Hava Durumu

#Unesco

Batı Ekspres - Edirne'nin Haber Sitesi - Unesco haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Unesco haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Döleneken; “Kırkpınar Edirne’den Taşınırsa UNESCO Listesinde Kalamaz” Haber

Döleneken; “Kırkpınar Edirne’den Taşınırsa UNESCO Listesinde Kalamaz”

Edirne’de “Kırkpınar Yerleşim Alanı Forumu: Er Meydanı'nın Geleceği” konusuyla düzenlenen Edirne Kent Konseyi (EKK) 37’nci genel kurulunda ikinci sunumu Şehir ve Bölge Plancısı Namık Kemal Döleneken yaptı. Atatürk Kültür Merkezi küçük salonunda düzenlenen genel kurulda konuşan Döleneken, UNESCO’nun sayfasında yer alan Kırkpınar Yağlı Güreşleri ile ilgili karara dikkat çekti. Kararın, Türkiye’nin başvurusuyla alındığını ve karardaki detayları anlatan Döleneken, Kırkpınar Yağlı Güreşleri Festivali’nde yapılması ve yapılmaması gerekenleri açıkladı. “UNESCO BELGESİNDE KIRKPINAR EDİRNE’DE YAPILIR DİYE NET İFADE VAR” UNESCO belgesinde Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nin Edirne’de yapıldığına dair net bir vurgu bulunduğunu söyleyen Döleneken; “Bu yüzden herhangi bir kurum veya kuruluşun, ‘Kırkpınar’ı biz taşırız’ demesinin bir anlamı yok. Çünkü Kırkpınar Edirne’den taşınırsa bu listede kalamaz” ifadelerini kullandı. “GELENEKSEL KIYAFET GİYİLMEZSE OLMAZ” Döleneken, UNESCO belgesinde Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nin en önemli figürünün pehlivanlar olduğunu belirterek; “Pehlivanlar dışında da ağa, cazgır, davul zurna ekibi, yağcılar ve peşkircilerinin geleneksel kıyafetler giydiğinin vurguluyor. Bu figürler, Kırkpınar’ın vazgeçilmez unsurlarıdır. Bunlar olmazsa olmaz ve geleneksel kıyafet giymezse de olmaz” dedi. “AĞA KIYAFETİNİ TARTIŞIYORUZ AMA ZEMBİL TAŞIYAN PEHLİVAN GÖRMÜYORUM” UNESCO belgesinde saygı duruşundan İstiklal Marşı’na, pehlivan mezarlığının ziyaretine kadar birçok unsura yer verildiğine dikkat çeken Döleneken; “O yüzden bunlardan vazgeçersek sorun olur. Cuma günü başladığı, Selimiye’de mevlit okunduğu, Er Meydanı’nda başladığı anlatılıyor. Peşrevle, ısınma turlarıyla ve dualarla başladığı anlatılıyor. Altın kemeri alan pehlivan da Kırkpınar’da başpehlivan olur diyor. Bütün festival boyunca Kırkpınar müzisyenleri Kırkpınar’a özgü müziklerini çalarlar. Geleneksel olarak kırmızı dipli mum, kispet, davul zurna, altın kemer, geleneksel elbiseler, peşkir, zembil de aynı zamanda bu güreşlerin vazgeçilmez unsurlarıdır. Ağa kıyafetini tartışıyoruz ama zembil taşıyan pehlivan da görmüyorum. Bunları tartışmak gerek” sözlerine yer verdi. “BAKANLIĞIN BÜTÇE VE TEKNİK DESTEĞİ YOK” Döleneken, Kırkpınar Yağlı Güreşleri Festivali ile ilgili kurumlar tarafından yapılan bir toplantıda, Kırkpınar Müzesi’nin kurulmasına karar verildiğini hatırlatırken; “2011-2012’de yapılacağının sözünü vermişiz. Burada Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın bütçelendirme ve teknik desteği vereceği de var ama yok. Belediye, Valilik, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Trakya Üniversitesi ve sivillerden bir protokol hazırlanacak ve süreçler bunun üzerinden sürdürülecekti ama o da yok. Bu festivalin genişletilmesi, özellikle sivil toplum örgütlerinin katılması için çalışmalar yapılacaktı ama yok. Özellikle bir vakıf kurulması söz konusuydu. Onun için verilen süre 2012 ama yine yok. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Kırkpınar Yağlı Güreş müzik grubu kurulacağı belirtiliyor ama bu da yok. Cazgırların eğitimi, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Trakya Üniversitesi tarafından yapılacaktı. Sempozyum zaman zaman yapılıyor. Üniversite yağlı güreş bölümü açacaktı. Müzik konusunda üniversite konservatuvarında bir düzenleme yapılacağı ve kayıtların Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yapılacağı söyleniyor. Bir prestij kitabı yayımlanacağı söyleniyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı bir tek bunu yaptı. ‘Pehlivan’ diye çok kapsamlı bir kitap yayımladı” diye konuştu. UĞUR AKAGÜNDÜZ

