Hava Durumu

#Unesco

Batı Ekspres - Edirne'nin Haber Sitesi - Unesco haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Unesco haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Kakava’da Edirne’ye 60 Bin Turist Bekleniyor Haber

Kakava’da Edirne’ye 60 Bin Turist Bekleniyor

TÜRSAB Trakya Bölge Temsil Kurulu Başkanı Egemen Aydın 5-6 Mayıs tarihlerinde gerçekleştirilecek olan Kakava şenlikleri hakkında açıklamalarda bulundu. UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras listesinde yer alan Kakava şenliklerinin duyurusunun önceki yıllara oranla daha erken yapılmasının tur acentelerinin planlamalarında etkili olduğunu belirten Aydın; “Yaklaşık 1 ay önce bize gönderilen bir program var. Öncelikle belediye ile bir toplantı yaptık. Kakava, belediyenin ev sahipliğinde yapılan bir organizasyon. Ondan dolayı bizim her sene bir talebimiz vardı; ‘Biz programı ne kadar erken bilirsek o kadar iyi pazarlarız’ diyorduk. Sağ olsun onlar da bu sene kayıtsız kalmadılar. Bizlerle toplantıları yaptılar, taleplerimizi dinlediler, neleri daha iyi yapabileceğimizi konuştuk. Geçen sene son üç gün kala haberimiz olmuştu. Bu sene 1 ay önceden program gönderildi. Biz daha da erken istiyoruz aslında. Yani yıllık plan çıkarılıp artık bunu bir düzenli bir hale getirmek, artık bir ezber haline getirilmesine gerektiğine inanıyoruz. Çünkü seyahat acentesinin bu turu yapıp satması, pazarlaması için öncelikle zamana ihtiyacı var. Ne olduğunu bilmemiz lazım. Program içeriğini yayınlamamız lazım. Programı en az altı ay öncesinden bilirsek ona göre programları hazırlarız, afişe ederiz, duyurusunu yaparız, satışını gerçekleştiririz, rezervasyonlarımızı ona göre yaparız” dedi. “KAKAVA DUYURUSUNU YAPTIK” Türkiye’de 34 il temsilciliğine Kakava duyurusunun yapıldığını söyleyen Aydın; “Şu an için hafta içi olmasına rağmen çok fazla program gördüm. Bize gönderdikten sonra program bizim TÜRSAB olarak hem 34 ilin temsilciliğinin bulunduğu maillere gönderdik, hem de WhatsApp gruplarımız var oradaki oraya duyurduk. Onlar da o kendi WhatsApp gruplarından acentelerine duyuruyorlar. Yaklaşık yüzde 70-80 civarında haberdar olmuşlardır ki çok fazla program görüyorum. Belediyeden de teşekkür aldık bu konuyla alakalı. Konaklamalı çok fazla olur mu? Net emin değilim. Çünkü hafta içi biliyorsunuz. Yakın bölgeden biraz daha fazla araç bekliyorum ben açıkçası bu sene. Geçtiğimiz sene 60 binlerde kaldı otobüsle, turla gelenler, hafta içine denk geldiği için. Yine o civarda bir şey bekliyorum. Yani bunda baktığınız zaman yine 100 bin kişi zannetmiyorum ben olsun hafta içinden kaynaklı. Ama yine 60 bini bulacaktır” diye konuştu. ŞENER ŞENTÜRK

