Hava Durumu

#Beslenme

Batı Ekspres - Edirne'nin Haber Sitesi - Beslenme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Beslenme haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Uzman Pınar Çalım Uyardı: “Diyet Modasına Dikkat” Haber

Uzman Pınar Çalım Uyardı: “Diyet Modasına Dikkat”

Edirne’de Uzman Diyetisyen Pınar Çalım, son yıllarda beslenme ve sağlıklı yaşam konularına olan ilginin artmasıyla birlikte bilgi kirliliğinin de ciddi boyutlara ulaştığını söyledi. Özellikle sosyal medya platformlarında hızla yayılan diyet önerilerinin büyük kısmının bilimsel dayanağı olmadığını ifade eden Çalım, bu içeriklerin genelleştirilmiş bilgiler içerdiğine dikkat çekti. “BESLENME KİŞİYE ÖZELDİR” Bireylerin artık beslenme alışkanlıklarını profesyonel destek almak yerine sosyal medyadaki içeriklere göre şekillendirdiğini belirten Çalım, bu durumun risklerine değindi. “Beslenme kişiye özgüdür. Her bireyin metabolizması, yaşam tarzı, sağlık durumu ve ihtiyaçları farklıdır” diyen Çalım, tek tip diyet programlarının herkes için uygun olamayacağını vurguladı. “HIZLI DİYETLER SAĞLIĞI TEHDİT EDİYOR” Sosyal medyada sıkça karşılaşılan “hızlı kilo verdiren” diyetlerin kısa vadede etkili gibi görünse de uzun vadede ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirten Çalım, bu tür diyetlerin kas kaybı, metabolizma hızında düşüş ve verilen kilonun geri alınması gibi olumsuz sonuçlar doğurduğunu ifade etti. Ayrıca bu süreçte bireylerde yeme davranışı bozuklukları ve olumsuz beden algısı gelişebileceğine de dikkat çekti. DETOKS UYARISI: “ÇOĞU GEREKSİZ” Çalım, “detoks” adı altında sunulan birçok uygulamanın da bilimsel dayanağının bulunmadığını belirterek, sağlıklı bir vücudun zaten kendi detoks mekanizmasına sahip olduğunu söyledi. Karaciğer ve böbreklerin bu süreci doğal olarak gerçekleştirdiğini ifade eden Çalım, dışarıdan uygulanan kürlerin çoğu zaman gereksiz, bazı durumlarda ise zararlı olabileceğini dile getirdi. “DOĞRU BİLGİYE ULAŞMAK ŞART” Beslenmede en önemli noktanın doğru bilgiye ulaşmak olduğunu belirten Çalım, güvenilir kaynakların tercih edilmesi gerektiğini vurguladı. Beslenmenin popüler akımlara göre değil, bilimsel veriler doğrultusunda ve kişiye özel planlanması gerektiğini söyledi. “SAĞLIKLI BESLENME BİR TREND DEĞİL” Son olarak sosyal medyanın doğru kullanıldığında faydalı bir araç olabileceğini ifade eden Çalım, sağlık söz konusu olduğunda bilimsel ve sürdürülebilir yaklaşımların tercih edilmesi gerektiğini belirtti. Çalım, “Sağlıklı beslenme bir trend değil, yaşam boyu sürdürülebilir bir alışkanlıktır” diyerek sözlerini tamamladı. HİLAL PEKER