Bilar; “Kırkpınar Yalnızca Yağlı Güreş Organizasyonuna Dönüşür” Haber

Bilar; “Kırkpınar Yalnızca Yağlı Güreş Organizasyonuna Dönüşür”

Edirne’de “Kırkpınar Yerleşim Alanı Forumu: Er Meydanı'nın Geleceği” konusuyla düzenlenen Edirne Kent Konseyi (EKK) 37’nci genel kurulunda ilk sunumu Edirne Kent Kültürü ve Bilincini Geliştirme Derneği Başkanı Ender Bilar yaptı. Atatürk Kültür Merkezi küçük salonunda düzenlenen genel kurulda konuşan Bilar, her yıl düzenlenen Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nin yüzyıllardır süregelen geleneğiyle toplumsal sürekliliğin ve ortak değerlerin yaşatıldığı önemli bir törensel alan oluşturduğunu söyledi. “EDİRNE’Yİ FETHEDEN KIRK AKINCININ ANISINI CANLI TUTUYOR Kırkpınar’ın 1357’de Orhan Gazi’nin Rumeli seferi sırasında oğlu Süleyman Paşa’nın Semavine’de mola veren yiğitlerinin güreşiyle destanlaştığını belirten Bilar; “1361’de I. Murad’ın Edirne’yi fethetmesinin ardından ‘Bitmeyen Güreşin Devam Eden Efsanesi’ olarak tarihe geçen Kırkpınar Yağlı Güreşleri, Edirne’nin fetih döneminde şehit olan kırk akıncının hatırasını yaşatan ve bu hatırayı kuşaktan kuşağa aktaran geleneksel kültür mirasıdır. Bu bağlamda Kırkpınar Yağlı Güreşleri de Edirne’yi fetheden kırk akıncının anısını canlı tutan, geçmişle bugün arasında kültürel süreklilik kuran yaşayan bir gelenek olarak varlığını sürdürmektedir” ifadelerini kullandı. “KIRKPINAR KÜLTÜREL HAFIZANIN CANLI BİR İFADESİDİR” Bilar, Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nin yalnızca bir spor etkinliği değil, yüzyılları aşan kültürel hafızanın canlı bir ifadesi olduğunu vurgularken; “2010 yılında UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’ne ‘Kırkpınar Yağlı Güreş Festivali’ adıyla yer alan bu gelenek, kültürel kimliği, öğeleri, toplumsal değerleri, ustalık bilgisini ve ritüelleri yaşatarak kolektif belleği diri tutmaktadır. Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nin gerçekleştirildiği alanın Yunanistan sınırları içinde kalması nedeniyle 1924 yılından itibaren güreşler, Edirne’deki Sarayiçi Er Meydanı’nda yapılmaya başlanmıştır. Bu alan, Edirne Sarayı’nın has bahçesi olarak düzenlenmiş olup döneminde padişahların kültür, sanat ve spor etkinlikleriyle halkla buluşarak geçmişe tanıklık ettiği tarihî bir mekândır. Kırkpınar’ın eski dönemlerinde Semavine Çayırı’nda yapıldığı zamanlarda da çeşitli şenlik ve gösterilere ev sahipliği yapan bu alan, yağlı güreş geleneğinin sürekliliğini temsil ederek kentin tarihsel hafızasında önemli bir yer edinmiştir” dedi. “YALNIZCA GÜREŞLERİ YAPILDIĞI BİR ALAN