; “Bir salgından söz etmemiz mümkün. Aslına bakarsanız biz bu salgını Covid-19 döneminde maske kullanımından ötürü çok yaşamamıştık. Ancak maske kullanımının azalması sebebiyle influenza ve soğuk algınlığı vakalarında belirgin bir artış görüyoruz. Son dönemlerde baktığımız hastalarımızın büyük çoğunluğu burun akıntısı, yüksek ateş ve öksürük şikayetleriyle geliyor” ifadelerini kullandı. “ÖZELLİKLE 2 YAŞ ALTI HASTALARDA DAHA AĞIR GEÇEBİLİYOR” Grip ve soğuk algınlığı arasındaki farklardan da söz eden Yıldırım, “Soğuk algınlığında şikayetler daha basit oluyor. Grip de viral bir hastalık ancak influenza dediğimiz virüs yol açtığı için daha ağır seyrediyor. Özellikle 2 yaş altı hastalarda daha ağır geçebiliyor.  Çoğu zaman alt solunum yolu enfeksiyonları ve kulak enfeksiyonlarına dönüşebiliyor. Klinikte yaklaşık 39-40 derece ateş, yaygın kas ve eklem ağrıları, şiddetli baş ağrıları olabilir. Akut bronşite veya pnömoniye evrilmesi durumunda birkaç haftaya varan öksürükler görülebiliyor” dedi. “ÇOCUKLAR HASTAYKEN OKULA GİTMEMELİ” Gelişen salgınla mücadele kapsamında maske kullanılması gerektiğinin altını çizen Yıldırım, “En etkili korunma yolu elbette hasta olmamaktır. Viral hastalıklar çoğu zaman kendi kendine iyileşen ve semptomatik destek tedavisi dışında ilaçlarla da süreyi kısaltamadığımız hastalıklardır. Hasta olan bireyler mümkün olduğunca kalabalık ortamlara girmemeliler. Çocukların hastayken okullarına gitmemeleri, maske takmaları ve özellikle gribi ağır geçirme ihtimali yüksek olan kişilere karşı temasta bulunmamaları gerekiyor” ifadelerine yer verdi. “GRİP VEYA SOĞUK ALGINLIKLARINDA ANTİBİYOTİKLERİN HİÇBİR FAYDASI YOK” Yıldırım, grip ve soğuk algınlığında antibiyotik kullanılmaması gerektiği konusunda da uyarıda bulunup, “Yaşadığımız salgın viral etkenlerden kaynaklanıyor. Grip veya soğuk algınlıklarında antibiyotiklerin hiçbir faydası yok. Bakteriyel bir enfeksiyon olmadığı sürece antibiyotik kullanmamak lazım. Ayrıca damardan tek dozda alınan C ve B vitaminlerinin de hiçbir faydası yok. Semptom süresini kısaltmadığı gibi gelişebilecek gribal enfeksiyon olma ihtimalini de azaltmıyor. Dolasıyla hastaya bir faydası olmuyor. Antiviral ilaçlar, ateş düşürücüler ve ağrı kesici ilaçlar ile mücadele mümkün” diye konuştu. MERT ERİŞKİN