Dr. Dyt. Sıdal’dan EDAK’a Afette Beslenme Eğitimi Haber

Dr. Dyt. Sıdal’dan EDAK’a Afette Beslenme Eğitimi

Edirne’de Doktor Diyetisyen Begüm Sıdal tarafından Edirne Arama Kurtarma Derneği’ne (EDAK) “Afet ve Acil Durumlarda Arama Kurtarma Personeli Beslenmesi” konulu eğitim verildi. EDAK toplantı salonunda düzenlenen eğitime; EDAK Yönetim Kurulu Başkanı Şafak Çekver, yönetim kurulu üyeleri ve dernek üyeleri katıldılar. Dr. Dyt. Sıdal, eğitimde afet durumlarında besin güvencesini ve güvenliğini sağlamanın, enerji ve besin ögesi gereksinimlerini karşılamanın, sağlıklı beslenme ilkelerini göz önünde tutmanın, çevresel koşulları düzenlemenin, fizyolojik duruma ve risk gruplarına göre beslenmenin önemine dikkat çekti. Sıdal, afet ve acil durumun ilk saati ile 72’nci saati aralığında sunulan beslenme hizmetinin, iyileşme, rehabilitasyon ve yeniden yapılandırma sağlanıncaya dek süren bir erken dönem uygulaması olduğunu söyleyerek; “Bu dönemde genellikle pişirme imkanının olmaması ve/veya güvenli olmaması sebebiyle işlenmeden tüketilebilecek besin hijyeni sağlanabilen gıdalar tercih edilir” ifadelerini kullandı. Afet durumunda verilebilecek acil besin türlerinin; tahıllar (ekmek, bulgur, pirinç, makarna, simit vb.), kuru baklagiller (kuru fasulye, nohut, barbunya, mercimek), kuru meyveler (incir, kuru üzüm, kuru kaysı, hurma, kurutulmuş elma), kuruyemiş, yağlı tohumlar (fındık, fıstık, ceviz, kaju, badem vb.) et, balık (kurutulmuş, konserve), paketlenmiş kahvaltılık ürünler (bal, reçel, tere yağ, tahin pekmez, krem peynir, fındık kreması, zeytin, tahin helvası vb.), zenginleştirilmiş bisküvi, protein barları, UHT süt, meyve suları, taze meyveler (portakal, mandalina, muz gibi elle soyulabilecek, yıkanmaya gereksinim duyulmayacak meyveler) olduğunu belirtti. Sıdal; “Afet ve acil durumu takip eden kritik saatlerde afetzedelere ve arama kurtarma ekiplerine sıcak bir içeceğin (çorba, çay, yüksek enerjili yiyecekler vb.) verilmesi, beslenme ihtiyacını karşılarken; aynı zamanda afetten etkilenen insanlara psikolojik destek sağlayacaktır” dedi. Hastalık yapıcı bakterilerin yok edilebilmesi için besinler pişirilmesi gerektiğine de dikkat çeken Sıdal; “Birçok bakteri 70 derece ve üzerinde yok olur, fakat bazıları 100 derece üzerinde canlı kalabilmektedir. Bazı bakteriler ısıya dayanıklı sporlar üretmektedir. Bu sporlar yüksek sıcaklıkta bile üreyebilmekte ve canlı kalabilmektedir. Bu nedenle pişmiş besinler tüketilene dek 60-65 derece üzerinde bekletilmelidir. Uzun süre oda sıcaklığında bekletilmiş olan, çabuk bozulan besinler ısıya dayanıklı toksin içerebilir ve bunlar pişirme ile yok edilemez. Uzun süre oda ısısında bekletilen süt ürünleri, süt bazlı tatlılar, et, balık ve kümes hayvan etleri gibi besinler kullanılmamalıdır” sözlerine yer verdi. Besinler için tehlikeli sıcaklık aralığının 5-65 derece olduğunu hatırlatan Sıdal; “Pişirme sonrasında besinler mümkün olan en kısa sürede tüketilmelidir. Yemekler ortam sıcaklığında 2 saatten daha uzun bir süre bekletilmemelidir. Sıcak besinler 60-65 derecede servis edilmelidir. Pişmiş besinleri depolayacak soğuk depo olanakları yoksa ihtiyaç kadar besin pişirilmelidir” dedi. Sıdal, arama kurtarma personeli için beslenme stratejilerini açıklarken; “Personelin günlük kalori ihtiyacı, normalden çok daha yüksektir. Protein, karbonhidrat ve sağlıklı yağ dengesi korunmalıdır. Fiziksel efor sonucu oluşan su kaybını önlemek için günde en az 2,5-3 litre su içilmelidir. Protein barları ve enerji barları, hareket halindeyken tüketim için idealdir. Kuruyemiş ve kuru meyve karışımları, potasyum ve sağlıklı yağ sağlar. Konserve gıdalar, ton balığı, barbunya pilaki gibi. Krakerler ve ekmek üstü ezmeler, enerji yoğunluğu yüksek olduğu için fıstık ezmesi tercih edilebilir. Çok yağlı ve kızartma yemeklerden, aşırı şekerli gıdalardan, güvenilir olmayan ve açıkta satılan yiyeceklerden ise kaçınılması gerekir” ifadelerine yer verdi. Sıdal, sunumunun ardından katılımcıların sorularını yanıtladı. Etkinlik, EDAK Yönetim Kurulu Başkanı Şafak Çekver tarafından Sıdal’a teşekkür belgesinin takdim edilmesi ile sona erdi. UĞUR AKAGÜNDÜZ