Kakava Hıdırellez Şenlikleri İle Bahar Coşkusu Başlıyor Haber

Kakava Hıdırellez Şenlikleri İle Bahar Coşkusu Başlıyor

Edirne Belediyesi yıllardır süregelen en renkli ve en eğlenceli şenliği için geri sayıma başladı. Edirne Belediyesi tarafından 5-6 Mayıs tarihlerinde düzenlenecek Kakava Hıdırellez Şenlikleri, bu yıl da binlerce yerli ve yabancı binlerce ziyaretçiyi ağırlamaya hazırlanıyor. UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’nde yer alan bu şenlik, Edirne’nin tarihi atmosferiyle birleşince ortaya unutulmaz bir festival çıkıyor. Roman kültürünün enerjisi, ritmi ve neşesi şehri sararken, baharın gelişini müzik, dans ve büyük bir coşkuyla karşılamak isteyen herkesi bir araya getirecek. Tunca Nehri’nin kıyısında başlayacak kutlamalar 5 Mayıs Salı günü sabah saatlerinden itibaren devam edecek. Sarayiçi’nde dev Kakava ateşinin yakılmasıyla birlikte yerel ve ulusal sanatçı konserleri, yurtiçi- yurtdışından gelen ekiplerin sahne gösterileri gerçekleşecek, danslar edilecek, dilekler tutulacak. Ateşten atlayanlar ise yeni başlangıçlara, şansa ve mutluluğa “merhaba” diyecek. 6 Mayıs Çarşamba sabahı eğlence ve umut dolu anlar devam edecek. Günün ilk ışıklarıyla birlikte Sarayiçi’nde buluşan ziyaretçiler, Hızır ve İlyas peygamberlerin buluştuğuna inanılan bu günde geleneksel dilek ritüeli sahne performansı sonrasında dileklerini Tunca Nehri kıyısına bırakacak; baharın gelişini, doğanın uyanışını ve yeni umutları birlikte kutlayacak. Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan yaptığı açıklamada, “Kakava ve Hıdırellez Şenliklerimiz, yıllardır süregelen bir şenliğin olmasının yanında birlikte eğlenmenin, umut etmenin ve baharı karşılamanın en güzel temsilidir. Tüm hemşehrilerimizi ve misafirlerimizi bu coşkuya ortak olmaya davet ediyorum. Program akışını da önümüzdeki günlerde paylaşacağız. Kakava ateşi, bu yılda sadece baharı değil; umutları, dilekleri ve yeni başlangıçları da aydınlatacak.” dedi. HABER MERKEZİ

Selimiye’nin Gölgesinde Mimar Sinan Açıklaması Haber

Selimiye’nin Gölgesinde Mimar Sinan Açıklaması

İnşaat Mühendisleri Odası Edirne İl Temsilciliği, Mimar Koca Sinan’ın 438’inci ölüm yıldönümünü anma programı kapsamında, Selimiye Camii meydanındaki Mimar Sinan Heykeli önünde basın açıklaması yaptı. Mimar Sinan Heykeli’ne çelenk sunmasının ardından basın açıklamasını İnşaat Mühendisleri Odası Edirne İl Temsilcisi Eren Eryılmaz okudu. “OSMANLI MİMARİSİNİ DÜNYANIN ZİRVESİNE TAŞIDI” Eryılmaz, Mimar Sinan’ın Osmanlı