DEĞİL” Sarayiçi Er Meydanı’nın yalnızca güreşlerin yapıldığı fiziksel bir alan olmadığını belirten Bilar; “Kültürel belleğin somutlaştığı tarihsel bir mekândır. Yüzyıllardır aynı yerde sürdürülen Kırkpınar geleneğinde mekânın değişmesi, sadece bir yer değişikliği değil, aidiyetin, anlamın ve sürekliliğin yeniden tanımlanması demektir. Kırkpınar ve onun Er Meydanı, bu nedenle yalnızca bir spor etkinliği değil, yaşayan bir toplumsal hafıza ve kültürel direncin simgesidir. Kırkpınar Yağlı Güreşleri, yalnızca bir spor organizasyonu değildir. Kültürel kimlik, öğe ve ritüelleriyle birlikte yaşayan köklü bir kültürel miras unsurudur. Bu mirasın en önemli taşıyıcılarından biri ise geleneksel olarak Sarayiçi Er Meydanı’dır. Er Meydanı, tarihsel sürekliliğin somutlaştığı, kolektif belleğin mekâna tutunduğu bir kültürel sahne niteliği taşır. Er Meydanı’nın yer değiştirmesi ya da mekânsal niteliğinin dönüşmesi, yalnızca fiziki bir değişim olarak değerlendirilmemelidir. Bu durum, kültürel süreklilik algısını ve toplumsal hafızayı doğrudan etkileyecektir. Çünkü geleneksel olarak Sarayiçi ile özdeşleşmiş olan Kırkpınar, mekân aracılığıyla tarihsel derinliğini görünür kılmaktadır. Mekânsal kopuş, ritüelin bağlamını zayıflatma ve kültürel bütünlüğü aşındırma riski taşır” sözlerine yer verdi. “SORUN FİZİKSEL MEKANIN DEĞİŞMESİ MİDİR? Bilar, Er Meydanı’ndaki mekânsal değişimin, somut olmayan kültürel mirasın sürdürülebilirliği açısından dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini ifade ederek; “Çünkü mekânın taşıdığı tarihsel ve sembolik anlam, geleneğin özgünlüğünü ve sürekliliğini doğrudan besleyen temel unsurlardan biridir. Mekânın değişmesi, UNESCO tarafından tescillenmiş somut olmayan kültürel mirasın özgün bağlamını aşındırabilir; mirasın evrensel değer beyanında vurgulanan tarihsel süreklilik ilkesine zarar verebilir. Bu durum kent kültüründe kimlik kaybına ve hafıza kopuşuna yol açarak, kültürel mirasın yerle bütünleşmiş anlamını zayıflatır. Böylece geleneğin otantik yapısı ve temsil gücü olumsuz etkilenir. Etkinlik, tarihsel derinliğinden koparak yalnızca bir yağlı güreş organizasyonuna dönüşür. Bugün mekânın taşınmasını değil, Kırkpınar Müzesi’ni nereye ve nasıl kurmamız gerektiğini tartışmamız gerekmez miydi? Şimdi sizlere soruyorum; Sorun fiziksel mekânın değişmesi midir? Yoksa tarihe tanıklık eden mekânın ‘anlamının’ yok edilmesi mi? Çünkü bazen toprak aynı kalır; fakat ruh yer değiştirir” diye konuştu. UĞUR AKAGÜNDÜZ

Döleneken; “UNESCO’nun Böyle Bir Derdi Yok” Haber

Döleneken; “UNESCO’nun Böyle Bir Derdi Yok”