Bayram Sofralarında Denge Uyarısı: “Kısıtlamayın, Sağlıklı Seçin” Haber

Bayram Sofralarında Denge Uyarısı: “Kısıtlamayın, Sağlıklı Seçin”

Edirne’de Uzman Diyetisyen Pınar Çalım, Ramazan Bayramı’nda doğru beslenme alışkanlıklarının önemine dikkat çekti. Ramazan ayı boyunca değişen beslenme düzeninin bayramla birlikte yeniden normale dönmesi gerektiğini ifade eden Çalım, bu geçiş sürecinde yapılan hataların sindirim problemlerine ve kan şekeri dengesizliklerine yol açabileceğini söyledi. Ramazan ayında uzun süreli açlık, azalan öğün sayısı ve değişen yemek saatlerinin vücudun metabolik ritmini etkilediğini belirten Çalım, “Bir ay boyunca iftar ve sahur düzenine alışan vücudumuz için bayram, aslında normal düzene geçiş dönemidir. Bu nedenle beslenmede ani ve aşırıya kaçan değişikliklerden uzak durulmalıdır” dedi. “GÜNE HAFİF BİR KAHVALTIYLA BAŞLAYIN” Bayram sabahlarının zengin sofralarla başladığını ancak bunun bazı sağlık sorunlarını beraberinde getirebileceğini ifade eden Çalım, uzun süren açlık sonrası ağır ve yağlı yiyeceklerin mideyi zorlayacağını söyledi. Çalım; “Güne hafif ve dengeli bir kahvaltıyla başlamak en doğru tercih olacaktır. Peynir, zeytin, yumurta, tam tahıllı ekmek ve taze sebzelerden oluşan bir kahvaltı sağlıklı bir başlangıç sağlar. Kızartma ve yağlı hamur işlerinden özellikle kaçınılmalıdır” diye konuştu. TATLI TÜKETİMİNDE PORSİYON KONTROLÜ ŞART Bayram ziyaretlerinin vazgeçilmezi olan tatlı ve şekerlemelere de değinen Çalım, gün içinde farklı evlerde yapılan ikramların farkında olmadan aşırı şeker tüketimine yol açabileceğini vurguladı. Çalım, “Her ikramdan küçük porsiyonlar tercih edilmeli. Şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlılar ya da meyve tüketimi daha sağlıklı bir seçenek olacaktır” ifadelerini kullandı. HIZLI YEMEK VE SUSUZLUK UYARISI Ramazan sonrası en sık yapılan hatalardan birinin hızlı ve kontrolsüz yemek yemek olduğunu belirten Çalım, yemeklerin yavaş tüketilmesi ve iyi çiğnenmesinin sindirim sistemi açısından önemli olduğunu dile getirdi. Su tüketiminin de ihmal edilmemesi gerektiğini söyleyen Çalım, “Ramazan’da azalan su tüketimi bayramla birlikte artırılmalı. Günlük ortalama 2–2,5 litre su içilmeye özen gösterilmeli” dedi. HAREKETİ İHMAL ETMEYİN Bayramda sadece beslenmenin değil, fiziksel hareketin de önemli olduğuna dikkat çeken Çalım, aile ziyaretleri arasında yapılacak kısa yürüyüşlerin sindirimi kolaylaştıracağını ve alınan kalorinin dengelenmesine yardımcı olacağını belirtti. “ÖNEMLİ OLAN KISITLAMA DEĞİL, DENGE” Bayramların paylaşma ve birlik duygusunun ön planda olduğu özel günler olduğunu hatırlatan Çalım; “Bu güzel günlerin keyfini çıkarırken beslenmede dengeyi korumak gerekir. Sağlıklı beslenme kısıtlamak değil, doğru dengeyi kurabilmektir” diyerek sözlerini tamamladı. Çalım, tüm vatandaşların Ramazan Bayramı’nı kutlayarak sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir bayram geçirmeleri temennisinde bulundu.