mimarisini dünya mimarlığının zirvesine taşıdığını belirterek; “Sanatı ve eserleri ile çağlar aşan Mimar Koca Sinan’ı saygıyla anıyoruz. Ruhu şad olsun. Büyük usta, 16’ncı yüzyılda sadece yapılar inşa etmedi; medeniyetimizin estetik anlayışını ve mühendislik zekasını, harçla karıp ölümsüzleştirdi. Şehzade Camisinde çıraklık, Süleymaniye Camisinde kalfalık, Selimiye Camisinde ustalık eserim diyerek sanatının her aşamasında kendini aşan bir deha sergiledi. Mimar Sinan, estetik ve fonksiyonel yapıların günümüze ışık tutan eserlerin yaratıcısıydı. Onun ruhu, Edirne’den İstanbul’a, Balkanlardan Orta doğuya kadar uzanan tüm eserlerinde yaşamaya devam ediyor” ifadelerini kullandı. “SELİMİYE CAMİİ YARATICI DEHANIN BAŞYAPITI” Mimar Sinan’ın Anadolu ve Balkan coğrafyasına ve özellikle de Edirne’ye ölümsüz eserler kazandırdığını söyleyen Eryılmaz; “Aralarında 81 cami, 51 mescit, 55 medrese, 17 türbe, 17 imarethane, 3 hastane, 8 köprü, 5 suyolu, 20 kervansaray, 36 saray, 8 mahzen, 48 hamam üzere toplam 375 eserin mimarıdır. Bilindiği üzerine Mimar Koca Sinan’ın; ustalık eserim dediği Edirne Selimiye Camii, yaratıcı dehanın baş yapıtı olarak, UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Listesi’ne dahil edilmiştir. Edirne’mizde Mimar Koca Sinan’a ait 13 adet eser bulunmaktadır. Bu eserler; merkez ilçedeki Defterdar Camii, Sokullu Mehmet Paşa Hamamı, Alipaşa Çarşısı, Rüstem Paşa Sarayı, Yalnız Göz Köprüsü, Adalet Kasrı, Kanuni Köprüsü ile Havsa ilçesindeki Sokullu Mehmet Paşa Camii ve Lalapaşa İlçesi Taşlımüsellim suyolu ile yedi göz su kemeridir” dedi. “HAKKINI TESLİME ETMENİN YOLU ESERLERİNİ KORUMAK” Eryılmaz, Mimar Koca Sinan’ın ustalık eseri Selimiye Camii’ni gelecek yıllara taşıyacak kapsamlı restorasyonun 2021 yılında başlayıp 2025 yılı sonunda çalışmaların tamamlandığını hatırlatarak; “Burada unutulmaması gereken en önemli husus; Selimiye Camii’nin 2011 yılından beri UNESCO Dünya Mirası Listesinde olduğu ve bu listeye katılabilmesi için ‘Özgünlük ve Bütünlük’ özelliklerinin korunuyor olacağı taahhüdünün verilmiş olmasıdır. Ayrıca 2011 yılında Dünya Miras Listesi’ne alınırken, Selimiye Camii kubbe kalem işleri ve hatları 200 yıllık tarihi değeri olan şu anki mevcut kalem işleridir. Unutmayalım Mimar Koca Sinan’ın hakkını teslim etmemizin tek yolu, eserlerini en iyi şekilde korunarak geleceğe aktarmaktan geçmektedir. Bu da bizim Mimar Koca Sinan’a, tarihimize ve insanlığa karşı başlıca sorumluluğumuzdur” sözlerine yer verdi. UĞUR AKAGÜNDÜZ