Edirne’de Selimiye Camii ve Külliyesi’nin UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne dahil edilme sürecinde Alan Başkanlığı görevini yürüten, Şehir Plancısı ve Edirne Belediyesi eski Başkan Yardımcısı Namık Kemal Döleneken, basın mensupları ile bir araya gelerek Selimiye Camii, Kırkpınar Er Meydanı ve kent gündemi ile ilgili açıklama yaptı. Edirne’yi Tanıtma ve Turizm Derneği (ETTDER) toplantı salonunda düzenlenen toplantıda Döleneken ayrıca Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından Atatürk Bulvarı üzerinde kazı çalışması yapıldıktan sonra temeli ortaya çıkarılan Kadirhane Tekkesinin etrafını çeviren panellere ait ayakların, bölgede yürüyen insanlara olumsuz etkisiyle ilgili de konuştu. “VAKIFLAR BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ ÖZÜR DİLEMELİ” Döleneken, 4 ay önce Kadirhane Tekkesinin önündeki kaldırımda yürürken etrafını çeviren korumalıkların ayaklarına takılarak düşmesi sonucu diz kapağının kırıldığını açıklarken; “Panellerin ayakları kaldırıma uzatılmış. Ben de orada yürürken bunlara takılarak düştüm. Burası Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nün sorumluluğunda. Panellerin ayaklarını içeriye doğru yapsalardı bu kazayı yaşamayacaktım. Maddi ve manevi çok sıkıntı yaşadım. Tazminat davası açmayı düşünmüyorum ama bu şehirde yayalara ait alanlarda güvenle yürünmesi için kıvılcım olsun istiyorum. Vakıflar Bölge Müdürlüğü, benden ve Edirne’den özür dilemeli. Bunu yapmazlarsa bu konuyu mesele edeceğim. Yaya kaldırımlarının yayalar için daha güvenli olması için çaba göstereceğim” ifadelerini kullandı. “SELİMİYE’DE DE SARAY’DA DA NE YAPILDIĞINI AÇILIŞTAN SONRA GÖRECEĞİZ” Selimiye Camii’nin restorasyon çalışmalarında ana kubbesinde yapılmak istenen ve mahkeme süreci ile birlikte iptal edilen çalışmanın rafa kaldırıldığını söyleyen Döleneken; “Tartışmanın işe yaradığını gördük. Bu tür sorunların ortaya çıkmasının bir nedeni de bizdeki gizli iş yapmadır. Kapalı kapılar ardında yapıp bir açılışla her şeyi bitirdiğimizi sanıyoruz. Dünyada böyle değil. Selimiye gibi bir şaheseri restore edecekseniz, birincisi acele etmezsiniz. Gerekirse 10-20 sene sürer. Önemli olan doğru işler yapılması. Biz Edirne’de sarayda da Selimiye’de de ne yapıldığını ancak açılıştan sonra göreceğiz” dedi. “TURİZME KATKISI YÜZDE 100 OLACAKTIR” Döleneken, Edirne Sarayı yeniden yapımı ve Saraçlar Caddesi’ndeki Sokak Sağlıklaştırma Projesi ile ilgili tartışmalar olabileceğini belirterek; “Yapılan işi çok önemli buluyorum. Hem Saraçlar Caddesi’nde hem de Edirne Sarayı’nda yapılanlar turizm amaçlıdır. Bunların teknik olarak değeri yüzde 100 olmasa da turizme katkısı yüzde 100 olacaktır. Çünkü bu şehir, turizm ile yaşamaya çalışan bir şehir” sözlerine yer verdi. “BEYAZ IŞIKTA SELİMİYE’Yİ ALGILAMA ŞANSI OLMUYOR” Selimiye Camii’nin beyaz ışıkla ışıklandırılması ile ilgili konuşan Döleneken; “Beyaz ışık Batı’da hiç yok. Ben Suudi Arabistan’da beyaz ışık kullanıldığını gördüm. Ama Selimiye’de caminin yapısı çok önemli. İlk defa görenler sarsılıyor. Gece de doğru aydınlatıldığında çok etkileyici oluyor. Bu ışığı yaptığın zaman binayı algılama şansın kalmıyor. Bir ışık topu göreceksiniz. Bu konular keşke deneme, test aşamasında değil de biraz daha geniş konuşulabilseydi. Umarım bu konuda da bir daha düşünme imkanları olur. Sonuçta ışık değiştirilmesi zor bir şey değil” dedi. “KÖTÜ BİR YAPIYI SAVUNMANIN BİR ANLAMI YOK” Döleneken, Edirne Sarayı’nın yapımı ile birlikte Sarayiçi’ndeki Kırkpınar Er Meydanı’nın taşınması tartışmaları ve Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nin UNESCO’dan çıkarılabileceğine dair iddiaları da cevaplarken; “UNESCO’ya giren Kırkpınar Yağlı Güreşleri değildir. UNESCO’ya giren Kırkpınar Yağlı Güreşleri Festivali’dir. Şimdiye kadar aşağı yukarı bütün belediye başkanları ‘Panayır olmaktan çıkaracağız’ dedi. Aslında panayır kötü bir şey değil. Kırkpınar da geleneksel olduğu için Somut Olmayan Kültür Mirası Listesi’ne girdi. O yüzden önemli olan festivalin özelliğinin ruhunu korumaktır. Güreşin içindeki ritüellerin hepsi onun parçalarıdır. Bunlardan bir bölümünü çıkarırsan tartışma konusu olur. Sonuçta UNESCO ile ilgili alanı da etkiler. Kırkpınar’ın yapıldığı yer, Kırkpınar’ın vazgeçilmez ögelerinden değil. Su basan bir alanı, Sarayın Has Bahçesi olduğu açık olan bir alanı, sadece taşkınlardan dolayı ciddi bir bilimsel araştırma alanı olabilecek bir alanı kullanıyorsun ve kötü bir yapı. Mutlaka çok daha büyük ve iyisini yapmak lazım. Böyle bir yerdeki ısrarın çok anlamlı olduğunu düşünmüyorum. UNESCO’nun da böyle bir derdi yok. Sadece oradaki kötü bir yapıyı savunmanın bir anlamı yok” diye konuştu. UĞUR AKAGÜNDÜZ