Edirne Dişhekimleri Odası’ndan Farkındalık Çağrısı Haber

Edirne Dişhekimleri Odası’ndan Farkındalık Çağrısı

Edirne Dişhekimleri Odası Başkanı Dt. Agah Tümay Akgün, 20 Mart Dünya Ağız Sağlığı Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, ağız ve diş sağlığının yalnızca bireysel bir konu olmadığını, aynı zamanda halk sağlığı açısından büyük önem taşıdığını belirtti. Akgün, düzenli diş fırçalama, dengeli beslenme ve periyodik diş hekimi kontrollerinin yaşam kalitesini artırdığına dikkat çekerek, toplumun tüm kesimlerini sağlıklı ağız ve diş alışkanlıkları edinmeye davet etti. “FARKINDALIK GÜNÜDÜR” Akgün, “20 Mart Dünya Ağız Sağlığı Günü, ağız ve diş sağlığına yönelik farkındalık çalışmalarının kamuoyunda görünürlük kazanmasını amaçlayan uluslararası bir farkındalık günüdür. Bu kapsamda her yıl Dünya Dişhekimleri Birliği (FDI) tarafından ortak bir tema belirlenmektedir. 2026 yılı teması ‘Mutlu bir ağız, mutlu bir hayat’ olarak ilan edilmiştir. Türk Dişhekimleri Birliği (TDB) olarak bu tema doğrultusunda, ağız ve diş sağlığının toplumun tüm kesimlerinde anlaşılır, erişilebilir ve sürdürülebilir bir yaklaşımla ele alınmasını önemsiyoruz. Bu çerçevede yıl boyunca eğitim faaliyetleri ve toplumsal farkındalık çalışmaları yürütmekte; dijital platformlar ve sosyal medya aracılığıyla koruyucu ağız ve diş sağlığına ilişkin bilimsel içerikler üreterek geniş kitlelere ulaşmayı hedeflemekteyiz. Ağız ve diş sağlığının korunmasında günlük alışkanlıklar temel belirleyici unsurlardır. Günde en az iki kez florürlü diş macunu ile dişlerin fırçalanması düzenli ağız bakımının temelini oluşturur. Bununla birlikte beslenme alışkanlıkları ile ağız ve diş sağlığı arasında güçlü bir ilişki bulunmaktadır. Şekerli ve asitli gıdaların sık tüketimi ağız sağlığını olumsuz etkilerken; dengeli ve sağlıklı beslenme, koruyucu ağız sağlığı uygulamalarını desteklemektedir. Yürütülen çalışmalarla, koruyucu ağız ve diş sağlığı uygulamalarının günlük yaşamın doğal bir parçası haline gelmesi amaçlanmaktadır. Aynı zamanda ağız ve diş sağlığının yalnızca bireysel bir konu değil, önemli bir halk sağlığı alanı olduğu bilinciyle; ilgili kamu kurumları ve paydaşlarla iş birliği geliştirilmekte, çok yönlü ve sürdürülebilir projeler hayata geçirilmektedir. Ağız ve diş sağlığı yalnızca fiziksel sağlıkla sınırlı değildir; bireyin psikolojik iyilik hali, özgüveni ve sosyal yaşamı üzerinde de doğrudan etkilidir. Sağlıklı bir ağız ve gülümseme yaşam kalitesini artırırken, ağız ve diş sağlığı sorunları fiziksel, psikolojik ve sosyal açıdan olumsuz sonuçlara yol açabilmektedir. ‘Mutlu bir ağız, mutlu bir hayat’ anlayışıyla toplumun tüm kesimlerini düzenli ağız bakımı alışkanlıkları edinmeye, dengeli beslenmeye ve periyodik diş hekimi kontrollerini ihmal etmemeye davet ediyoruz” dedi. HABER MERKEZİ