BÖBREK NAKLİ BEKLEYEN HASTALARA DESTEK OLUYOR Haber

BÖBREK NAKLİ BEKLEYEN HASTALARA DESTEK OLUYOR

Sağlığına kavuşmasının ardından ara verdiği mesleğine dönen Toplum Sağlığı Merkezi KETEM Sorumlu Hekimi Dr. Meltem Sözer Yavuz, Organ Bağışı Haftası dolayısıyla üniversitede öğrenciyken kendisine böbrek yetmezliği tanısı konulduğunu söyledi. Kardeşinin 2005 yılında verdiği böbrekle ilk nakli olduğunu anlatan Yavuz, "O böbrekle çok sağlıklı şekilde hayatıma devam ettim ancak 17 yıl sonra çeşitli sağlık sorunları nedeniyle tekrar nakil olmam gerekti. Bu sefer de eşim nakil için tahlillerini yaptırdı ve 2021'in son ayında eşimin böbreğiyle ikinci naklimi oldum." dedi. Böbrek yetmezliği yaşayan çok sayıda hastanın olduğunu anlatan Yavuz, hastaların sağlığına kavuşması için organ bağışçısı sayısının artması gerektiğini belirtti. - "Hayatım için zor bir aşama geçirdim" Böbrek yetmezliği rahatsızlığında diyet yapmanın çok önemli olduğunu vurgulayan Yavuz, şunları söyledi: "Beslenmeme çok dikkat ettim. Özellikle protein olmayan diyet uygulamanız lazım. Sebzeleri iki kez kaynatıp suyunu atıp ondan sonra yemek yapıyordum. Bazı sebze ve meyveler kesinlikle yasaktı. Potasyuma dikkat etmeniz gerekiyor. Böbrek elektrolitleri de dengeleyen bir organ olduğu için beslenmeye dikkat etmek gerekiyor. Meyveleri sayıyla, taneyle ya da yarım yiyorsunuz. Canınız çektiği şeyi istediğiniz gibi yiyemiyorsunuz. Eti ve balığı kısıtlı yiyorsunuz. Hayatım için zor bir aşama geçirdim. Diyaliz aşaması da çok zor. Onun için en güzeli kendi böbreğinize en iyi şekilde bakmanız." Yavuz, böbrek yetmezliği hastaları için diyalizin geçici çözüm, nakil olmanın en doğru yöntem olduğunu vurguladı. - "Eşim bu süreçte bana çok destek oldu" Yavuz, rahatsızlığı nedeniyle yaşadığı zor günleri sevdiklerinin desteğiyle atlattığını dile getirdi. İkinci böbrek naklinde daha tecrübeli olduğunu ve ailesinin tedavi süresinde kendisine moral verdiğini anlatan Yavuz, şöyle devam etti: "Bu süreci ailecek yaşadık. Eşim bana çok destek oldu. Eşimin böbreğiyle sağlığıma kavuştum. Zaten hayatımın ortasındaydı eşim bununla hayatıma çivilenmiş oldu. Eşimle hem çevremizdekilere hem de organ nakli bekleyenlere bu konunun hayati önemini anlatıyoruz. Telefonla arayanlar da oluyor onlara elimden geldiğince yardımcı oluyorum. Genç yaşta böbrek yetmezliği yaşayan hastalar çocuk yapabilir miyiz diye soruları oluyor. İki çocuğumu da ilk böbrek naklimden sonra doğurdum. Doktor kontrolünde hiçbir sıkıntı çekmedim. Aynı hastalığı yaşayanlar aynı sorunlarla karşılaştıkları için birbirlerine daha yardımcı oluyor. Bu soruyla ilgili bana danıştıklarında kendi deneyimlerimi anlatıyorum." - "Onlara korkmamaları gerektiğini anlatıyorum" Eşine böbreğini veren, Edirne'de yerel bir gazetede yazı işleri müdürü olarak görev yapan Tamer Yavuz da hayat yolunda birlikte yürüdüğü eşiyle sağlık yolunda birlikte yürüdüklerini anlattı. Mesleği gereği gittiği birçok yerde organ bağışının önemini anlattığını söyleyen Yavuz, "Bazen haber yaparken tanıştığım insanlar ya da çevremin yönlendirmesiyle bu rahatsızlığı yaşayan insanlarlar danışabiliyor. Onlara tavsiyelerde bulunuyorum. Bu durumu tecrübe ettik. Onlara korkmamaları gerektiğini anlatıyorum. Benimle konuştuktan sonra o kişiler daha vicdanı rahat şekilde ameliyat olup sevdiklerini sağlığına kavuşturuyor." diye konuştu.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.