Döleneken; “Kırkpınar Edirne’den Taşınırsa UNESCO Listesinde Kalamaz” Haber

Döleneken; “Kırkpınar Edirne’den Taşınırsa UNESCO Listesinde Kalamaz”

Edirne’de “Kırkpınar Yerleşim Alanı Forumu: Er Meydanı'nın Geleceği” konusuyla düzenlenen Edirne Kent Konseyi (EKK) 37’nci genel kurulunda ikinci sunumu Şehir ve Bölge Plancısı Namık Kemal Döleneken yaptı. Atatürk Kültür Merkezi küçük salonunda düzenlenen genel kurulda konuşan Döleneken, UNESCO’nun sayfasında yer alan Kırkpınar Yağlı Güreşleri ile ilgili karara dikkat çekti. Kararın, Türkiye’nin başvurusuyla alındığını ve karardaki detayları anlatan Döleneken, Kırkpınar Yağlı Güreşleri Festivali’nde yapılması ve yapılmaması gerekenleri açıkladı. “UNESCO BELGESİNDE KIRKPINAR EDİRNE’DE YAPILIR DİYE NET İFADE VAR” UNESCO belgesinde Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nin Edirne’de yapıldığına dair net bir vurgu bulunduğunu söyleyen Döleneken; “Bu yüzden herhangi bir kurum veya kuruluşun, ‘Kırkpınar’ı biz taşırız’ demesinin bir anlamı yok. Çünkü Kırkpınar Edirne’den taşınırsa bu listede kalamaz” ifadelerini kullandı. “GELENEKSEL KIYAFET GİYİLMEZSE OLMAZ” Döleneken, UNESCO belgesinde Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nin en önemli figürünün pehlivanlar olduğunu belirterek; “Pehlivanlar dışında da ağa, cazgır, davul zurna ekibi, yağcılar ve peşkircilerinin geleneksel kıyafetler giydiğinin vurguluyor. Bu figürler, Kırkpınar’ın vazgeçilmez unsurlarıdır. Bunlar olmazsa olmaz ve geleneksel kıyafet giymezse de olmaz” dedi. “AĞA KIYAFETİNİ TARTIŞIYORUZ AMA ZEMBİL TAŞIYAN PEHLİVAN GÖRMÜYORUM” UNESCO belgesinde saygı duruşundan İstiklal Marşı’na, pehlivan mezarlığının ziyaretine kadar birçok unsura yer verildiğine dikkat çeken Döleneken; “O yüzden bunlardan vazgeçersek sorun olur. Cuma günü başladığı, Selimiye’de mevlit okunduğu, Er Meydanı’nda başladığı anlatılıyor. Peşrevle, ısınma turlarıyla ve dualarla başladığı anlatılıyor. Altın kemeri alan pehlivan da Kırkpınar’da başpehlivan olur diyor. Bütün festival boyunca Kırkpınar müzisyenleri Kırkpınar’a özgü müziklerini çalarlar. Geleneksel olarak kırmızı dipli mum, kispet, davul zurna, altın kemer, geleneksel elbiseler, peşkir, zembil de aynı zamanda bu güreşlerin vazgeçilmez unsurlarıdır. Ağa kıyafetini tartışıyoruz ama zembil taşıyan pehlivan da görmüyorum. Bunları tartışmak gerek” sözlerine yer verdi. “BAKANLIĞIN BÜTÇE VE TEKNİK DESTEĞİ YOK” Döleneken, Kırkpınar Yağlı Güreşleri Festivali ile ilgili kurumlar tarafından yapılan bir toplantıda, Kırkpınar Müzesi’nin kurulmasına karar verildiğini hatırlatırken; “2011-2012’de yapılacağının sözünü vermişiz. Burada Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın bütçelendirme ve teknik desteği vereceği de var ama yok. Belediye, Valilik, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Trakya Üniversitesi ve sivillerden bir protokol hazırlanacak ve süreçler bunun üzerinden sürdürülecekti ama o da yok. Bu festivalin genişletilmesi, özellikle sivil toplum örgütlerinin katılması için çalışmalar yapılacaktı ama yok. Özellikle bir vakıf kurulması söz konusuydu. Onun için verilen süre 2012 ama yine yok. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Kırkpınar Yağlı Güreş müzik grubu kurulacağı belirtiliyor ama bu da yok. Cazgırların eğitimi, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Trakya Üniversitesi tarafından yapılacaktı. Sempozyum zaman zaman yapılıyor. Üniversite yağlı güreş bölümü açacaktı. Müzik konusunda üniversite konservatuvarında bir düzenleme yapılacağı ve kayıtların Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yapılacağı söyleniyor. Bir prestij kitabı yayımlanacağı söyleniyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı bir tek bunu yaptı. ‘Pehlivan’ diye çok kapsamlı bir kitap yayımladı” diye konuştu. UĞUR AKAGÜNDÜZ