Edirne’de Uzman Diyetisyenden Ramazan’da Beslenme Uyarısı Haber

Edirne’de Uzman Diyetisyenden Ramazan’da Beslenme Uyarısı

Edirne’de Uzman Diyetisyen Kıymet Pınar Çalım, Ramazan ayında iftar sonrası sık yaşanan mide ağrısı, şişkinlik ve yanma hissine ilişkin açıklamalarda bulundu. Uzun süreli açlığın ardından yapılan beslenme hatalarının sindirim sistemini zorladığını belirten Çalım, doğru beslenme alışkanlıklarıyla bu şikayetlerin önüne geçilebileceğini ifade etti. İFTARDA NEDEN MİDE AĞRISI YAŞANIR? Ramazan boyunca gün içinde uzun süre aç kalan vücudun sindirim sisteminin daha yavaş çalıştığını belirten Çalım, iftarla birlikte kısa sürede fazla ve ağır yiyecek tüketmenin mideyi zorladığını söyledi. Bu durumun mide ağrısı, hazımsızlık ve rahatsızlık hissine yol açabildiğini dile getirdi. HIZLI YEMEK ŞİKAYETLERİ ARTIRIYOR İftarda yemeğin hızlı tüketilmesinin mide hacminin aniden genişlemesine neden olduğunu ifade eden Çalım, tokluk hissinin geç oluşması nedeniyle gereğinden fazla yemek yenebildiğini belirtti. Bunun da mide ağrısı ve şişkinlik şikayetlerini artırdığını kaydetti. İFTARA HAFİF BAŞLAMAK ÖNEMLİ Yağlı, kızartılmış ve yoğun baharatlı yiyeceklerle oruç açmanın mide asidini artırarak yanma hissine neden olabileceğini vurgulayan Çalım, iftara su ve hafif bir çorba ile başlanmasını önerdi. Ana yemeğe geçmeden önce kısa bir ara vermenin sindirimi kolaylaştıracağını söyledi. TATLI VE GAZLI İÇECEKLERE DİKKAT Gazlı içecekler ile şerbetli tatlıların mide rahatsızlıklarını tetikleyebileceğini belirten Çalım, tatlı tüketiminin iftardan hemen sonra değil, ilerleyen saatlerde ve küçük porsiyonlarla yapılmasının daha sağlıklı olacağını ifade etti. KÜÇÜK DEĞİŞİKLİKLER BÜYÜK FARK YARATIYOR Çalım, iftar sonrası mide ağrısını önlemek için yavaş yemek, porsiyon kontrolü yapmak ve yağlı yiyecekleri sınırlamanın yeterli olabileceğini belirterek Ramazan ayında yapılacak küçük beslenme düzenlemelerinin sindirim sağlığını koruyarak sürecin daha rahat geçirilmesine katkı sağlayacağını sözlerine ekledi. HİLAL PEKER