“Uzunköprü’nün Restorasyonu Devlet Sırrı Mı?” Haber

“Uzunköprü’nün Restorasyonu Devlet Sırrı Mı?”

Edirne İl Genel Meclisi’nin bugün düzenlenen toplantısında, Turizm Komisyonu’nun Uzunköprü’nün restorasyonu hakkındaki raporu görüşüldü. Komisyon Başkanı Salih Akar tarafından sunulan raporda, Edirne’nin Uzunköprü ilçesindeki UNESCO Geçici Dünya Mirası Listesi’nde bulunan tarihi Uzunköprü’nün restorasyon çalışmaları hakkında bilgi verdi. “AZAMİ HASSASİYETLE SÜRDÜRÜLMEKTEDİR” Akar, Karayolları Genel Müdürlüğü sorumluluğundaki tarihi köprülerin restorasyon çalışmalarının, bütçe imkanları doğrultusunda titizlikle yürütüldüğünü söylerken; “Bu kapsamda 1266 metre uzunluğu ile dünyanın en uzun taş köprüsü unvanına sahip olan ve UNESCO Dünya Miras Geçici Listesi’nde yer alan tarihi Uzunköprü’deki restorasyon faaliyetleri, yapının tarihi kimliği ve özgün mimari dokusu gözetilerek, onaylı iş programı doğrultusunda azami hassasiyetle sürdürülmektedir” dedi. “BURADA NE YAPILIYOR?” Akar’ın sunumunun ardından konuyla ilgili söz alan CHP Grup Başkanvekili ve Uzunköprü İl Genel Meclis Üyesi Mustafa Üstün, raporda restorasyon ile ilgili hiçbir bilginin bulunmadığını söyleyerek; “Uzunköprü’nün restorasyonu kaç yıldır devam ediyor? Uzunköprü’nün restorasyonu devlet sırrı mı? Kimse bilgi vermek istemiyor. Burada ne yapılıyor? Her tarafı kapandı. Hiçbir bilgiye ulaşamıyoruz” ifadelerini kullandı. “HİÇBİR BİLGİ VERMEDİLER” Üstün’ün ardından konuyla ilgili cevap veren Akar; “Komisyon raporunu hazırlarken hiçbir yerden bilgi alamadık. Birçok kişiyle görüştüm ama hiçbir bilgi vermediler. Raporu hazırlarken de bayağı zorlandık” dedi. “VALİNİN İMZASIYLA GİDEN TALEBE RAĞMEN BİLGİ VERİLMEDİ” Akar’ın ardından konuyla ilgili konuşan Meclis Başkanı Çiğdem Gegeoğlu; “Komisyon Başkanımızın bahsettiği gibi gerçekten ayıptır, saygısızlıktır. Çünkü Uzunköprü’nün araştırılması tüm meclisimizin takdiri ve oylarıyla kabul edilmiş, ardından Sayın Valimizden onaylanarak ilgili kuruma gönderilmiştir. Ama maalesef kurumdan; ‘Gerekli hassasiyetler gösterilerek devam etmiş’ gibi bir cevap gelmiş. Vali Yardımcısını, Anıtlar Kurulunu, Uzunköprü Belediye Başkanını aradık. Daha acısı, kimsenin bilgisi yoktu. Valinin imzasıyla giden bir talebe rağmen meclis bilgi alamıyorsa vatandaş hiçbir şey öğrenemez. Ondan sonra insanların aklına ‘Uzunköprü’de ne oluyor?’ diye farklı şeyler gelir” sözlerine yer verdi. UĞUR AKAGÜNDÜZ