Bilar; “Kırkpınar Yalnızca Yağlı Güreş Organizasyonuna Dönüşür” Haber

Bilar; “Kırkpınar Yalnızca Yağlı Güreş Organizasyonuna Dönüşür”

Edirne’de “Kırkpınar Yerleşim Alanı Forumu: Er Meydanı'nın Geleceği” konusuyla düzenlenen Edirne Kent Konseyi (EKK) 37’nci genel kurulunda ilk sunumu Edirne Kent Kültürü ve Bilincini Geliştirme Derneği Başkanı Ender Bilar yaptı. Atatürk Kültür Merkezi küçük salonunda düzenlenen genel kurulda konuşan Bilar, her yıl düzenlenen Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nin yüzyıllardır süregelen geleneğiyle toplumsal sürekliliğin ve ortak değerlerin yaşatıldığı önemli bir törensel alan oluşturduğunu söyledi. “EDİRNE’Yİ FETHEDEN KIRK AKINCININ ANISINI CANLI TUTUYOR Kırkpınar’ın 1357’de Orhan Gazi’nin Rumeli seferi sırasında oğlu Süleyman Paşa’nın Semavine’de mola veren yiğitlerinin güreşiyle destanlaştığını belirten Bilar; “1361’de I. Murad’ın Edirne’yi fethetmesinin ardından ‘Bitmeyen Güreşin Devam Eden Efsanesi’ olarak tarihe geçen Kırkpınar Yağlı Güreşleri, Edirne’nin fetih döneminde şehit olan kırk akıncının hatırasını yaşatan ve bu hatırayı kuşaktan kuşağa aktaran geleneksel kültür mirasıdır. Bu bağlamda Kırkpınar Yağlı Güreşleri de Edirne’yi fetheden kırk akıncının anısını canlı tutan, geçmişle bugün arasında kültürel süreklilik kuran yaşayan bir gelenek olarak varlığını sürdürmektedir” ifadelerini kullandı. “KIRKPINAR KÜLTÜREL HAFIZANIN CANLI BİR İFADESİDİR” Bilar, Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nin yalnızca bir spor etkinliği değil, yüzyılları aşan kültürel hafızanın canlı bir ifadesi olduğunu vurgularken; “2010 yılında UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’ne ‘Kırkpınar Yağlı Güreş Festivali’ adıyla yer alan bu gelenek, kültürel kimliği, öğeleri, toplumsal değerleri, ustalık bilgisini ve ritüelleri yaşatarak kolektif belleği diri tutmaktadır. Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nin gerçekleştirildiği alanın Yunanistan sınırları içinde kalması nedeniyle 1924 yılından itibaren güreşler, Edirne’deki Sarayiçi Er Meydanı’nda yapılmaya başlanmıştır. Bu alan, Edirne Sarayı’nın has bahçesi olarak düzenlenmiş olup döneminde padişahların kültür, sanat ve spor etkinlikleriyle halkla buluşarak geçmişe tanıklık ettiği tarihî bir mekândır. Kırkpınar’ın eski dönemlerinde Semavine Çayırı’nda yapıldığı zamanlarda da çeşitli şenlik ve gösterilere ev sahipliği yapan bu alan, yağlı güreş geleneğinin sürekliliğini temsil ederek kentin tarihsel hafızasında önemli bir yer edinmiştir” dedi. “YALNIZCA GÜREŞLERİ YAPILDIĞI BİR ALAN DEĞİL” Sarayiçi Er Meydanı’nın yalnızca güreşlerin yapıldığı fiziksel bir alan olmadığını belirten Bilar; “Kültürel belleğin somutlaştığı tarihsel bir mekândır. Yüzyıllardır aynı yerde sürdürülen Kırkpınar geleneğinde mekânın değişmesi, sadece bir yer değişikliği değil, aidiyetin, anlamın ve sürekliliğin yeniden tanımlanması demektir. Kırkpınar ve onun Er Meydanı, bu nedenle yalnızca bir spor etkinliği değil, yaşayan bir toplumsal hafıza ve kültürel direncin simgesidir. Kırkpınar Yağlı Güreşleri, yalnızca bir spor organizasyonu değildir. Kültürel kimlik, öğe ve ritüelleriyle birlikte yaşayan köklü bir kültürel miras unsurudur. Bu mirasın en önemli taşıyıcılarından biri ise geleneksel olarak Sarayiçi Er Meydanı’dır. Er Meydanı, tarihsel sürekliliğin somutlaştığı, kolektif belleğin mekâna tutunduğu bir kültürel sahne niteliği taşır. Er Meydanı’nın yer değiştirmesi ya da mekânsal niteliğinin dönüşmesi, yalnızca fiziki bir değişim olarak değerlendirilmemelidir. Bu durum, kültürel süreklilik algısını ve toplumsal hafızayı doğrudan etkileyecektir. Çünkü geleneksel olarak Sarayiçi ile özdeşleşmiş olan Kırkpınar, mekân aracılığıyla tarihsel derinliğini görünür kılmaktadır. Mekânsal kopuş, ritüelin bağlamını zayıflatma ve kültürel bütünlüğü aşındırma riski taşır” sözlerine yer verdi. “SORUN FİZİKSEL MEKANIN DEĞİŞMESİ MİDİR? Bilar, Er Meydanı’ndaki mekânsal değişimin, somut olmayan kültürel mirasın sürdürülebilirliği açısından dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini ifade ederek; “Çünkü mekânın taşıdığı tarihsel ve sembolik anlam, geleneğin özgünlüğünü ve sürekliliğini doğrudan besleyen temel unsurlardan biridir. Mekânın değişmesi, UNESCO tarafından tescillenmiş somut olmayan kültürel mirasın özgün bağlamını aşındırabilir; mirasın evrensel değer beyanında vurgulanan tarihsel süreklilik ilkesine zarar verebilir. Bu durum kent kültüründe kimlik kaybına ve hafıza kopuşuna yol açarak, kültürel mirasın yerle bütünleşmiş anlamını zayıflatır. Böylece geleneğin otantik yapısı ve temsil gücü olumsuz etkilenir. Etkinlik, tarihsel derinliğinden koparak yalnızca bir yağlı güreş organizasyonuna dönüşür. Bugün mekânın taşınmasını değil, Kırkpınar Müzesi’ni nereye ve nasıl kurmamız gerektiğini tartışmamız gerekmez miydi? Şimdi sizlere soruyorum; Sorun fiziksel mekânın değişmesi midir? Yoksa tarihe tanıklık eden mekânın ‘anlamının’ yok edilmesi mi? Çünkü bazen toprak aynı kalır; fakat ruh yer değiştirir” diye konuştu. UĞUR AKAGÜNDÜZ

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.