Sıdal, Ergenlikte Beslenmeyi Anlattı Haber

Sıdal, Ergenlikte Beslenmeyi Anlattı

Edirne’de Toplumsal Araştırmalar, Kültür ve Sanat İçin Vakıf (TAKSAV) İl Temsilciliği ve Edirne Kent Konseyi (EKK) Çocuk Meclisi iş birliğiyle “Ergenlikte Beslenme” konulu etkinlik düzenlendi. TAKSAV Edirne İl Temsilciliği salonunda düzenlenen etkinlikte Dr. Dyt. Begüm Sıdal, katılımcılara “Ergenlikte Beslenme” konusunda sunum yaptı. Etkinliğe EKK Başkanı Özer Demir, EKK Çocuk Meclisi Başkanı İlayda Güder ile Çocuk Meclisi Üyeleri ve veliler katıldı. “BÜYÜME VE GELİŞMEYİ ENGELLER” Dr. Dyt. Sıdal, sunumunda yeme bozukluğuna dikkat çekerek; “Yeme bozuklukları aslında yetersiz ya da aşırı beslenmenin yanı sıra fiziksel, ruhsal ve psikolojik sorunlara yol açabilen bir hastalık tanımıdır. Yeme bozuklukları, ergenlerde fiziksel, duygusal ve davranışsal büyüme ve gelişmeyi engel olan ve potansiyel yaşamını da tehdit eden bir etkiye sahiptir” ifadelerini kullandı. “ERKEN TANI ÇOK ÖNEMLİDİR” Ergenlik döneminde büyüme hızındaki artışın, ergenlerin besin ve enerji ihtiyaçlarının artmasına sebep olduğunu söyleyen Sıdal “Sonuçta görülen yeme bozuklukları da ergenlerde büyüme ve gelişmeyi yavaşlatmakta, durdurmakta hatta birçok hastalığa sebebiyet vermektedir. Her hastalıkta olduğu gibi erken tanı çok önemlidir. Ne yazık ki keşfedilemeyen ve tedavi göremeyen ergenlerde geri dönüşümsüz hatta ölümle sonuçlanacak sıkıntılar meydana gelebilmektedir” dedi. “ERGENLİKTE 4 ALT GRUBU MEVCUT” Sıdal, yeme bozukluklarının 8 alt gruba ayrıldığını belirterek; “Ergenlikte görülenler ise 4 alt grubumuz mevcut. Bunlar; anoreksiya nervoza, bulimia nervoza, atipik yeme bozuklukları ve tıkınırcasına yeme bozukluğudur” sözlerine yer verdi. “KÜLTÜREL TUTUMLAR NEDENİYLE OLABİLİYOR” Yeme bozukluğunu destekleyen faktörleri de açıklayan Sıdal; “Kültürel tutumlar; ergenlik dönemlerinde kadınların genç görünmesini hedef alan, gelişimine engel olan hatta boyunun uzamasına bile engel olacak beslenme davranışları görüyoruz. Dünyanın farklı bölgelerinde de ergenlere çok ciddi miktarda kaloriler yükleyip ‘Şişmanlık bir zenginlik göstergesidir’ diyerek genç yaşta diyabet ve obezite ile tanıştırabiliyorlar. Bu tür kültürel tutumlar nedeniyle yeme bozuklukları olabiliyor” dedi. “SOSYAL MEDYA DEZENFORMASYONLARA ÇOK AÇIK” Sıdal, sosyal medyanın etkisine de dikkat çekerek; “Sosyal medya iyi kullanıldığında tabii ki güzel bir şey. Ancak sosyal medya denetlenmediği için dezenformasyonlara çok açık bir halde. İnsanlar her paylaşımı doğru olarak kabul edebilirler. Özellikle gençlerimiz buna çok müsaitler. Çünkü örnek aldıkları kişiler var. Bu da çok normal çünkü bu dönemde bir kimlik arayışı var. Bu kişilerin dediklerini uygulamalarından dolayı sosyal medya da yeme bozuklukları açısından son derece mühim” ifadelerine yer verdi. “AKRAN ZORBALIĞI CİDDİ BİR BUNALIM YARATABİLİYOR” Akran zorbalığı nedeniyle de yeme bozukluğunun ortaya çıkabileceğini söyleyen Sıdal “Hayatımızın her döneminde yaşıtlarımızdan zorbalığa maruz kalıyoruz ki bu da özellikle ergenlik döneminde çocukların psikolojilerinde ciddi bir bunalım, başkalaşım yaratabiliyor. Ergen aynaya baktığında vücudunu tanımaya çalışıyor. Aslında yepyeni bir beden oluşuyor, ikincil bir kimlik kazanıyor. Bu ikincil kimlik ona bazen de keyif vermemeye, kendisini sorgulamaya sebep oluyor. Kendinden memnun olmayan ergenlerde de yeme bozuklukları oldukça sık görülebiliyor” dedi. “AİLELER DOĞRU BESLENMEYE TEŞVİK ETMELİ” Sıdal, günümüzde empoze edilen ideal kadın ve ideal erkek formlarının bulunduğunu belirterek “Erkeklerde Herkül gibi kaslı olma, kadınlarımızda da ne yazık ki sıfır beden algısı var. Gelişmeyi ve büyümeyi etkileyen en önemli etkenlerden birisi sıfır beden algısıdır. Sosyal medyada ‘Zayıf kadın, güzel kadındır’ algısı mevcut. Bundan da genç kızlarımız çok fazla etkilenmektedir. Ailenin kilo konusundaki tutumu da burada çok önemlidir. Özellikle çok baskın bir ebeveynin kilo konusunda çocuğuna yıkıcı eleştiriler yapması negatif olarak etkiler. O yüzden ailenin yapıcı tavırlarla çocuğu doğru beslenmeye teşvik etmesi son derece önemlidir” sözlerine yer verdi. KATILIMCILARIN SORULARINI YANITLADI Sıdal, sunumunda ayrıca sağlıklı beslenme konusunda da örneklere yer verdi. Sunumunun ardından Sıdal, katılımcı çocukların ve ailelerinin sorularını yanıtladı. Sunumunda sonunda EKK Çocuk Meclisi Başkanı İlayda Güder, Sıdal’a çiçek takdim ederek teşekkür etti. UĞUR AKAGÜNDÜZ