‎İki Genç Kadın Girişimci Edirne’ye Napoli Lezzetini Taşıdı Haber

‎İki Genç Kadın Girişimci Edirne’ye Napoli Lezzetini Taşıdı

‎Edirne'de mutfağa olan ortak tutkularını girişime dönüştüren iki genç kadın, İtalyan mutfağının en özel lezzetlerinden birini Roka isimi ile kente kazandırdı. ‎Uzun yıllardır mutfakla iç içe olduğunu belirten Simge Borman, tatlı ve kahve alanındaki ilgisini İtalyan mutfağıyla genişlettiğini ifade ederek, ‎“Uzun süredir mutfakla ilgileniyorum. Tatlı ve kahve merakımın üzerine İtalyan mutfağını ekleyerek benim için yeni bir dünyanın kapılarını açtım” dedi. ‎KURUMSAL HAYATI GERİDE BIRAKTI ‎Kurumsal hayattaki işinden ayrılarak hayallerinin peşinden giden Betül Yolcu ise keyif aldığı işi yapmanın önemine dikkat çekerek, “İnsanın bu hayatta sevdiği işi yapması gerektiğine inanıyorum. Uzun yıllar çalıştığım kurumsal firmadan ayrıldım ve arkadaşımla ortak tutkumuz olan mutfağı bir işe dönüştürdük. Dünyanın en önemli lezzetlerinden birini Edirnelilerle buluşturmak istedik” diye konuştu. ‎LEZZETİ HAMURUNDA ‎Napoli pizzasının en önemli özelliğinin hamuru olduğunu vurgulayan Simge Borman, “Napoli pizzasını özel kılan şey, hamurunun yapısı. Hamuru oklavayla değil tamamen elle açıyoruz. Kenarlarının kabarık, içinin ise yumuşak kalması bu işin ruhu. Biz de bu geleneği birebir uyguluyoruz” dedi. ‎"FARKINI HEMEN HİSSETTİRİYOR" ‎Pişirme tekniğinin de lezzeti belirlediğini söyleyen Betül Yolcu, “Napoli pizzası çok yüksek sıcaklıkta, odun ateşinde kısa sürede pişiriliyor. Bu sayede dışı hafif çıtır, içi ise yumuşak ve sulu kalıyor. Fırından çıktığında hamuruyla ve kokusuyla farkını hemen hissettiriyor” diye konuştu. ‎"SADECE YEMEK DEĞİL, BİR GELENEK" ‎Napoli pizzasının bir kültür olduğunu belirten Yolcu, “Bu pizza sadece bir yemek değil, bir gelenek. UNESCO tarafından kültürel miras olarak kabul edilmesinin sebebi de bu. Biz de bu kültürü Edirne’ye doğru şekilde taşımaya çalışıyoruz” dedi. ‎MEHMET EFECAN HIDIROĞLU

O Kurul da Selimiye Restorasyonunu Uygun Bulmamış Haber

O Kurul da Selimiye Restorasyonunu Uygun Bulmamış

Mimarlar Odası Edirne Temsilciliği geçtiğimiz pazar günü gerçekleştirdiği 19’uncu Genel Kurul sonrası Attila Ergin üst üste ikinci dönem başkanlığa seçildi. Başkan Ergin Batı Ekspres haber sitesine yürütmeyi durdurma kararı bulunan Selimiye Camii restorasyonu hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Restorasyonun Edirne’deki Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından da iki defa reddedildiğini belirten Ergin; “Selimiye Camii restorasyonu, Edirne’deki Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun da kabul etmediği bir çalışma. Yüksek Anıtlar Kurulu diye tabir edilen bir kurul var. Orada oy çokluğuyla alınmış bir karar uygulanmaya çalışıyor. Aslında Edirne’deki kurul da uygulanmak istenileni kabul etmedi. İki sefer onların onayına sunulmuş ve onlar ret etmişler” dedi. “UNESCO NEZDİNDE KABUL EDİLMEME KORKUMUZ VAR” Selimiye Camii restorasyonunun UNESCO nezdinde kabul edilmeme tehlikesine de dikkat çeken Ergin; “Selimiye Camii'nin restorasyon projelerini yapan meslektaşımızı aradım. O daha önceden Edirne'ye de gelmişti. O konuda fazla gelmeyelim şundan dolayı gelmeyelim. O konu bizim İstanbul şubemiz tarafından mahkemeye verildi. Biz bir noktada davacı konumundayız. Dava sürecini yön vermek gibi olmasın. Yani o konuya pek girmeyelim ama yapılacak restorasyonun UNESCO nezdinde kabul görmemesi halinde UNESCO Dünya Kültür Mirası listesinden çıkarılması tehlikesi bizi son derece ürkütüyor. Bu da göz arzı edilmemesi gereken önemli bir sorun diye düşünüyorum. Şu anda çok sayıda kurum ve kuruluş bu karara karşı dava açtı ve mahkeme yürütmeyi durdurma kararı verdi. Camiye gidip görme şansımız da yok. Çünkü camide de kubbeyi gösterilmeyecek şekilde ufak bir yer ziyarete açık” ifadelerini kullandı. “YENİ YÖNETİM KURULU GÖREV LİSTESİ AÇIKLANDI” Pazar günü yapılan genel kurul hakkında da bilgi veren Ergin; “Yapılan genel kurul sonrası Mimarlar Odası Edirne 19’uncu dönem genel kurulumuzu yaptık. Geçen dönemde ben başkandım. Ondan önceki dönemlerde de yönetim kurulu üyesiydim. 2000-1010 yılında iki dönem başkanlık dönemim oldu. Demek ki arkadaşlarımız, meslektaşlarımız, çalışmalarımızı beğendiler, başka aday çıkmadı” diye konuştu. Genel Kurul Sonrası Mimarlar Odası Edirne Temsilciliği yönetim kurulu şu isimlerden oluştu: Attila Ergin (Başkan), Murat Terzi, Aslı Kırağası, Furkan Tatar, Hande Arıdağ Yaşar ŞENER ŞENTÜRK

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.