Edirne Afete Hazır: “Günde 15 Bin Kişiye Yemek Kapasitemiz Var” Haber

Edirne Afete Hazır: “Günde 15 Bin Kişiye Yemek Kapasitemiz Var”

Edirne’de, 6 Şubat 2023’te meydana gelen ve “asrın felaketi” olarak adlandırılan Kahramanmaraş merkezli depremleri anmak amacıyla Edirne Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi’nde “Hafıza ve Bilim” konferansı düzenlendi. Konferansa Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, Edirne Baro Başkanı Av. Gökhan Karakoç, Trakya Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mustafa Tan, jeolog ve akademisyen Prof. Dr. Okan Tüysüz, siyasi parti temsilcileri, ilçe belediye başkanları, kurum müdürleri ve çok sayıda vatandaş katıldı. Programda konuşan Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, 6 Şubat depremlerinin yalnızca bir anma günü değil, aynı zamanda sorumluluk günü olduğunu vurguladı. “YIKIMI BÜYÜTEN ŞEY İHMAL” Depremin bir doğa olayı olduğunu ancak yıkımın kader olmadığını vurgulayan Gencan, “Yıkımı büyüten şey ihmal, hazırlıksızlık ve ‘sonra bakarız’ anlayışıdır. Bu nedenle hatırlamak yetmez, hazırlıklı olmak gerekir. Afetin ne zaman geleceğini bilemeyiz ama geldiğinde ne kadar can kaybı yaşayacağımızı ve ne kadar hızlı toparlanacağımızı bugünden yaptığımız hazırlıklar belirler” dedi. “AFETLER SINIR TANIMAZ” Edirne’de fay hattı bulunmamasının risk olmadığı anlamına gelmediğini ifade eden Gencan, “Edirne bir fay hattı üzerinde olmayabilir ancak afetler sınır tanımaz. Olası bir Marmara depreminde Edirne yalnızca kendini koruyan değil, bölgesine destek veren bir kent olmak zorundadır” diye konuştu. “AFET ANINDA BAŞARI KOORDİNASYONLA MÜMKÜN” Edirne Belediyesi olarak afet konusunu şehir yönetiminin temel omurgası haline getirdiklerini belirten Gencan, sivil toplum kuruluşlarıyla güçlü iş birlikleri kurduklarını söyledi. Arama kurtarma alanında faaliyet gösteren EDAK, MAT ve AMADER ile protokoller imzaladıklarını aktaran Gencan, “Bu kurumları yalnızca desteklenen yapılar olarak değil, birlikte yol yürüdüğümüz paydaşlar olarak görüyoruz. Çünkü afet anındaki başarı, önceden kurulmuş koordinasyonla mümkündür” ifadelerini kullandı. “OLASI BİR DEPREMDE 15 BİN KİŞİYE KESİNTİSİZ YEMEK” Afet hazırlığının yalnızca arama kurtarma faaliyetlerinden ibaret olmadığını vurgulayan Gencan, afet sonrası beslenme ve lojistiğin hayati öneme sahip olduğunu belirtti. Bu kapsamda hayata geçirilen Mutfak Edirne projesinin kriz anlarında devreye girecek stratejik bir altyapı olduğunu ifade eden Gencan, “Olası afet ve kriz anlarında günlük 15 bin kişiye kadar kesintisiz yemek ve lojistik destek sağlayabilecek kapasiteyi bugünden oluşturduk. Bu şehirde en zor günde bile kimsenin yalnız ve çaresiz kalmasına razı değiliz” dedi. Gencan, konuşmasının sonunda depremde hayatını kaybedenler için başsağlığı diledi. MERT ERİŞKİN

Diyetisyen Çalım’dan Yaz Ayları İçin Beslenme Önerisi Haber

Diyetisyen Çalım’dan Yaz Ayları İçin Beslenme Önerisi

“Marul, roka, nane, tere, maydanoz gibi taze yeşillikler; yaz aylarında hem sağlığımız hem de formumuz için en büyük destekçilerimizden olabilir” diyen Çalım, bu yeşil sebzelerin yüksek su ve lif içeriğiyle hem sindirimi kolaylaştırdığını hem de uzun süre tokluk sağladığını vurguladı. Çalım, bu özellikleri sayesinde yazın sıkça karşılaşılan ara öğün kaçamaklarının da önüne geçilebileceğine dikkat çekti. Yeşilliklerin sadece düşük kalorili olmalarıyla değil, aynı zamanda içerdiği antioksidanlar, C vitamini, folik asit ve potasyum gibi bağışıklık destekleyici vitamin ve minerallerle de öne çıktığını belirten Çalım, “Vücudu arındıran bu besinler, aynı zamanda cilt sağlığına da katkı sağlar. Güneşli yaz günlerinde cildinizin parlak kalmasına destek olur” dedi. PEKİ YEŞİLLİKLERİ NASIL TÜKETMELİYİZ? Diyetisyen Pınar Çalım, yeşillikleri beslenme rutinine dahil etmenin birçok kolay ve lezzetli yolu olduğunu ifade ederek şunları söyledi: “Güne taze maydanoz ve limonlu su ile başlamak, öğle ve akşam öğünlerinde bol yeşillikli salatalar hazırlamak ya da yeşillikleri smoothie’lere eklemek çok faydalı olacaktır. Ancak özellikle yazın artan mikrobiyal risklere karşı, yeşilliklerin çok iyi yıkanması, gerekiyorsa sirkeli veya karbonatlı suda bekletilmesi çok önemli.” Bol Yeşillikli Yaz Salatası Tarifi de Diyetisyen Pınar Çalım’dan: Malzemeler: 1 avuç roka 1 avuç taze ıspanak veya bebek marul 5-6 dal maydanoz 5-6 dal taze nane 1 küçük salatalık (kabuklu, halka doğranmış) 1 küçük domates veya 6-7 adet cherry domates (ikiye bölünmüş) 1/4 avokado (isteğe bağlı, dilimlenmiş) 1 yemek kaşığı haşlanmış kinoa veya karabuğday 1 tatlı kaşığı zeytinyağı 1/2 limonun suyu 1 tutam tuz, karabiber Üzeri için: 1 tatlı kaşığı kavrulmamış kabak çekirdeği veya ceviz içi Hazırlanışı: “Yeşillikleri güzelce yıkayıp kuruttuktan sonra geniş bir kaseye alın. Diğer tüm malzemeleri ekleyin, limon suyu, zeytinyağı ve baharatlarla tatlandırıp karıştırın. Üzerine dilerseniz peynir kırıntıları veya yoğurt bazlı bir sos da ekleyebilirsiniz.” Çalım son olarak, “Bu salata, C vitamini, lif ve sağlıklı yağlar açısından oldukça zengindir. Yanına 1 dilim tam tahıllı ekmek ekleyerek dengeli ve hafif bir öğün elde edebilirsiniz” diye konuştu. ERGİN SÖZER

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.